Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Örfi İslam
imanilmihali.com
İBLİSİN ASKERLERİ VE YENİ DÜNYA DÜZENİ

Örfi İslam

İblis kafir değil müşriktir

İblis, insanın yaratılmasından da önce var edilen cinlerden olup, Allah katında bulunan, Yüce Allah ile bizatihi kelam etme lutfuna eren, insanın yaratılmasına, yeryüzü ve göklerin var edilişine gözleriyle şahitlik ettiği halde insanın üstünlüğünü ve hikmetini anlamakta gaflet gösterdiği ve isyan ettiği için lanetlenen varlıktır.

Devamında ilk insan ve eşini aldatarak onların cennetten kovulmasına da sebep olan iblis, Hz. Adem (as) ve eşinin aksine tevbe etmeyerek isyana devamla lanetlenenlerden olmuş ve soyu yani ona aldanan cinler, insanla birlikte sınav için ve belirli süreye kadar yeryüzünde yaşamaya mahkum edilmiştir.

İblisin suçu ve lanetlenmesine sebep; isyanı, cehaleti, hadsizliği, hikmeti anlamayışı ve büyüklenmesi yani kibridir. O, bir yaratılmış, bir cin, bir varlıktır. İlah değildir.

İlahi katta görevi ne olursa olsun insanın yaratılışı ile girdiği isyan yolu nedeniyle akibetsizliğe mahkum edilmiş zavallı bir varlıktır. O’nun insanın en büyük düşmanı olduğunu bildiren ayetler bize aynı zamanda onun hem de Yüce Allah’a karşı ifade ettiği ahdini de anlatır.

İblisin ahdi dediğimiz bu yemin, belirli sürenin sonuna kadar yani kıyamete kadar süre verilenlerden olan iblisin insanı Allah yolundan saptırmak için uğraşacağına dair yemindir. Buna mukabil Yüce Allah’ın ahdi ise şeytanın imanlı kullar üzerinde sultası olmayacağına dairdir ki iman bu nedenle kulun sahip olması gereken en büyük meziyet ve nimettir.

Anlaşıldığı üzere şeytanın suçu inkar değil isyandır. O, asla Allah’ı inkar etmez, edemez. Çünkü bilakis ve bizzat ilahi katta bulunmuş, pek çok gaybi meseleye gözleriyle şahit olmuş bir varlıktır ki inkarı söz konusu değildir. O’nun suçu ilahlık mertebesini Allah’tan almak, başkaca varlıkları da yaratan göstermek, kendisini veya kendi soyundan birilerini de Rab vaziyetine sokarak ilahi kudreti parçalamak, insanların kendisini ilah görmesine sessiz kalarak kafaları karıştırmaktır.

Küfür inkar, şirk inkara bulaşmadan yedek ilahlar icat etmektir ve afsızlığa sebep küfür değil şirktir. Bu nedenle şirk bir gaflet değil bir dindir, şeytanın dinidir. Şeytanlarda kafir değil müşriklerdir.

Kullar için terbiye edilmemişse nefis ve bilimum insan ve cin şeytanları hep kötülüğü emreder. Kendileri hakikati bildikleri halde insanları aldatır ve saptırırlar. Oysa iblis ve diğer şeytanlar ahirette kendilerine kananları azarlayacak, onların ibadetlerinden habersiz olduklarını söyleyecek ve hatta o insanları kendilerini kullanmakla ve düzelme ihtimallerini yok etmekle suçlayacaktır. Yine aynı iblisler insanları zorlamadığını, süslü gösterip vaad ettiğini ama sonra vaadinden caydığını söylemekle, insanların asıl kendilerine kızması gerektiğini ifade edecektir.

Kananlar ise Yüce Allah’tan, kendilerine yaşarken sağ (yani doğru sözlü) görünen bu hainlere daha fazla ceza vermesi için yalvaracaklar, Yüce Allah tamamına misliyle cezanın hak olduğuna emredecektir.

İnsanların bu hakikat istikametinde müşrik olması bu nedenle anlaşılır bir şey değildir. Yani kafir olmak anlaşılabilir. Cehalettir, idraksizliktir, vakte ihtiyaç gösteren bir terbiyeye muhtaçtır. Ama müşrik olma hali dinden ve Yaratan’dan habersiz olmak değil aksine O Yaratan’a rağmen başkaca yaratanlara teslim olmaktır ki bunda cehalet değil kasıt, masumiyet değil isyan vardır.

Şirk üzere ölmek bu nedenle affedilmeyecek tek suçtur ve küfrün kurtuluşu belki varken kalben ve aklen şirke batmış, bunu çıkar ve beklenti uğruna bilerek ve kasten yapanların dönmesi ve doğruyu bulması zorlaşmış demektir.

Kafir her an İslam’a girebilicekken, şirke batmış olanların İslam’a boyun eğmeleri (Allah dilemedikçe) mümkün değildir.

Buna rağmen Yüce Allah’ın rahmet ve merhameti yüce ve sonsuzdur. Bu yüzden hata ve gaflette ileri gidenler için bile düzelme umudu her zaman vardır ve dua, tevbe, şükür nimetleri bunun için vardır. Kur’an imana giden yolun başıdır ve imanlı bedenlere şeytanların musallat olması mümkün değildir. Buna rağmen istiaze yani euzu besmele ile her işe başlamak yani şeytanlardan Allah’a sığınmak lazım gelendir.

Mekke müşriklerinin halleri de küfür değil şirktir ki tamamı yeri göğü yaratanın Allah olduğunu bilir haldedir. yani inkarları yoktur. Canlarını sıkan ve isyanlarına sebep olan ata kabullerinin reddi, menfaat kayıpları, eşitlik ilkesi ve güzele hizmet etmek gereğidir. Bu nedenle onlar kendi nefislerini, ibadetlerini, putlarını, şeytan ve eski atalarını, varlıkalrı, cinleri de ilah kabul ederek şirke mahkum olmuşlardır.

Gayeleri ise Allah’a yakın olmak, şefaatçi bulmak, aracılarla ahiret sorgusundan beraat etmektir. Bizlere şah damarından yakın olan Allah ile kul arasında sokulan bu sahte ilahlar nedeniyledir ki şirk en büyük müsibettir ve şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullara aittir. Şefaat tümden Allah’a aittir ve en büyük şefaatçi Kur’an’dır.

Din adına hüküm koyma, helal haram belirleme yetkisi sadece Allah’ındır. Bunun dışındaki tüm varlık, oluş ve insanlar yaratılmışlardır ve ilahlık mertebesine nail olamazlar. Hal böyleyken ilahlık vasfı ile birilerine yapılacak boyun bükmeler hadsizlik ve nankörlük olup cezaya müstehaktır.

Modern zamanlarda para, makam, nefis, kişilere yapılan medet ummaların da yolu şirke çıkarki dini bölmek demek olan tarikat ev cemaatlerin hali budur. Doğrusunu Allah bilir lakin hak birdir, batıl çoktur. Hak’ka giden yol ise sadece Kur’an’dadır ve dini bölmek tüm bölenlere birden zarar verir, iman kardeşliğini yerle bir eder.

Şeytanın ahdinde haklı çıkacağını ve pek çok kulu kandıracağını buyuran da yine ayetlerdir ki ahir zamanda insanlığın bugünkü hali buna delildir.

Lakin yine Allah buyurur ki “Andolsun Allah ve Peygamberi muhakkak galip gelecektir” ve “Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlamaktan başka birşeye razı olmaz”

Yani İslam galip gelecek, hak batılı ve şerri, şirki ve küfrü yerle bir edecektir. Ama belli ki bu yolda sayısız kul cehennemlere mahkum edilecektir.

Rabbim kullarını sırat-ı mustakim’den ayırmasın. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir