Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Elmalılı'dan inciler / İlmin fazileti ve alimler
imanilmihali.com
İslam

İlmin fazileti ve alimler

İlmin fazileti ve alimler

İLMİN FAZİLETİ

…Kısacası hangisi olursa olsun bulunduğunuz meclislerde darlık yapmayın, etrafınızdakilere sıkıntı vermeyin, genişleyin. Ve açılın, yer verin denildiği zaman, ne suretle olursa olsun yer açın genişletin ki Allah size genişlik versin. Kalkın yahut yukarı geçin, denildiğinde de hemen kalkıverin ki Allah içinizden iman edenleri, yani hakikaten imanlı olan ve bu emirlere de temiz yürekle iman eden müminleri yükseltsin. İman ile emre boyun eğmelerinin mükafatı olarak dünyada başarı ve güzel ünvan, ahirette cennet köşklerinde makam ile üstünlük versin. Kendilerine ilim verilmiş olan zatları da derecelerle yükseltsin bilhassa ilim ile uğraşıp gereğince amel eden âlimleri de derecelerle daha yüksek makamlara geçirsin.

Bu âyet, ilmin fazileti ve âlimlerin üstünlüğü hakkındaki açık delillerdendir.

Bu konuda birçok hadis de vardır. Kısaca ifade etmek gerekirse denilebilir ki, imam-ı Azam Ebu Hanife’nin Müsned’inde İbnü Mesud’dan naklettiği şu hadis, bu husustaki hadislerin en mühimlerindendir. Peygamber buyurmuştur ki: “Allah Teâlâ kıyamet günü âlimleri toplayıp da buyuracak ki: ‘Ben size sırf hayır istediğim cihetle hikmetimi kalplerinize koydum. Haydi cennete girin. Çünkü sizden ortaya çıkacak kusurlara karşı sizi affettim.”

Tirmizi, Ebu Davûd ve Dârimî şu hadisi merfu olarak Ebu’d-Derdâ’dan rivayet etmişlerdir: “Âlimin âbid karşısındaki üstünlüğü, ayın dolunay gecesi diğer yıldızlar karşısındaki üstünlüğü gibidir.”

Yine Tirmizi, Ebu Ümâme (r.a.)’den Resulullah (s.a.v)’ın şöyle dediğini nakletmiştir: “Âlimin âbide olan üstünlüğü benim, (derece itibariyle) sizin en aşağıda olanınıza karşı üstünlüğüm gibidir. Muhakkak ki Allah Teâlâ ve melekleri, gökler ve yerde bulunanlar hatta yuvasındaki karınca ve hatta balıklar, insanlara hayır öğreten kimseye salavat getirirler.”

Dârimi’nin Hasan el Basri’den yaptığı rivayette Resulullah şöyle buyurmuştur: “Her kim İslâm’ı ihyâ etmek (yaşatmak) için ilim taleb ederken, kendisine ölüm gelirse, onunla peygamberler arasında tek bir derece vardır.”

Şu hadisler de bu konuda pek önemlidir.

Deylemi, “Firdevs” de Ümmühâni (r.a.) naklediyor: “Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: “İlim benim ve benden evvelki peygamberlerin mirasıdır.”

İbnü Adiy Hz. Ali’den naklediyor: “Âlimler yerin ışıkları peygamberlerin halifeleri, benim varislerim ve peygamberlerin varisleridir.”

İbnü’n-Neccâr Enes (r.a.)’den naklediyor: “Âlimler, Peygamberlerin varisleridir. Gök ehli onlara karşı muhabbet besler ve öldükleri zaman denizdeki balıklar kıyamete kadar onların günahlarının affı için dua ederler.”

Ahmed b. Hanbel ve İbnü Hibbân, Ebü’d-Derdâ (r.a.)’dan naklediyor: “Her kim bir yola girer ve onda ilim taleb ederse, Allah Teâlâ onu cennet yollarından bir yola götürür ve melekler ilim taleb edenlere sanatlarından hoşlandıklarından dolayı kanat gererler. Âlimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmadılar. Ancak ilim miras bıraktılar. Şu halde o ilmi alan, büyük bir pay almış olur.”

İbnü’n-Neccâr Enes (r.a.)’den naklediyor: “Âlimler komutan, müttakiler efendidirler. Onlarla oturmak da kârlı bir iştir.”

Hâtib, İbnü Ömer’den (r.a.) naklediyor: “Âlimlerin mürekkebi şehidlerin kanıyla tartıldı da ondan ağır geldi.”

Taberânî, “Evsât”da Ebu Hureyre (r.a.)’den naklediyor: “İlim elde edin ve ilim için kararlılık ve vekâr da öğrenin. Kendisinden ilim öğreneceğiniz kimseye karşı mütevazi olun.”

Deylemî, “Firdevs”de Hz. Ali (r.a.)’den naklediyor: “Kendisinden istifade edilen âlim bir âbidden daha hayırlıdır.”

İbnü Adi, Hatib, İbnü Asâkir, Ebu’d-Derdâ ( r.a.)’dan naklediyor. “Öğrenmek istediğinizi öğrenin, fakat bildiğinizle amel etmediğiniz müddetçe ilmin size hiçbir faydası olmaz.”

Ebu’l-Hasen İbnü Ahzemi el-Medinî, “Emâli”sinde Enes (r.a.)’den naklediyor: “İlimden istediğinizi öğrenin. Fakat amel etmedikçe vallahi ilim toplamakla sevab elde edemezsiniz.”

Ahmed b. Hanbel, Buhari, Müslim, Muaviye’den, yine Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî İbnü Abbas’tan ayrıca İbnü Mâce Ebu Hureyre (r.a.)’den naklediyor: “Her kime Allah hayır dilerse, onu dinde fakîh kılar.”

Taberani, İbnü Ömer (r.a.)’den naklediyor: “İbadetin en faziletli olanı fıkıh, dinin en faziletlisi de takvadır.” Hatib, Câbir (r.a.)’den naklediyor: “Âlimlere ikram ediniz. Çünkü onlar Peygamberlerin mirasçılarıdır. Kim onlara ikram ederse Allah ve Resulü’ne ikram etmiş olur.”

Rafii, Benz b. Hakim’den, o da babasından, dedesinden naklediyor: “Âlimleri karşılayan beni karşılamış, onları ziyaret eden beni ziyaret etmiş ve onların meclisinde bulunan, benim meclisimde bulunmuş olur. Benim meclisimde bulunan da sanki Rabbim’in meclisinde bulunmuş gibidir.” Deylemî, İbnü Mes’ud’dan ve Ebu Hureyre (r.a.)’den naklediyor: “İlim ortadan kaldırılmadan evvel ilim öğrenin. Çünkü her biriniz, yanındakine ne zaman muhtaç olacağını bilmez.”

Ahmed b. Hanbe l, Dârimî, Tâberânî, Ebu’ş-Şeyh (tefsirinde) ve İbnü Merdûye, Ebu Umâme (r.a.)’den naklediyor: “Ey insanlar ilim alınmadan, kaldırılmadan önce nasibinizi alın. Denildi ki: “Ya Resulullah Kur’ân bizim aramızdayken ilim nasıl kaldırılır? Buyurdu ki: “Hay seni anası yitesi! İşte yahudi ve hıristiyanlar, aralarında kitapları var. Fakat peygamberlerinin getirdiğinden bir harfe tutunmaz olmuşlardır. Haberiniz olsun ki ilmin gitmesi, hepsinin gitmesidir. İlmin gitmesi, cümlesinin gitmesidir. İlmin gitmesi, cümlesinin gitmesidir. (bu son kısmı üç defa tekrar etti.)”

Ahmed b. Hanbel, Buharî, Müslim, Nesâî ve İbnü Mâce, İbnü Ömer (r.a.)’den naklediyor: “Allah Teâlâ, ilmi kullardan soymak suretiyle çekip almaz. Ancak ilmi, âlimleri almak suretiyle ortadan kaldırır. Allah hiçbir âlim bırakmayınca da, insanlar bir takım cahil başlar edinirler ve onlara sorular sorarlar, onlar da ilimsiz fetva verirler. Bu yüzden de hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar.”

Ebu Nuaym ve Deylemî, Ebu Hureyre (r.a.)’den naklediyor: “Ahir zamanda bir kavim ortaya çıkar. Cahiller başa geçerek insanlara fetvâ verirler. Böylece hem kendileri sapar hem de başkalarını saptırırlar.”

İbnü Neccâr, Ebu Hureyre (r.a.)’den naklediyor: “Kötü âlimler kıyamet günü getirilir, cehennem ateşine atılır. Her biri, cehennemde bir kamış ile değirmen döndüren merkeb gibi dolaşır durur. Ona: “Vay sana, biz seninle doğru yolu bulmuştuk, bu halin de ne?” diye sorarlar. O da der ki: “Ben, sizi nehyettiğim şeyleri tutmaz aksini yapardım.”

Deylemî, “Firdevs” de İbnü Abbas (r.a.)’tan naklediyor: “Dinin felaketine yol açan üç sebeb vardır: Günahkâr fakih, zalim devlet başkanı ve cahil müctehiddir.”

Askerî, Hz. Ali (r.a.)’den naklediyor: “Fakihler, dünyaya dalmadıkları ve sultana uymadıkları müddetçe peygamberlerin güvenilir (vâris)leridirler. Ancak bunu yaparlarsa o zaman onlardan sakının.”

Ahmed b. Hanbel, Hz. Ömer (r.a.)’den naklediyor: “Ümmetimin aleyhine korktuğumuz şeylerin en korkuncu, her dili bilen münafıktır.” Yine Ahmed b. Hanbel ve Ebu Nuaym “hilye” de Hz. Ömer (r.a.)’den naklediyor: “Ümmetimin aleyhine korktuğumun en korkuncu, saptırıcı liderlerdir.”

Taberânî, İbnü Mesud (r.a.)’dan naklediyor: “Eğer bir kimseye Allah Teâlâ bir ilim vermiş de o da onu gizlemişse, Kıyamet günü Allah Teâlâ da ona ateşten bir gem vurur.”

İbnü Asâkir Ebu Hureyre (r.a.)’den naklediyor: “Kıyamet gününde insanların en şiddetli azab çekeni, Allah’ın ilmiyle kendisine bir menfaat vermediği âlimdir.”

Tirmizî, İbnü Ömer (r.a.)’den naklediyor: “Her kim Allah’tan başkası için ilim elde ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın.”

Ebu’ş-Şeyh Ubâde b. Sâmit (r.a.)’den naklediyor: “İlim amelden hayırlıdır, dinin kuvvetlenmesi ise, takva iledir. Âlim, az da olsa ilmiyle amel edendir.”

İbnü Lâl, “Mekârimu’l-Ahlâk”da Hz. Ali (r.a.)’den naklediyor: “Size mükemmel bir fakihi haber vereyim mi? Allah’ın rahmetinden insanların ümidini kesmeyen ve merhametinden onları ümitsizliğe götürmeyen, Allah’ın tuzağından onları emin kılmayan ve dünyaya rağbet için Kur ‘ ân’ı bırakmayan kimsedir. Haberiniz olsun ki ne anlaşılmayan bir ibadette, ne de üzerinde düşünülmeyen ilimde hayır yoktur.”

Hatib, “el Müttefâk ve’l-müfterak”de Şeddâd b. Evs’den naklediyor: “Kul, Allah’ın zâtı hakkında insanlara ve herkesten fazla da kendi nefsine buğz etmedikçe mükemmel bir fakih olamaz.”

Kısacası, ilmin ve âlimlerin gerek fazileti ve gerekse musibeti hakkında, hadis kitaplarında pek çok hadis mevcuttur.

Nitekim Kenzü’l-Ummâl’de yüzlercesi nakledilmektedir. Bütün bunlardan anlaşılan husus ise, ilmin amelden fazilet ve meziyyet bakımından üstün olması ve Allah’ın yanında yüksek derecelere ulaşan âlimlerin, kendilerini ilme verip ilmiyle amel eden âlimler olmasıdır.

Onun için âlimler, ilimleriyle amel etmeli, müminler de âlimlere hürmet ve ikrâmda bulunmalıdırlar.

Âlimler, ilmin şerefini, konusunun şerefi, gayesinin şerefi ve meselelerinin kuvveti ile uygun olmak üzere üç açıdan çeşitli derecelere ayırmışlardır. Ahmet b. Kays demiştir ki: “İlimle desteklenmeyen üstünlük sonuçta bir perişanlığa dönüşür. Ve Allah, bütün amellerinizden haberdardır. Ona göre mükafat veya ceza verecektir.”

Bu cümle, esasen ilimle kasdedilenin amel olduğunu ifade etmekte ve ilme saygı göstermeyenleri uyarmaktadır. (EHY)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Betonlaşan islam

Betonlaşan islam

Betonlaşan islam İslam, Allah’ın değişmeyen dinidir ve bakidir, sondur, tamdır. Kur’an Allah korumasındadır ve Allah ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir