Anasayfa / PEYGAMBERİMİZ / Hz. Peygamberimizin Ranuna hutbesi
imanilmihali.com
Laiklik

Hz. Peygamberimizin Ranuna hutbesi

(Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”(Maide 5/76)

Hz. Peygamberimizin Ranuna hutbesi

Lütfen…okuyun ve sevdiklerinize okutun.

RANUNA HUTBESİ

Medine yolunda hicret devm ederken günlerden cuma idi. Küba’dan Cevf’e yolculuk sırasında öğle vakti oldu. Resulullah, RANUNA denilen yere gelince yanındaki Müslümanlarla cuma namazı kıldı. Daha sonraları bir mescit inşa edilen ve ‘Mescid-i Atika’ veya ‘Mescid-i Cuma’ ismiyle anılan bu yerdeki hutbesinde sayısı yüz civarında olan cemaate İslam’dan bahsetti ve hareketleri konusunda uyarıp bazı nasihatlerde bulundu. (Bu hutbe, içeriği aynı olmak üzere kaynaklarda çok farklı uzunluklarda ve biçimlerde rivayet edilmektedir. Burada mevcut rivayetler dikkate alınarak ortak bir metin oluşturulmaya çalışılmıştır.)

Hutbesi şöyleydi:

Hamd, Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ister, O’ndan mağfiret ve hidayet dilerim. O’na iman ederim. O’na nankörlük etmem. Düşmanlığım O’na nankörlük edenedir. Allah’tan başka ilâh bulunmadığına, tek olduğuna ortaksız olduğuna, Muhammed’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna, Muhammed’i hidayet, hak din, nur ve öğüt ile gönderdiğine şahitlik ederim.

Ey insanlar! O Allah ki, peygamberlerin arasının açıldığı, ilmin azaldığı, insanların sapkınlığa düştüğü bir zamanda kulunu, tam bir hidayet, tam bir nur ve en güzel öğüt olan Kur’an ile gönderdi. Ey insanlar! Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabının sözleridir.

Allah kimin kalbini Kur’an’la süsler ve onu küfürden sonra İslam’a mensup kılarsa; o da Kur’an’ın sözlerini insanların sözlerine tercih ederse; işte o kimse felaha erer; kurtulanlardan olur. Allah’a ve resulüne uyan doğru yolu bulmuştur. Allah’a ve resulüne karşı gelen de azgınlık ve taşkınlığa saplanmış, sapıklığa düşmüştür.

Allah’ın sizi sakındırdığı şeylerden sakının. Bundan daha üstün bir hatırlatma ve bundan daha değerli bir nasihat yoktur. Ey insanlar! Sadece Allah’a ibadet edin; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. O’ndan sakınılması gerektiği gibi sakının. Allah’ı sevin, Allah’ın sevdiğini sevin.

Allah’ın kitabından usanmayın; O’nun zikrinden kalbinize darlık gelmesin. O’nun kitabı, yaratılan her şeyin üstününü seçip ifade eder; amellerin hayırlısını, kulların seçkinlerini, kıssaların iyisini anlatır. Haram ve helâlleri bildirir.

Güzel sözlerinizle Allah’ın söylediklerini tasdik edin ve söyleyin. Allah’ın ihsan ettiği rahmet ve sevgiyle birbirilerinize karşı muhabbetli olun.

Ey insanlar! Allah’tan başkasında kuvvet ve kudret yoktur. Allah’ın düşmanlarına düşman olun. O’nun yolunda gereği gibi cihad edin.

Ey insanlar! Kendinizi ahirete hazırlayın. Ahiret azığınızı kendinizden önce gönderin ki oraya gittiğiniz zaman hazır bulabilesiniz. Şunu bilin ki hepiniz öleceksiniz ve malınız sahipsiz, sürüleriniz çobansız kalacak.

Rabbiniz size ‘Benim elçim size gerekli şeyleri bildirmedi mi? Ben sana mal verdim, ihsan da bulundum. Sen bunlardan kendine ahiret payını ayırdın mı?’ diye soracak. Eğer azığınızı önceden göndermemişseniz sağınıza bakacaksınız, solunuza bakacaksınız ve cehennemden başka bir şey göremeyeceksiniz.

Öyle ise yarım hurma ile de olsa, kendinizi cehennemden uzak tutun. Gücü yeten hayır işlemeyi ertelemesin. Onu bulamayan da güzel sözle kendisini cehennemden korusun.

Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun.[ Hakim, Müsteârek, 111/399]

Resulüllah namaz sonrasında Cevf’e olan yolculuğuna devam etti. O’nun Küba’dan ayrıldığını duyan herkes yollardaydı. Cevf’de yaklaşık beş yüz kişiden oluşan bir kalabalık tarafından karşılandı. Herkes tarifi mümkün olmayacak bir mutluluk içerisindeydi. Herkesin yüzü gülüyor, sevinç gösterilerinde bulunuyorlardı.

Enes b. Malik, o günün tanıklarından birisi olarak şunu söylemiştir: ‘Ben, Resulullah’ın Medine’ye geldiği günden daha güzel, daha parlak ve daha coşkulu bir gün görmedim.’ [Taberî, TarihtiY-Rusüî ve’l-Mülûk, 11/255, 256; Ibn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihâye, III/259; Kurtubî, el-Cami’u li Ahkâmi’l Kur’an, XVIlI/98. ]

Hz. Peygamberimizin Ranuna hutbesi

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”(En’am 6/162)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Peygamber

Sünneti sorgulamak

Sünneti sorgulamak İman; Yüce Allah’a, Kur’an’a ve elçisi Hz. Peygamber (sav)’e itimat ve itaattir. Yüce ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir