Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İslam tarihi / Hz Peygamberin Mekkelileri İslama daveti
imanilmihali.com
Hz Peygamberin Mekkelileri İslama daveti

Hz Peygamberin Mekkelileri İslama daveti

Mekkelileri İslam’a davet

Hz Peygamberin Mekkelileri İslama daveti ahir zaman Müslümanları için unutulan dini değerlerin ve cehennem azabının hatırlanması için önem teşkil eder.

Resulüllah Hicr suresinin 94. ayeti ile verilen talimatın gereğini yerine getirmek için en uygun yer olarak şehrin hemen yanındaki Safa tepesini seçti. O zamanın Mekkesinde herkesin bildiği bir uygulamayı daveti için araç olarak kullanmaya karar verdi. Bir gün sabahın erken bir vaktinde Safa tepesine çıktı. Düşman baskını gibi önemli bir tehlikeyi duyurmak için yapılan uygulamaya benzer şekilde olmak üzere, kelime olarak ‘Vak kötü sabahım!, Vah kara sabah!’ anlamlarına gelmekle birlikte, esasen ‘Düşman tarafından kuşatıldık, sarıldık. Hemen savaşa hazırlanın’ anlamlarında kullanılan ‘Ey sabâhâk! Ey sâbâhâh!’ sözleriyle bağırmaya ve sonra da Mekkelileri boy, soy, aile isimleriyle teker teker çağırmaya başladı.

Kendilerine seslenildiğini duyan Mekkeliler büyük bir heyecanla Safa tepesinin eteğinde toplandılar. Herkes birbirine merak ve korkuyla söz konusu çağrının nedenini soruyordu. Hiç kimse ne olduğunu bilmiyordu. Herkesin gözü Resulüllah’ın üzerindeydi. Çağrının sahibi olarak O’nun birşeyler söylemesini bekliyorlardı. Mekkelilerin önemli bir kısmının yanma geldiğini gören Resulüllah ilâhi görevinin gereği olarak davetine başladı. Ancak, davetini güven temelinde gerçekleştirmek için, öncelikle bu insanların yanındaki durumunu açığa çıkarmak ve kendisine yönelik güvenlerini hatırlatmak istedi:

‘Benimle, sizin durumunuz düşmanı görünce ailesini haberdar etmek üzere koşarak düşmandan önce ailesinin yanına gelmeye çalışan ve bu arada ‘Ey sabâhah’ diye bağıran adamın durumu gibidir. Şimdi söyleyin, ben size ‘Şu dağın arkasındaki vadiden size zarar vermek, mallarınızı yağmalamak üzere gelen bir takım düşman atlıların bulunduğunu söylesem, bana inanır mısınız?’Kalabalıktan birçok kişi ‘İnanırız, sen yalan söylemezsin. Sen her zaman en güvenilenimiz oldun’ dediler. Resulüllah istediği cevabı almıştı. Sözlerine devam etti:

“O halde beni iyi dinleyin!

Sizi şiddetli bir azapla uyarıyorum. Sizleri Allah’tan başka ilâh olmadığını söylemeye ve buna göre inanıp, yaşamaya davet ediyorum. Eğer bu davetimi kabul ederseniz gideceğiniz yer Cennettir. Eğer Allah’tan başka ilâh olmadığını kabul etmezseniz, uğrayacağınız azaptan sizleri kurtaramam.

Ey Kureyş halkı! Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın. Ey Kâ’b b. Lüeys oğulları! Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın. Ey Mürre b. Kâ’b oğulları! Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın. Ey Abduşems oğulları! Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın. Ey Abdumenaf oğulları! Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın. Ey Abdülmuttalib oğulları!

Ey Muhammed’in kızı Fâtıma! Ey Resulüllah’ın halası Safiyye! Kendinizi Allah’tan satın alın. Eğer durumunuzu düzeltmezseniz sizleri Allah’ın azabından kurtaramam. Malımdan isteyin, istediğinizi vereyim. Fakat kıyamet gününde akraba oluşumu­za güvenirseniz yanılırsınız. Akrabalık bir tarafta, ben bir taraftayım. O gün insanlar amelleriyle gelecekler. Bütün yaptıklarınızı boyunlarınızda taşıyarak getireceksiniz. İşte o zaman ben sizden yüzümü çeviririm.

Yardım etmem için bana seslenir ‘Ey Muhammed!’ dersiniz; fakat ben çağrınıza cevap vermem; şöyle yaparım (Bu sırada başını yana çevirdi). Yine ‘Ey Muhammed!’ dersiniz; ben yine böyle yaparım (Ve başını diğer tarafa çevirdi).”

Davet ve tebliğde öne çıkanlar

Davet ve tebliğin ilk özü Allah korkusunun ön plana çıkarılmasıdır ki Mekke’li müşriklerin İslam öncesi hali budur. İkinci anılan müjde ise cennetlerdir ki bu şirk kokulu yolu terk edip Hak’ka tabi olanlar içindir. Üçüncü temel mesaj Hz. Peygamberin dahi zalim inkarcılar için kurtarıcı olmadığı, şefaat edemeyeceği gerçeğidir ki hesap sorucu sadece Allah’tır. Dördüncü mesaj ise soy, sop ve akrabalık ilişkisinin dahi kulu azaptan kurtaramayacağı gerçeğidir. Beşinci mesaj ise amel ve niyetlerin esas olduğu, bahane ve mazeretlerin, yalan ve gösterişlerin kıymetsiz olduğudur. Nihayet altıncı mesaj Hz. Peygamberin tüm tebliğ, davet ve gayretlerine rağmen Hak din İslam’a tabi olmayanların dostu olamayacağına dairdir.

İslam’ın ilk yıllarında yapılan bu davetin burada anılmasındaki maksat halen yaşadığımız inkar ve küfür hallerinin Mekke müşrikleri ile benzer olmasıdır ki Peygamberimizin davetini hatırlamada fayda mütala edilmiştir.

Keza kul, rahmet Peygamberinin Veda Hutbesini de iyi anlamalı ve kendisine çeki düzen vermelidir.

Not; Sn.Celaleddin VATANDAŞ’ın “Hz. Peygamberin (sav) hayatı ve İslam Daveti” adlı eserinden uyarlanmıştır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an

DÛMETÜ’L-CENDEL OLAYI

DÛMETÜ’L-CENDEL OLAYI Dûmetü’l-Cendel, Tebük’e yakin, Şam’a beş gecelik mesafede bir yerdir. Hz. Peygamber Şam’da hristiyan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir