Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Kur'an nuru / İman etmeseniz de Kur’an’a tabisiniz
imanilmihali.com
İman etmeseniz de Kuran'a tabisiniz

İman etmeseniz de Kur’an’a tabisiniz

İman etmeseniz de Kuran’a tabisiniz çünkü ahirette sual ve hesap Kur’an iledir ve İslam kavmin değil tüm insanlığın dinidir. Kur’an iman etmeyenlerin de kitabıdır çünkü sahibi Yüce Allah’tır ve Allah tek Malik, tek Veli’dir.

Kur’an iman etmeyenlerin de kitabıdır

Yazık ki akıl ve kalp nurunun hakkını veremeyen, batıldan ve nefsin güdülerinden kopamayan, hakikati göremeyen pek çok insan vardır etrafımızda ve hatta bunların çoğu tahsilli, varlıklı ve sözde aydın kimselerdir. Bunlar dini bir eğlence veya hobi, inancı gericilik ve Kur’an’ı camilerde okunacak bir kitap olarak görür ve hayatı beşeri kanunlara göre yaşarlar.

Sınırsız, sorumsuz, hesapsız bir yaşamı tercih eden bu insanlar yaşam sonrasındaki hayatı da inkar eder, yaşarız ve ölürüz zihniyetiyle cahiliye müşrikleri ile aynı dili konuşurlar.

Çok uzaklardan da Kur’an’ın bu insanlar için sessiz çığlıkları duyulur.

Kur’an mukaddes olmasını Yüce Allah’ın kelamı olmasına borçludur ve Yüce Allah o kitabın içindekileri vahyetmeseydi insanlık cehaletle, kötülüklerle ve sapıklıklarla baş başa kalacak hala kız çocuklarını kesiyor, hala putlara tapıyor, hala anormal evlilikler yapıyor, hala haram yiyor, hala amaçsız ve sahipsiz yaşıyor olacaktı.

Yüce Allah’ın rahmeti ve merhameti iledir ki vücut bulan Kur’an tüm insanlara kurtuluş yolunu gösterdi ve Hz. Peygamber tüm insanlığa olması gereken yaşam biçimini yaşayarak tam 23 sene gösterdi.

Cahiliye arap dünyasında her bir inen ayet deprem etkisi yarattı ve alışkanlıklar değişip, sapmış rotalar rayına oturtuldu. Kötü inanç ve ameller güzel olanla değişti, kötülük yapılmadığı gibi kötülükle ve zulümle sayısız savaş icra edildi. Nihayet yaklaşık on sene içerisinde arap cahiliye kültürü yerini İslam kültürü ile değiştirdi ve Kur’an aynı değişimi tüm insanlık için emel haline getirdi.

Davet ve tebliğ herkeseydi, nasihat ve öğüt herkese, emir ve yasakların tebliği herkeseydi. Şeffaf ve adil olarak Kur’an tüm beşeriyete yaşam sonrası akibetin bu dünyada tasarlanmakta olduğunu ve bunun şartlarını anlattı ki din ve iman denen bu yeni kavramlar akıl ve kalp ile alakalı pek çok tezi, mantığı, sosyal aktiviteyi değiştirdi, değştirilmesini gerektirdi.

Peygamberimiz bu yeni daveti doğru, tam ve en güzel biçimde yaydı, öğrendi ve öğretti, tebliğ ve davet etti, yanlış anlaşılanları düzeltti, yakınlarından başlayarak dışa doğru ulaşabildiği mesafe içindekileri hak olana çağırdı, ikna etmeye çalıştı.

Zorlamadı, rüşvet vermedi, tehdit etmedi ama yaşayarak gösterdiği bu mükemmel yaşam türünü herkese anlatarak güzelliği hayata egemen kılmaya gayret etti. Buyruk ve ferman Allah’ın, şekil ve yordam Kur’an’ın olduğu halde Hz. Peygamber en önce kendisi dini öğrendi ve sonra öğretti.

Hz. Peygamber kendisini, ehlibeytini, kavmini sonra civar ülkeleri ve nihayet tüm insanlığı Kur’an istikametinde bu yeni dine davet etti ki onun adı İslam’dı.

Kur’an, izahlarında kişi ve yer isimleri vermekten kaçınarak zamansızlığını, evrenselliğini, coğrafya ötesi olduğunu gösterdi. Olaylar yerine ilkelere, kişiler yerine hata ve güzelliklere önem veren Kur’an din, mezhep, ülke, cinsiyet ayrımı yapmadan herkese ve her zamana hitap etti.

Kur’an seslenişlerini yüksek oktandan yaparak kimi zaman hiddetin, kimi zaman şefkat ve merhametin sesi oldu ve iman edenlere kucak açarken, imana ısındırılacaklara da şefkat gösterdi. Kur’an tek düşmanlığı ise zalimlere karşı sergiledi ki şirk bunların başındaydı.

Küfür ve şirk esiri, şeytana ve nefse tabi olanlara davetten çekinmeyen hatta ısrarcı olan Kur’an nihayetinde onları kararmış kalpleri ile baş başa bıraktı ki bugün etrafımızdaki dine hobi gözüyle bakanlar da aynı cemiyettendir.

Kur’an hak yolu gösterirken insanları iman eden ve etmeyen, dinleri hak ve şeytan dini olarak ikiye ayırarak insanlara taraf olmaları gerektiğini söyledi. Arası, istisnası, mazeret ve bahanesi olmayan bu seçimde doğru tarafa davet, yanlış tarafa tehdit ve azap müjdesi vardı.

İlk ve en mühim mesaj ; İman

Kur’an ilk önce ve her şeyden önce insanlara dinleri, yaş ve cinsiyetleri ne olursa olsun İMANI emretti. Tüm peygamberleri sıralayan, onların yaşamlarından muazzam kesitler sunan, onların davetlerini seslendiren Kur’an hepsinin ortak mesajının İMAN olduğunu haykırdı.

Zekat, ibadet, namaz gibi pek çok ortak mesajın ilk maddesi, özü, vazgeçilmezi durumundaki imanı din şartına bağlamayan Kur’an, İslamiyet’i de ayrı bir din veya son din olarak değil, tüm dinlerin kardeşi, tevhidin son hali, Allah’ın dininin kıyamete kadar baki kalacak helal ve haramları içeren son şekli olarak tanıttı.

Bu nedenle gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin müslüman, hanif ve Allah’ın sevgili kulu olduğunu öğreten Kur’an insanlığı önce imana ve sonra tevhide çağırarak en büyük düşman şeytana da ayrı bir bölüm ayırdı.

Cennet ve tevhide götüren yollar üzerindeki dikenler olarak tanımlanan şeytan fısıldamaları ve şirk kokuları tanıtılarak, şeytanın en büyük düşman olduğu neden ve nasılı ile anlatıldı. Kısaca iblisin ahdi dediğimiz bu yeminin ne manaya geldiği ve neden lanetlendiği anlatıldı. Nihayet insanlık şeytana ve hilelerine karşı ikaz edildi.

Kur’an tüm insanlığa hesap ve sualin Kur’an’dan olacağını, Kur’an esaslarının herkese uygulanacağını, Kur’an’ın en büyük şefaatçi olduğunu anlattı, müjdeledi.

Hangi dine mensup olunursa olunsun, ibadeti noksan bile olsa imanı tam olanların mahzun olmayacağını müjdeleyen Kur’an öte yandan hak din İslam’ı işaret ederek gerçek saadetin de adresini gösterdi.

Aklını ve kalbini kullananlar iman edip hak yola girerken, bunu inkar edenler anlaşılmaz yollara düşüp şeytanın ve nefsin esiri oldular.

Hz. Peygamberin vefatından sonra geriye dönüş hızlandı ve bugün hala iman gerilemekte ama İslam sayısal olarak artmaktadır. Oysa imansız İslam mana ifade etmeyeceği gibi sayısal islam da bir değer taşımayacaktır.

Kur’an sayısal üstünlüğü asla övmediği gibi nitelikli insan ve toplumdan yana olmuş, millet ayrımı yapmadan hak ve batıl çizgisinden yana oy kullanmış, imanlı İslam olmayanları överken, imansız sözde müslümanları yerin dibine geçirmiştir.

Kur’an şiddetle ve defaten ahirette hesabın Kur’an ilkelerinden yapılacağını söylerken, tüm insanlığı SADECE Allah demeye çağırmış, herkesin istisnasız Kur’an ile hesaba çekileceğini adeta akıllara kazımıştır.

Özetle;

İman etmeseniz de Kuran’a tabisiniz .

Kim neye inanırsa, nerede nasıl yaşarsa yaşasın, Kur’an’ın nuzulünden sonra can bulan herkes Kur’an’a tabidir. Müslüman olmasa bile herkes Kur’an hükümleri ile yaşamak mecburiyetindedir ve tüm ahir zaman halkı Kur’an ile hesaba çekilecektir.

İnsanlar inansa da inanmasa da bu geçektir, haktır. Sual ve hesap Kur’an iledir. 

Bu nedenle adil ve lazım olan Kur’an’a tabi olmak ve iman etmektir.

Aklı ve kalbi iman noktasında buluşturmak olması gerekendir. Bu yapılmaz veya yapılamaz ise akibet karanlık, vebal büyük, azap fenadır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberi şirke alet etmek nasıl olur

Peygamberleri öldürmek

Peygamberleri öldürmek Dinler tarihi aynı zamanda insanlık tarihidir ve hiçbir ümmet Peygambersiz kalmamış, vahiyden kısmetsiz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

28 − = 22