Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / İblisin askerleri
imanilmihali.com
İblisin askerleri

İblisin askerleri

İblisin askerleri

Kur’an’da 11 yerde geçen İblis, insanı kıskanması yüzünden Allah’a karşı gelen ve Allah huzurundaki böbürlenme ve küstahlığı yüzünden lanete uğrayan, insanın amansız düşmanı bir varlık olarak tanıtılır. İblis esasen, şeytan başlıklı tüm karanlık ve çarpıtıcı kuvvet ve oluşların ferd halinde sembolü ve temsilcisidir.

İblis şeytani faaliyet ve fikirlerin beyni ve babası olan varlıktır.

Kelime anlamı ile iblis; hayır ve mutluluktan ümit kesmiş olmaktan kaynaklanan bir keder ve hırçınlığa düşmek, ümitsizlik v pişmanlıkla perişan olmak anlamındadır.

İblis cinlerdendir ve dişidir. Dumansız ateşten yaratılmıştır.

İblis Ademe secde emrini aldığında melekler arasında bulunuyordu. Ancak Kur’an onu melek olarak anmamaktadır.

İblis cahillik, küstahlık, saygı ve sevgi yoksunluğu nedeniyle isyan etmiş, isyanından tevbe edip döneceğine daha da azmış ve lanetlenenlerden olmuştu. Bu hırs, kibir ve büyüklenmesi haddi daha çok aşmasına neden olmuş ve ezeli cehennem azabına mahkum edilmiş, bu öfkeyle insanları kıyamete kadar Allah aleyhinde kışkırtacağına ahdetmişti. İblisin ahdi başlıklı yazımızda genişçe anlatılan bu durum neticesinde Yüce Allah ise; ‘elinden geleni yap, aldatma ve kandırmalarınla insanları kandır, yoldan çevir, ama seni de insanlardan sana uyanları da cehenneme koyacağım.’ diye ahdetmişti. Çünkü Yüce Allah insana güveniyor, zayıf imanlılar hariç kullarının İblise tamah etmeyeceğini ve şeytanın hak olmadığını sadece yalan vadettiğini iman eden insanların anlayacağını muhakkak biliyordu.

“Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, “Hiç ben, çamur hâlinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.” Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. (Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun.” Hâlbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. “Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!” (İsra 17/61-65)

İblis, insan düşmanıdır. İblisin insan ve cin dostları da insan düşmanıdır. Bunların kim olduğunu imanlı kalpler söz ve davranışlarından kolayca idrak edebilirler. İmanı zayıf veya inançsız olanlar ile bilgisiz ve lanetlenmiş kullar ise, kötülük ve İblis kavramını güç, kudret ve mevki diye tanımladıklarından, iblisin askeri olduklarının farkına varmadıkları gibi kainattaki kötülüğü de yarattıkları kalıcı hasarı da görmezler. Oysa kötülük hakka uygun olmayan, adil, doğru ve güzel olmayan, Kur’an’ın men ettiği, iblisin olmasını dilediği her şey ve her zemindir.

Kul ihsan ve hikmet sahibi Yüce Rabbine kulluk ve ibadet etmekle mükellefken, Fatiha ile daha fıtratta Rabbine söz vermişken, kainatın her yeri Rabbimizin ayetleri ile doluyken nasıl olur da İblise yandaş, taraftar ve asker olur?

İblisin nesli ifadesi bir hayli ilginçtir. Cennetten kovulan iblis ve onun soyundan gelenler varlık olarak mevcudiyetlerini sürdürmekte ama görünmeyen bir boyuttadırlar. İblis cin ve insanlardan birilerini her zaman kandırmayı başarmış, kıyamete kadar bahşedilen uzun eceliyle kandırmaya da devam etmektedir. nesiller boyu zarar ve karanlıklar odağı olarak mevcudiyetini sürdürebilmesi bu nedenledir.

Şimdi akıllara şöyle bir misal gelir ki önemlidir.

Yüce Allah o kadar yüce ve dünya o denli muazzam bir imtihanlar silsilesidir ki Firavun yıllarca zulmetmiş ve varlık içinde yaşamıştır. Hatta Musa Peygamberin ilk mucizeleri ile huzura çıkmasından sonra bile yaklaşık on yıl daha tahtta oturmuş ve bu arada zulmetmeye devam etmiştir.

İblis o denli nankör, zalim, cahil ve lanetlidir ki Allah’a isyan etmiş, insana düşman olmuş, insanın cennetten kovulmasına sebep olmuş, insanın kıyamete kadar en büyük düşmanı ve saptırıcısı olarak ilahi adaletin tecellisine engel olmaya çalışmıştır.

Yüce Allah o kadar uludur ki Firavun’a da İblis’e de zulmetme yetki ve müsaadesi vermiştir.

Neden vermiştir? Çünkü dünya bir imtihan vesilesidir. Çünkü imtihan da geçecek ve kalanlar belirlenmelidir. Çünkü Allah ahdinden dönmez.

ÇÜNKÜ ALLAH ZALİMLERE SÜRE VERİRKEN ZALİMLİKLERİNİN ARTMASINI VE BÖYLECE AZABIN HAK OLMASINI DİLERKEN ÖTE YANDAN ZALİME UYANLAR BELLİ OLSUN DİLEMEKTEDİR. İblisin ve firavunun yıllar boyu zulmetmesi bu nedenledir. Allah firavun ve iblis hakkında kararını çok önceden vermiş ve ifade etmiştir ama onlara hayat vermeye devam ederek taraftar ve askerlerini tespite delil toplamaktadır. Toplamaktadır ki helak ve azap hak olsun.

İnsanlardan onlara uyanlar; akıllarını kullanmadıkları için, kalp seslerini dinlemedikleri için, Hak’ka haksızlık ve saygısızlık ettikleri için, fıtrat yeminini bozdukları için, hak dururken batılı yücelttikleri için, zulmedip isyan ettikleri için, sonsuz kudret ve ilmi yaratılmışa mal ettikleri için, medeti bir yaratılmıştan umarak onu ilahlaştırdıkları için……suçludurlar ve cezaları da muhakkak olacaktır. Ve bu ceza çok büyük bir bedel olacaktır.

Saptıran iblisi kötülüğün yaratıcısı olarak kabul eden zihniyetlere de burada bir mesaj vardır ki iblis bir şey yaratamaz. O sadece emir kuludur. Aydınlığı ve karanlığı, iyiyi ve çirkini, siyah ve beyazı yaratan Allah’tır. İblis kötülüğün simge ve sembolü olsa da tüm yapıp ettikleri kendisinin bir imtihan vesilesi olmasından öte gitmez. Yani onun kötülük deryasında taraftar toplama gayretlerine müsaade eden Allah’tır. Yoksa Allah bir dilemesi ile tüm kötü ve kötülükleri saniyede yok edecek kudrettedir. Ama O’nun ahdi cezanın asıl karşılığını ahirette verecek olmasıdır ki Fatır suresi 45’nci ayette bahsedilen husus budur. ‘Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.’

Demek ki Yaratan bir tek Rabbimizdir. Kullarının cüzi iradesine destek olarak iyi ve kötünün hayat bulmasına ve amel etmesine müsaade eden de odur. O ahdine sadık ve kudreti sonsuz olandır.

“Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.” (Kehf 18/50,51)

İblis kötülük vesilesi ve kışkırtıcısı olarak nasıl insanları azdıracağını da huzurda ifade etmiştir; kötülükleri güzel göstermek ve azdırmak.

“İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.” (Hicr 39/43)

İblis haşa, Allah’sız değildir. Bilakis bilir ve korkar. Onun kabahati Allah’ı bilmemesi değil, O’na isyan ve kusur etmesidir.

Kötülükleri güzel göstermek batılı hak, çirkini güzel, haramı helal, günahı sevap göstermektir. İlahi adalet ve fıtratın gereği olan insanca, huzur ve esenlik içinde yaşama gayretine ters düşen her şey kötüdür ve İblis bu kötülüğü kanla, gözyaşıyla, kendisine tabi olanlarla besleyerek, karanlığın dünyaya egemen olmasını dilemektedir. Askerleri, nesli ve taraftarları da bu beyhude didinmelerden payelenmekte ve rant elde etmekteyken sonsuz çukura yuvarlandıklarını yazık ki çoğu zaman fark etmezler bile.

İblise uyanlar azgınlar ve imanı zayıf yada hiç olmayanlardır.

Azgınlar; imanı zayıf, nefsine mağlup, cehennem için yaratılanlardır.

İblise uymayanlar ise kalp gözüyle hakikati gören, tevhid ve takva kullarıdır. Bunlar hikmet, ihlas ve hidayetle ödüllendirilmiş has kullardır ve mü’min olmalarından ötürü Rabbimizin dilemesi ile korunmaktadırlar.

Ezeli bilen Allah firavunun da iblisin de gayret ve hedeflerini muhakkak bilendir. O, kimlerin kanarak yoldan çıkacağını da bilen ve görendir. Ama O, aynı zamanda insanlar kanmasın diye akıl, ruh ve şuur veren, Peygamber ve kitapları ile insana hep doğru yolu hatırlatandır.

Şimdi insan buna rağmen kanıyor ve aldanıyorsa suçlu; kader, ilahi sistem veya bir başkası değil sadece kendi nefsidir.

Bu yüzden ahirette hesap sorucu olarak herkesin kendi nefsi yetecektir. Orada ne bir mazeret vardır ne bir müdafaa hakkı. Orada Allah kafirlerle konuşmayacak, şefaat etmeyecek ve cenneti onlara haram kılacaktır.

İblisin askerleri kimdir o zaman?

İblise uymak, kanmak, nefse mağlup olmak denilince ‘ben istemeden de olsa iblise asker oldum’ diyen yazık ki bir tek kişi bulamazsınız. Söz sırasında herkes doğru, herkes Müslüman ve her kes hak savunucusudur. Ama hakikat öyle değildir. Öyle olsa Kur’an 74 yerde firavun bahsini anlatmaz, 11 yerde iblisin yediği haltı vurgulamaz, iblise tabi olanlara cenneti haram kıldığını bildirmezdi.

Firavuna tabi olanlar, ölüm korkusuyla firavunun zalimlikleriyle cihad etmeyenler, mucizelerle gelen Musa Peygambere itaat edemeyenler iblisin askerleri değil midir? Firavun erkek çocukları öldürürken susan ana babalar, korkunç şartlarda taş ocaklarında çalıştırılanlar açlık ve güçsüzlükten bir bir ölürken firavuna baş kaldıramayanlar kimlerdir? Firavun peygamberle alay ederken, ayetleri yalanlarken ölüm ve menfaat kaybı korkusuyla Peygamberin safına geçemeyenler iblisin askerleri değil midir? Hakkı konuşmaktan korkan, adaleti ayakta tutup Allah adına şahitlik edemeyenler, Hz. İbrahim gibi tabu ve putları yakıp yıkamayanlar…iblisin askerleri değil midir? Firavun halkı kazıklara oturtup işkencelerle öldürürken isyan etmeyenler iblisin askerleri değil midir? Musa peygamber Allah’ın mucizeleri ile gelmişken 40 günlük vahiy süresinde hemen sapıp yeniden buzağıya tapanlar iblisin askerleri değil midir?

Kumara, fuhuşa, mafyaya, haksız kazanca, tefeciliğe, hortumculuğa, haramzadeliğe gark olmuş onlarca insan iblisin askeri değil midir? Savaşlar çıkaran, çevreyi kirleten, hastalık ve açlık yayan, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıkları meşru kılanlar kimlerdir? İsraflarda yüzen, kardeşler arasına nifak sokan, şehveti yaşam gayesi kılan, dini fırkalara bölen cahil, nankör ve zalimler iblisin askerleri değil midir? İkiyüzlülükle, gösterişle namazını bile rant elde etmek için kılanlar, zekat vermeyenler, açık ve ayıp arayanlar, haset-kin-gurur-büyüklenme ile etrafına öfke kusanlar, kısasa, mirasa, ayetlere karşı gelenler, İslam adı altında gelenekleri din kılanlar, uydurma din icat edenler, vergi kaçıranlar, yetim ve öksüz hakkı yiyenler, ormanları katledenler kimlerdir?

Allah’ın tevhid ve fıtrat dini İslam’a saldıran, diğer batıl din ve alışkanlıkları İslam’a üstün kılmaya çalışan, Kur’an’ı anlamadan okumaya çalışan, dini bir sosyal hobi seviyesine düşürmeye gayret edenler kimlerdir? Gözüyle haram yiyenler, gırtlağı ile kusana kadar haram yiyenler, elleri ve ayakları ile günah ve haramda sakınca görmeyenler, günah işlemede haddi ve sınırı defalarca aşanlar kimlerdir?

Bu listeyi daha fazla uzatmak ve detaylandırmak mümkündür. Ama sonuçta herkes kendisi kendisi hakkında karar verecek ve ıslah olmayı dileyecek ya da iblisin askeri olmaya devam edecektir.

Çünkü yapılacak sadece iki alternatif vardır; ya Hak yolunda olmak ya iblis yolunda.

Ben küçük günahlar işlesem de iblis taraftarı değilim demek vebaldir. Şöyle ki ben tevbe eder, mağfirete mazhar olur kurtulurum, ecelime yakın günahlarımı hac vazifesini eda ederek temizlerim diyerek küçük günahları korkmadan defalarca işlemek…büyük günahtır. Zina, fuhuş, haram, kibir, nefret, büyüklenme…büyük günahtır.
Sadece kendinize zarar veren şeylerden belki affa uğrayabilirsiniz ama ailenize, etrafınıza, tabiat ve dine verdiğiniz zarardan o kadar kolay kurtulamazsınız.

Din adına uydurduğunuz şeyler dine yerleşirse vebalinden asla kurtulamazsınız. Toplumun bozulan ahlakında, çevre ve tabiatın katledilmesinde, ilahi adaletin yeryüzünde tecellisinde sizin de kusur ve kabahatiniz varsa kurtulamazsınız.

Anne ve babanız yanınızda yaşarken cehennemlik olursanız Peygamber size yazıklar olsun demiştir.

Velhasıl dine, insanlığa, esenlik ve huzura zarar veriyorsanız, Allah’ın ayetlerini egemen kılmaya çalışmıyorsanız, etrafınıza güzellikler değil sunilikler ve çirkinlikler saçıyorsanız…siz iblisin askerisiniz.

Ne kadar ahlaklı ve ibadetli olursanız olun, iman etmiyor ve imanınızda has olamıyorsanız mü’min olamazsınız. Allah’a teslim olmak zor geliyorsa iman edemezsiniz. İblis gibi, firavun gibi davranıyorsanız…Müslüman olamazsınız. Müslüman olamazsanız iblise asker olursunuz.

Allah’ın ahdi cejhennemi doldurmaktır. O’nun cenneti doldurmak gibi bir ahdi yoktur. Ve bu ahid O’nun ezeliyetinden kaynaklanmaktadır. O, cehennemliklerin maalesef çok olacağını bildiği için hdetmiştir. Yoksa zulüm olsun diye cehennemi dolduracak değildir.

O, insanların sayısız kitap ve peygambere rağmen azacaklarını, iblise asker olacaklarını, iblisin emirlerini dinleyeceklerini bildiği için iblisin yaşamasına müsaade etmiştir.

“Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular. “Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.” (Sebe 34/20,21)

Öte yandan Allah’ın has kullarına korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.

Onlar çirkine tatlı sözle, yalana doğru sözle, zulme sabırla, haksızlığa secdeyle, zalime elle, dille, kalple karşı koyanlardır. Onlar cihad edemezse hicret etmeyi dileyenlerdir. Onlar ahirete iman eden, dirilişin, hesap ve mizanın mutlak yaşanacağını bilenlerdir. Onlar Allah’a sadece ile bağlanan ve Fatiha ile verdikleri sözlere sadık kalanlardır.

Onlar Kur’ani ve Muhammedi dinden sapmayan, Rabbimizin sınırlarına ve yasaklarına uymaya gayret edenlerdir.

Onlar fani dünyayı nihai yaşam değil bir imtihan gören, ahiret için bu dünyada azık hazırlayanlardır.

Onlar günahların ve haramların küçüklerinden bile sakınan, ‘BEN ALLAH’TAN KORKARIM’ diyebilenlerdir.

Kimin askeri olacağınıza kendiniz karar verin.

Unutmayın; Allah’ın kulları yani iman edenler hariç cennete kimse giremeyecektir.

Ve İblisin nesline de askerlerine de cennet haramdır!

 

İblisin askerleri

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir