Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / İki ezan arası ömür
imanilmihali.com
İki ezan arası ömür

İki ezan arası ömür

İki ezan arası ömür

İlki doğduğumuzda kulağımıza üflenen ezandır ki adımız kulağımıza okunur, diğeri selamızdır ki bedenimiz vefat etmiş ve ruhumuz bizden ayrılmıştır.

Ömür işte bu iki ezan arası süredir. Kısadır, yaşanasıdır ama vebaldir.

Dünya sınavına merhaba deyişimiz, ana şefkatiyle buluşmamız, asli vatandan dünya denen tiyatro sahnesine gelişimizdir kulağımıza okunan ilk ezan.

Bizlere emanet verilen canın, ruhun, evlatların, nimet olarak verilen sağlık, servet ve kabiliyetlerin velhasıl her şeyin sahibine geri döndüğü andır selamız.

Bu ikisi arasında koşar, para biriktirir, emaneti ihmal eder, nimetlere şükretmez ve hep açlıklarla, heveslerle bugünü es geçip yarınların umuduyla hayatları telef ederiz.

Nihayet ardımızda biraz mal, birkaç haftalık sohbet malzemesi bırakıp ahirete intikal ederiz.

Yaşam ise sürer, mallar ve servetler dünya hayatında başkalarının sınavı olmaya devam eder ve merhum ecelle birlikte hakikatle tanışır.

Yaşarken ihmal ettiği hatta inkar ettiği gerçekler karşısına dikilmiş, boşuna telef ettiği nimetlerinin hesap sorma anında mahcubiyetler yaşamaya başlamış, bir kenara koyduğu yahut anlamadan okuduğu Kur’an hükümleri karşısına dev bir mahkeme olarak çoktan çıkmıştır.

Lakin artık geri dönüş yoktur, çırpınış ve pişmanlıklar beyhudedir, vakit geçmiş, sınav tamam olmuştur.

Şeytanlara, cinlere, fallara, haram servetlere, haksızlıklara, hortumlara, şehvetlere, çalmalara yem edilmiş hayatların faturasının ödenme zamanıdır şimdi.

Şimdi, dünya nimetlerinden istifade edilen miktarın hesap ödeme zamanıdır. Kenara itilen Kur’an ile yüz yüze gelme, alaya alınan ahiretle tanışma, yok sayılan cehenneme konuk olma zamanıdır.

Şimdi, dünya denen imtihan salonunda kulak ardı edilenlerin, yapılmayanların, yapılanların, niyetlerin, akıldan ve kalpten geçenlerin, sözlerin, hırs ve hasetlerin, tuzak, fitne ve fesatların, yalan ve iftiraların, münafıklık ve müşrikliklerin bedelini ödeme zamanıdır.

Kıyamet artık o beden için kopmuş, yalancıktan süregelen kısacık ömürler sonsuz hayatla tanışırken pişmanlıklar çığ gibi omuzlara binmiştir.

Helallik alacaklısı milyonlar kulun önüne dikilmiş, eziyet edilen hayvancıklar, zulmedilen ağaçlar, ezilen, mağdur edilen fakirler, verilmeyen zekatlar, yapılmayan ibadetler, din adına söylenen yalanlar, menfaat adına kurulan tuzaklar kulun karşısına dikilmiş, amel defterine çoktan yazılmıştır.

Zaman hesap zamanıdır.

İman edin diyen Yüce Allah’a iman etmeyenler için, şeytandan dost olmaz diyen Allah’ı dinlemeyerek şeytanlara dost ve arkadaş olanların, haramdan sakınmayanların, zulmedenlerin, dine yalan söyletenlerin, Allah’ı bırakıp Peygamberi ilahlaştıranların, camileri siyasete alet edenlerin, dini hurafelere, sünneti Yahudi yalanlarına teslime denlerin acı gözyaşları döktükleri anlardır bu zamanlar.

İlk ezana dönmek hasretidir kalplerdeki lakin buna imkan yoktur.

Son ezana lanettir ama son pişmanlık fayda etmemektedir.

Bir dakika sonrasının garantisinin olmadığı yaşamları heba eden, şeytanlara köpeklikle, paraya tutsaklıkla geçiren bedenlerin sonu elbette acıdır.

Öte yandan mü’minler vardır ki tüy kadar hafif vicdanlarıyla Rablerine kavuşmanın sevinç ve heyecanı içindedirler. Bunlar dünya denen sınavı anlamış, Kur’an’I okuyarak hayata yansıtabilmiş gerçek Müslümanlardır ve şeytanla işi olmayan bu kullar için eziyet, günah, haram, zulüm de söz konusu değildir. Ufak kulluk hataları ve günahları olsa da bunlar inşallah şefaate mazhar olacak şanslı bedenlerdir ve onlar son ezanlarının okunmasından mutlu olanlardır.

Şehitler vardır, yemyeşil huzur cennetlerinde misk kokuları arasında kuşlarla oynaşan. Sayısız nimetle nimetlendirilen, vatanları, bayrakları, dinleri ve en yüce maneviyatları uğruna o canlarını ortaya koyarak asıl can sahibi Yüce Allah yolunda olduklarını ispat eden. Paraya değil, mevki ve makamlara değil, dine ve imana gönül verenlerdir bunlar. Mutlu ve emindirler.

Simsiyah karanlıklarda acılarla kıvranan zalimler vardır. Ateşlere konuk, sayısız acılara aday, hesabın en katmerlisini ödeyecek akılsız ve kalpsiz bedenler.

Orada kimisi ilk ezandan son ezana kadar şükretmekte, kimisi lanet okumaktadır.

Orada kimisi yeşil vadilere kimisi alevli ateşlere konuktur.

Orada kimisi eceline şükrederken kimisi bir kez daha dünyaya dönüp salih amel işlemek için yalvarmaktadır.

Orada kimi yüzler açık, temiz ve mutlu, kimi yüzler kapkara ve telaşlıdır.

Orada mü’minler ve kendisini Müslüman sananlar vardır.

Orada Kur’an’ı hayata rehber edenlerle etmeyenler, iman edenlerle etmeyenler, orada Allah’ı tek ilah bilenlerle sayısız ilaha teslim olanlar vardır.

Orada tevhide uygun yaşayanlarla, fıtratı inkar edenler vardır.

Orada imandan sapmayanlarla, Yahudi zulmüyle dini yahudileştirenelrin hurafelerine yem olmuş garibanlar vardır.

Orada Hz. Peygamberi anlayabilmiş olanlar ve Hz. Peygamberin sünnetini dahi para uğruna satanlar vardır.

Öyle ya 180.000 alem vardır ve bu alemlerin sadece birisi cennete girecektir ve o alem Allah’a koşulsuz itaat ve iman eden, bunu amel ve ibadete yansıtan, emanet ve nimetlere sadık kalabilen, şirke yanaşmayan, günahların vebalinden korkanların alemidir.

Bu tek alem sırat-ı Mustakim üzere olanların alemidir.

Diğer tüm alemler ise küçücük akılları ile devasa kainata hükmetmek cüretini gösterip, dine yorum katanlar, dini kirletenler alemidir.

Şefaat de, cennetler de o tek alemin mensuplarınadır.

O halde vakit henüz yaşıyorken o aleme geçebilme, gerçeği görme, Kur’an’a dönme vaktidir.

Kur’an İslam’ından gayri her yol yanlıştır, karanlıktır, mahvedicidir.

Orada ne bir kurtarıcı vardır ne bir şefaat edici. Şefaat sadece Allah’In razı olduğu kullaradır ve günahkarlara şefaat dilenmek Peygamberin dahi harcı değildir.

Merhamet sadece mü’minlerin hakkıdır çünkü cennetlere sadece iman edenler girecektir.

Allah bu dünyada herkesin hem Rahman’ı hem Rahim’i, ahirette herkesin Rahman’ı ama sadece mü’minlerin Rahim’idir.

Rahman ve Rahim olan Allah’a kul olmak ise bu hayatın tek gayesi ve sınavıdır.

Selametle.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir Yüce Allah, hayatın, ecelin, mülk ve kudretin, dinin, beraat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir