Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İman çok şey istemez
imanilmihali.com
İman çok şey istemez

İman çok şey istemez

İman çok şey istemez

İman kalplere girebilmek için servetler, makamlar, lüks arabalar, hediyeler, barok tarzı malikaneler, şatafatlı sözler, pahalı kıyafetler, siyah arabalar, korumalar, altın yaldızlı kadehler istemez.

İman güçlükler, zorluklar, gözyaşları ve ızdıraplar da istemez.

İman, kimseye kaldıramayacağından fazla yük yüklemez.

İman için geceler boyu uykusuz kalmaya, rekatlarca namaz kılmaya, onlarca kere hacca gitmeye, günlerce oruç tutmaya da gerek yoktur. Çünkü iman yürekten ve tüm kalple bir kez “şehadet getirene” ömür boyu misafir olur.

İman, kalbine yerleştiği kuldan da çok şey istemez. Vadileri aşmasını, denizleri geçmesini beklemez. Mecnun gibi çöllerde dolaşmasını, Ferhat gibi dağları delmesini de beklemez. Sadece muhabbet ve tevazu ister.

İman, amel istemez, ibadet istemez, ahlak istemez, servet istemez, hiçbir şey istemez. Sadece Allah’a koşulsuz, şartsız inanılsın ve güvenilsin ister.

Çünkü iman, Allah’ın en büyük nimetlerinden ve lütuflarındandır ve ona sahip olmadan hiç kimse bırakın cennet yaşamlarına mazhar olmayı, güzel cennet rüyaları dahi göremez.

İman; zamandan, coğrafyadan, cinsiyetten, yaştan, milliyetten öte bambaşka bir şeydir.

İman, dinler ötesi ve dinler üstüdür

İman, kendisine samimiyetle, muhabbetle yaklaşandan saf ve duru bir kalp ister sadece. İnanmış bir yürekten başka hiçbir dileği yoktur ve bunu hangi kalpte bulursa yavru bir kuş gibi o kalbe konuk olur. Aç kalmadığı, kovulmadığı sürece de orada yaşar gider.

Zenginlikler, makamlar, ten renkleri, cinsiyetler ve yaşlar değersiz bir farklılıktır ve iman bunlara kıymet vermez. Sadece kul, selim kalp ile kendisine yönelsin ister.

İman, etiketinde tevhid ve takva yazan nadide bir pırlantadır ve bedelsizdir. Dileyen, Allah’ın dilediği kadarına hemen sahip olabilir ve Yüce Allah’ın nasip ettiği kadarıyla yaşar gider.

Bu nadide mücevheri saklamak ve kaybetmemek lazım gelir. Çünkü ikamesi, nüansı, kopyası, taklidi, yedeği yoktur. Saklamak içinse samimiyetle “sadece Allah” diyebilmek yeterlidir. Çünkü iöan, bu sadece lafı ortadan kaltığında kaybolur gider ve asla geri dönmez.

İman, kuldan Kur’an okumasını, anlamasını, Allah’ı tanımaya çalışmasını ister. Yine iman ahiret ve dünya dengesinin anlaşılmasını, ahiret için yaşanmasını, dünyaya fazlaca değer verilmemesini ister.

İman, sadece Allah’a değil, kitap ve peygamberlere, ahirete ve meleklere, kadere ve kazaya da o kalpte sevgi olsun ister.

İman, kalp sahibinden sevgi, inanç ve güven duygusu ister.

İman, sahibinden huşu ve dürüstlük ister.

İman kalbe girmek için servet değil teslimiyet ister.

İman, acı değil huzur verir.

İmanın en sevmediği şey riya ve gösteriş, yalan ve fitnedir. Haksızlara, zalimlere düşman olan iman diler ki sahibi aldatmakta maharetli şeytana ve şer olan herşeye sahibi düşman olsun. İman ister ki bedenine girdiği kul hayırlarda yarışsın, Allah için sevsin ve Allah için düşmanlık etsin.

İman, kendisi olmadan cennete girilemeyeceği bilinsin ister. Bu yüzden de şeytanın aldatmacalarına kanılmamasını diler. Hesap ve mizanın hak olduğunu bilen iman ister ki sahibi de ahirete gözüyle görür gibi inansın.

İman çok şey verir

İman çok şey istemez ama çok şey verir. Huzur verir, saadet verir, güven verir, moral ve dayanma gücü verir. Kalp kendisi için atıyorsa esenlik ve kurtuluş umudu verir.

İman, servetlerin veremediği tatmini verir sahibine.

İman, yarınlardan, ecelden korkmamayı verir, korkulacak tek şeyin Yüce Allah olduğunu haykırır durmadan. Ölümden değil, sahibinin hesaptan korkmasını ister ve nasihat verir.

İman, öğüttür, öğüt verir. Zorlamadan iknaya çalışır ve tatlı tatlı anlatır ki sahibi geçmişten örneklerle geleceği doğru yaşasın.

İman, tecrübelidir. Sayısız kalbe girip çıktığı için kulları tanır, gerçekle yalanı hemen ayırt eder, yapılan hataları sahibine hatırlatır, yanlış yapınca hemen küser, kapanır, kararır, mutsuz olur.

İman, kalbe yerleşir ama tüm organlara hitap eder, kendisine uyulsun ister.

İman, akılla kardeş olmak ister.

İman, şeytanlara ve soyuna karşı uyanıklık hissi verir.

İman sahibine çok şey verir.

İman çok şey istemez.

İman, nadide bir çiçektir. Bakılırsa mis kokular yayarak yıllarca sahibine güzel his ve tadlar verir, bakılmaz, ihmal veya terk edilirse o kalbi kokusuz, düzensiz, kapkara vaziyette bırakıp terk eder gider. Bir daha da Allah dilemedikçe geri dönmez.

İman satın alınamaz, satılamaz

İman, dünyadaki paraların tamamı bir araya gelse yinede kalbe zorla sokulamaz. Kimseler de ameliyatla veya silah soruyla o imanı kalbe yerleştiremez. Ama iman, kendisini isteyene tatlı bir meltem gibi akar gider ve kalbe yerleşip taht kurar.

İman sonsuzdur. Dileyen tükenmeden alabilir ve kalbine koyabilir. Dünyada herlkese yetecek kadar bol iman vardır lakin o imanı kalpbe sokmak için teslim olmak gerekir ki bu teslimiyet sadece Allah’adır.

Allah sevgisi ve korkusu ise paranın çözemeyeceği bir şeydir ve iman zengin fakir ayrımı asla yapmaz.

Çünkü iman sahibinden çok şey istemez ama sahibine çok şey verir.

İman kuldan ne ister?

İman;  şirke bulaşmadan sadece Allah’a ve ilahi sistemine, gayba, hakkaniyet ve adalete koşulsuz güvenilsin ister.

İman, Kur’an okunsun, anlaşılsın ister.

İman, samimiyet ve huşu ister.

İman; dilde kalmak değil kalpte en değerli konuk olmak ister.

İman, iyiliğe hizmet ve kötülükle mücadele ister.

İman, terör, talan, haksızlık ve zulme sessiz kalınmasın ister. 

İman, Allah dostlarına dost, Allah düşmanlarına düşman olunsun ister.

İman çok şey istemez sadece şeytanlarla işbirliği yapılmasın, tevhid unutulmasın, şirke düşülmesin ister.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir