Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Hutbe; ölüm ve ölüm muhsebesi
imanilmihali.com
ölüm

Hutbe; ölüm ve ölüm muhsebesi

Hutbe; ölüm ve ölüm muhsebesi

HUTBE KONUSU: Ömür ve ölüm muhasebesi

Değerli Müslümanlar!

Ömrümüz her gün bir gün daha tükenmekte, ahirete adım adım yaklaşmaktayız. Gelenlerin hep gittiği, gidenlerin hiç geri gelmediği bir dünyada yaşıyoruz. Geçmişe ait günlerimiz çoğalırken, yarınlarımız azalıyor. Zihnimizi çoğu zaman ya anılarımız ya da hayallerimiz meşgul ediyor. Oysa geçmiş bizden kopmuştur. Gelecekse meçhuldür. Sağlıklı düşünen insanın işi ise içinde bulunduğu anı en iyi şekilde değerlendirmektir. Nitekim Peygamberimiz: “Akıllı kimse kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrasına hazırlanandır.”¹ buyurur.

Kıymetli Cemaat!

Ölmemenin bir şartı var: Doğmamak. Doğduysak ölüm muhakkak. Her şey fani, Allah baki. Kur’ân-ı Kerim’de meâlen: “Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak azamet ve ikram sahibi rabbinin zatı bâki kalacak.” ² buyruluyor. Başka bir Âyet-i Kerime’de de: “Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz” ³ buyrulur. Hal böyleyken ölümü hatırlamak, bu kaçınılmaz gerçeği gündemde tutmak istemeyiz. Oysa Peygamberimiz: “Lezzetleri yenen ölümü çok anınız.” 4 der. Sevgili Müminler! Yolcuyuz, ömür denilen yolda. Misafiriz, dünya denilen evde. Koşuyoruz bizi bekleyen kabre. Elbette duracak bir gün ibre. Bitecek bize verilen süre. Saati durdurmak, takvimi dondurmak, ölmeyeceğim sanmak asla olmaz çare. İstatistikler, dünyada günde ortalama üç yüz bin kişinin, öldüğünü söylüyor. Ölmediğimiz her gün, bu üç yüz bin kişiye dahil olmadığımızı gösterirken diğer taraftan ertesi gün bu listeye eklenebileceğimizi gösterir. Altmış yıl yaşayan birinin on beş yılı çocuklukla, on beş yılı da uykuda geçtiğine göre geride otuz yıl gibi bir zamanın kendisine kaldığını bilelim. Yaşı ilerlemiş birine “Bunca yılı nasıl geçirdin?” , “Hayattan ne anladın?” diye sorduğumuzda alacağımız cevaplar: “Hiç”, “Göz açıp kapayana kadar geçti.” Türünden sözler olur.

Değerli Kardeşlerim!

Bugüne kadar kim bilir kaç cenazenin tabutuna omuz dayamış, kaç bedeni kara toprağın bağrına gömmüş ve bu ibret tablosundan sonra: “Sonum bu, artık iyi insan olmalıyım” diye karar vermiş ve kaç kez bu kararımızdan dönmüşüzdür. Dünyada mertebemiz ne olursa olsun çıplak geldiğimiz bu diyârdan çıplak gitme var. Bir damla suydu aslımız, bir avuç toprak olmaktır sonumuz. Bu gök kubbede bâki kalacak olan bırakacağımız hoş bir sedâdır. Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekelim. Yediğimizden – içtiğimizden, attığımız adımdan-yuttuğumuz lokmadan, çıkardığımız sesten- alıp verdiğimiz nefesten, sorgulanacağımız güne hazırlanalım.

Sınırlı dünya günlerimizi sınırsız âhiret günlerimiz için harcayalım. Fırsat elimizdeyken, can tenimizdeyken, aklımızda yerindeyken, yüzümüz kanlıyken, dizimiz canlıyken yaşıyor olmanın kıymetini iyi bilelim. Har vurup harman savurarak ömrümüzü heder etmeyelim. Unutmayalım ki; eden kendine eder, herkes ektiğini biçer. Ölüm değişmez kader, ömürse tez gelir geçer.

Mehmet Atıf BİLGİLİ

Tire Hamza Ağa Camii İmam-Hatibi

1- Tirmîzi, Riyâzü’s-Sâlihin

2- Rahmân: 26-27

3- Ankebût: 57

4- Tirmîzi, İbn-i Mâce

 

Hutbe; ölüm ve ölüm muhsebesi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gayba dair merak edilenler

Gayba dair merak edilenler

Gayba dair merak edilenler Gayb, tek kelime ile bilinmeyen gelecek, dini manada ise gayb; bilgisi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir