Anasayfa / ALLAH (cc) / Huzurda mahçup edecek haller
imanilmihali.com
Huzurda mahçup edecek haller

Huzurda mahçup edecek haller

Huzurda mahçup edecek haller

Yüce Allah, yaşamı ve eceli kimin daha iyi iş göreceğini ve kimin imanda sabit kalacağını bilmek için sınav gayesiyle var etmiştir. Bu sınav süreli, bu hayat fanidir. Baki olan ahiret yurdudur ve ahiret hesabı haktır, yaşanacaktır.

Yeniden dirilişle birlikte tüm kullar kabirlerden dışarı çıkarak huzurda toplanacak, amel defterleri dağıtılacak ve mahşeri kalabalık tartı, mizana tabi tutulacak ve cennetlikler dahi şefaat umuduyla bekleyecektir. O gün dünya da olduğu gibi mülk ve kudret sadece Allah’da olacaktır çünkü O mülkün ve dinin tek sahibidir, din gününü de sahibidir.

Ahiret yurdunda dirilişle başlayan safahat, gerçeklerin alenen görüleceği, dünyadayken akla sığmayan güzellik ve azametin yaşanacağı ayrı bir alemdir ve fakat haktır, sonsuzdur.

Orada bazı yüzler gülecek ve bazı yüzler kararacaktır ki yüzlerin o esnada kararmaması bu dünya da yapılacak güzel şeylere ve sakınılacak yanlışlara bağlıdır.

Ahiret hesabı Kur’an iledir ve zerrece haksızlık olmayacaktır. O halde dünya ve ahiretin tüm kural ve kaideleri Kur’an’dadır ve Kur’an’a biat etmeyenlerin dahi hesabı Kur’an iledir. O halde Kur’an’ı anlayarak okumak ve idrake derek hayata yansıtmak mahçubiyeti engelleyecek ilk şeydir ki en büyük şefaatçi de Kur’an’dır.

Hak yemek helallik gerektiren, dünyada ödeşilmediği takdirde, kullara ait olan hak karşılığı, sevap veya günah takası şeklinde icra edilecek olandır. Ziyadesiyle hak yiyenler için sevaplar dağıtılarak bitecek ve hakkı yenenlerden bu kez günahlar üstlenilecektir ki bu gayet acı verici ve mahçup edicidir.

En büyük hak sahibi ise elbette Yüce Allah’tır ve O’nun emir ve yasaklarına karşı gerekli saygıyı göstermeyenlerin mahçubiyeti ateşlerle son bulacaktır.

Hz. Peygamber’in sünnetini yere göğe sığdıramayanlar, muazzez peygamberin ümmet için “Kur’an’ı hayatın dışına ittiler” şikayetine maruz kalacaktır ve bu şefaate giden yolları da tüketecektir.

Keza, Allah rızasına ermek yerine, geçici heva ve heveslere mahkum bir hayat yaşayanların Allah rızasına mazhar olamayan halleri de şefaate engeldir çünkü şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullaradır.

Dinin gereklerini yerine getirmede acizlik gösterenler, beşeri telaşlarla meşgul olanlar, dünyevi çıkarlar için dinden taviz verenler orada hakikati görecek, pişman ve mahçup olacaktır.

Fitne ve fesada, yalan ve iftiraya, haksızlık ve adaletsizliklere, çirkinlik ve kötülüklere dayalı bir hayat sürenler, ahiret yurdunun saf ve duru güzelliği karşısında mahçup olacak, dünyaya dönüp yeniden ama ihsan içinde yaşamayı arzu edecekler ama bu istekleri kabul görmeyecektir.

O gün, baba evlatlarından, anne kucağındaki yavrusundan kaçacak, mahçubiyetler gün gibi ortaya çıkacaktır. Dünyada en gizli işlenen suçlar dahi orada ayan beyan belli olacak, gizli ve saklı bir şey kalmayacaktır.

İmanın gereğini yerine getirmekte aciz kalanlar için, iman edilecek tüm sırlar ve gayba dair tüm hususlar orada bilinir olacak, çıplak gözle görülecektir. O vakit imana mesafeli hayat yaşayanlar hakikat karşısında susacak ve mahçup vaziyette başları öne eğik, akibetlerinin tebliğini bekleyecektir.

Allah’ı inkar edenler, münafıklık ve müşriklik edenler, zulmedenler, eziyet edenler dünya süsleri ile aldandıklarının farkına varacak, pişmanlıkla tevbe etmek isteyecek ama bu istekleri kabul görmeyecektir.

Servetler biriktirip onlarla şımaranlar, cehennemlik akibetlerinden fidye vererek kurtulmayı dileyecek ama bu nafile istek kabul olmayacaktır.

Şeytana dost, asker olanlar ise şeytanla birlikte sonsuz azaplara mahkum olurken, fıtrattaki misaklarına vefasızlık ettikleri için, aldandıkları için, hakikati göremedikleri için mahçup olacaktır.

Dincilik ederek, dine yalan söyleterek, din üzerinden menfaat sağlayanlar orada dinin erdiriciliğine şahit olacak ama kendileri yaptıkalrı ihanet ve rezillikler nedeniyle o hikmetlerden yoksun kalacaklardır.

Günahın küçüğünden de büyüğünden de sakınmadan hayat yaşayanlar orada azaplı ateşler karşısında mahçup ve sefil olacak, cennetlerin müjdelerine erebilenler dünyaya dönüp daha fazla iyilik yapmak isteyecektir.

Şehitler, sıddıklar, alimler, Peygamberler cennetlere, kafir ve müşrikler cehenneme giderken müslümanlar dünya da neden cihat etmediklerine, neden Allah yoluna baş koymadıklarına hayıflanacaktır.

Dünyada İslam’ı ikna edici ve gerçek bulmadığı için inkar eden diğer din mensupları, İslam’a geçmedikleri için pişman ama vebale de razı olacaklardır.

Dünyada öldüren, eziyet eden, iman sahipleriyle alay eden inanç yoksunları orada akibetleri karşısında mahçup ve suskun olacaktır.

Ateşlere mahkum olanlar orada zebanilerin dehşetli görüntülerinden ürperirken zebaniler şöyle seslenecektir, size Allah’ın Kur’an’ını tebliğ eden bir Peygamber gelmedi mi?

Muhtaca, yolcuya, fakire yardım etmekte aciz kalanlar, orada o fakirlerin cennetlere sevkini uzaktan izleyecek, kendileri bölükler halinde cehenneme yollanacaktır.

Tabiata, canlılara, yeryüzüne ve çevreye zarar verenler orada azapların azabına mahkum olacaktır.

Dünyada insan gibi yaşamak, kul gibi davranmak yerine pislikler ve yasak şehvetler uğruna nefes harcayanlar aracı ve şefaatçi kıldıkları insan ve varlıkların kendileri gibi ateşlere mahkum olduğunu görünce onlardan şikayetçi olacak ve misliyle cezalandırılmalarını isteyecektir.

Kamuya uzanan kirli eller orada hak sahiplerine verecekelri sevapları nedeniyle sevapsız kalacak ve cehennem ebedi mekanları olacaktır.

Yeryüzünde bozgunculuk, fitne ve fesat peşinde yaşayanlar, bozdukalrı huzur ve asayişin bedelini ateşlerle ödeyecektir.

Terör belasına bulaşanlar, kıydıkları masum canların vebalini en derin cehennemlerle ödeyecektir.

Allah’ın dinini tarikatlara, mezheplere, hizip ve fıkralara bölerek, kardeşi kardeşe düşman edenler ahirette kaçacak delik arayacak, sahte peygamberlik iddiasındakiler bir köpek yavrusu kadar kıymet görmeyecektir.

Tacizciler, tecavüzcüler, gıybet ve dedikodu tutkunları yedikleri hakların, kıydıkları canların, kararttıkları hayatların bedelini ateşlerle ödeyecektir.

Kafirler günahları yüzünden, mürailer ve münafıklar yalanları yüzünden, müşrikler Allah ile aldatmaları yüzünden helak olacaktır.

Müslümanlar gereğince iman etmedikleri, imanı dilde tuttukları, imanı hayata yansıtmadıkları için mahçup olacak, şefaate muhtaç kalacak ve belki geçici süre cehenneme mahkum olacaktır.

Yüce Allah’ın rahmeti iman edenler ve salih amel işleyenler üzerine olacak, imandan yoksun kalanlar cennetleri uzaktan dahi göremeyecektir.

Hırsızlık edenler, rüşvet alıp tefecilik edenler, mafyalaşanlar, karaborsacılık yapanlar, ölçü ve tartıda hile yapanlar orada kaçacak delik arayacaktır.

Ormanları yakanlar, ormanları kesip arsalar elde edenler, ağaçlarla birlikte sayısız mahlukatı da evsiz bırakanlar acılar içinde kıvranacaktır.

Nefsini terbiyeye uğraşmayanlar, hayasızlıkla yaşayanlar, evlatlarını terbiye etmekte aciz kalanlar, iffete ve namusa, mahreme saygı duymayanlar acı sonlara mazhar olacaktır.

Müsibet, acı ve yoklukta sabredenler mükafatlara ererken, nimetlere şükredenler daha fazla nimetle sevinirken, sabır ve şükre uzak olanlar acılara mahkum olacaktır.

Zina ve fuhuşa, muta nikahına, eşcinselliğe bir ömür adayanlar, Allah’ı kandırdığını sananlar orada hakikatle yüzleşecek ve ahlaksızlıklarının bedelini ateşlerle ödeyecektir.

Hak ve adalete düşman olanlar, zerrece haksızlık yapılmayan ilahi huzurda hakettiklerini adil vaziyette alacak ve merhamet görmeyecektir.

Ana ve baba, komşu, yetim, akraba haklarına saygıda kusur edenler, emin olamayanlar, din kardeşlerini kendisi gibi sevmeyenler, iman kardeşliğine destek olamayanlar, Peygamberi kendisinden de çok sevemeyenler huzurda mahçup olacaktır.

Allah’tan değil kullardan korkanlar, zulme sessiz kalanlar, birilerini Allah’tan çok sevenler orada mahzunluğ amahkum olacaktır.

Rızkı ve medeti, nimet ve şifayı başkalarından bekleyenler orada gerçek hükümdarı görecek ve fakat vakit geçmiş olacaktır.

Şeytanın adımlarını izleyenler, şeytana asker olanlar, şeytanlaşanlar ve şeytancıklar, şirk dinine tabi olmakla etikleri hatanın bedelini şeytanla birlikte sonsuza dek cehennem ateşlerine mahkum olmakla ödeyeceklerdir.

Dine, Kur’an’a, peygambere yalan söyletenler, Allah ile aldatanlar orada hakikatle buluşacak ve beyhude yere saklanacak delik arayacaklardır.

Riya ve gösterişi din için yeterli sananlar, dinde samimiyeti yakalayamayanlar, içtensizlik ve numaralarının vebalini cennetlerden mahrum kalmakla ödeyecektir.

Hırs ve kibirle büyüklenenler, büyüklenerek ezenler, ezilenlerin cennetlere yolculuğunu kıskanarak izleyecektir.

Cennetler sadece iman edenlere yurt olacak ve iman dilemeyenler, imana sahip çıkamayanlar, misaklarını unutanlar, aldanan ve sapanlar cennetlerden mahrum kalacaktır.

Mü’minler ise cennetlere sevk edilirken dahi neden daha fazla iman ve ibadet etmediklerine, neden daha ahlaklı ve salih amelli yaşamadıklarına hayıflanacaklardır.

Velhasıl herkes orada gerçeği görecek ve az yapan daha fazlasını yapmadığı için, hiç yapmayan inkarı seçtiği için pişman ve mahçup olacaktır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir Yüce Allah, hayatın, ecelin, mülk ve kudretin, dinin, beraat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir