Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İbadet putu ve iman
imanilmihali.com
İbadet putu ve iman

İbadet putu ve iman

İbadet putu ve iman bahsi ile anlatılmak istenen iman ve huşunun tüm ibadetlerde olması gerektiğidir. Çünkü iman kime ve neden inanmak, güvenmek, kulluk ve ibadet etmek gerektiğinin adıdır ve içerisinde iman olmayan ibadet zamanla ilahlaşır ve kul namazı cennet için yeter sayar.

İbadet putu ve iman

İman Yüce Allah’ın en büyük nimeti, kalpten doğan esenlik ve huzur, şeytana karşı en büyük koruyucu ve kurtuluş anahtarıdır. İman bu haliyle tüm ibadet, ahlak ve salih amelin özü ve ilk adımıdır ki Allah aksini dilemedikçe iman etmeden kimse cennetlere giremeyecektir.

Bu tasvir bize gösterir ki iman önce ve sadece Allah’ı sevmek ve inanmak sonra O’na güvenmektir. Amelden de önce niyet, ibadet ve ahlaktan önce iman bu nedenledir.

Yüce Allah dinler tarihi boyunca değişik haram ve helaller belirleyerek birden fazla şeriati tayin etmiş ama tek bir din yani tevhidi emretmiş, sayısız kitap ve peygamberi ile toplumların azgınlık derecelerine göre emir ve yasaklarını artırmış veya azaltmıştır. İbadet ise dine göre değişmiş, Peygambere göre şekillenmiştir.

İman ve tevhid ise hiç değişmeden ayaktadır ve ilk günkü duruluk ve saflıktadır.

İman ve İslam’ı titizlikle ayırt eden Kur’an İslam’a girmeyi kurtuluş için asla yeterli görmez ve iman etmeyi gerekli kılar.

İslamın ve imanın şartları bu nedenle farklıdır ve iman her şeyin başı ve maksadıdır.

İbadet, İslam’ın şartları diye sayılanların toplamıdır yani kelime-i şehadet getirmek, oruç, namaz, hac ve zekat ibadetin fasılalarıdır ki içerisinde iman tarifi yoktur. Şehadet kelimesinin ise sadece dille söylenmesi dine girmek için kafidir. (Not; İslamın şartları arasında belki de ilk sırada olması gereken Kur’an’ı anlayarak okumaktır.)

Oysa iman Allah’a, ahirete, kitap ve peygamberlere, kader ve meleklere gönülden inanmak, gaybı ve Kur’an’da yazanları, Peygamberin getirdiklerini yürekten sevmek ve idrak ve kabuldür.

İbadet içerisinde iman yoksa sıfırdır, eksidir, hobi veya spordan ibarettir. Bu cihetle de ibadeti yeter sananlar imandan yoksun yaşadıkları sürece cennetleri asla göremeyecek olanlardır.

Çünkü namaz dahi içerisinde huşu ve iman yoksa, Allah rızası aramak yoksa spordur. Zekat imansız ise hayır bile sayılmaz. Ahlak içerisinde iman yoksa asla Kur’an ahlakı olamaz. Amel sonucu ne olursa olsun salih olmaz. Kısaca içinde iman yoksa iyilik dahi asıl iyilik değildir, kime ve neden yapıldığı kalpten haykırılmıyorsa gerçek ve kalıcı değildir.

İbadet putu ile kast edilen nedir?

İşte ibadet putu ile kast edilen de tam olarak budur ki imandan habersiz, Kur’an okumaya mesafeli, okusa da anlamayan kesimin dini bu imana yeterince yakın değildir ve ibadetleri bu nedenle zirveye eremez. İbadetleri bir alışkanlıktan, riya ve gösterişten ibaret olanlar cuma kaçırmamakla cennetleri garantileyeceklerini sanırken imanın erdemlerinden yoksun yaşayarak gönülden aşkı hissetmeye, yardım ve iyilikleri sadece Allah rızası için yapmaktan da uzaktırlar.

Huşu ve aşktan yoksun kalplerin suskun olduğu, dillerin ise dincilikte fırtınalar kopardığı ve en halis mü’minleri bile din dışı ilan etmekte veya en azından dinen noksan göstermekte hünerli bu tiplerin egemen olduğu din asla İslam değildir.

İbadeti yeter sanan, imanı aramayan ve elde etmeyi dilemeyen, orucu saat sayarak, kurbanı dostlara göstererek, zekatı menfaat bekleyerek veya sadakayı kendisinin yemediği erzaktan seçerek ya da başa kakarak sözde Allah’ı kandırdığını sanan bu gafiller dine en büyük zararı veren, münafık olduklarının farkında bile olmayanlardır.

Nefse ve şeytana tabi olduğunu hissetmeyen, egosunu tatmine çalışan, iç huzurunu Kur’an okumaktan ziyade dinlemeyle sağlamaya çalışan, arapça ve anlaşılmayan ayetleri acılı türkü mahiyetinde dinleyenler dindar değildir olamaz da. Onların adı dincidir ve dinciler Kur’an’ın iman kardeşliğine gayet yabancıdır.

İbadet, imanla birlikte mana bulur, kabul olur ve güzelleşir. İman ise dille geçiştirilecek bir şey değildir, esastır, özdür, olması gereken huşudur, niye ve kime sorularının cevabıdır.

İbadetle avunan, namazda okuduğu Fatiha’nın ve salavatın ve diğer duaların dahi manasını bilmekten uzak ibadet putu düşkünleri imana da gayet mesafelidir.

İbadet ettiği zaman iman ettiğini de sananlar iman ve ibadet arası farkı, tevhid ve şirk farkını asla anlamamış olanlardır. Zaten İslam’ın bugünkü hali şirki tanımadığı için değil midir?

Tevhid adına çarpan yüreklerden nicesi şirke battığının farkında bile değilse bunun sebebi saklanan şirk mefumudur.

İbadeti kendisine, egosuna ve nefsine yapanlar, içerisinde iman olmayan rekatlarıyla asla Allah’a ibadet ediyor olamazlar. Çünkü iman sadece Allah’a teslimiyetin ve gönülde yeşeren sevda çiçeğinin adıdır.

Erdemlerin yücesi, teslimiyetin zirvesi olan iman noksan ise ibadet putuna kılınan namazlar, ibadeti ilahlaştıran zihniyetlerin alacağı en büyük ödül din içinde kalabilmektir.

Rabbim dindar kullarına imanı, imanlı kullarına cennetlerini ve rızasını nasip etsin.

Rabbim secde eden milyonlara iman nurunu nasip etsin.

Rabbim imanlı kullarını korusun ve acısın. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir