Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / hiç düşündünüz mü?
imanilmihali.com
hiç düşündünüz mü?

hiç düşündünüz mü?

hiç düşündünüz mü?

Güzel bir ortamda huzur içinde çocuklarınızı seyrederken kendinizin onların bir damla sudan yaratıldığını,

Bahçenizdeki rengarenk çiçeklerin o mis gibi kokularına rağmen, çamurlu, kara bir topraktan yaratıldığını,

Sineğin, sivrisineğin nasıl olur da o kadar hızlı kanat çırptığını, arının o kocaman bedenini nasıl havada tutabildiğini,

Yediğiniz meyvelerin kabuklarının muazzam birer ambalaj olduğunu,

Rabbimizin neden rızkı kimine çok kimine az verdiğini,

Yağmurun tabiatı nasıl canlandırdığını, bitkilerin neden hep göğe doğru uzandığını, güneşin nasıl şefkat ile tüm varlıkları ısıttığını,

İnsanın, bitki ve hayvanların aslen sudan müteşekkil olduğunu,

Su olmadan hayatın olamayacağını,

Nasıl olurda iki denizin suyunun birbirine karışmadığını,

Karıncanın, karganın, arının, örümceğin, kuşların nasıl birer ayet olarak insanlara örnek olduğunu,

Gökteki yıldızların, kapkara boşlukta asılı dururken nasıl aşağılara düşmediğini,

Güneşin ve ayın nasıl milyonlarca yıldır milim hata yapmadan dönüp durduğunu,

Kainattaki muazzam ahenk ve dengenin bozulmadan devam ettiğini,

Bir tohumdan nasıl binlerce meyve ve her meyveden onlarca tanenin çıkabildiğini,

Yeşilin yüzlerce tonunun olduğunu, her ağacın başka yeşille bezendiğini, her yaprağın güneşi görebildiğini, her ağacın yukarı uzandığını, her ağacın yanındaki kısa ağaçlara güneşi görmesi için yer açtığını,

Yaşadığımız yusyuvarlak kürede suların nasıl olup aşağılara, en güneye toplanmadığını,

Dağların nasıl yürüdüğünü, dağların nasıl yeri sabitleyip bizi çalkantılardan koruduğunu, dağlar arası yol ve vadilerin nasıl ulaşıma imkan sağladığını,

Geceyi ve gündüzü, gece istirahat edip, gündüz çalıştığımızı, gece ve gündüzün birer ayet olduğunu,

Her gece uyuduğumuzda sanki öldüğümüzü ve çok az şey hatırladığımızı,

Gece uyurken veya gündüz işteyken bir anda yaşanacak bir deprem ile tüm kazandıklarınızın bir anda yok olabileceğini,

Nefes alıp verdiğiniz emanet canın sizden bir ‘hık’ süresinde geri alınabileceğini,

Meleklerin bir gün karşınıza gelip ruhunuzu isteyeceğini,

Şimdi genç ve güzelken çok yakın zaman sonra zayıf, yorgun, hasta, yaşlı olacağınızı,

Sağlığın, zamanın geri gelmeyeceğini, boşa harcandığı zaman zararda olduğumuzu,

Bugün yanı başımızda duran anne ve babamızın bir gün ayrılıp gideceğini,

Temiz kalple istediğimiz bir şeylerin bir süre sonra nasıl hayata geçtiğini,

İnsanın en derin acılara karşı bile nasıl metanet gösterebildiğini,

Dalgalar olmasa denizlerde yaşam olmayacağını, rüzgârlar olmasa yağmurların olmayacağını, sular yer altında depolanmasa hayatın sona ereceğini,

Bazı hayvan ve bitkiler olmasa hayatın üç ay gibi sürede sona ereceğini,

Milyonlarca yıldır, milyarlarca canlının açlıktan ölmeden rızkını bulabildiğini,

Kâinatın kopyasının hücrenin içinde de saklı olduğunu, yapı taşları ve mühendislik hesaplarının aynı olduğunu,

Nasıl anlayıp, görüp, duyup, konuşabildiğimizi,

Nasıl hatırlayabilip, nasıl milyarlarca bilgiyi beynimizde depolayabildiğimizi,

Kalbimizin bazen heyecan ve sevinçle pır pır attığını, bazen üzüntü ve endişe ile sıkıştığını,

Sıkışık, kötü, felaket anlarında neden aklımıza ilk önce ‘Allah’ın geldiğini,

Tonlarca yüklü demir yığını gemilerin nasıl yüzdüğünü, kuşların nasıl uçtuğunu,

Para ile satın alamayacağınız şeyleri,

İnsana aklın, ruhun ve şuurun neden verildiğini,

İnsanlığa defalarca neden Peygamberler gönderildiğini, neden sayfalar dolusu ayet indirildiğini,

Dünya için bu kadar çalışmanın sahte, geçici ve asıl çalışmak gerekenin ahiret yurdu için olması gerektiğini,

Kur’an’ın 14 asır önce bugün bildiğimiz pek çok şeyi o zamandan anlatmış olduğunu,

Kur’an okumaktan neden sıkılmadığımızı, neden her okuduğumuzda mutlaka yeni bir şeyler öğrendiğimizi, neden kâfirler sürüsünün Kur’an’da hala bir çık yakalayamadığını,

Kur’an’ın yasakladığı, haram ettiği şeylerin sağlığa ve zihne zararlı olduğunu, bunun ta o zamanlardan ayetlerle bildirilmiş olmasını,

Peygamberimizin, insanlar iman etmiyorlar diye neden kendisini üzdüğünü,

Kur’an’ın neden ısrarla iyi ve güzel yaşamak gereğini vurguladığını,

Hesap ve kitap yaşanmayacak olsa, dünya bir sınav olmasa kâinat dolusu bu kadar şeyi yaratmanın bir anlamı olmayacağını,

Boşa geçen her saniye ziyanda olduğumuzu,

Yaratılış gayesini ve fıtratı,

Yaşamın her karesinde iyi ve çirkinin yan yana durduğunu, bizden beklenenin hep iyiyi seçmek olduğunu,

Nasıl olur da yaptığımız zerre kadar şeyin karşılığını ahirette alacağımızı, bunların nasıl bilindiğini, nereye- nasıl- ne zaman kaydedildiğini,

Her insanın kıyametinin aslında kendi eceli olduğunu,

Kıyametin mutlaka yaşanması gerektiğini,

Yapılan iyi ve kötü her şeyin karşılığının olması gerektiğini,

Kötülüğün dünyaya egemen olamayacağını, kazanan tarafın muhakkak iyiler olacağını,

 

imanilmihali.com

Kader ve alınyazısının ne demek olduğunu,

Tesadüf, şans, rastgelelik diye bir şey olmadığını,

Attığımız zaman oku bizim atmadığımızı,

 

Bunca muazzam mucize ve kıymete karşılık insanların neden hala akıllanmadığını, hala kötülük yapmaya devam ettiğini,

Şeytanın, deccalın, nefsin nasıl beden ve ruhları esir alabildiğini,

Şeytanın ve nefsin en kötü düşman olduğunu….

İnsanın bunca ayet ve delile rağmen nasıl kâfir, münafık veya mürai olabileceğini,

İnsanın nasıl bu kadar zalim, cahil ve nankör olabildiğini,

 

imanilmihali.com

Rabbimizin bize nasıl olur da şah damarından yakın olduğunu,

Rabbimizin ne kadar yüce, eşsiz, merhametli ve kudretli olduğunu,

Rabbimizin ne kadar sabırlı ve sözüne sadık olup bizleri helak etmediğini,

 

hiç düşündünüz mü?

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak

Gurbette dini yaşamak Gurbet, maddi anlamda, kişinin vatanından ayrı yaşaması veya manevi anlamda yanlış işler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir