Anasayfa / BAŞ YAZILAR / İçtihat ve tecdit
imanilmihali.com

İçtihat ve tecdit

İçtihat ve tecdit

İçtihat ve tecdit kavramları, dine zaman, çağ veya coğrafyadan sebebiyle getirilen yorumlara yani diyanet ve şeriate ait dönemsel ve şart olan yeniliklerdir. Din değişmez iken diyanet değişir, değişmelidir.

İçtihat; müçtehidlerce (içtihatçılarla) zamana bağlı kalınmaksızın, sürekli ve icap ettikçe icra edilen, çağı yakalama gayretinin adıdır.

Tecdit ise; belki yüzyılda bir nasip olan, müceddid (tecdit erleri) ile dini derin ve yeniden yorumlama ve temizleme, dini yaşanan modern zamana ve hayata uydurma gayretidir, ıslahtır, arındırmadır.

Reform din için asla söz konusu değildir çünkü din tamdır, sadedir, kolaydır, değişmezdir. Reformdan söz etmek, dini noksan veya demode kabul etmek, üzerine ekleme yapılmaya ihtiyaç gösteren bir manzume varsaymak, dine beşeri unsurlar katmaya teşebbüs etmektir.

Dine getirilen yorumlar ise mezheplerdir, içtihatlardır, icmalardır, sünnetlerdir, Allah’ın nassı olmayan ve vahiyle bildirilmeyen tüm beşeri şeylerdir.

Akıl, vahyi anlamak ve kabullenip hayata yansıtmak için şart olandır.

Yorum, akıl demektir, akıl yürüterek zamana uydurmak ve toplumsal düzenle, yaşamın kendisiyle, bilimle çatışmayan dinin, çatışmamazlığını idame ettirmek için tedbir almaktır.

Beşeri olarak dine giren her şey din değil diyanettir.

İçtihat, yaşanan zamanda, örflere, hukuka, tehdide, servete, nüfusa, iklime, kamu yararına bağlı olarak dinin icaplarını uyarlamak, bilimsel keşiflere göre dinin hayata yansımasını yeniden tesis etmektir.

Tecdit ise içtihatları dahi bir kenara koyup öze dönmek, işe sıfırdan başlamak, Kur’an ile yeni baştan bir arı dini gönüllere sokmaktır. Beşeri izlerin tamamını, doğru veya yanlış arındırıp, dini has ve öz haline döndürmek ve sonra bu fazlalıkları Kur’an süzgecinden teker teker geçirip dinin yorumlarını Kur’ansal kılma gayretidir.

Yani içtihat beşeri yorum ve kabulleri dönemsel olarak, tecdit kökten vaziyette Kur’an’a döndürme gayretidir.

Dinin selameti, anlaşılabilirliği ve erdiriciliği ancak akıl yormak, Kur’an ile elemekle mümkündür.

İçtihatın zamanı yoktur, içtihat erleri her dönemde çokçadır.

Tecdit ise her ulusa nasip olmayan, belki yüzyılda bir hayat bulan, Kur’an’a göç hareketidir.

Dinin anlaşılmasını, manasının kalplere yazılmasını mümkün kılan tecdit, cesur yürekelre, kader yazabilenlere mahsustur, Allah’In yardımı iledir.

Dini batmak üzere olduğu yerden aydınlığa çıkartmak gayesindeki tecdit erleri, iman ve ahlakı, salih amel ve ibadeti sadece Allah’a has kılarak ve dindeki yaban otlarını temizleyerek yeni ufuklar açabilenler, Kur’an’ın raflardaki tozlarını alabilenlerdir.

Kur’an’ı hayatın tam göbeğine koyma gayesindeki tecdit erleri, hurafe ve rivayetlere batmış, anlaşılmaz lisana mahkum edilmiş, halktan koparılmış İslam’ı yeniden hanelere, gönüllere sokmaya çalışanlardır.

Tecdit, Kur’an ile yeniden yapılanma ve asla-fıtrata dönüştür.

Tecditin davası, beşerileşen, tanınmaz hale gelen, yorumları çağın gerisinde kalan, fıkıh ve ilmihaller ile asırlar öncesine zincirlenen dini hak ettiği aydınlık ve makama çıkarmaktır.

Dine sarılmak mezhep kabullerine, mişnalara, şeyhlere, yorumlara sarılmak değil, Kur’an’a sarılmaktır. İşte tecdit dini tamamen Allah’a ve O’nun mukaddes kitabına has kılarak kulların dine sarılmasına imkan sağlar.

Diyanet ve şeriat adına olan herşeyi hizaya çeken ve yeni baştan sorgulayan tecdit, sapmaları, aşmaları, frekans farklılıklarını, yanlışları düzelterek adeta virüs tarama programı gibi çalışarak kalıcı bir esenlik yaratmayı gaye edinir.

Tecdidi yapabilenler, Allah’ın yardımına mazhar olabilenler, toplumun içinden süzülerek (ıstıla ile) çıkan ve selamete vesile olanlardır.

Tecdit, gönülleri İslam için açan, diğer safsataları çöpe atan, dine hak ettiği değeri verendir.

Kur’ana dönüş, hak ve hakkate dönüş, hurafe yalan ve masallarını kenara koyuş, akıl, iman ve Kur’an ile düşünüştür.

İçtihat ve tecdit; aklın işletilmesi, vahiy ve ilimin aşkla buluşturulması, ayetlerin görünür kılınması, imanın batıla karşı güçlendirilmesidir.

İman, her daim olması gereken ışık, İslam doğru yol levhası, akıl yanlışlarda kaybolmama idraki, tecdit tevhid yolundaki dikenlerin temizlenmesidir.

Akla kapıları kapatanlar, içtihat kapanmıştır diye haykıranlar dini değil Asr-ı Saadet mitini esas alanlar, dini arap coğrafyasına ve on dört asır öncesine mahkum eden yobazlardır.

Ata kabullerini egemen kılmak, aşırı muhafazakarlık yani yobazlık ise ecdatperestliktir, şirktir.

Aklını işletmeyenler üzerine pislik atan Kur’an’ı sanki akla karşıymış gibi gösterenler, ilahi – beşeri ayrımının idrakinde olmayanlar, vahiy – akıl birlikteliğini maksatlı olarak engelleyip kalabalıkları karanlıklara sürükleme ve bu sayede çıkar sağlama gayretindekilerdir.

Akla karşı çıkan her hamlenin ardında şeytan vardır ve aklı işletmek yeni din yaratmak değil, dini hayata doğru ve tam yansıtma yollarını aramak ve bulmaktır.

Hukuktan bilime, sanattan sosyal yaşama dek her alanda vahyin yaşanabilir olması ancak akılla mümkündür. Akıl olmadan vahiy dahi anlaşılamaz ve bu durumda din zaten olmaz, insanın yaratılış hikmeti kalmaz, sınav yapılamaz.

Dünya sınavı, dini hayata yansıtmada yapılan tercihlerin isabet oranının ödüllendirilmesidir ki akıl yoksa sorumluluk da sınav da olmayacaktır.

Aklı sadece okumak ve sevap kazanmak için kullananlar ise yaratılışa isyan halinde olan, akıl ve vahye itirazı olanlardır.

Din anlaşılmayı ve yaşanmayı hak eder, zorunlu kılar. Kur’an, Allah kelamı olarak en kutsal emanettir, yaşam ve ecel boşuna değil sınav olsun diyedir. Tüm bunlar akıl ile bilinir, Yüce Allah ve iman dahi ancak akılla bulunur.

Batıni peygamber durumundaki akıl, zahiri Peygamberi anlamak içinde mecburidir ve bu nedenle aklı dine katmak Allah emridir.

Bu nedenle aklı kullanarak dini bireysel ve toplumsal olarak anlamak, hayata doğru ve tam yansıtmak mecburiyeti vardır.

Bu ise zaman zaman içtihatla nadiren tecditle mümkündür.

Tecdit erleri her topluma nasip olmayan ve dine büyük hizmetler yapan, anlaşılır tefsirler, mealler ile dinin önünü açan, zehirli otları, manevi mikropları dinden temizleyen yüce karakterlerin, Kur’ani ruhların işidir.

Tecdit erleri, dini anlaşılır kılarak hanelere ve kalplere sokabilenler, tevhid yollarındaki çirkin dikenleri temizleyebilenlerdir.

Tecdit erleri tatlı yalanlar şeklindeki uydurma hadisleri dinin kenarına koyan, paranteze alanlar, hükmü sadece Kur’an’a endeksleyenlerdir.

Din ve din günü Allah’ındır, Kur’an’dadır, değişmez haldedir.

Tecdit ve içtihat ise zorunlu çağa, örfe, gereklere ve coğrafyaya uydurmalardır.

Tecdit, Kur’an ile yeniden yapılanma, bir daha ve sadece Allah’a dönüştür.

Tecdit erleri, Allah’ın izni ve yardımıyla bunu başarabilenlerdir.

Akıl, tecdidi ve içtihadı emreden, içtihat kapıları kapandı diyenler dinin nasipsizleridir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Mutlak iyilik ve kötülük

Mutlak iyilik ve kötülük

Mutlak iyilik ve kötülük “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir