Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman bahçesinde insanlar iki çeşittir
imanilmihali.com
güzel ahlak

İman bahçesinde insanlar iki çeşittir

İman bahçesinde insanlar iki çeşittir

İMAN PENCERESİNDEN İNSANLAR

Âdemoğlu hatasız günahsız yaşayamaz. Çünkü iyiliği ve güzelliği yaratan Yüce Allah kötülük ve çirkinliği de yaratmıştır ve biz fani kullar ama nefsimize yenik düşerek ama gafletle şeytana yanaşarak kendimize zulmeder ve açlık ve şehvetin etkisiyle hata işleriz.

Vicdanımız ve kalp sesimiz bizi yanlış yaptığımızda ikaz eder ince bir sızıyla. İçimiz daralır ve keşke yapmasaydık deriz. Tertemiz bir mendile sürülen bir çamur gibi o iş bizde hoş olmayan izler bırakır. Tesellimiz o hatayı tekrar etmemek için kendimize verdiğimiz sözdür. Kendi iç hesaplaşmamızdan sonra hemen başkalarının tepkileri için endişe etmeye başlarız.

Hatamızın boyutuna bağlı olarak bazen toplumun tepkisinden bazen Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kaybetmekten korkarız. Bu anlamda insanlar iki çeşittir.

Teki “Elalem ne der? Başkalarının yüzüne nasıl bakarım?”, diğeri “Allah’a nasıl hesap veririm? Nasıl can veririm?” der.

İlkinden fani dünya putperestliği yapan zavallı kulların beyhude çırpınışları, diğerinde kul olma bilincini taşıyan imanlı gönüllerin kalp ağrısı vardır. Bu fark insan olarak yaratılmanın gayesine temas edebilme derecesinin ta kendisidir.

Zevk ve sefa ile güzel zamanlarda dünya hayatının eğlencelerine dalarak baki dünyayı unutmak kadar, acı ve vicdan sızısında da baki hayatı unutmak ta kaybetmektir.

“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.” (Mücadele 58/7)

Kazanmak için zorlukta sabretmek, kolaylık ve güzellikte şükretmek gerekir. Her iki durumda da hitap edilecek, el açılacak, dua ile yardım istenecek olan Yüce Allah’tır.

Başkası, başkaları bize ne mükâfat ve ne de ceza vermekten çok ötedir. Hoşnutluğu istenecek, azabından korkulacak, rızası için secde edilecek sadece Yüce Allah’tır. Hiçbir yaratılmışın gücü bize ne zarar ne fayda vermeye yetmez. Malikimiz sadece Allah’tır. Unutulmamalı ki zalimlere zulmetme yetkisini veren de Yüce Allah’tır.

“(Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Maide 5/76)

Yapılması gereken kendini düzeltmek, hesaptan önce kendimizi hesaba çekmek, hataları tekrarlamamaya çalışmaktır. Yoksa başkasından korkmak ve çekinmek değil.

“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Maide 5/105)

En karanlık odalarda da olsak, en kuytu köşelerde de saklansak, fısıltıyla da konuşsak, hatta sadece aklımızdan geçirsek bile duyan, gören, bilen biri hep vardır. O biri Allah’tır.

Bu nedenle başkasından değil sadece Allah’tan çekinmek doğru olandır.

“Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O’ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (En’am 6/17)

Bu yazıyı okudunuz mu?

İmanın alfabesi

İmanın alfabesi

İmanın alfabesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir