Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İman etmek ve inanmak
imanilmihali.com
Dinin ortak paydası imandır

İman etmek ve inanmak

İman etmek ve inanmak farkı nedir ? İman daima ilk şarttır. İslamın da, tevhidin de ilk adımı iman ibadet, ahlak ve salih amelin de öncesi, besmelesidir.

İman etmek ve inanmak farkı

Değişen yüzyıl, yaşanan gelişmeler insan denen varlığın ne kadar dünya hayatına bağlı olduğunun en büyük göstergesi. Başını kuma gömmüş, hakikatten ziyade menfaatlerine odaklı hayat yaşayan insanlar kümelerinin kendi barış temennilerini kendi elleriyle yok etmesi ise komik ve acınası.

Para gücün kendisi olmuş, güç hak sahibinin etiketi gibi. Adalet, erdem, fazilet gibi değerler yerini pahalı arabalara ve kıyafetlere bırakmışken de insanlığın kurtuluşu gerçekten zor. Belli ki gerek yaşarken ve gerekse ahiret yurdunda çok canlar yanacak, çok ahlar yükselecek semaya.

İnsandan beklenen ilk ve en önemli ama bir o kadar da basit şey iman etmek iken, paraya, sevgiye, meleklere, aşka, elektriğe inanan insan Allah’a kuru bir inanmayla yetiniyor ve daha derine gitmeye ise hiç istekli değil.

İnanıyorum demekle kurtulacağını sanan gaflet içindeki insan ölmeyecekmiş gibi dünyaya dört elle yapışmışken ahiret yurdunda selameti umuyor. Bu ummaları ise kendi beraatlerine değil yazık ki başkalarının şefaatlerine bağlı. Halbuki öyle bir şey yok. Defalarca denildiği gibi şefaate yalnızca Allah rızasına vasıl olanlar erebilir ve şefaati sadece Allah’ın izin verdiği kimseler, izin nispetinde edebilir. Yani şefaat tümüyle hatta şefaat edebileceklerin kendisine has şefaatler bile Rabbimizindir. Oysa insan bu dünyada tef çalıp oynarken, mahşerde masum bir kuzu yavrusu muamelesi görmek istiyor.

İnsan Allah rızasına mazhar olabilmek asli gayesinden saparak cennetle ulaşma ve cehennemlerden kurtulma gayesinde ki bu bile ne kadar akılsız ve dünyaya tapar halde olduğunu gösteriyor. O kadar ki ahirete ait umut, hayal ve korkuları bile bu dünya yaşananları gibi tasvirlenmekte. Yani asıl gayeyi, maksadı, dini, imanı anlayabilen, görebilen yazık ki çok az.

Ama unutulan bir şey var ki o hayali kurulan cennetler sadece iman edenler ve buna göre davrananlar içindir. İmanı zayıf, sahte, yetersiz olanlar eğer o hal üzere ölürlerse cehenneme mutlaka gidecek ve imani terbiyeyi tamamladıktan sonra ancak ve Rabbimizin dilemesini müteakip cennetlere varabilecektir.

Şirk yani tevhide düşman şeytani din, yani Rabbimizin ilahi kudret ve ilmine eş, ortak, yardımcılar atamak dini ise affedilmeyecek tek suç ve bu dine mensup şeytanlar cehennemlere daimi olarak konuk olurken oradan asla çıkamayacaklar.

Bu anlatılanlar birilerinin sözleri, kitabın sayfaları değildir. Tamamen Kur’an’ın ikaz ve izahıdır.Ama insan o denli bencil, nankör ve hayata esirdir ki lütfedip Allah ayetlerini okumaz bile. Zalim liderlerin yüzyıllar önce ektiği ihanet tohumları nedeniyle Arapça’ya gömdükleri dinlerinden, Kur’an’dan bir şey anlamaz sadece sevap kazanmak için okur haldeki insanın tek kurtuluş umudu olan Kur’an’a geri dönmesi ve imanın kıymetini anlaması da bu nedenle çok zordur.

Yazık o insanlara ki okumaz, anlamaz ve gereğini yapmazlar. Yazık o insanlara ki okuyup “bilmiyordum” demek mazeretinden mahrum kalacağı korkusuna kapılırlar. Oysa hiç kimse okumasa da, anlamasa da hakikat ve ahiret oradadır. Bilmemek mazeret değildir.

Yazık o insanlar ki imanlarına, ibadetlerine riya ve gösteriş katarlar. 

FARZLARI YAPMAMA HAKKINIZ VARDIR AMA BİLMEME HAKKINIZ YOKTUR. O halde inanmanın iman etmek demek olmadığını anlamak ve teslim olmak zorundasınız. Teslim olacağınız tek yüce değer ise Rabbimiz Allah’tır. Rızkı, şifayı, umudu, sevgiyi, bereketi, imanı, nasip ve kısmeti veren sadece O’dur. başkaca birileri veya birşeyler yet misaliyle bir sivrisineği bile yaratamazlar ve topu bir araya gelse ayetlerden birinin benzerini yapamazlar. Yani; tek sahibimiz Allah’tır.

Ve Allah kendisine, ahirete, sistem ve dostlarına inanmayı, onları sevmeyi, razı olmayı ve Allah dostlarına dost olmayı, aynı zamanda kötülüğe ve şer timsali şeytana düşman olmayı emreder. Herkes gücü yettiği kadarıyla mesuldür ve şeytana karşı elle, dille çıkamasanız da kalben karşı çıkmak sizi belki kurtarabilir. Ama siz korkarak teslim olmayı ve dünya hayatını üstün kılmayı seçerseniz kurtuluş umudunuz da kalmaz.

Zamanın meselesi işte tam budur. Yani şeytan o denli aldatıcı ve insan o kadar akılsızdır ki kıyamete çok var hissiyle kendi kıyametinin ecel olduğunu unutur. O ecelin bir saniye sonra gelmeyeceğinden bile emin olmadığı halde hiç ölmeyecekmiş gibi dünya zevklerine ve heveslerine dalar ve şeytanın taraftarı olur.

Taraftarlık en basit manada karşı koyamayan ve aklını kullanamayanlar iken bir de şeytanın askerleri vardır ki bunlar bizzat şeytana hizmet eder ve mededi şeytandan umarlar. İlk grup her an tövbe ile belki kurtulabilecekken ikinci grubun akibeti malumdur. Dünya üzerindeki tüm kötülükler ikinci grup şeytan askerlerinden kaynaklanıyor iken Allah’ın öfkesine mazhar olanlar DİKKAT EDİN ilk gruptakilerdir.

Çünkü ilk grup olmasa o zalimler, şeytanlar, yobazlar, din sahtekarları asla olmaz, olsa da kısa vadeli olurdu. O hainlerin din adına haram ve helaller üretmesi, Allah’a ortaklar koşması, zulmedip adaletsizlikler yapması hep birinci grubun desteği ve verdiği kan iledir. İkinci grup ilk grup olmasa ayakta duramaz ve ilk grup ağlama hakkı hiç olmayanlardır.

Diğer insanların ise şeytana karşı aktif ve pasif savaş açma durumlarına göre isimleri vardır ve gerçek Allah dostları aktif halde imanını ifade eden, imanının gereğini yapabilenlerdir.

İman etmek bu nedenle; görmek, tanımak, anlamak, sevmek, muhabbetle bağlanmak, korkmak ve gereğini ispat etmektir.

Bugün İslam alemi o kadar zavallı bir haldedir ki Hz. Musa’yı Yahudi, Hz. İsa’yı Hristiyan zanneder. Oysa o salih Peygamberlerin hepsi tevhidin erleri, Allah dostlarıdır ki mesaj hep aynıdır ve İslam’dır. İslam’ın huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyet olduğunun bile farkında olmayan Müslümanlar sürüsü camilerde iki rekat namaz kılarak, bilmem kaç kere hac ve umreye giderek aklanacağı gafletindeyken ibadetlerine iman katamadıkları için ahlaktan ve salih amelden nasiplerini almamış ve alamaz haldedir.

Oysa tek başına iman ama gerçek ve samimi iman kişiyi cennetlerin en alasına götürmeye muktedirdir.

İman, inanmak ve güvenmektir. Başkasından değil sadece Allah’tan korkmak, sadece Allah’ı sevmek, sadece Kur’an’a tabi olmak, rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in örnek ahlakını, Kur’an’a paralel sünnetini tatbik etmektir.

İman etmek sadece cennet hayalleriyle yanıp tutuşmak değil aynı zamanda cehennem ateşlerinden korunma gayretidir. Tevhide giden yollarda yürüyen insan cehenneme götüren tehlikeleri bilmez ve tanımaz ise tıpkı şu anki hali gibi şirke bulanmış ve şeytana taraftar olmuş hale gelir ki haksızlık çok kötü bir şeydir. Kanarak insanlara ve tabiata yaptığı haksızlıklardan çok daha vahimi olan Allah’a haksızlık ise insanı ateşlerden çıkamaz hale getirir.

Rabbimize haksızlık ise Allah’a iftira atmak, Peygamberini ve ayetlerini yalanlamak, dinini bölmek ve parçalamak ve en başta da Kur’an’ı anlayarak okumamaktan ibarettir ki bu son bahis en vahimidir.

İnsan kendisine bahşedilen ruh, akıl ve şuur nimetinin hakkını vermeli, bir an oturup düşünmelidir ki ben kimim, bu eller kimin, bu kainat neden var, bu ilahi ve muazzam düzenin yaratıcısı kim? Cevaplar soruların içinde, iman kalpte saklıdır.

O halde gelin çok geç olmadan Allah’tan iman dileyin çünkü imanı veren Allah’tır. Dualarınızda dünyalıklar değil nimet ve servetler değil, Allah rızasına götüren şeyleri ve bu şeyler için sizin yapacağınız amelleri doğru yola iletecek tek makam olan Allah’tan güç ve irade isteyin.

Geç olmadan nefsinizi temizlemesi için Rabbinize dua edin ki nefisleri temizleyen sadece Allah’tır.

Geç olmadan tevbe edin ki ecelinize kadar salih amel işleyecek ve ameli ispat edecek şansınız ve imkanınız olsun.

Yaparsanız Allah affedenlerin en yücesidir. Yapmazsanız Allah tuzak kuranların en çetini, hesap sorucuların en yücesi ve azabı çetin olandır.

İman bu yüzden ve daima ilk şart olandır. İslamın da, tevhidin de ilk adımı iman ibadet, ahlak ve salih amelin de öncesi, evveli, besmelesidir.

Rabbim tüm kullarına iman, göz açıklığı, akıl temizliği, nefis terbiyesi nasip etsin.
Rabbim, insanlara inanmanın yetmeyeceğini, imanın kıymetini, iman ettikten sonra salih amel işlemeyi nasip etsin.
Rabbim insanlara insan ve kul olmayı nasip etsin.
Amin !

İman etmek ve inanmak farkı

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri (YAZIMIZI Sadece ve daima Allah diyebilen, Kur’an dışı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

86 − 82 =