Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İBADET / İBADET VE ÖNEMİ
imanilmihali.com
namaz

İBADET VE ÖNEMİ

İBADET VE ÖNEMİ

Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin). (Bakara 2/138)

İBADET VE ÖNEMİ

İnsanın yaratılış gayesi Allah’a ibadet etmektir. “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat 51/56) ayeti bunu açıkça ortaya koyar. İbadet genel anlamı ile kulluk demektir. Kulluk, Yaratıcı Kudret’in varlığını bilip O’na inanma, O’nun istediği gibi bir hayat yaşama ve O’na itaat etme bilinç ve iradesinin eyleme dönüştürülmesi ile gerçekleşir. İbadet kulluğun maddi ve manevi, bedeni veya mali pratik göstergesidir.

Allahın hoşnutluğunu kazanmak maksadıyla kulun yaptığı her amel, iş ve davranış ibadet olarak değerlendirilir ve inşallah ödüllendirilir. Fert ve toplum yararına olan bütün davranışlar dini ve manevi bir anlam kazanır. Şu halde ibadet İslam’ı yaşamaktır. Bu ibadetin genel açılımıdır.

Özel anlamı ile ibadet ise; mükellef insanın Allah’a itaat, teslimiyet ve sevgisini ifade eden, Allah ve Resulü tarafından yapılması emredilen belli şekil şartlarına sahip fiil ve davranışlardır. Şekli, zamanı, miktarı belli olan bu davranışlar kulluk bilincinin en yoğun biçimde sergilendiği ibadetlerdir. İnsan yaratılış gereği üstün bir kuvvete bağlanmaya, teslim olmaya, ondan güç almaya muhtaçtır. İslam; başvurulacak yegane kaynağın Allah ve Peygamber olduğunu bildiren mesajın adıdır.

En sınırsız güç olan Allah’a sığınmak insanı huzurlu ve mutlu kılar, diğer güç odaklarına veya kullara ibadet etmesini engeller.

Kur’an da itaat ve kurbet’te ibadet ile birlikte anılır. İtaat; niyete bağlı olsun veya olmasın, kimin için yapıldığı bilinsin veya bilinmesin sevap kazandıran fiil yapmaktır. Kurbet ise; niyete bağlı olmasa bile mescit inşa etmek, yol yapmak, vakıf kurmak gibi işleri kimin için olduğunu bilerek yapmaktır. Buna göre ibadet, itaat ve kurbet arasındaki ilişki şöyle ifade edilebilir; İbadet niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Yüce Allah’a kurbet (yakınlık) ifade eden özel itaattir.

İslam’a göre insan hayatına dair bütün kurallar kaynağını Allah’ın kelamı Yüce Kur’an’dan ve Peygamberin sünnetinden alır. Bu nedenle Allah’ın kelamına ve Peygamberin sünnetine tam olarak uymak kulluktur, ibadettir. Bu nedenle ibadetin en üst noktasında İMAN ETMEK yer alır. Çünkü Kur’an da “Allah’a ve Resulüne itaat edin” (Hadid 57/7) buyrulmaktadır. İmn olmadıkça bütün iyi işler ve ameller boşa gider. İman, pratik hayatı ilahi iradeye uygun kılmayı gerektirir.

İman ve ilahi iradeye uygunluk unsurları ancak bunların en güzel biçimde ve içtenlikle (ihlas) gerçekleştirilmesiyle tamamlanır. Peygamberimizin öğretisinin bu üçlü yapısı “Cibril Hadisi” diye bilinen ve insan suretindeki Cebrail ile aralarında geçen konuşmada açıkça görülür.

Hadiste Cibril, Allah’ın Resulü’ne “İman”, “İslam” ve “İhsan” kavramlarının anlamlarını sorar.

Peygamberimiz birinci soruya; “İMAN, ALLAH’A, MELEKLERE, KİTAPLARINA, PEYGAMBERLERİNE, AHİRET GÜNÜNE, HAYRI VE ŞERRİ İLE KADERE İNANMANDIR” şeklinde,

Peygamberimiz ikinci soruya; “İSLAM, ALLAH’A HİÇBİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAMAKSIZIN, O’NA İBADET ETMEN, NAMAZI DOSDOĞRU KILMAN, ZEKATI VERMEN, KA’BEYİ ZİYARET ETMEN (HAC) VE RAMAZAN ORUCU TUTMANDIR” şeklinde,

Peygamberimiz üçüncü soruya; “İHSAN, ALLAH’I GÖRÜYORMUŞSUN GİBİ O’NA KULLUK ETMENDİR; ÇÜNKÜ HER NE KADAR SEN O’NU GÖRMÜYORSAN DA O SENİ GÖRMEKTEDİR” şeklinde cevap vermiştir.

Başta ibadetler olmak üzere günlük hayattaki bütün davranışlar kulluktaki başarı durumunu gösteren ölçeklerdir. İşte bu gerçek mümine sadece namaz kılarken değil her iş ve görevde Allah’ın gözetimi altında olduğu bilincine sahip olması gerektiğini telkin eder.

Allah ve Peygamberin şeklini ve zamanını belirlediği ibadetler iman esaslarından sonra dinin ikinci temel unsuru oluşturur. İman ve ibadetin gerekli niteliklere sahip olmasının tabi sonucu olarak ta ahlak dinin üçüncü temel unsurudur. Ahlakın , İHSAN kavramı ile örtüştüğü söylenebilir. Zira imanı en güzel şekilde gerçekleştirebilmek, yapılan olumlu işleri en güzel şekilde yapmak, güzel ahlakın bir yansımasıdır.

Bu nedenle insanın Allah ile olan ilişkisini diğer kullarla olan ilişkisinden ayrı tutmak olmaz. Kul hakları yükünden kurtulmadan Allah’ın mutlak rızasını kazanabilmek mümkün değildir.

Kur’an’da başta namaz olmk üzere, zekat, oruç ve hac gibi temel ibadetler zikredilir. Bu ibadetlerin nasıl yapılacağı ise Hz. Peygamberin uygulama ve açıklamaları ile belirlenmiştir. İbadetler Allah ve Resulü tarafından nasıl emredilmiş ve öğretilmişse o şekilde yerine getirilir. Şekil, miktar ve hikmetleri sorulmaz. İbadetlerin “tevkifi” olmsının anlamı budur.

Sonuç olarak; Allah’a ibadet etmek, insanın yaratılış gayesidir. İman, namaz, oruç, zekat ve hac başta olmak üzere ahlaki davranışlar, salih amel, evlenme, helalinden rızık arama gibi bütün İslami görevleri ifa etmek ibadettir. (İH)

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.(Al-i İmran 3/96)

İBADET VE ÖNEMİ

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gurur veya gözyaşı getiren ibadet mukayesesi

Gurur veya gözyaşı getiren ibadet mukayesesi

Gurur veya gözyaşı getiren ibadet mukayesesi İbadet ve kulluk, fıtrati gayedir ve insan sadece Allah’a ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir