Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / HESAP VE MİZAN HAKTIR, YAŞANACAKTIR
imanilmihali.com
imanilmihali.com

HESAP VE MİZAN HAKTIR, YAŞANACAKTIR

HESAP VE MİZAN HAKTIR, YAŞANACAKTIR

Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?” (Nisa 4/87)

Dini literatürde Müslüman; Allah’a teslim olan, İslam’ın şartlarını kabul etmiş, imanın şartlarını detaysız ve muhakemesiz kabul etmiş kullardır. İslam’a giren kimse; ayette belirtildiği gibi iman kalplerine henüz girmemiş olanlardır ki Müslümanların mü’min mertebesine yükselememiş olanları da bu cümledendir.

Nihayi hedef olan Mü’min ise; iman eden, imanı tafsili yani detaylı ve tahkiki yani ikna olarak kabullenmiş, sadece ve sadece Allah’a kulluk edip, dini, tevhidi ruhunda, kalbinde ve aklında hisseden, niyet ve amelleri ile doğru yoldan ayrılmamaya gayretli, temiz, dürüst ve mütevazi yaşamı seçen Müslüman demektir.

Ve cennetlere sadece mü’minler girecektir. Çünkü ilk emir olan tevhidin ve imanın dinen karşılığı imandır. Mü’min bu hak ve hakikate teslim olan, bunu yaşam felsefesi edinen, menfaat ve dünya malı için yolundan ayrılmayan has kullardır. Nitekim bu duygu akıl ve kalbe yerleşmedikçe kul mü’min olamaz ve cennete de giremez.

Şefaat ile ilgili masalların abartılı olmasındaki gaye, bu hurafeleri yayarak kulları suç işlemekten korkmayan bir hale getirmek ve farz emirleri, Hududullah’ı yani Allah’ın sınırlarını fütursuzca aşan kulların gönüllerine çokça zararlı olarak su serpmektir ki çok büyük bir hatadır. Hatadırçünkü Rabbimizin koyduğu yasak sınırlarını aşmakta sakınca görmeyenlerin şefaat masalları ile kurtulabilmesi mümkün değildir. Daha açık söylersek “Allah’ın razı olmadığı kullara kimse şefaat edemez.” Allah’ın sınırlarına razı olmayan kullardan da Rabbimizin razı olması söz konusu değildir.

O halde asıl gaye iman etmek, fıtrata ve tevhide uygun yaşamak, rehber olarak Kur’an’ı baş tacı ve tek yol gösterici kabul etmek ve Allah’ın sınırlarına uymaktır.

Az yukarıdaki nasılsa kurtaracak birileri bulunur mantığını zehirli bir şırınga gibi enjekte edenlerin gayesi ayetleri boşa çıkarmak ve İslam’ı yozlaştırmaktır ki bunu yaparken kullanılan ilk silah ta uydurma sünnetleri farzların yani Allah emirlerinin üzerine çıkarmaktır.

Öte yandan en büyük şefaatçi Kur’an’dır. Yani öğüt, nasihat, teşvik, yasak, men ve tembihlerin kıssalarla açıklandığı ayetler, dinin sahibi olan Allah’ın kuralları ve beklentileridir ki Kur’an ayetlerinde yazılı olmayan hususları tamamlanmaya muhtaç göstermek ve ayetleri yorumlanmadığı halde anlaşılmaz kılmak büyük ve kirli bir oyundur. Oyunun en büyüğü ise bu tezi savunarak insanları anlayarak okumaktan men etmektir ki bu gayeye hizmet edenlerin zaten Allah’a teslimiyetle alakaları yoktur.

Buradan varacağımız netice şudur ki; dünya sınavı, kainatın, mahlukatın ve en nihayetinde insanın yaratılışı bir oyun değildir. Yüce Allah yaşamı boşuna yaratmamıştır ve bu sınavın sonunda elbet kazanan ve kaybedenler olacaktır. Rabbimizin rahmeti her şeyin üzerinde olsa bile, bu dünyada fütursuzca azap ve nifak tohumlrı atanların, günah ve haramlardan kaçınmayanların akibeti karanlık olacak, cezaları en azından Allah’a ve Kur’an’a yaptıkları haksızlıklar kadar büyük olacaktır. Aynı haksızlık hakkında sayısız yalan hadis ve sünnet uydurulan Rahmet Peygamberi için de geçerlidir ki kendisi de ahirette hem kendisine yapılan haksızlıktan ve hem de ümmetin Kur’an’ı hayatın dışına itmesinden dolayı bizlerden şikayetçi olacaktır.

Burada bir kritik nokta da şudur ki İslamın şartları arasında yer alan iman, imanın şartları arasında yer alan altı konu başlığını örtecek kadar maalesef cılızdır ve insanlar sadece inanmayı iman etmek sanacak kadar cahil, zalim ve nankördür.

Oysa ahiret haktır ve yaşanacaktır. hesap ve mizan, helalleşme, cennet ve cehennem haktır yaşanacaktır.

Niyet ve amellerin, sakınma ve cihadların, iyilik ve kötülükle mücadelenin an ve an kaydedildiği bu yaşamımız kısa süreli bir fani hayattır. Asıl hayatta kazananlar bu dünyada sınava en ciddi hazırlanan ve gereğini yapmaya çalışanlardır.

O halde yapılacak şey; imanın zerresinden taviz vermeden, sadece Allah’ı bilip O’ndan istemek, mü’mini kardeş, Allah düşmanlarını düşman edinmektir ki en büyük düşman şüphesiz İblis ve soyudur. kafirlerin, münafık ve müşriklerin en büyük destekçisi İblis ahdi gereği kötülüğü süslü göstermeye ve Allah’ın verdiği süre devamınca imanı zayıf veya imansız kulları kandırmaya devam edecektir. Kanan, aldanan, tereddüt eden, sınavı yok sayan veya hafife alan ise kaybedecektir.

Şu anki yaşantımıza bu gözle bakacak olursak pek çoğumuzun dünya malı ve menfaat uğruna çoktan İblisin saflarına geçtiğimiz ortadadır.Akibetimiz de hem ferdi hem toplu olarak karanlık olacaktır.

Ahiret unutsak ve umursamasak, birileri bizi şefaat masalları ile kandırsa da, İblis bizi Allah affeder diye kandırsa da…. haktır, yaşanacak ve kimseye zerre kötülük ve haksızlık yapılmayacaktır.

Kimsenin kimsenin günahını üstlenemeyeceği o günde sonra cennetlere girecek bile olsak mahşerde şefaate muhtaç olmanın ızdırabı bile tahmin edilemeyecek kadr büyüktür.

Akıl ve ruh, şuur ve kalp nefsi yenemedikçe has kullar olunamaz ve kamil insan müftüler fetvada verseler kalbine danışandır. Çünkü tüm uzuvlardan hem cennete hem cehenneme gidilirken kalbin kapısı sadece cennetlere açılır. Vicdan budur, sağduyu budur. Bu hissi bastıran merhametsizler ise gözleri kör, kulakları sağır, bencil ve kibirli İblis soyudur ve dünya üzerindeki tüm kötülüklerin müsebbibi de bunlardır.

O halde kul İblis veya Allah’ın, tevhid veya şirkin, hak veya zulmün tarafında olmak zorundadır ve bunun arası, azıcığı yoktur.

“Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.” (Al-i İmran 3/158)

Rabbim tüm imanlı kullarını imansız, nefsi terbiyeden uzak Allah düşmanlarından uzak eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır Müsterih olmak; vicdanı rahat, huzurlu, esenlik ve kurtuluştan inşallah emin, güvende, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir