Anasayfa / BAŞ YAZILAR / İbadetin abdesti imandır
imanilmihali.com
İbadetin abdesti imandır

İbadetin abdesti imandır

İbadetin abdesti imandır

Namazın evvela farzı olan abdest, büyük ve küçüğüyle, namazın içi ve dışıyla, Hadesten (gözle görünmeyen pisliklerden temizlenmek) ve Necasetten (beden ve namaz yerini kapsayacak şekilde gözle görülür pisliklerden temizlenmek) tahareti ile namazın olmazsa olmazıdır. Diğer namaz içi ve dışı farzlar bu abdest ve temizlikten sonra gelir ve abdestsiz namaz olmaz.

İman temizlikten gelen manevi bir huzur ve teslimiyettir ki kime ve neden ibadet – kulluk edilmesi gerektiğini anlatır, gösterir, ispat eder. Bu manada iman, ibadetin abdestidir.

Tüm ibadetler öncesi edilen niyetin; “Allah rızasına mazhariyet” olması, niyetin has ve salih olması, sadece Allah’a ibadet ve kulluğu gaye edinmesi şarttır. Bu sade niyetin yanına konacak en ufak şey pisliktir, çirkinliktir.

İbadet, salih amel ve ahlakın nirengisi durumundaki iman, yokluğunda ibadetlerin tamamını spor veya hobiye çevirir ve nafile ibadet tanımına dahi sokmaz. Bilakis Allah rızasına yönelmeyen niyetlerle başlayan ibadetlerin tümü münafıklığı, müşrikliği davet etmekle kulu riya ve şirke bulaştırır.

İçinde iman olmayan ibadetin kime, neden yapıldığı müphem olduğundan asli maksada hizmet etmez ve Kur’an’a aykırı bir durum oluşturur. Dahası bu durum Kur’an’ın şiddetle reddettiği bir şirk durumudur ve o ibadeti hiç yapmamak çok daha iyidir.

Kullara gösteriş, birilerine yaranma, münafıklık etme, rant veya çıkar sağlama, şeytan ve cinlere hizmet etmek, mü’minler arasına nifak sokmak maksadıyla eda edilen ibadetlerin sahipleri bu nedenle cehennemliktir ve cehennemin en alt katları ayetin ifadesiyle onlara ayrılmıştır.

Tekrar edersek inkar yani küfür yani namaza inanmamak ve hatta hiç kılmamak, namazı riya ve gösteriş ile şirk halinde kılmaktan çok daha iyidir. Çünkü kafirlerin daima tevbe ederek imana dönme ve affedilme umudu varken, müşrik ve münafıkların bu hakkı Allah dilemedikçe asla yoktur.

Kafirler namazdan ve ibadetlerden uzak kaldığı için mü’minlere değil kendilerine zarar verirler. Oysa müşrik ve münafıklar sahte namaz ve ibadetleri ile mü’minlere sokulur ve yürekte patlarlar. Bu nedenle yürekte patlayan ve mü’minlere en çok zararı verenlerin cezası da elbet çok ve uzun süreli olacaktır.

İçinde iman olan ibadetler az da olsa, devamlı olmasa da, kimseler şahit de olmasa çok daha muteberdir ki içleri, niyetleri bilen Allah ve melekleri o kula şahitlik ederek ibadeti makbul kılar ve doğrusunu Allah bilir ancak has yürekle kılınmış belki bir rekat namaz dahi kulu cennete götürür.

Namaz örneği ibadetin elbette tek noktası değildir. Hac ibadetinden oruca, zekattan kelime-i şehadete kadar tüm ibadetlerde asıl olan imandır ve bu sayılanların tümü içerisinde iman yoksa nafiledir, beyhudedir.

Zamanımız dünyasındaki bela ve müsibetlerin nedeni de işte bu riya ve sahtekarlıklardır ki cumaları kaçırmayan müslüman güruhları haram yemekten, tecavüzden, dine yalan söyletmekten asla geri durmaz ve çekinmezler. Çünkü onlar abdestsiz namaz kılanlar yani secdeye imansız varanlardır. Kur’an’dan habersiz, huşuya uzak, samimiyetsiz namazların maun namazları olduğu da açıktır ki Allah bu namaz sahiplerine lanet etmiştir.

Namaz kıldığı halde imana uzak olanlar yetim malı yemekten, haksızlık etmekten, tevazuyla yaşamaktan ve büyüklenmekten uzak kalacakları için zulme imza atmaktan da çekinmezler. Yani abdestsiz namaz sahipleri kulların gözlerine sözde ispat olurken, Yüce Allah’ın nefretine mazhar olmaktadır.

İman noksanlığı, abdestsiz namaza durmak kadar tehlikeliyken, riyaya bulaşmaktan çekinmeyenlerin vebalden korkmamaları da ayrı bir ahmaklık ve cesarettir. Çünkü kul günah işlemek için var edilmiştir. Herkes günah işleyebilir. Lakin müslüman sonrasında dua ve tevbe ile af dileyen, kendisini düzeltmeye çalışan iken kafir ve müşrikler günahsızlık iddialarını tevbeye uzak kalmakla da perçinleyerek Allah’ın öfkesini üzerlerine çekmek pahasına kulları kandırmaya teşebbüs edenlerdir.

Yani kafir ve müşriklerin cezası hem imana uzak olmak hem de imanlıymış gibi davranarak başkalarını kandırmak suçudur. Bu suç ise büyük ve vebali olandır. İçerisinde yalan ve iftira, riya ve gösteriş, büyüklenme ve aldatma, küçümseme ve kibir, nefse yenilmek ve birilerini ilah edinmek suçlarının tümünü barındıran bu hal baştan sona şirktir ve afsızlığa mazhardır.

Şahit olarak Allah yeter!

O halde iman sahip olunması gereken ilk ve önemli karakter, vasıf ve mizaçtır ki imanı veren Allah’tır. Kul kendisine bahşedilen imanı ecele kadar muhafazadan ve imanın gereğini yapmaktan sorumludur. Kul hiç ibadet etmese dahi cennete gidebilir ama bunun aksine başını secdeden kaldırmasa da kalbinde iman yoksa cennetler ona haram olur. İman bu denli mühim bir şarttır.

Şart bu denli mühim olunca da ibadetlerde niyetten de önce var olması gereken imandır ve niyet o imana göre şekillenen dille izahtır. Niyetler melekler şahit olsun diye dille söylenirken imana şahit olan sadece Allah’tır ve bu yüzden ŞAHİT OLARAK ALLAH YETER!

Başkalarının şahitlikleri ile yetinenler hatta melekleri kandıranlar ahiret yurdunda amel defterlerindeki boşluklar ve karalıklar için pişman olacaktır lakin o zaman çok geç olacaktır. Defterler yatıp kalkmalarla dolu da olsa Yüce Allah kendisinin rızasına yönelmeyen bu ibadet ve amelleri makbul kılmayacak ve amel ve yanlış niyetler orada sıfırlanacaktır. Bu durumda akibetler de cehenneme varacaktır.

Herkesi bir zaman, bazılarını daima aldatmak mümkünken Yüce Allah’ı ve kalpleri aldatmak asla mümkün değildir. Çünkü herşeyi bilen ve gören Allah kalplere de ilhamını yollayan, vicdanalrı şekillendiren, kalpleri yumuşatandır ki fetvaların ilk ve son merci bu nedenle kalplerdir. Kul kendisini asla kandıramaz ve hata yaptığını daima bilir. Başkalarını kandırabilse de ahirette hesap sorucu olarak nefisler yetecektir.

Mahşerde, huzurda cehennemlik olunmasa da, şefaate muhtaç olmak dahi ölümden beterdir. Bu nedenle vakit varken abdest almak, tüm ibadetleri buna göre gerekirse kaza etmek lazım gelir ki bundan sonraki ibadet, amel ve ahlaklar da imana göre şekillenmek mecburiyetindedir. Yoksa vebal büyük, azap çetindir.

İbadetin abdesti imandır, İslamın abdesti imandır, amelin abdesti imandır ve ahlakın abdesti imandır. Bu kabul olunduğu müddetçe de tüm güzellikler makbul ve tüm Allah’a yönelişler sevaptır. Bunun ötesi, nüansı yoktur. Sade ve samimi olmayan yönelişler ise beyhudedir ve nafiledir.

İMAN; DİNİN, İBADET VE AHLAKIN, AMEL VE HAYRATIN İÇİNDEKİ MADDİ VE MANEVİ PİSLİKLERİ TEMİZLEYEN “HİKMET DOLU” BİR KALP DOLUSU SU’DUR.

Rabbim kullarına imanla abdest aldırsın, suyun hikmetine vasıl erdirsin, ruhları ve bedenleri şirk, küfür ve riyadan temizlesin, pisliklerimizi, karalıklarımızı silip atsın, nefsimizi temizleyip imanımızı artırsın.

Rabbim bizleri has niyetle kendisine yönelenlerden eylesin.

Rabbim bizleri Kur’an mü’mini olmak yolunda selamete erdirsin.

Rabbim bizleri abdestsiz ibadet edenlerden uzak eylesin.

Rabbim bizleri has kullarıyla haşreylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir