Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İblis dört yandan yaklaşır
imanilmihali.com
İblis dört yandan yaklaşır

İblis dört yandan yaklaşır

İblis dört yandan yaklaşır

Şeytan insan denen canlı yaratıldığında secde etmeyi reddederek zalimlerden oldu ve lanetlenmesine, kovulmasına karşılık ahdetti, insanı Allah’ı inkâra zorlamaya, aldatmaya ve kendisine kul etmeye. Ve dedi ki insanlara dört bir yandan yaklaşıp onları şükretmeyen kullar edeceğim.

“Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” (A’raf 7/16,17)
çok iyi tahlil etmek gerekir.

“Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.” (Sebe 34/20)

Şeytanın soldan yanaşması

Sol ayetlerde amel defterinin verildiği taraf olarak genelde hayırsız, günahkâr, sevabı az kimseler için kullanılır. Dünya hayatında ise sol daha ziyade dini yaşamın dışına iten, aşırı eşitlikçi, sosyalist kesim için kullanılır. Ama ayetlerle devam edecek olursak sol kavramını; şehvet, açlık, terör, tutku, hırs, kibir, büyüklenme olarak anlamak gerekir ki iblis bunları çok iyi kullanır. Zaten şeytan dostlarının ortak özelliği durumundaki bu zayıf karakter belirtileri, iblisin dadanacağı kimseleri seçmesinde bir numaralı etkendir. Bu kimseler din dışı faaliyetlere, dünyevi heves ve arzulara tutsak olarak yaşadıkları için şeytan bunları dünyevi kazançlarla kandırır. Para, seks, alkol, mevki, makam, şöhret gibi fani iştiyaklar sunan şeytana kanan bu kesim soldan yanaşan iblise yenik düşenlerdir.

Şeytanın soldan yanaştığı bu kesim, ateizmi, dinsizliği, dini hayatın dışında yaşlılara havale etmeyi gaye edinmiş, ahlaklı olmayı yeter sanan insanlardan oluşmuş gruptur. Beklentilri dünya hayatı olduğu için de şeytan onlara dünya güzellikleri sunar. Bu dekolteli bir bayan, iki kadeh şarap, kumar, uyuşturucu, hırsızlık, haram para, hak edilmemiş mevki gibi şeyler olabilir. Bu haksız kazançların tatlı gelmesiyle soldan yanaşılanlar daha çok ve daha sık isterler. Şeytanların cin ve askerlerden orduları da bu beyhude hevesleri yerine getirmek için zaten her şeye sahiptir. Çünkü para da, mevki de, mahkemeler de, siyasi organizasyonlar da, uluslararası teşkillerde hep onların elindedir. Ve şeytan dünyalık verip, o kulların ruhlarını çalar, kendisine esir ve köpek eder.

Şeytanın sağdan yanaşması

Sağ amel defterinin kullara dağıtımı misalinde olduğu gibi daha ziyade hayırlı, salih amelli, günahı az, sevabı çok, dini anlamış ve imanlı kimselerin tasvirinde kullanılan taraftır. Dünya hayatı ile örnek verecek olursak dini yaşamayı ve dini kuralları ön planda tutmayı gaye edinmiş, ibadet, ahlak, takva gibi güzel gayelere yürümek isteyen kulların tarafıdır sağ. Şeytan bu güzellik içinden çirkinlik çıkaracak kadar kurnazdır. Şeytan kulları sahte cennet hayaliyle avuturken öte taraftan dini değiştirip, kendisini ilahlaştıra bir şirk dini icat eder ve kulların farkında olmadan buna tabi olmasına uğraşır. Şeytan Allah’ı bilir ve asla inkar etmez. Fakat şeytan insanları kendisini de ilahi iradeye ortak edecek bir şirk girdabına sokmaya çalışır. Silah din ve hedef dini bilen insanlar olunca da şeytan çok daha dikkatli ve titiz davranır.

Şeytan rivayet ve hurafeleri öncelikle devreye sokar ve dini sulandırmaya çalışır. Sonra başta peygamberimiz olmak üzere kulları ilah ve günahsız durumuna yükseltir. Sonra Kur’an gibi hatta Kur’an’dan daha muteber kitaplar uydurup bunları tartışılmaz kılar. Sonra kendisine vahiy geldiğini söyleyen dolandırıcılar bulur. Sonra haram ve helalleri önce tartışılır sonra inkar edilir hale getirir. Kâfir, müşrik, münafık ve mürailer şeytanın himayesinde bir numaralı din ehli oluverir ve hakkı savunanlar aforoz edilir, yalanlanır, itibar taarruzlarına maruz kalır. Kullar, dindar ile dinci arasında ayırım yapamaz, doğruyu bulamaz hale gelir ve kendisine söyleneni yapar. Dincilerin nemalanması, din adına söylenenlerin adil olmadığının anlaşılması bile toplumda bir uyanış yaratmaya değmez.

Şeytanın sağdan yaklaşarak zehirlediği en büyük toplum Kur’an’ı okumayan değil fakat anlamadan Arapça okumaya gayret edenlerdir. Anlayarak, hazmederek, ana dilinde bir kez olsun Kur’an’ı okuma lütfunu göstermeyenler hakikati ve ilahi sistemi tanıyamadıkları için de şeytana hemen yem oluverirler.

Şeytanın arkadan yanaşması

Şeytanın arka ile kast ettiği muhakkak ki mazi, eski, atalar, öncekiler, daha açık anlamıyla İslam öncesi olan her şeydir. Buna diğer semavi dinler de dâhildir. Şeytan işte bu hurafe, örf, atalar kabulü, eski ama tahrif edilmiş dinleri ve özellikle toplumda sözü geçen zengin, şöhretli veya dini görevli kimseleri kullanarak insanları kandırır. Şeytan ataların kabullerinin yılmaz savunucusudur ki Kur’an gönüllere giremesin. Şeytan tahrif edilmiş semavi dinlerin savunucusudur ki hahamların elleriyle yazdıkları, büyü ve çirkinliklerle dolu el yazması ayetler dinin yerine geçsin, şeytan dinci soytarıların yazdıkları kitapları, Hristiyanlığın teslise teslim olan İncil’ini savunur ki ilahi iradeye ortaklar koşulması alışkanlık yaratsın.

Şeytan eski kıssa ve örnekleri Kur’an ayetleri gibi dürüstçe iletmez kandırdıklarına. Gerçeği değiştirip tahrif edilmiş tevratta olduğu gibi İbrahim (as) peygamberi önce eşcinsel gösterip, sonra öz kızları ile yattığına inandırıp sonra da kullara bunu aynen yapsalar bile günah olmayacağına ikna etmeye çalışır.

Kısaca şeytan arkadan yanaşarak geçmişin pis ve karanlıklarını nura egemen kılmak veya geçmiş hakikatleri çarpıtarak onları lehine kullanmak hevesindedir.

İşte Kur’an’ı inkâr eden Mekke halkının eski kabullere, putlara, ata kabullerine, sistemlere, batıllığa saplanmasında şeytanın da parmağı vardır ve hep olacaktır. Nihayetinde her toplumda kurulu bir sistem vardır ve zalim olsun mazlum olsun çoğu insan sistemin değişmesine reaksiyon gösterir. Şeytan işte bu endişeyi kullanır ve kulları eskiye bağlı kalmaya, örfleri yaşamaya devama zorlar.

Şeytanın önden yanaşması

Anlaşılacağı üzere ön ile kast edilen gelecek ve yaşanmamış olanlardır. Doğal olarak bu gaybı biliyormuş gibi yapma, ahiretin inkarı, hesap ve mizanın yaşanmayacağı, ahiretin sadece ruhlar alemi olacağı, cehennemde çok kısa süre kalınacağı, cehennemde en fazla bir kez ölüneceği, yeniden dirilişin yaşanmayacağı, herkesin şefaate mazhar olacağı, Allah’ın elbet rahmet edip herkesi cennetlerine sokacağı gibi pembe hayaller dağıtarak dünyanın bir sınav olduğunu unutturma ve aynı zamanda bu dünyada fütursuzca yaşamı garantileme derdindedir.

Şeytan kendi ahkamına ise cennetleri vadeder, ölümsüzlüğü, sonsuz hayatı, sınırsız gücü, sorumsuzluğu, kendisinin şefaat edeceğini, kendisinin mahiyetine kol kanat gereceğini, velhasıl mahiyetine bir zarar gelmeyeceğini anlatır.

Gerek dünyada sonsuzluk, ölümsüzlük, hesapsızlık, fütursuzluk ile, gerek ahiretteki mizan ve hesap olmaksızın azıcık bir şeffatle ya da en kötü kısa süreli cehennem hayatını takiben herkesin cennetlere gireceğini vaadeder.

Şeytan aynı zamanda mahiyetine gayba ait pek çok bilgi verir ama gaybı bilen sadece Allah olduğu için de bir bilirse bin yanılır. Lakin insanlar o bir doğruyu yüceltip cinlere, iblislere, şeytanlara köpek olmayı nedense çok severler. Binlerce kere yanılmış olmasına ise hiç değer vermezler.

Sonuç olarak;

Şeytan insana dört yandan yanaşır demekle maksat, dini, dinsizliği, eskiyi ve gaybı kullanarak şeytanın insanlara yanaşmasıdır.

Düşünülürse bu dört yan gerçekten insanların en büyük zaaflarının yaşandığı dört yandır ve işte bu hassasiyet iblisin kullandığı, manüpule ettiği kısımdır. Şeytan imansızlara arkadaştır. Demek ki şeytan imansızlara yanaşmak için bu yollardan önce birini sonra diğerini sonra bir diğerini olmadı sonuncusunu kullanır ve mutlaka birinde başarılı olur.

Kula ya cennetleri vaadeder, ya dünya yükü ile parayı, ya dini kullanır da kandırır, ya dini yok saydırıp azdırır.

Şimdi okuyucular neyse ki ben öyle değilim diye düşünmekteler. Deriz ki… yanılıyorsunuz.

Günlük hayatta yaşadıklarınıza bakın öyle karar verin.

Dilenciye sadaka vermemek için yol değiştirdiğiniz olmuyor mu? Sabah ezanını duyduğunuz halde yataktan kalkamadığınız? Bismillah demeden yemeğe başladığınız? Akrabaları ziyarete gidecekken çalan telefon ile içmeye gitmeleriniz? Yolda bulduğunuz yirmi lirayı cebe indirmeleriniz? Dincilere inanıp Kur’an’a müracat etmeyişiniz? Anne ve babanıza sesinizi yükseltmeleriniz? Zekat ve vergi kaçırmanız? Ölçüde tartıda yaptığınız hileler? Haram paraya tamah etmeleriniz? Sabahsız gecelerde yaptığınız zinaları hovardalık diye nitelendirmeler? Ehliyetsiz ve liyakatsiz olduğunuz halde bir işe talip olmalarınız ve o işi size verenleri yaptıkları?

Demek ki hepimiz az veya çok şeytana meyilli, nefse esiriz.

Şeytan en çok nefsimizi körükler. Bizi kibir ve gururla sahip olmaya veya tam tersi hırs ve kıskançlıkla nefrete sürükler. Şeytan zorlamaz sadece süslü gösterir. Bu yüzden ahirette de savunmasını ben onları zorlamadım zaten onların bana taptığından benim haberim bile yoktu diyecektir.

Ve bizler cinlere, şeytanlara, şeytanın insan ve cin askerlerine köpekler olduğumuz sürece de onları güçlendirecek ve daha çok insana bela edeceğiz.

Ama Allah nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacak olandır.

Demek ki şeytan sokaklarda, ekranlarda kol gezmekte ve bizi kandırmak için her yolu denemektedir.

Peki nasıl korunacağız dersek te cevap basittir; şeytan Allah’ın imanlı kullarına dokunamaz.

Demek ki iman en kuvvetli kalkan ve kul ve insan olmanın gereğidir.

Dünya ve ahirette huzur ve esenlik için şart olan sadece ve öncelikle imandır.

İman kalplere yerleştikten sonra ibadet, ahlak, salih amel zaten peşi sıra gelecektir.

Ve şeytan ne taraftan dolaşırsa dolaşsın bize sokulamayacaktır.

Rabbim bizleri imanlı kullarından eylesin.
Rabbim nefislerimizi temizleyip, imanımızı artırsın.
Rabbim tüm mü’minleri şeytanların şerrinden muhafaza eylesin.
Rabbim bizleri amel defterleri sağ yandan verileceklerden eylesin.
Amin!

İblis dört yandan yaklaşır

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir