Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Hicr suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Hicr suresi – Karşılaştırmalı meal

Hicr suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

HİCR SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismillahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Elif, Lam, Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın ayetleridir.
Diyanet Vakfı 1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab’ın ve apaçık bir Kur’an’ın âyetleridir.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Elif, Lam, Ra. Bunlar işte sana Kitabın ve gerçekleri açıklayan bir Kur’an’ın ayetleridir.
Süleyman Ateş 1. Elif lam ra. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur’an’ın ayetleridir.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap’ın ve açık anlatımlı Kur’an’ın ayetleri.
Ali Bulaç 2- O inkâr edenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.
Diyanet Vakfı 2. İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Bir zaman gelecek, küfredenler, müslüman olsaydılar diye arzu çekecekler.
Süleyman Ateş 2. Bir zaman gelir ki nankörlük edenler, “Keşke müslüman olsaydılar” diye arzu ederler.
Yaşar Nuri Öztürk 2 O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.
Ali Bulaç 3- Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.
Diyanet Vakfı 3. Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Bırak onları, yesinler, içsinler, keyif sürsünler ve emel kendilerim oyalasın; sonra bilecekler!
Süleyman Ateş 3. Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.
Ali Bulaç 4- Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmadık.
Diyanet Vakfı 4. Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Biz, hiçbir memleketi herhalde bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik.
Süleyman Ateş 4. Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir).
Yaşar Nuri Öztürk 4 Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.
Ali Bulaç 5- Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.
Diyanet Vakfı 5. Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Hiçbir ümmet, ecelin! ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
Süleyman Ateş 5. Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur).
Yaşar Nuri Öztürk 5 Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.
Ali Bulaç 6- Onlar: ‘Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin,’ dediler.
Diyanet Vakfı 6. Dediler ki: “Ey kendisine Kur’an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!”
Elmalılı Hamdi Yazır 6-Bir de Onlar: “Ey kendisine kitap indirilmiş olan, sen mutlaka delisin!
Süleyman Ateş 6. Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin!”
Yaşar Nuri Öztürk 6 Şöyle haykırdılar: “Hey! Kendisine o zikir/Kur’an indirilen! Sen gerçekten tam bir delisin.”
Ali Bulaç 7- ‘Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?’
Diyanet Vakfı 7. “Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.”
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Eğer doğru söyleyenlerden isen, getirsene o melekleri bize!” dediler.
Süleyman Ateş 7. Eğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene!
Yaşar Nuri Öztürk 7 “Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!”
Ali Bulaç 8- Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.
Diyanet Vakfı 8. Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Biz, o melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman, onlara göz açtırılmaz.
Süleyman Ateş 8. Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler).
Yaşar Nuri Öztürk 8 Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkârcılara göz açtırılmaz.
Ali Bulaç 9- Hiç şüphesiz, zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.
Diyanet Vakfı 9. Kur an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Şüphe yok ki, o Kur’an’ı Biz indirdik. Biz; her halde onu muhafaza da edeceğiz!
Süleyman Ateş 9. O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O’nun koruyucusu da elbette biziz!
Yaşar Nuri Öztürk 9 Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur’an’ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.
Ali Bulaç 10- Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.
Diyanet Vakfı 10. Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Yüceliğime andolsun ki, senden önce, geçmiş topluluklar içinden de peygamberler gönderdik.
Süleyman Ateş 10. Andolsun, senden önceki milletlerin kolları içine de elçiler gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz!
Ali Bulaç 11- Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Diyanet Vakfı 11. Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Ve onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
Süleyman Ateş 11. Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.
Yaşar Nuri Öztürk 11 Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.
Ali Bulaç 12- Böylece biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalblerine sokarız.
Diyanet Vakfı 12. İşte böylece biz onu, (inkârcılığı) suçluların kalplerine sokarız.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Biz böylece suçluların kalplerine sokarız onu.
Süleyman Ateş 12. İşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.
Ali Bulaç 13- Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir.
Diyanet Vakfı 13. Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur’an’a) inanmıyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Geçmiş milletlerin basma gelenler önlerinde geçmişken yine de ona iman etmezler.
Süleyman Ateş 13. Kendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.
Ali Bulaç 14- Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de,
Diyanet Vakfı 14. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,
Elmalılı Hamdi Yazır 14-15-Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalardı: “Herhalde gözlerimiz döndürüldü; belki de biz büyüye tutulmuş bir topluluğuz.” diyeceklerdi.
Süleyman Ateş 14. Onlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı:
Yaşar Nuri Öztürk 14 Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı.
Ali Bulaç 15- Mutlaka: ‘Gözlerimiz döndürüldü, belki büyülenmiş bir topluluğuz’ diyeceklerdir.
Diyanet Vakfı 15. “Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır” derler.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-15-Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalardı: “Herhalde gözlerimiz döndürüldü; belki de biz büyüye tutulmuş bir topluluğuz.” diyeceklerdi.
Süleyman Ateş 15. Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: “Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz.”
Ali Bulaç 16- Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.
Diyanet Vakfı 16. Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Şanım hakkı için biz, gökte burçlar yaptık ve onu seyredenler için süsledik.
Süleyman Ateş 16. Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.
Ali Bulaç 17- Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.
Diyanet Vakfı 17. Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Bir de onu lanetlenmiş her şeytandan koruduk.
Süleyman Ateş 17. Ve onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Ve onu/onları, her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk.
Ali Bulaç 18- Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.
Diyanet Vakfı 18. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir alev takip etmektedir.
Süleyman Ateş 18. Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer.
Ali Bulaç 19- Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.
Diyanet Vakfı 19. Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Yeri de döşeyip yaydık, ona ağır baskılar bıraktık ve onda ölçütü herşeyden bitirdik.
Süleyman Ateş 19. Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü/ahenkli her şeyden bitirdik.
Ali Bulaç 20- Ve orada sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.
Diyanet Vakfı 20. Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Orada size ve sizin rızıklarını vermediğiniz kimselere geçim yollan sağladık.
Süleyman Ateş 20. Orada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler var ettik.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.
Ali Bulaç 21- Hiç bir şey yoktur ki, hazineleri katımızda olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.
Diyanet Vakfı 21. Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Hazineleri, Bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Fakat Biz onu, ancak belirli bir ölçü ile indiririz.
Süleyman Ateş 21. Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir miktar ile indiririz.
Yaşar Nuri Öztürk 21 Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim yanımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir ölçüde/bir kaderle indiririz.
Ali Bulaç 22- Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine-koruyucuları değilsiniz.
Diyanet Vakfı 22. Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik de gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Onu depolarda tutan da siz değilsiniz.
Süleyman Ateş 22. Rüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Rüzgârları dölleyiciler olarak gönderdik; gökten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz değilsiniz.
Ali Bulaç 23- Şüphesiz biz, gerçekten biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar biziz.
Diyanet Vakfı 23. Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz.
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Her halde Biz, kesinlikle hem hayat verir, hem öldürürüz. Hepsine varis de Biziz.
Süleyman Ateş 23. Biziz, elbette biz ki, yaşatır, öldürürüz; gerçek varis olan da biziz (her faninin mülkü bize geçer. Ölmeyen, daima kalan yalnız biziz).
Yaşar Nuri Öztürk 23 Biz, elbette biz,hayat veriyoruz; biz öldürüyoruz. Ve biziz Vâris olanlar/mirasçı kalanlar.
Ali Bulaç 24- Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir.
Diyanet Vakfı 24. Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Andolsun ki içinizden öne geçmek isteyenleri de geri kalmak isteyenleri de bilmekleyiz.
Süleyman Ateş 24. Andolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Yemin olsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmişizdir.
Ali Bulaç 25- Ve şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
Diyanet Vakfı 25. Şüphesiz Rabbin onları (kıyamette) toplayacaktır. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Muhakkak Rabbin onları hep toplayacaktır. Gerçekten O, hikmet sahibidir, herşeyi bilendir.
Süleyman Ateş 25. Gerçekten onları toplayacak olan, Rabbindir. O hükümdardır bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Hiç kuşkusuz, Rabbindir, evet O’dur onları haşredecek olan. Hakîmdir O, Alîm’dir.
Ali Bulaç 26- Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
Diyanet Vakfı 26. Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-Gerçekten Biz, insanı kuru bir çamurdan, biçimlendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Süleyman Ateş 26. Andolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.
Yaşar Nuri Öztürk 26 Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.
Ali Bulaç 27- Ve Cann’ı da daha önce ‘nüfuz eden kavurucu’ ateşten yaratmıştık.
Diyanet Vakfı 27. Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Cini ise, daha önce zehirleyici şiddetli ateşten yaratmıştık.
Süleyman Ateş 27. Cinne gelince onu da (insandan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık.
Yaşar Nuri Öztürk 27 Cini/İblis’i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
Ali Bulaç 28- Hani Rabbin meleklere demişti: ‘Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.’
Diyanet Vakfı 28. Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.”
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Ve düşün o vakti ki, Rabbin meleklere: “Ben, kuru bir çamurdan biçimlendirilmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.
Süleyman Ateş 28. Bir zaman Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru çamurdan, değişken balçıktan bir insan yaratacağım!”
Yaşar Nuri Öztürk 28 Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, “Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım.” demişti.
Ali Bulaç 29- ‘Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde hemen ona secde ederek (yere) kapanın.’
Diyanet Vakfı 29. “Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan ütlediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”
Elmalılı Hamdi Yazır 29-Bunun için, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın!”
Süleyman Ateş 29. Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!
Yaşar Nuri Öztürk 29 “Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın.”
Ali Bulaç 30- Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti.
Diyanet Vakfı 30. Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-Bunun üzerine bütün melekler hep birden secde ettiler.
Süleyman Ateş 30. Meleklerin hepsi topluca secde ettiler.
Yaşar Nuri Öztürk 30 Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.
Ali Bulaç 31- Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı.
Diyanet Vakfı 31. Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-Ancak iblis, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
Süleyman Ateş 31. Yalnız İblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi.
Yaşar Nuri Öztürk 31 İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.
Ali Bulaç 32- Dedi ki: ‘Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?’
Diyanet Vakfı 32. (Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Allah : “Ey iblis, sen neden secde edenlerle beraber olmadın?” dedi.
Süleyman Ateş 32. (Allah): “Ey İblis, nen var ki, sen secde edenlerle beraber olmadın?” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 32 Allah dedi: “Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?”
Ali Bulaç 33- Dedi ki: ‘Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim.’
Diyanet Vakfı 33. (İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-İblis: “Benim, kuru bir çamurdan, biçimlendirilmiş bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmem olacak şey değildir!” dedi.
Süleyman Ateş 33. (İblis): “Ben bir çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın insana secde edemem!” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Dedi: “Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım.”
Ali Bulaç 34- Dedi ki: ‘Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın.’
Diyanet Vakfı 34. Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!
Elmalılı Hamdi Yazır 34-Allah : “O halde çık oradan; çünkü sen, artık kovulmuşsundur!
Süleyman Ateş 34. (Allah): “Öyleyse çık oradan (meleklerin içinden çık), dedi, çünkü sen kovuldun!”
Yaşar Nuri Öztürk 34 Buyurdu: “Öyleyse çık oradan, çünkü kovuldun.”
Ali Bulaç 35- ‘Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir.’
Diyanet Vakfı 35. Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır!
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Ve bu lanet ceza gününe kadar üzerindedir.” dedi.
Süleyman Ateş 35. Ta ceza gününe kadar üzerine la’net edilecektir!
Yaşar Nuri Öztürk 35 “Din gününe kadar üzerinde lanet var.”
Ali Bulaç 36- Dedi ki: ‘Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı.’
Diyanet Vakfı 36. (İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-İblis: “Ey Rabbim, öyle ise, bana onların kabirlerinden kaldırılacakları güne kadar mühlet ver!” dedi.
Süleyman Ateş 36. (İblis): “Rabbim, dedi bari tekrar dirilecekleri güne kadar beni(m canımı almayı) ertele!”
Yaşar Nuri Öztürk 36 Dedi: “Rabbim, onların diriltileceği güne kadar bana süre ver.”
Ali Bulaç 37- Dedi ki: ‘Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın.’
Diyanet Vakfı 37. Allah buyurdu ki: “Sen mühlet verilenlerdensin”
Elmalılı Hamdi Yazır 37-38-Allah: “Haydi, sen bilinen zamanın gününe kadar mühlet verilenlerdensin!” dedi.
Süleyman Ateş 37. (Allah): “Haydi, dedi, sen ertelenmişlerdensin!”
Yaşar Nuri Öztürk 37 Buyurdu: “Hadi, süre verilenlerdensin.”
Ali Bulaç 38- ‘Bilinen günün vaktine kadar.’
Diyanet Vakfı 38. “Allah katında bilinen vaktin gününe kadar…”
Elmalılı Hamdi Yazır 37-38-Allah: “Haydi, sen bilinen zamanın gününe kadar mühlet verilenlerdensin!” dedi.
Süleyman Ateş 38. O bilinen vaktin gününe kadar!
Yaşar Nuri Öztürk 38 “Bilinen vaktin gününe kadar…”
Ali Bulaç 39- Dedi ki: ‘Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım.’
Diyanet Vakfı 39. (İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
Elmalılı Hamdi Yazır 39-Allah: “Ey Rabbim, beni azdırmana karşılık yemin ederim ki. kesinlikle ben yeryüzünde onlar için tezyinat yapacağım ve hepsini azdıracağım!
Süleyman Ateş 39. (İblis): “Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.
Yaşar Nuri Öztürk 39 Dedi: “Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım.”
Ali Bulaç 40- ‘Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.’
Diyanet Vakfı 40. Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.
Elmalılı Hamdi Yazır 40-Ancak içlerinden ihlasa erdirilen kulların haric!” dedi.
Süleyman Ateş 40. Ancak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez.)
Yaşar Nuri Öztürk 40 “İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.”
Ali Bulaç 41- (Allah) Dedi ki: ‘İşte bu, bana göre dosdoğru yoldur.’
Diyanet Vakfı 41. (Allah) şöyle buyurdu: “İşte bana varan dosdoğru yol budur.”
Elmalılı Hamdi Yazır 41-Allah: “Bu, “Garanti ederim.” dosdoğru bir cadde.” dedi.
Süleyman Ateş 41. (Allah) buyurdu ki: “İşte bana varan doğru yol budur.”
Yaşar Nuri Öztürk 41 Buyurdu: “İşte bana varan dosdoğru yol budur.”
Ali Bulaç 42- ‘Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiç bir gücün yoktur.’
Diyanet Vakfı 42. “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.”
Elmalılı Hamdi Yazır 42-Gerçekten senin, benim o kullarım üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur; ancak, azgınlardan sana uyanlar bunların dışındadır.
Süleyman Ateş 42. Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin).
Yaşar Nuri Öztürk 42 “Benim kullarım aleyhine senin elinde hiçbir güç/kanıt olmayacak. Azgınların seni izleyenleri müstesna.”
Ali Bulaç 43- ‘Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir.’
Diyanet Vakfı 43. Muhakkak cehennem, onların hepsine vâdolunan yerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 43-Kesinlikle bunların topuna va’dedilen yer, cehennemdir.
Süleyman Ateş 43. Cehennem o (şeytana uya)nların hepsinin buluşma yeridir.
Yaşar Nuri Öztürk 43 Cehennem onların tümünün şaşmaz buluşma yeridir.
Ali Bulaç 44- Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır.
Diyanet Vakfı 44. Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer gurup ayrılmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 44-Onun yedi kapışı vardır. Her kapıya, onlardan bir grup ayrılmıştır.
Süleyman Ateş 44. Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bölüm ayrılmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk 44 Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir bölük ayrılmıştır.
Ali Bulaç 45- Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.
Diyanet Vakfı 45. (Allah’ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır 45-Ebette takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlar içinde olacaklardır.
Süleyman Ateş 45. (Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk 45 Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.
Ali Bulaç 46- Oraya esenlikle ve güvenlikle girin.
Diyanet Vakfı 46. “Oraya emniyet ve selâmetle girin” (denilir, onlara).
Elmalılı Hamdi Yazır 46-“Rahatlık ve güvenlik içinde girin onlara!”
Süleyman Ateş 46. (Onlara): “Oraya esenlikle, güven içinde girin!” (denilir).
Yaşar Nuri Öztürk 46 “Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya.”
Ali Bulaç 47- Göğüslerinde kinden (hasetten ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.
Diyanet Vakfı 47. Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır 47-Sinelerindeki kinleri soymuşuzdur, köşkler üzerinde kardeşler olarak karşı karşıya oturacaklardır.
Süleyman Ateş 47. Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır; (hepsi) kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya oturur (sohbet eder)ler.
Yaşar Nuri Öztürk 47 Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır. Köşkler/divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.
Ali Bulaç 48- Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve oradan çıkarılacak değildirler.
Diyanet Vakfı 48. Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 48-Orada kendilerine hiçbir zahmet dokunmaz; onlar, oradan çıkarılacak da değillerdir.
Süleyman Ateş 48. Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
Yaşar Nuri Öztürk 48 Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da.
Ali Bulaç 49- Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim.
Diyanet Vakfı 49. (Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.
Elmalılı Hamdi Yazır 49-Kullanma haber ver, benim gerçekten çok bağışlayan ve merhamet eden olduğumu;
Süleyman Ateş 49. (Ey Muhammed), kullarıma haber ver: İşte ben öyle bağışlayan, öyle esirgeyenim.
Yaşar Nuri Öztürk 49 Haber ver kullarıma: Hiç kuşkusuz benim, evet benim, Gafûr ve Rahîm.
Ali Bulaç 50- Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.
Diyanet Vakfı 50. Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.
Elmalılı Hamdi Yazır 50-bununla birlikte azabım da acı bir azaptır.
Süleyman Ateş 50. Fakat benim azabım da çok acı bir azabdır.
Yaşar Nuri Öztürk 50 Ama acıklı azabın ta kendisidir benim azabım.
Ali Bulaç 51- Onlara İbrahim’in konuklarından haber ver.
Diyanet Vakfı 51. Onlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
Elmalılı Hamdi Yazır 51-Bir de onlara, İbrahim’in mİsafirlerinden sözet!
Süleyman Ateş 51. Onlara İbrahim’in konuklarından haber ver;
Yaşar Nuri Öztürk 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden bahset.
Ali Bulaç 52- Yanına girdiklerinde ‘Selam’ demişlerdi. O da: ‘Biz sizden korkuyoruz’ demişti.
Diyanet Vakfı 52. Onun yanına girdikleri zaman, “selam” dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 52-Onlar, onun yanma girdiklerinde “Selam!” dediler. İbrahim: “Biz gerçekten sizden korkuyoruz!” dedi.
Süleyman Ateş 52. Onun yanına girmişler: “Selam” demişlerdi. O da: “Biz sizden korkuyoruz.” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 52 Hani onun yanına girmişlerdi de “Selam!” demişlerdi. O da “Biz sizden korkuyoruz.” diye konuşmuştu.
Ali Bulaç 53- Dediler ki: ‘Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdeliyoruz.’
Diyanet Vakfı 53. Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır 53-Onlar: ” Korkma, sana ilim sahibi bir oğul müjdeliyoruz.” dediler.
Süleyman Ateş 53. Korkma dediler, biz sana bilgin bir çocuk(un olacağını) müjdeleriz!
Yaşar Nuri Öztürk 53 “Korkma! Biz sana bilgin bir oğlan müjdeliyoruz.” dediler.
Ali Bulaç 54- Dedi ki: ‘Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?’
Diyanet Vakfı 54. (İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 54-İbrahim: “Beni mi müjdelediniz, bana ihtiyarlık gelip çatmışken artık beni neye dayanarak müjdeliyorsunuz?” dedi.
Süleyman Ateş 54. Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni? dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 54 Dedi: “İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?”
Ali Bulaç 55- Dediler ki: ‘Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma.’
Diyanet Vakfı 55. Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 55-Onlar: “Biz seni gerçek şeyle müjdeledik; onun için ümidini kesenlerden olma!” dedi.
Süleyman Ateş 55. Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma! dediler. They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing.
Yaşar Nuri Öztürk 55 Dediler: “Hakk’a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma.”
Ali Bulaç 56- Dedi ki: “Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim umut keser?”
Diyanet Vakfı 56. (İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?
Elmalılı Hamdi Yazır 56-İbrahim: “Rabbimin rahmetinden sapıklığa düşenlerden başka kim ümidini keser?” dedi.
Süleyman Ateş 56. Sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umut keser? dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 56 Dedi: “Sapıtmışlardan başka kim ümit keser Rabbin rahmetinden!”
Ali Bulaç 57- Dedi ki: ‘Ey elçiler, (bunun dışında, diğer) işiniz ne?’
Diyanet Vakfı 57. “Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 57-“Ey elçiler, bunun ardından göreviniz nedir?” diye sordu.
Süleyman Ateş 57. (İbrahim gelenlerin Hak elçileri melekler olduklarını anlayınca): “Ey elçiler, dedi, işiniz nedir?”
Yaşar Nuri Öztürk 57 “Amacınız nedir ey elçiler?” diye sordu.
Ali Bulaç 58- Dediler ki: ‘Gerçekte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğa gönderildik.’
Diyanet Vakfı 58. Dediler ki: “Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik.”
Elmalılı Hamdi Yazır 58-Onlar: “Haberin olsun, biz suçlu bir topluluğa gönderildik.
Süleyman Ateş 58. Biz suç işleyen bir kavme gönderildik, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 58 Dediler: “Biz günahkâr bir topluluğa gönderildik.”
Ali Bulaç 59- ‘Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız.’
Diyanet Vakfı 59. “Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız.”
Elmalılı Hamdi Yazır 59-Ancak, Lut ailesi başka; biz onların hepsini kesinlikle kurtaracağız.
Süleyman Ateş 59. Yalnız Lut ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız.”
Yaşar Nuri Öztürk 59 “Yalnız Lût’un ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız.”
Ali Bulaç 60- ‘Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır.’
Diyanet Vakfı 60. “(Fakat Lût’un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.”
Elmalılı Hamdi Yazır 60-Yalnız karışı hakkında karar verdik; O, muhakkak kalacaklardandır.
Süleyman Ateş 60. Ancak karısı hariç. Onun da (suçlularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gördük.
Yaşar Nuri Öztürk 60 “Lût’un karısı hariç. O günahkârla geriye kalacaktır. Öyle takdir ettik.”
Ali Bulaç 61- Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,
Diyanet Vakfı 61. Melek olan elçiler Lût âilesine gelince,
Elmalılı Hamdi Yazır 61-Elçiler Lut ailesine geldikleri zaman,
Süleyman Ateş 61. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde:
Yaşar Nuri Öztürk 61 Elçiler Lût ailesine geldiklerinde,
Ali Bulaç 62- (Lut) Dedi ki: ‘Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz.’
Diyanet Vakfı 62. Lût onlara: “Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 62-Lut: “Siz, gerçekten ürkülecek bir topluluksunuz.” dedi.
Süleyman Ateş 62. (Lut): “Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 62 Lût: “Siz tanınmayan kimlersiniz.” dedi.
Ali Bulaç 63- ‘Hayır’ dediler. ‘Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik.’
Diyanet Vakfı 63. Dediler ki: “Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 63-Onlar:”Hayır, biz sana onların şüphe edip durduklarım getirdik.
Süleyman Ateş 63. Dediler ki: “Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik,”
Yaşar Nuri Öztürk 63 Dediler: “Sana öyle bir şey getirdik ki,onun hakkında kuşkulanıp duruyorlardı.”
Ali Bulaç 64- ‘Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz.’
Diyanet Vakfı 64. Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
Elmalılı Hamdi Yazır 64-Sana gerçekle geldik, emin ol biz doğru söyleyenleriz.
Süleyman Ateş 64. Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!
Yaşar Nuri Öztürk 64 “Sana gerçeği getirdik. Biz, özü-sözü doğru olanlarız.”
Ali Bulaç 65- ‘Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin.’
Diyanet Vakfı 65. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin.”
Elmalılı Hamdi Yazır 65-Hemen gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkaları ndan git, içinizden hiçbir kimse arkasına bakmasın ve emrolunduğunuz yere geçin gidin!”
Süleyman Ateş 65. Hemen gecenin bir parçasında aileni yürüt, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse ardına dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere gidin!
Yaşar Nuri Öztürk 65 “Gecenin bir yerinde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere kadar gidin.”
Ali Bulaç 66- Ve onlara şu emri verdik: ‘Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir.’
Diyanet Vakfı 66. Ona (Lût’a) şu hükmümüzü vahyettik: “Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.”
Elmalılı Hamdi Yazır 66-Ona kesin olarak şu emri vahyettik: “Sabaha çıkarken şunların arkaları katiyyen kesilecek.”
Süleyman Ateş 66. Ona: “Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!” buyruğunu bildirdik.
Yaşar Nuri Öztürk 66 Ona şu emri bir hüküm olarak ilettik: Şunlar, kökleri kesilmiş olarak sabahlayacaklardır.
Ali Bulaç 67- Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi.
Diyanet Vakfı 67. Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiIer.
Elmalılı Hamdi Yazır 67-Şehir halkı da haber alıp keyifte gelmişlerdi.
Süleyman Ateş 67. (Lut kavminin oturduğu Sodom) Kent(inin) halkı, (Lut’un genç konuklarını duyup) sevinerek geldiler.
Yaşar Nuri Öztürk 67 Şehir halkı geldi. Muştulanmış olmanın sevincini yaşıyorlardı.
Ali Bulaç 68- (Lut onlara) ‘Bunlar misafirimdir, beni utandırıp-dillere düşürmeyin’ dedi.
Diyanet Vakfı 68. (Lût) onlara “Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın;
Elmalılı Hamdi Yazır 68-Lut onlara:”Aman ha, onlar benim konuklarımdır; artık beni rezil etmeyin.
Süleyman Ateş 68. (Lut onlara): “Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcubetmeyin!”
Yaşar Nuri Öztürk 68 Lût dedi: “Bunlar benim konuklarımdır, aman beni utandırmayın!”
Ali Bulaç 69- ‘Allah’tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin.’
Diyanet Vakfı 69. Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!” dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 69-Allah’tan korkun, beni utandırmayım” dedi.
Süleyman Ateş 69. (Ne olur), Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!
Yaşar Nuri Öztürk 69 “Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin.”
Ali Bulaç 70- Dediler ki: ‘Biz seni ‘herkes(in işin)e karışmaktan’ alıkoymamış mıydık?’
Diyanet Vakfı 70. “Biz seni, elâlemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?” dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır 70-Onlar: “Biz sana aleme karışmayı yasaklamadık mı?” dediler.
Süleyman Ateş 70. Seni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik? dediler.
Yaşar Nuri Öztürk 70 Dediler: “Seni elâlemin işiyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?”
Ali Bulaç 71- Dedi ki: ‘Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım.’
Diyanet Vakfı 71. (Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır 71-Lut: “İşte şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız!” dedi,
Süleyman Ateş 71. Eğer yapacaksanız, işte kızlarım. dedi.
Yaşar Nuri Öztürk 71 Lût dedi: “Eğer bir şey yapacaksanız, işte kızlarım!”
Ali Bulaç 72- Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler.
Diyanet Vakfı 72. (Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 72-Resulüm, ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.
Süleyman Ateş 72. Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 72 Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.
Ali Bulaç 73- Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Diyanet Vakfı 73. Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 73-Derken, güneş doğmaya başlarken onları, o sayha, korkunç ses tutuverdi.
Süleyman Ateş 73. Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk 73 Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
Ali Bulaç 74- Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.
Diyanet Vakfı 74. Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır 74-Derhal şehirlerinin üstünü altına getirdik ve balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık üzerlerine.
Süleyman Ateş 74. O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.
Yaşar Nuri Öztürk 74 O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Ali Bulaç 75- Elbette bunda ‘derin kavrayışa sahip olanlar’ için gerçekten ayetler vardır.
Diyanet Vakfı 75. İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 75-Elbette bunda düşünce ve anlayışı olanlara deliller vardır.
Süleyman Ateş 75. Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 75 Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.
Ali Bulaç 76- O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır.
Diyanet Vakfı 76. Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır 76-Ve o harabe yol üstünde duruyor.
Süleyman Ateş 76. Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk 76 O kentin izleri/işaretleri, hâlâ işleyen bir yol üzerindedir.
Ali Bulaç 77- Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.
Diyanet Vakfı 77. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 77-Kesinlikle bunda imanı olanlar için bir ibret vardır.
Süleyman Ateş 77. Elbette bunda inananlar için bir ibret vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 77 İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.
Ali Bulaç 78- Eyke halkı da gerçekten zalim-kimselerdi.
Diyanet Vakfı 78. Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
Elmalılı Hamdi Yazır 78-Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Süleyman Ateş 78. Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Yaşar Nuri Öztürk 78 Eyke halkı da gerçekten zalim insanlardı.
Ali Bulaç 79- Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça (gözler) ön(ün)dedir.
Diyanet Vakfı 79. Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
Elmalılı Hamdi Yazır 79-Onlardan da intikam aldık, kişi de apaçık önde bulunuyorlar.
Süleyman Ateş 79. Onlardan da öcümüzü aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol üzerinde, gözler) ön(ün) de apaçık durmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk 79 Onlardan intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.
Ali Bulaç 80- Andolsun, Hicr halkı da gönderilen(elçi)leri yalanlamışlardı.
Diyanet Vakfı 80. Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır 80-Gerçekten Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar
Süleyman Ateş 80. Andolsun Hicr halkı (Semud kavmi) de peygamberleri yalanladılar.
Yaşar Nuri Öztürk 80 Yemin olsun, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanladı.
Ali Bulaç 81- Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.
Diyanet Vakfı 81. Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır 81-Biz onlara ayetlerimizi vermiştik, fakat onlardan yüz çeviriyorlardı.
Süleyman Ateş 81. Onlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 81 Ayetlerimizi onlara verdik ama onlardan yüz çeviriyorlardı.
Ali Bulaç 82- Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Diyanet Vakfı 82. Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır 82-Dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı.
Süleyman Ateş 82. Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk 82 Dağlardan güvenli güvenli evler yontuyorlardı.
Ali Bulaç 83- Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi.
Diyanet Vakfı 83. Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır 83-Bunları da sabahleyin korkunç ses tutuverdi.
Süleyman Ateş 83. Sabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk 83 Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.
Ali Bulaç 84- Buna rağmen kazandıkları şeyler, (uğrayacakları sondan kurtulmak için) onlara yetmedi.
Diyanet Vakfı 84. Kazanmakta oldukları şeyler onlardan hiçbir zararı savmadı.
Elmalılı Hamdi Yazır 84-Kazanmakta oldukları şeylerin kendilerine hiç taydaşı olmadı.
Süleyman Ateş 84. Kazandıkları, kendilerinden hiçbir şeyi savamadı.
Yaşar Nuri Öztürk 84 Kazanıp durdukları şeylerin kendilerine hiçbir yararı olmadı.
Ali Bulaç 85- Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarda bulun.
Diyanet Vakfı 85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
Elmalılı Hamdi Yazır 85-Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve şüphesiz o saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara iyi davran.
Süleyman Ateş 85. Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa’at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.
Yaşar Nuri Öztürk 85 Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.
Ali Bulaç 86- Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir.
Diyanet Vakfı 86. Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır 86-Çünkü senin Rabbin, herşeyi yaratan, herşeyi bilendir.
Süleyman Ateş 86. Yaratan, bilen ancak Rabbindir..
Yaşar Nuri Öztürk 86 Kuşkusuz senin Rabbin, evet o, Hallâk’tır, hiç durmadan yaratır; en iyi şekilde bilir.
Ali Bulaç 87- Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur’an’ı verdik.
Diyanet Vakfı 87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur’an’ı verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır 87-Andolsun ki, sana namazlarda tekrarlanan yedi ayeti = Fatiha’yı ve Yüce Kur’an’ı verdik.
Süleyman Ateş 87. Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur’an’ı verdik.
Yaşar Nuri Öztürk 87 Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur’an’ı verdik.
Ali Bulaç 88- Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü’minler için de (şefkat) kanatlarını ger.
Diyanet Vakfı 88. Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
Elmalılı Hamdi Yazır 88-Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadım indir.
Süleyman Ateş 88. Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü’minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).
Yaşar Nuri Öztürk 88 Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!
Ali Bulaç 89- Ve de ki: ‘Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım.’
Diyanet Vakfı 89. De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
Elmalılı Hamdi Yazır 89-Ve de ki:”Benim o apaçık uyarıcı ben!”
Süleyman Ateş 89. Ve: “Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!” de.
Yaşar Nuri Öztürk 89 Ve de ki: “Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!”
Ali Bulaç 90- Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,
Diyanet Vakfı 90. Nitekim biz, (Kur’an’ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 90-Tıpkı o taksim edenlere indirdiğimiz gibi.
Süleyman Ateş 90. (Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah’ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!
Yaşar Nuri Öztürk 90 Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.
Ali Bulaç 91- Ki onlar Kur’anı parça-parça kıldılar.
Diyanet Vakfı 91. Onlar, Kur’an’ı bölüp ayıranlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 91-O Kur’an’ı kısım kısım ayıranlara.
Süleyman Ateş 91. Onlar ki Kur’an’ı bölük bölük ettiler.
Yaşar Nuri Öztürk 91 Onlar ki Kur’an’ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.
Ali Bulaç 92- Rabbine andolsun, onların tümüne (bunu) soracağız.
Diyanet Vakfı 92. Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini sorguya çekeceğiz.
Elmalılı Hamdi Yazır 92-93-Rabbin hakkı için, Biz onların hepsine mutlaka ve muhakkak bütün yaptıklarını soracağız.
Süleyman Ateş 92. Senin Rabbin hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız:
Yaşar Nuri Öztürk 92 Rabbine yemin olsun ki, biz onları toplu halde sorgu suale çekeceğiz/hepsinden mutlaka hesap soracağız;
Ali Bulaç 93- Yapmakta oldukları şeyleri.
Diyanet Vakfı 93. Yaptıklarından dolayı.
Elmalılı Hamdi Yazır 92-93-Rabbin hakkı için, Biz onların hepsine mutlaka ve muhakkak bütün yaptıklarını soracağız.
Süleyman Ateş 93. Yaptıkları şeylerden.
Yaşar Nuri Öztürk 93 Yapıp ettiklerinden…
Ali Bulaç 94- Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.
Diyanet Vakfı 94. Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir!
Elmalılı Hamdi Yazır 94-Şimdi sen ne ile emrolunduysan, kafalarına çatlat ve Allah ‘a ortak koşanlara aldırma!
Süleyman Ateş 94. Sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlara aldırma.
Yaşar Nuri Öztürk 94 Emrolunduğun şeyi, kafalarını çatlatırcasına tebliğ et; şirke bulaşmışlara aldırma.
Ali Bulaç 95- Şüphesiz o alay edenlere (karşı) biz sana yeteriz.
Diyanet Vakfı 95. (Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Elmalılı Hamdi Yazır 95-Herhalde Biz, o alay edenlerin hakkından gelmek için sana yeteriz.
Süleyman Ateş 95. O alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Yaşar Nuri Öztürk 95 Alay edip eğlenenlere karşı biz sana yeteriz.
Ali Bulaç 96- Ki onlar, Allah ile beraber başka ilahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir.
Diyanet Vakfı 96. Onlar Allah ile beraber başka bir tanrı edinenlerdir. (Kimin doğru olduğunu) yakında bilecekler!
Elmalılı Hamdi Yazır 96-Allah ile birlikte başka bir ilah edinen o herifler bilirler geleceği.
Süleyman Ateş 96. O, Allah ile beraber başka tanrı tutanlar, yakında (yaptıklarının sonucunu) bileceklerdir!
Yaşar Nuri Öztürk 96 Allah ile beraber başka tanrılar benimseyenler yakında bilecekler.
Ali Bulaç 97- Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı göğsünün daraldığını biliyoruz.
Diyanet Vakfı 97. Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır 97-Andolsun ki, onların sözlerine gerçekten içinin sıkıldığını biliyoruz.
Süleyman Ateş 97. Andolsun onların söylediklerine senin göğsünün daraldığını (canının sıkıldığını) biliyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk 97 Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.
Ali Bulaç 98- Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
Diyanet Vakfı 98. Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!
Elmalılı Hamdi Yazır 98-O halde Rabbine hamd ile teşbih et ve secde edenlerden ol!
Süleyman Ateş 98. Sen Rabbini hamd ile tesbih et (O’nu övecek sözlerle an, subhanallahi velhamdulillah de) ve secde edenlerden ol.
Yaşar Nuri Öztürk 98 Şimdi sen, Rabbine hamd ile tespih et ve secde edenlerden ol!
Ali Bulaç 99- Ve yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
Diyanet Vakfı 99. Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
Elmalılı Hamdi Yazır 99-Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et!
Süleyman Ateş 99. Ve Rabbine kulluk et ki sana yakin gelsin (kesin bilgiye eresin)!
Yaşar Nuri Öztürk 99 Sana şaşmaz ve kesin bilgi gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Hicr suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Şuara suresi – Karşılaştırmalı meal

Şuara suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri ŞUARA SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir