Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İki İslam ve farkları
imanilmihali.com
İki İslam ve farkları

İki İslam ve farkları

İki İslam ve farkları

İslam; huzur, barış ve esenlik için sadece Allah’a teslimiyettir. Kur’an ile bildirilen, Hz. Peygamber ile yaşayarak gösterilen, kıyamete dek baki, tam, kolay ve Allah katında da muteber din olan İslam, tüm zamanlar ve tüm insanlar içindir.

Allah’ın dini değişmez ve İslam tüm gelmiş geçmiş dinlerin de ortak adıdır. Bu anlamda iki İslam vardır ki bunlar; en geniş manada tüm dinler, yani tevhid, diğeri dar manada Müslümanlarca kabul edilen İslam.

İkisi de aynı şeydir, yani aynı şey olmalıdır ama maalesef aynı değildir.

Öncelikle geniş manada tevhidden bahsedilecek olursa Hz. Adem (as) ve eşinin yeryüzüne inmesiyle başlayan dünya sınavında sayısız peygamber ve kitap insanoğluna bahşedilmiş ve hep aynı ve tek olan iman hatırlatılmış, sınav bellettirilmiş, insanca yaşamak emri tekrarlanmıştır. Hepsinde de ilahlığın sadece Allah’a has olduğu ikaz ve ihbar edilmiş, başkaca ilahları varsaymanın vebali cehennemde ebedi azap olarak tanıtılmıştır.

Yani tevhid tüm peygamberlerin ortak mesajının adıdır ve maalesef insan zalim, cahil ve nankör olduğu için bu mesajlara kulak asmayarak helak olmuş, kulak asanlar da bir zaman sonra unutarak batıla teslim olmuştur. İşte tam bu esnada Yüce Allah yeni bir peygamber göndermiş ve hatırlatmalarını rahmeti gereği sürdürmüştür. Ama insan o kadar zalimdir ki yine unutmuş, peygamberi yalanlamış hatta peygamberleri öldürmüştür.

Bahaneleri ise şudur ki; (imanı savunanlar) çok temiz insanlardır. Yani çoğu insana göre kendileri gibi pis olmayan insanlar kötüdür. Bu helak edilen kavimlerin yamamının ortak beyanıdır ki pisliğe batmış olanlar temizleri ve adalet emredenelri hiç sevmezler, Allah’ı ve hesabı hatırlatanlardan nefret ederler.

Bu dejenere ve tahrifat işi Kur’an’a dek gelmiş ve Yüce Allah kıyamete dek baki kalacak dinini tamamladığından ve Hz. Peygamber de vefat ettiğinden Kur’an’ı kendi korumasına almış ve bu sayede dinin tahrifine engel olmuştur.

Dar manadaki İslam’a gelince durum maalesef diğer dinlerin başına gelenle aynı olmuştur. Dinin özüne dokunulamamışsa da kenarına köşesine sayısız put yerleştirilmiş, beşeri müdahaleler yaşanmış, Peygambere haksızlık yapılarak sayısız hurafe ve rivayet dinleştirilmiş, insanlar Kur’an yerine bu sünnetlere tabi kılınmıştır ki bunun dinen anlam ve vehameti malumdur.

Bugün yaşadığımız İslam bu anlamda eski dinler gibi ağır bir yük ve saldırı altındadır. Şeytan ve yamaklarının başı çektiği küfür cephesi, huzur , barış ve esenliğe düşman olmakla, imana karşı tavır almakla, Allah’ın yanına berisine yedek ilahlar koymakla, insanlara ahireti unutturmakla ve servetler için yaşar hale getirmekle muazzam başarı elde etmiştir.

İş o hale gelmiştir ki her mezhep, her tarikat kendi İslam’ını yaşar haldedir ve dar manadaki İslam sayısız ve daha dar İslam’cıklara sebep olmuştur.

Uydurma hadislere mahkum, Kur’an’dan habersiz, şefaatle aldanan, Allah ile aldatılan İslam alemi tevhidden de gerçek İslam’dan da uzaktır, her geçen gün daha da uzaklaşmaktadır.

Allah’ın değişmeyen dini ise ortada ilk günkü şeffalık ve berraklıkta durmaktadır.

İlahi İslam, beşeri İslam değildir. Beşeri İslam, şeytanlarca icat edilen, şirk dinidir ve tevhidle alaksı yoktur. Arapçılığa, israiliyata, hurafelere mahkum, tarikatlara teslim, mezheplerce şekillenen İslam ancak şeytana yakışan dindir.

Sorumlusu ise Kur’an farzları yerine uydurma sünnetlere tabi olanlar, dini bölenler, imana düşman olanlar, huzura karşı olanlar, cihadı terör sananlar, iman kardeşliğini önemsemeyenler, dinciler, mümafıklar, din sektörü tacirleridir.

Tüm diğer dinlerin başına gelenlerin, İslam’ın başına geleceğini de bilen Allah, ahir zamanda gerçekten imanla kalabilenlerin az olacağını bildiren, insanların çoğunun imanlarına şirk karıştıracağını duyuran, cehennemin ağzına dek dolacağını ve iblisin ahdinde haklı çıkacağını ifade edendir.

Yani Allah, bizlerin zalim ve cahil olduğumuzu bilen, İslam’ı tanınmaz hale getireceğimizi görendir.

İnsanların böyle yapıyor olması ise dine asla zarar vermez ve veremez. Çünkü din değişmezdir, haktır, adildir, şeffaftır, kainatta, bedende, kutsal kitaplarda ve kalplerdedir.

İnsan, elest günü Rabbine söz verdiği halde imandan sapandır.

Modern zaman müslümanları, dar ve geniş manadaki her iki İslam’a da yabancı olandır. Bu yüzdendir ki İslam’ı tanıtmak görevi müslümanların değil Kur’an’ın hakkıdır.Çünkü Müslümanların yaşadığı din İslam değildir. Kur’an İslam’ı hiç değildir.

Günah işleme özgürlüğü vardır, haktır lakin bu günah inkar ve isyana, batıla, şeytana ve şirke uzandığı anda, bozgunculuğa vardığı, eziyete döndüğü anda artık mübah ve caiz olmaktan uzaktır.

İnkar ve isyan ahir zamanda eziyet ve zulme döndüğü için kalpler katılaşmış, gözyaşları dinmez olmuş, açlık ve savaşlar bitmez olmuştur. İslam alemi o kadar acınası haldedir ki Kur’an ile uyanma hareketini gerçekleştiremediği gibi iman kardeşliğini de tesisten uzaktır ve bir avuç siyonistin kahrı altında inlemektedir.

İnsan o denli ahmaktır ki arasındaki münafık ve müşrikleri ayırt etmekten dahi acizdir. Her sakallıyı mü’min sanan, her tespihliyi müslüman farz eden bir toplum, daha Kur’an’ı anlayarak bir kez dahi okumuyorken bu belalardan çok daha fazlasına zaten layıktır.

Kur’an, Allah korumasına alınmışken, tevhid ve din adına başka kaynak kalmamış iken, dar ve geniş manada İslam’ı reddetmek ancak aptalların işidir ve bunun bir ceremesi elbette olacaktır.

Kur’an okunmayacaksa neden vahyedilmiştir, neden Allah korumasına alınmıştır ve neden kolaylaştırılmıştır? Kur’an olmasa da olurduysa neden 23 sene vahiy sürmüş ve Peygamber rislate dair bir ömür harcamış, sayısız cihat ve acıya katlanmıştır? Cennetler bu kadar kolaydıysa sahabeler ve Peygamber neden gölgede serinlemek ve sadece namazla yetinmek yerine zekat vermiş, hicret etmiş, maldan vazgeçmiş, nefsiyle mücadele etmiştir?

Tüm bunların cevabı Kur’an’dadır ve İslam Kur’an’dadır.

İslam’ı başka yerlerde arayanlar sebebiyledir ki huzur ve barış asla tesis edilememektedir.

Aldanmak ve kanmak mazeret asla değildir ve hakikat gün gibi ortadadır. Buna rağmen batıldan ve şeytanlardan yana olanlar, Allah’a ve iman kardeşliğine düşman olmanın cezasını elbet ödeyecekler, adaleti silah edenler elbette haksızlıklarının vebalini ödeyecektir.

Çünkü Allah, rahmeti bol, adaleti tam ama azabı fena olandır.

Kıyamete dek baki kılınan, tamamlanan, son olan, korumaya alınan, ıstıfa (seçilme) yoluyla insanlık için nihai olarak belirlenen ve makbul kılınan İslam’ı reddetmek ve tanınmaz hale getirmek, şahsi çıkarlarına uydurmak kimsenin haddi değildir ve cezası da büyük olacaktır.

Dinin kutsallarına saygısızlık etmeden, kişileri cehenneme gitmekte dahi özgür kılarak herkes Kur’an ile emredilen emir ve yasaklara uymakla mükelleftir. Kusur olabilir, unutma olabilir ama bilmemek ve hele inkar olmaz.

Yüce Allah’ın yaşam için var ettiği ilahi kaideler demek olan dini, yok saymak ve şeytanlara teslim etmek en büyük ihanettir. :Tarikatlaşan, mezheleşen, hurafelere, arapçılığa, israiliyata boğdurulan, beşerileşen İslam bu yüzden makbul değildir, hak değildir.

Kısaca ister dar ister geniş manada bugünün İslam’ı İslam değildir.

Ve bunun vebali büyük olacaktır.

İki İslam vardır ki teki tevhid diğeri ahir zaman İslam’ı..

İki İslam vardır ki teki barış diğeri terör İslam’ı…

İki İslam vardır ki teki Hakk’ın diğeri şeytanlaşanların İslam’ı..

İKİ İSLAM VARDIR Kİ; TEKİ KUR’AN’DAKİ VE DİĞERİ SOKAKLARDAKİ !

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir