Anasayfa / İMAN ESASLARI / İlmihal nedir
imanilmihali.com
ilmihal

İlmihal nedir

İlmihal temel dini bilgilerdir

İlmihal; terim olarak bilgi ve uygulama bakımından dine ait ihtiyaç duyulan temel bilgilere denir. İman, akaid, ibadet, insanlar arası münasebetler gibi konulardan yalnız birini veya sadece bir mezhebin esaslarını ilgilendiren bilgileri ihtiva eden eserlere de ilmihal denir.

İlmihâl eserlerinde, temel bilgilerin anlatımı yanında, nasıl uygulanacağı yani amel, niyet ve teşebbüslerde nasıl hayata geçirileceği de yer alır. Bu eserlerde Kur’an emirleri, Peygamberimizin söz ve davranışları, âlimlerin fikir ve içtihatları bir dizgi halinde anlatılır. Bu bilgi ve uygulama şekilleri kula nasıl, neden, kime ibadet ve kulluk edeceğini izah ederken, kimden, neden, nasıl korunması ve uzak durması gerektiğini de ifade eder. Kısaca tevhide giden yol anlatılırken, şirke giden kirli yollardan uzak durulması tavsiye edilir. En azından edilmelidir.

Eseri kaleme alanın vebali iki anlamda büyüktür; ilki o eser dinin sahibine sonsuz bir saygı ve doğrulukla yazılmalıdır ve diğeri o eseri okuyanlar doğal olarak doğru kabul eder ve kendisine yaşam tarzı kılar, bu yüzden de okuyanların bu eserden kaynaklanacak olası sonraki hatalarının bir kısım vebali de yazara aittir. Bu nedenle yazar dikkatli, tarafsız, doğru ve Kur’an paralelinde olmalıdır.

İlmihallerde zaman ve coğrafyaya ait bilgiler az da olsa kendisini gösterirse de temelde farklılık olmaz. Çünkü Allah’ın dini değişmez, Kur’an değişmez, Peygamberimizin sahih hadisleri değişmez. Temel esaslarda değişiklik varsa zaten nesh yani değişme vardır ve o ilmihal muteberliğini kaybeder. Buna rağmen okuyucunun o ilmihali dikkate almaya devam etmesi, bilerek ve isteyerek hataya razı olmasıdır ki kabul edilemez. Bu halde yazanın da vebali artarak devam eder.

Din ve ibadet ile alakalı ilmihaller daha ziyade şekli (cismani, bedeni, mali, maddi) olduğundan öğrenilmesi, tatbiki, eğitimi kolaydır. Mezheplerden oluşan farkların izahı ise kaleme alanın özen ve itinasını gerektirir.

İman ilmihali

İman, inanç ve itikad konularında yazılı ilmihaller ise ilaveten başkaca özellikler arz eder.

Dinî literatürde akîde, “inanılması zorunlu olan ilke” (iman esası, mü’menün bih), çoğulu olan akaid kelimesi ise “İslâm dininde inanılması farz olan hususlar, iman esasları, dinin temel kural ve hükümleri” anlamına gelmektedir. Buna göre, dinin temel kural ve hükümlerini oluşturan iman esaslarından bahseden ilme de akaid ilmi denir.

İslâm akaidinin ilk ve en önemli kaynağı Kur’ân-ı Kerîm, daha sonra da sahih hadislerdir. İslâm akaidini oluşturan esaslar, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde hiçbir yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık, yalın ve sade olarak yer almıştır. Kur’an’da Allah’a, peygamberlerine, kitaplara, meleklere, âhirete, kazâ ve kadere iman konusuna temas eden ve yer yer ayrıntılı bilgiler veren birçok âyet vardır. Hadis kitaplarının “iman, enbiya, tevhid, cennet, cehennem, kader, kıyamet” gibi bölümlerinde, iman esaslarıyla ilgili çeşitli açıklamalar yer almaktadır. Bu sebeple de Kur’an âyetleri ile başta mütevâtir hadisler olmak üzere sahih hadisler akaidin temel kaynaklarını teşkil eder.

Duyu organlarının verileri ve akıl her ne kadar akaid ilminin kaynakları arasında ise de, bu ikisi doğrudan doğruya dinî prensiplerin ve iman esaslarının belirlenmesinde kaynak sayılmazlar. Akıl ve duyu organlarının verileri, daha çok âyet ve hadislerin belirlediği esasların açıklanması, yorumu ve ispatlanması konusunda malzeme oluştururlar, nakli desteklerler.

Bu sebeple iman esaslarının belirlenmesinde tek kaynak vahiydir. İslâm akaidini oluşturan esaslar, hem kesin delile dayanmaktadır hem de apaçıktır. Zamana, mekâna, fert ve toplumlara göre değişiklik göstermez. Bu hükümler bir bütün teşkil edip, bölünme kabul etmezler. Yani bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak söz konusu olamaz.

İman ve akaid konularında üretilmiş eserler hükmedici, emredici değil tam aksine tavsiye edicidir. Asıl kaynak Kur’an olmak kaydıyla ayet ve hadislerden çıkarılan nasihatler iman konulu ilmihallerde dizgilenir ve okuyucuya kalp deryasında yeni ufuklar açmayı, kalplerdeki kötü koku ve yaraları gidermeyi hedefler. İman konulu ilmihallerin özellik arz etmesi şunlardandır;

* İslam’ın, dinin, ibadetin, Allah’a teslim olmanın, Müslüman ve İslam olmanın ilk şartı; iman’dır. İman zaafiyeti kulun cennete girmesine engel belki de tek şeydir.
* İman; şirk tehlikesine dikkat çekip, tevhidin arındırılmasını hedefler.
* İman; Kur’an ve sahih hadisleri esas alır.
* İmanın kimde, ne kadar olduğunu da sadece Allah bilir.
* İman; akıl ve duyu organları ile yorumlanamayacak bir hassasiyete sahiptir.
* İman izleri; kainatın her yerinde gözler önündedir.
* İman; sadece’ler sistemidir. Yani sadece Allah’a kulluk ve ibadet etmeyi öğütler.
* İman; zorlama ile, kurs ile değil, Kur’an’ı tanımak ve anlamakla yani Türkçe mealini en az bir kere okumakla, tefekkür edip derin derin yaratılış gayesini düşünmekle, salih yani güzel amel işlemekle, iyiliği ışık edinip nefsin ve şeytanın heves ve arzularından kurtulmakla, ibadet ve ahlakla bezenmekle elde edilir ve muhafazayla güçlendirilir.
* Allah imanı dilediğine verir.

Bunlar ışığında kader yolcularının ahiret yurdu seyahatinde en kıymetli azıkları kefen cebine koyacakları imanlarıdır. İbadet ve ahlak gibi vasıflar kula sevap kazandırır, iman ise cennet kapılarının gerçek anahtarıdır ki daha ilk baştan tam ve kesintisiz iman zaten kötülüğü ve kötüleri reddetmektir. Kötülükten arınmış nefis ve bedenler ise kurtuluşa erenlerdir.

İman yolunda gafletlerin en büyüğü dünya malına ve zevkine dalıp ahiret yurdunu unutmaktır. Bunu kışkırtan şeytan ve askerleri, nefislere şehveti, haksız kazancı, haramı, ahlaksızlığı, her türlü sapıklığı güzel gösterir ve ahirette mizan esnasında ise o ortak koşulanlar kaybolur gider, kendi derdine düşer.

Hak yemek, zulmetmek, günahlardan sakınmamak, Allah’ın koyduğu sınırları tanımamak, haddi aşmak ve kibirlenmek imana ait ilmihalin konusu dahilindedir.

Kişilerin Rab edinilmesi, put kimliğinde cisimlere, varlıklara, kişilere, dişilere tapılması, isteyerek veya istemeden beşeri kimliklerin ilahlaştırılması kulu şirke götüren yollarken, iman ilmihali kula rızkı verenin sadece Allah olduğunu söyler.

Şeytan azmayı, haksızlığı, zulmü emrederken imana ait ilmihaller kulaklara sabırlı, tevazulu, fedakâr ve tatminkar olmayı fısıldar.

İman konulu ilmihaller; gösteriş maksatlı her türlü amel ve ibadetin faydadan çok zarar getireceğini, gösteriş ve büyüklenmenin zararlarını, küçümsemenin adiliğini vurgular ve yetime, anne-babaya, komşuya, yolcuya, muhtaca, akrabaya iyiliği emreder.

İman konulu bu eserler; eşitlik, özgürlük, kardeşlik, yardımlaşma ve içtenliği hedefler.

Nihayetinde iman esaslarını tavsiye eden ilmihaller sayfalarımızda bulacağınız gibi, çöplükte çıkan bir kır çiçeği misali temiz, duru, pırıl pırıl, hayat dolu olmayı ve etrafına ışık, umut, güzellik ve iyilik yaymayı fısıldar.

İman; fıtrata uygun yaşamaya devam edebilmektir.
İman; Fatiha ile Allah’a verdiğimiz sözün arkasında durabilmektir.
İman; aldanmamak, kanmamak, hırs, heves ve tutkuların esiri olmamaktır.
İman sadece Allah’a sığınıp, O’nu vekil edinmek ve sadece O’ndan istemektir.
İşte iman konulu ilmihaller; Kur’an ayet ve kıssaları ile Müslüman kullara, imanlı gönüllere, mü’minlere güzel ve iyi olmayı öğütler.
Çünkü doğru yol bu yol, dikensiz yol bu yol, doğru taraf Allah ve dostları tarafıdır.
Ne mutlu doğru tarafta olmayı becerebilenlere!
Yazıklar olsun üç kuruş dünya menfaati için ahiretinden vazgeçenlere!!!

İlmihal nedir?

Bu yazıyı okudunuz mu?

Fikren abdestsiz olanlar

Fikren abdestsiz olanlar

Fikren abdestsiz olanlar Cenabet olma hali cunupluktur yani bedenen boy abdestsizliktir ve bunun fıkıhta sebebi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir