Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Huşuyu yakalamak
imanilmihali.com
Huşuyu yakalamak

Huşuyu yakalamak

Huşuyu yakalamak

Huşu, içten gelen sese kulak vermek, tevazu ile yönelmek, acizliğini bilerek göz yaşı dökmek, neden ve kime iman ve ibadet edileceğinin idrak etmek, aklı ve kalbi aynı doğruda buluşturmak, dünyevi hırs ve arzulardan uzaklaşarak adeta miracı yaşamak, vicdanı dinleyerek Yüce Allah’ın huzurunda olduğu bilincini tüm bedende hissetmektir.

İbadette, imanda, amel ve ahlakta huşu esas ve şart olandır.

Adına ister samimiyet, ister içtenlik, ister muhabbet densin huşuyu tarif eden tüm yollar kalbe çıkar ki kalpten beslenmeyen ne iman ve ne de ibadet doğru ve tam değildir.

Aradan çıksın diye ibadet, yalandan iman, numaradan cami, şekilden sakal, riyadan tevbe, görsünler diye infak huşuya düşman hallerdir.

Huşu, Mevlana’nın tarifiyle namazda ayakların birini cennete ve diğerini cehenneme koyarak, sırat-ı mustakim köprüsünde yürümek, Allah’ın huzuruna çıkmış fani bir kul gibi, sağ ve sola, gelmiş ve geleceğe bakarak tevbe etmek, yönelmek, tevazu ile eğilmek, kabul ve idrak etmek, saygıyla beyan ve arz etmek, dilek ve temennileri iletmek, göz yaşları içerisinde dualarla affolunmayı dilemektir.

Huşuyu yakalamak sade ve saf bir iman ister ki sıradanlığı ortadan kaldıran iman, ibadet, ahlak ve amele mana katar, kime ve neden yapıldığını hatırlatır.

Huşu, riya ve gösterişin, yalan ve münafıklığın anlaşılır kılınmasını sağlayarak, samimi olmayan yönelişleri diğerlerinden ayırır.

Huşu, teslimiyete mana katar, acizliği hatırlatır, kibir ve hırs yeleklerinin sırtlardan atılmasını sağlar.

Huşuyu yakalamak, kula yeni ufuklar açar, karanlıkları aydınlatır, gönül ferahlığı verir, ötelere taşır, gayba götürür, günahları ruh ve bedenden temizler.

Huşu, kabul şartıdır, samimiyetle yönelişin ispatıdır, muhabbetin adıdır ki din samimiyet ister. Dini yapmak, Allah’ı tanımak yetmez sevmek ve muhabbetle sarılmak lazım gelir. İşte huşu bu samimiyetin adıdır.

Modern zamanların noksanı iman ve huşudur ki huşusuz kalmakla sıradanlaşan din maneviyatı hobileştirir, ibadetlerin erdiriciliğini yok eder, değer üretmeyi ve ıslahı imkansız kılar. Bireyler ruhsuzlaşınca da toplumların birleştirici kudreti ortadan kalkar.

Huşusuzluk, riyaya yollar açar ve batıl bu sayede güçlenme imkanı bulur.

Niyetleri bilen Allah elbette kanmayacaktır lakin insanları kandırmak her zaman mümkündür ve huşusuz, gösteriş ve yalanla secde edenler hem etrafı hem de kendilerini kandırmakla münafıklıkta zirve yaparken onları kendilerinden sanan mü’minlere de zarar verirler.

Münafıkların cehennemdeki yerleri bu yüzden kafirlerden de aşağıdadır.

Müşrikler ise tatlı vaadler ve dünya servetleri ile gizli şehvetlere sürüklemekte, yalanları tepelere taşımakta, toplumları batılın peşinde sürüklemekte ve aldatmakta hünerlidir. Yedek ilahlar üretmek suretiyle hak’ka düşmanlık eden ve huşuyu yok eden bu zalimler, ibadet ve dinin manasına da su katarak özü bulandırır ve suyu kirletirler.

Tevhidi, şirk zehri ile kirleten zalimlerin tuzakları elbet zayıftır, kılıçları tahtadandır ve Allah tuzak kuranların, hesap soranların, azap edenlerin en çetinidir.

Huşu, aldatanları tanıyabilme idrakidir.

Huşu, Yaratan’ı, Tek ve Bir olan Malik’i vekil etme, sadece O’na sığınma ve O’na güvenmedir.

Huşu, birilerinin, bu sadece kelimesini kaldırmasına müsaade etmemektir.

Huşu, haniflik etrafında bir ve birlik olup, şerre kilit olmayı dilemektir.

Huşu, imanın özü, ibadetin manası, dinin olmazsa olmazıdır.

Huşuyu yakalamak, Kur’an İslam’ının ruhunu yakalamak, Yüce Allah’a koşulsuz teslim olmaktır.

Huşuyu yakalamak, bedenen ve ruhen temiz olmak, hayra hizmete gönüllü olmak, kalbin sesini bedene kılavuz etmektir.

İman, mü’minin şeytanlara karşı korunma kalkanı, huşu imanı besleyen en büyük meziyet ve nimettir.

Huşu ile Rabbine yönelen kalbin inşallah sadakası, duası, secdeleri, şükürleri, tevbeleri makbul olur. Çünkü mülkün ve kudretin tek sahibi yüce Allah’ın affediciliği, rızkı, nimeti boldur. O, dualara cevap veren, tevbeleri kabul edendir. O, tek bir şey ister kulundan .. iman. Huşu ise kalbi bilen Allah’ın mü’minde aradığıdır. O, acizliğini kabul edip kendisine yöneleni, kibir ve hırslardan sıyrılıp tevbe edebileni, dünyevi zevk ve nefsani oyunlardan sıyrılıp hakka yönelebilenleri ve başkaca ilah tanımayanları ödüllendirendir.

Allah, ibadeti noksan olanı, amelde geri kalanı, ahlakı düşük olanı affeder, kaza ve kefaret imkanı verir ama Allah huşunun ve imanın kazasını nasip etmez, fidye kabul etmez.

Tüm peygamberlerin ilk emri imandır, huşuyu yakalamak ise imana sarılmaktır.

Huşu ile Rabbine yönelebilen kalp olmak kolay değildir. Çile, sabır, sebat ister. Acı ve gözyaşı ile sabahlamak, derin derin düşünmek, şükretmek, azla yetinmek, çok’un pisliğine kanmamak, helal olmayanın reklamlı panolarına aldanmamak ister.

Huşu bu yüzden müminin vazgeçilmezi ve imanın ispatıdır. Bu ispat kullara veya topluma değil sadece Yüce Allah’adır ve O kalplerin özünü bilendir.

Din ve ibadet sadece yapılmayı değil, MUHABBETLE YAPILMAYI ister. 

Ve Kur’an anlamadan okunmayı değil, samimiyetle, anlayarak okunmayı HAK EDER. 

Huşu, başkaları için değil sadece Allah içindir ve Allah huşu ile kendisine yönelenleri elbet mükafatlandıracak olandır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Mutlak iyilik ve kötülük

Mutlak iyilik ve kötülük

Mutlak iyilik ve kötülük “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir