imanilmihali.com
İlham ve vahiy

İlham ve vahiy

İlham ve vahiy

İlham, bir şeyi bütünden ve bir anda tamamıyla aktarmak, yutturmak manasınadır. Dini anlamda ise ilham, kalbe bir takım fikir ve manaların aktarılması demektir. Kısaca ilham, feyz yoluyla kalbe aktarılan şey’dir.

Vahiy ise, Yüce Rabbin Peygamberlerine, bizzat kendisi veya melekleri aracılığı ile dilediği şeyleri, dilediği miktar ve dilediği sürede aktarması, kalbine yerleştirmesi ve o bilgi veya haberi kalıcı, kolay, unutulmaz, vesveselerden uzak hale getirerek, o vahiy konusunun başkalarına anlatılması ve öğretilmesi imkanının yaratılmasıdır.

Vahiy, peygamberlere has bir keyfiyet iken, ilham daha genel bir karakter taşır. İlham, kullara, melekelere hatta arı gibi hayvan gruplarına bile nasip olabilirken vahiy sadece Peygamberlere hastır.

Kur’an’da ilham kelimesi sadece Şems suresinde geçer. Bu surenin başında yüce Allah, güneşe ve aya, gündüz ve geceye, sema ve arza yeminden sonra, nefislere ilham edene yemin eder.

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.” (Şems 91/7-10)

İlham, şiirde, sanatta, bilimde, günlük hayatta her an karşımıza çıkabilir, aniden beliriverir, nereden geldiği anlaşılmaz halde bilinir olur, vicdanda beliren duygular gibi hissedilir olur. Yerçekiminin bulunması, gemilerin icadı, değerli tabloların resmedilmesi hep bu sayededir.

İlham dini manada kişilere elbet gelebilir ama bu sadece Rabbimiz Allah’ın dilediklerine ve melekler ya da uyku aracılığı ile ve kalpte meydana gelen bir uyanış şeklinde tezahür eder. Lakin dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ilham vahiy değildir ve haberden öteye gitmeyen bir doğruluktadır. Oysa vahiy, kesin, hakikat ve emredicidir. Dini manada muteber olan da vahiydir, ilham değil.

Çünkü ilhamı sadece melekler vermez. İblis ve askerleri de verir. Şeytanın vesveseleri de insana bazen ilham şeklinde görünür. Bu nedenle ilham kesin ve doğru değil sadece akla getirici ve yol gösterici manadadır çoğu zaman.
İlhamın kalplerde doğabilmesi için o insanın sahip olması gerekenlerin başında bilgi gelir. Yani uçak kanadında yapılacak bir değişiklik kalbine doğan insanın önce uçağı, teknolojisini ve ihtiyacı bilmesi gerekir ki o ilham ona bir şey ifade edebilsin. Bilgili olunduğu zaman insan başkalarının görmediğini nasıl görür ve sezerse ilham da öyledir.

Çok uğraşılan ama çözülemeyen konuların bir gün aniden cevaplarının belirivermesi de bir seziş ve adeta bir ilhamdır. Öte yandan bu seziş ve ilham olmadan bilgi, gözlem, idrak ve zekanın yeterli olduğunu söylemek te son derece abestir, yanlış ve eksiktir.

O alanda derin bilgi, tecrübe ve gözlem ile yoğunlaşmış insan, derinlere inmek istedikçe ilhamlarla tanışır ve yeni ufuklara yelken açar. Bilimde, sanatta, resimde bu hep böyledir.

Dini manada ise durum biraz farklı olsa da genel itibarıyla aynıdır. İlham; Bağlayıcı-tam-kesin değil, kalbe tohum atmak, fikir vermek şeklindedir.

İlham Rahmani olabildiği gibi şeytani de olabileceğinden bu hususa özellikle dikkat etmek gerekir.

“…Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar (vahyederler)…” (En’am 6/121)

İlhamın gayba ait hususları ise tehlikelidir çünkü fal ile karıştırılma riski vardır. Bu nedenle kalbe doğan şey geleceğe ait ise onunla asla amel edilmez ve doğruluğunun tespiti zamana bırakılır.

Kulun, kalbinin nur yansımalarına göre, şeytani veya Rahmani ilhamlara mazhar olacağı açıktır.

İmansızlıkla şeytanet arasında bir cazibe vardır. Korusuz bahçeye haşerat musallat olduğu gibi, “Görmedin mi biz, kâfirlerin üzerine kendilerini iyice (azgınlığa) sevkeden şeytanları gönderdik” (Meryem, 83) medlulünce, imansız kalplere de şeytanlar musallat olur. İmansızlar şeytaneti sever. Şeytanî hasletlere, hareketlere meftun olurlar. Hayırsız, hayırsızla düşer kalkar. Eşkıyanın reisi, en büyük şaki olur. Bunun gibi, imansızların bütün temayülleri şeytanette olduğundan, önlerine şeytanlar düşer, başlarına şeytanlar geçer” (Elmalılı Hamdi Yazır)

Vahiy ve ilham arasındaki fark

1- İlham, bağlayıcı değildir.
2- Vahyin kaynağı kesin olarak ilâhî olmakla birlikte, ilhamın kaynağı her zaman ilâhî olmayabilir. Onun için, vahiy kesin olup, ilham zannîdir.
3- Vahiyde risalet, bütün beşeriyete aittir. Halbuki ilham, yalnızca buna mazhar olan şahsa mahsustur.
4- Vahiy, bütün âlemi aydınlatan güneş gibidir. İlham ise, sadece ilhama mazhar kişiyi aydınlatan bir lamba gibidir.
5- Vahye mazhar olan peygamber, aldığı vahyi insanlara tebliğle yükümlüdür. Hâlbuki insan, kalbine gelen ilhamı tebliğe memur değildir.
6- Vahiy kutsal ve Rahmani iken, ilham Rahmani veya şeytani olabilir.

Dinde ilham ilahi yardımdır

İlham konusunun en can alıcı noktası burasıdır ki ilham bir ilahi yardımdır. Şöyle ki; kainatta görünen herşey adil olarak hem insanlar hem de şeytanlar tarafından görünür ve bilinir iken, görünmeyen aleme ait hususlar insanlarca görülemez ve bilinemez.

İblis ve askerleri kendisine tabi olanlara fısıldarken çoğu zaman yakın geleceğe ait yalan yanlış bilgileri, bilinen ama görünmeyenleri, uzakta olup bitenleri vesvese şeklinde ilham ederek adeta hile yapar. Bu kul olmaya çalışan insanlara karşı şeytanların hilesidir ve ahdi bozan birşeydir. Bu nedenle meleklerin de insanlara ilham yoluyla yardım etmesi bu hilenin eşitlenmesi ve adaletin sağlanmasıdır.

Bu noktadan hareketle hayal, rüya ve düşlere bu gözle bakmak gerekir.

Uyku hali manasını ve mahiyetini çözemediğimiz aslen bir ölüm halidir. Yüce Allah bizleri her gece öldürür ve dilediğini gündüz yeniden diriltir. Bizler özellikle derin uyku safhasında neler olup bittiğini anlayamayız. Ama bizim bedenlerimiz bu dünyada yatakta sağa sola dönerken hakikatte nerede, kimlerle, ne yapar halde olduğumuz düşünmeye değer bir husustur.

Uyku halindeyken; ruhumuzun günlük sevap ve günahları Arş’taki deftere kayıt mı edilmektedir, ruhumuz bir tür ıslah ve terbiye safhasından mı geçmektedir, yoksa ayrı bir âlemde ruhumuza hayata ve dine yönelik meleklerce faydalı telkin ve fikirler mi verilmektedir?

Kanaatimizce ilham insanlarda uyku, hayal ve düş şeklinde gerçekleşir. Çünkü hayal etmek sınırsız, kuralsız ve serbest olandır. Düşler ister maddi ister manevi hususlara ait olsun iyiye yöneliktir. Kimse kötü olmak veya kötülüğünü artırmak için hayal kurmaz. Kurulursa bu zaten ilham değil şeytan vesvesesidir. İyiliğe kılavuzlu ilham şeklindeki düş ve hayaller ise, insanın yaratıcılığını, sevgi ve bilgi kaynaklı hayırlı kul olma gayretini, salih amel işleme isteğini körükleyen, hataları gösteren, doğruya yönlendiren ilhamlardır.

İşte melekler şeytanın vesveselerle insana sürekli fısıldadığı yanlış fikirleri kanaatimizce gece uykumuzda temizlemeye ve bize hakikati göstermeye, tehlikeyi tanıtmaya gayret ederler. Bu ilhamlar bağlayıcı, kesin ve çoğu sabah hatırlanmaz halde olsa da bazıları hatırlanır haldedir ve bize mutlaka bir mesaj verirler. Rüyaların bilinçaltı ile alakalı olduğu bilinen bir gerçektir ve bilinç-şuur hakkında bildiklerimizin ne kadar az olduğu hatırlanırsa bu bilincin yani şuurun meleklerce muhtemelen günlük ve cüzi miktarda temizlenmesine bir engel bulunmadığı da kabul edilecektir.

Bu adaletin ve eşitliğin sağlanması için aslında gerekli olandır.

Melekler Yüce Rabbimizin izni olmadan ve sıradan insanlara asla vahyedemezler. İlhamlarını da net ve açık şekilde aktaramazlar. Çünkü bu denli net ve açık ilham bir nevi vahiy demektir ve insan eğer bir peygamber değilse vahiyle tanışması da zaten mümkün değildir.

İlham, özelliği gereği buluğ, karmaşık, rastgele, dağınık haldedir. İnsan bunlardan mana çıkarmaya, hayatına katacağı yardımı bulmaya gayret eder. Rüyaların anlatılması zorunlu değildir. Rüyalar iyi veya kötü haberlerin öncüsü de olabilir. Hepsi hakikat olmak zorunda da değildir. Lakin kula düşen çok büyük bir görev vardır; ilham ve rüyalardan kendisine pay çıkarmak!

İnsan rüyasında ne görürse görsün hayra yormalı, o rüya kalıntılarını birleştirip, Kur’an nuruyla süzgeçten geçirmeli ve bir hatasını keşfetmeli veya bir güzelliği yakalayabilmelidir. Sözgelimi alkol şişeleriyle dolu bir ortamda dilediğince içtiği rüyasını gören bir insanın çıkarması gereken ders müptelası olduğu alkolden uzaklaşmak olmalıdır. Tam tersi rüyasında cennet tarlalarında çiçekler arasında dolaştığını gören bir insan kendisinde cennetvari yaşama has niteliklerini geliştirmek güç ve motivasyonu bulmalıdır.

Yukarıdaki örneklerden alkol kullanmaya devam veya ben zaten cennetliğim gibi manalar da çıkarılabilir. Lakin bu manalar çıkarılırsa bu rüyayı hayra yormamak ve nefsin oyununa gelmek olur ki kulu uçuruma biraz daha yaklaştırır.

Kısaca ilham; şeytanın yarattığı vesveselere kula çoğu zaman hayal, düş ve rüyalarda yapılan küçük, adil ilahi yardımdır. Ama dini manada asla yol gösterici ve bağlayıcı değildir. Aksini iddia etmek o kulun mertebesini peygamberlik seviyesine yükseltmek demek olur ki bu asla mümkün değildir. Son Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’dan başkaca Peygamberin gönderilmeyecek olduğunu bildiren Rabbimizdir. Dolayısıyla ben vahiy alıyorum demek, Peygamberim demektir ve Kur’an’a aykırıdır, İslam ile alakası yoktur. Bu da o vahyin Rahmani değil Şeytani olduğunun ispatıdır.

Diğer türden ilhamlar meleklerin Rabbimiz izniyle insanlığa, adalete, güzelliğin kazanmasına ve şeytanın vesvese ve gayretlerinin etkisiz kılınmasına yönelik masum yardımlardır. Bu ilhamların net ve açık olmaması ise zaten şarttır çünkü aksi olursa bu yardım maksadını aşar ve vahiy kapsamına girer ki yine yukarıdaki paragrafa dahil olur.
İnsan ilham veya ilham olabilecekleri hayra yormak ve kendisine verilen veya verildiğini düşündüğü şeyleri iyiliği ve güzelliği düzeltmek maksatlı kullanmalıdır.

İlhamı vahyin alt derecesi göstermek ve gayba ait bilgileri kademelendirilme gayretleri, ilhamları vahiy derecesine yükseltme teşebbüsüdür ve kulu sahte peygamberlere itaate zorlayarak şirke sokuverir. Vahiy Rabbimize aittir, gayb O’nun avucundadır. Ötesi doğru değil, hak değildir.

İnsan dinde gerçek olan haberler dizisi olan vahiyleri alıp, birisinin alıyorum dediği ilham gibi şeylere itibar etmemelidir. Çünkü bunlar kesin değil zanna dayalıdır, bağlayıcı değil, kesin değil hatta çoğu zaman doğru bile değildir. Dahası bunların içine şeytanın vesvese karıştırması her zaman mümkündür.

Şeytan vahyedemez, sadece vesvese verir. Vahyeden sadece Rabbimiz Allah’tır. Ve Allah vahyedeceği kullarını seçen, Peygamberleri kılandır. Vahyedilen bilgiler ise, kesin, gerçek ve yaptırımı olandır.

Oysa ilham, vahiy değildir.

Rabbim, bizleri meleklerin masum yardımlarını anlar halde kılsın.

Rabbim bizleri vahiylerden ilhamlara saptırmasın.

Rabbim bizleri ‘Ben vahiy şeklinde ilham alıyorum’ diyen sahte peygamberlerden muhafaza eylesin.

Rabbim bizi şeytanın vesveselerinden muhafaza eylesin.

Amin!

İlham ve vahiy

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’da büyük günahlar kitap özeti

İslam’da büyük günahlar

İslamda büyük günahlar merhum Yaşar Nuri Öztürk’ün aynı adlı eserinden esinlenerek hazırlanmış bir aydınlatıcı rehberdir. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir