Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / İki günü eşit olan ziyandadır
imanilmihali.com
İki günü eşit olan ziyandadır

İki günü eşit olan ziyandadır

İki günü eşit olan ziyandadır

Asr suresi, insanın ziyan ile geçen ömrünü kısa ama muazzam heybette anlatan suredir.

“Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” (Asr 103/1-3)

Sure, imanı, salih ameli, hak ve adaleti, sabrı ve dürüstlükte sebatı emrederek insanlara yol ve yordam da gösterir ki bunlara vakıf olabilenler ziyanı lehlerine çevirebilenler, faydalı amel ve değer üretebilenlerdir.

İman, Allah’a inanmak, güvenmek ve kalpten teslim olmaktır.

İyilik kulun sadece kendisine değil aslen ve daha çok Allah’a ve diğerlerine yaptıklarıdır ki salih amel içine ibadet ve hayırları da alan büyük bir manadır.

Hak ve adalet fıtratın temel direkleri, doğruluk ve dürüstlük Sırat-ı Mustakim üzere olmaktır.

Merhamet ve sabır ise zulüm duvarına çarpana kadar, başa gelen müsibetlere dayanma gücüdür. Zulme çarpınca ise artık sabır değil lazım olan cihattır.

Surenin bu işaretleri bize gösterir ki ecel herkesin kendi kıyametidir ve ne zaman geleceğini sadece Allah bilir. Bu bilinmezlik ise bizi daha çok ve huşu ile iyi olmaya, kötülükten sakınmaya ve kötülükle mücadele etmeye mecbur bırakır.

İki günü aynı olan ziyandadır sözü Peygamberimizindir ve fıkıhta genel kabul görmüş ana ilkelerdendir. Denmek istenen ise şudur ki; iman, ibadet, ahlak ve salih amel gayretleri bize bir şey katmıyorsa, güzelleştirmiyorsa bir noksanlığı vardır ve amelsiz geçen, az amelle yetinen zarardadır, zamanın kıymetini, sağlık nimetini idrak edemeyenler gafillerdir ve sevap biriktirme sürekli bir gayrettir, cenneti garantiye alan asla yoktur.

Kul, her geçen gün daha fazla bir gayret ve azimle hak yolda yürümeye devam etmeli, bir önceki günden çok daha fazla emek sarf etmeli, bir iş ve oluşu bitirince derhal yenisine koyularak ve çalışmanın da ibadet olduğu bilinciyle zararlı ve boş şeyler yerine faydalı ve kıymetli şeylerle meşgul olmalıdır.

Beşeri meşguliyetler kulu oyalamamalı, engellememeli, yorgunlaştırmamalıdır. Elbette beşeri ihtiyaçların ihmali kabul edilir değildir lakin din adına kulun yaptıkları asla kafi değildir ve kula yetmemelidir.

Hep daha üstün kişiler ve yüce erdemler örnek alınmalı, hayırlarda yarışılmalı, cehennemden korunmakla yetinmeyerek cennetlerde daha üst makamlara gelmek hedeflenmelidir.

Bu yolda iman vermesi ve nefislerimizi temizlemesi için Yüce Allah’a dua etmek, geçmiş günahlarımız için tevbe ve istiğfar etmek, zorlukta sabır, bollukta şükür temek yolun başıdır.

Aciz ve günahkar olunduğunun bilinmesi imanın itici gücü, ‘sadece Allah’ ve ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyebilmek imanın moral ve motivasyon kaynağıdır.

İnfaktan sakınmaya, yardımdan paylaşmaya kadar her alanda kul bir öncekinden daha fazla azim ve gayretle didinmelidir ki kalbindeki iman artsın, kötülükler temizlensin ve inşallah geçmiş günahları affolunsun.

Nihayet iki günü eşit olan ziyandadır çünkü mü’min ahirette hesaba çekilmeden önce kendisini hesaba çekendir. Bu hesap daha fazla imanı, ameli ve selim niyeti şart koşar.

Rabbim imanlı kullarının her yeni gününü dünlerinden daha güzel eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam

Önce iman, sonra Kuran ve nihayet İslam “Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir