Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İlahi adaletin tecellisi
imanilmihali.com
İlahi adaletin tecellisi

İlahi adaletin tecellisi

İlahi adaletin tecellisi

Adalet adil olma hali, eşit ve tarafsız muamele etmek, hakkı sahibine teslim etmek durumudur ve Yüce Allah, tüm zamanlarda ve evvela adaleti emreder, ana babaya dahi şahitlik ederken aleyhlerine bile olsa Allah adına adaletin ayakta tutulmasını ister.

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 16/90)

“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Nisa 4/58)

“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisa 4/135)

“Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.” (Hucurat 49/9)

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Maide 5/8)

“Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler…” (Hadid 57/25)

Bu temel ilke hem insanlar hem toplumlar, hem fertler hem kamu, hem yönetenler hem de yönetilenler, hem yasayı uygulayanlar hem yasaya tabi olanlar için genel ve değişmez ilkedir ki adaletsizliğe kayanların veya adalete sarılanları ezenlerin akibeti münafıklardan da beterdir.

Adaletin tesisi elbette kolay değildir. Çünkü helal süt emmişler ile helal süt emmemişler bu dünyada yanyana yaşamak mecburiyetindedir ve nefisler şirke batmış vaziyette bazen adaletten sapabilmekte ve hak yerine ulaşamamaktadır. Bu büyük günah ve vebal olsa da maalesef İslam aleminin genel durumu budur.

Dünya hayatı güçlüden ve zenginden yana bir adaleti tercih etmekle, yasaları yönetenler menfaatleri istikametinde tesis etmekle zaten en baştan adaleti reddetmekte, tarafsızlığına leke düşürmektedir. Bu nedenle adalet bir türlü temin edilememekte, Kur’an’ın hayata geçirmek istediği huzur ve barış ortamı bir türlü tesis edilememektedir.

Bunca kan ve gözyaşının, mutsuzluk ve acının sebebi de budur.

Ezenlerden, servetle şımaranlardan yana olan adalet elbette tam olamayacak, hakkı savunamayacaktır. Mutlak adaleti örnekleyen Kur’an istikametinde hazırlanmayan beşeri yasalarla zaten adaletin tecellisi de çok zordur.

Peki bu durumda ne olacaktır? Adaletsizliklerle öne geçenler, hile yapanlar, yanlışı doğruya egemen kılanlar müsterih olabilecek ve günahlardan sıyrılabilecek midir? Hayır!

Peki, yenen haklar zalimlerin yanına kar kalacak mıdır? Elbette hayır!

Adalet yerlerde sürünürken, haklar öksüz bırakılırken, gözyaşları sel olup akarken sözde adaletle mağdur edilenlerin hakkı adalet yamyamlarında kalacak mıdır? Hayır!

Bu Allah’ın vaadidir ve tüm niyet ve amellerin iyi veya kötü yansımaları hemen değil ama mutlaka, bu dünyada az ama ahirette mutlaka yaşanacak, zerrece haksızlık yapılmadan herşeyin karşılığı verilecektir ki burada sorgulanan sadece amel ve teşebbüsler değil aynı zamanda ve daha çok niyetler olacaktır.

Çünkü dünya sadece bir imtihan alanıdır ve adalet bu imtihanın en zor sorularındandır.

Ahiret yurdu ise ötesi olmayan ve muhasebenin görüleceği son yerdir ve Yüce Allah zulmetmeyen ama hereyin karşılığını mutlaka ve haksızlık yapmadan verendir. Bu, hakkı yenenlere hakkının iadesi, hak yiyenlerin cezalandırılması demektir ki burada yenen hak iki türlüdür. İlki kulun hakkıdır ki bu dünyada kolayca helalleşme ile ödenebilir veya ahirette sevap ve günah takası ile yerine gelir.

Diğeri ise Allah hakkıdır ki bunun ödenmesi bir hayli zordur. Çünkü kula adaletsizlikle yapılan zulüm sadece o kişiyi değil, toplumu da, yakınlarını da, İslam ile tesis edilmek istenen huzur ve esenliği de bozmakta, sayısız hakkı yemektedir. Dahası Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uymamak gibi devasa bir günaha da imza atmaktadır. Ve bunun elbet bir karşılığı olacaktır.

“Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.” (Enbiya 21/47)

Adalet terazileri sözü bu anlamda mucizevi bir ihbardır ve yenen haklar sahiplerine mutlaka iade edilecektir. Hz. Peygamberin mesajı ve adaleti gerçekleştirme emrinin mahiyeti de işte o zaman daha anlaşılır olacaktır.

“(Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” (Şura 42/15)

Dünyada düzeltilemeyen adaletsizliklerin düzeltilmesi ahiretin sahibi, din gününün Maliki Allah için elbette kolaydır. Çünkü o herşeye şahittir, niyetleri bilendir. Lakin bu acılı olacaktır çünkü kuldan sayısız sevabı götürecek ve sayısız günahı yükleyecektir.

Adaletsizlikle zulmedenler, zulüm için adaleti silah olarak kullananlar ise sadece adaletsizlik yapmakla suçlanmayacak ama daha çok zulümle yargılanacaktır ki zulüm Kur’an’In tek düşmanıdır. Böyle olunca da kurtuluş hayalden öte gidemeyecektir.

Adaletsizliğe muhatap kalanlar içinse doğru olan sessizce susup pısmak ve hakkının yenmesine razı olmak değil, Allah için adaleti ayakta tutmaya gayretli kullar olarak elle, dille, kalple adaletsizliğe karşı çıkmak, hak aramak ve bu uğurda zulümle mücadele etmektir.

Çünkü savunulmayan hakların iadesi olmayacaktır, çünkü uğrunda savaşılmayan haklar sahibine dönmeyecektir, çünkü adaletsizliğe ses çıkaramayanların alacağı olmayacaktır ve çünkü adeletsizlikle yaşatılan zulümlere karşı koymayanlar Allah emrini yerine getirmemekle kendileri de suçlu olacaktır.

Adalet elbet tecelli edecek ve beşeri adaletin yanlı olarak akladıkları dahil ilahi adalet karşısında her şey yeniden ve son kez yargılanacaktır. Herşeyin kayıt altında olduğu, sayısız şahitin bulunduğu ahiret sorgusunda zaten kulun inkar edecek bir şeyi de olamayacak ve nefisler hesap sorucu olarak yetecektir.

O halde, haklar ve adalet sahibini elbet bulacaksa, dünya fani ve ahiret bakiyse, adaletsizlikler endendir? Huzur ve barış ile yaşamak güzelken, hırs ve kibirlerle büyüklenmeler, servet yarışları, düzenbazlıklar nedendir?

Yetimlerin, muhtaçların, yaşlıların, çocukların haklarına tasallut edenler, hak yiyenler, adaleti saptıranlar Allah’tan hiç mi korkmazlar? Adaletsizliğin mazereti olabilir mi? Allah’tan korkulmaz ise esenlik olası mıdır? Cehennem ateşleri bu kadar mı hafife alınır? Dünya denen kısacık süre için, sonsuz ahiret hayatı neden tehlikeye atılır?

İşte tüm bunların cevabı iman lezzetinde saklıdır ki imana mesafeli olanlar için adalet çok bir şey ifade etmez ama Allah’ın mü’min kulları adaleti temine çalışanlardır, hak yemekten zinhar korkanlardır ve cennetler sadece iman edenler içindir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir