Anasayfa / İMAN ESASLARI / AKAİD / İman gerçeklerinin önemi
imanilmihali.com
İman gerçeklerinin önemi

İman gerçeklerinin önemi

İman gerçeklerinin önemi

İman etmek, aklını ve gördüğünü esas alan insan için kolay değildir. Sonuçta kul görmek, dokunmak, hissetmek ve emin olmak ister. Oysa imanın çoğu ayeti görünmezdir, gayba ve bilinmeyene aittir. Bu nedenle insanların bilmediği bir şeye bağlanması güçtür ve hele vaddedilen ceza ve ödülün gözle görünür olmaması kulu vurdumduymazlığa en azından hafife almaya sevk eder.

İman ayetleri ve gerçekleri her an göz önünde cereyan ettiği halde insanlar farkında bile olmadan yaşar giderler. Bu gerçeklere temas edilememesi ise yaşam gayesine vurulan büyük bir darbe ve yitip giden ömürdür. Ve insan her boşa geçen saniye ziyandadır.

İman gerçekleri kula yabancılaşırsa o kul etrafın cahil telkinlerine maruz kalır ve hakikatten uzaklaşır. O kul bu nedenle ilahi mesajları okuyamaz, dünyaya kalp gözüyle bakamaz hale gelir.

Her insan kendisine has bir mucize bekler. Bizzat şahit olacağı bir hadise meydana gelsin ister. Oysa bir tohumun yeşermesi, arının kanat çırparak o muazzam büyük bedeni havalara kaldırması bir mucize değil midir? Tabiat, insan, velhasıl tüm kainat bir mucizeler ve mükemmellikler manzumesidir.

imanilmihali.com
İman gerçeklerinin kalp gözüyle görülebilmesi, imani şuurun yerleşmesine, vicdanların uyanmasına ve küfrün batıl telkinlerinin yok olmasına sebep olur. İmani gerçekler yaratılış delilini gözler önüne sererken bundan gafil olanlar koyu karanlıklarda kuru bir yaprak gibi bir o yana bir bu yana sürüklenir giderler.

İman gerçekleri karşısında vicdanının sesini dinleyen kişinin ilk aklına gelen, bunların tesadüfen veya kendiliğinden meydana gelemeyeceğidir. Tüm bunları yaratan üstün güç ve sanat sahibi Allah’ın varlığını anlayacak ve O’na iman edecektir.

1. İman Gerçekleri İmanın Kazanılmasına Vesile Olur

Hangi kalp yavrusunu emziren bir ceylan karşısında burkulmaz, hangi anne yavrusu acı çekerken gözü yaşlanmaz, hangi insan tohumun tomurcuğa, tomurcuğun güle dönmesini görür de iflah olmaz.

İmanın gerçeklerine temas etmek iman sahibi olmaya zorlamak, imanın asıl doğru ve hak olduğunu ilan etmektir. Başkaca hiçbir gücün hayat veremeyeceği günlük oluşumlar muazzam bir Yaratıcı’nın sanat, ilim ve kudret ile bezenmiş el emeğidir ve ahengi, dengesi, uyumu, tonu, rengi, sesi harikuladedir.

Ne başka ilahlar vardır, ne İlah’ımız Allah’ın bir noksanı. O imanı kalplerde yeşertmek adına tüm güzellikleri bahşetmiş, ayetlerini görünür kılmış, binlerce güzelliği insana sunmuştur. O, kalbi, gözü, kulağı verendir. O, ruhu, aklı, şuuru verendir. O, kainatın tüm varlık ve cisimlerini insana sunan, kendisini ayetleri ile görünür, kokulur, dokunulur kılandır.

İşte bu farkındalık imandır, hakikattir. Bu hakikat; tam teslimiyeti, yalnız Allah’a iman etmeyi gerekli kılar.

“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.” (Al-i İmran, 3/191)

2. İman Gerçekleri İmanı Sağlamlaştırır, Derinleştirir ve Kalıcı Kılar.

İman gerçekleri bir kere temas edildi mi yüreklerde yer eder. Yüce Allah’ın sonsuz gücüne itikad eden bir kul artık başka maceralar, dostlar, ilahlar aramaz hale gelir ve O’na yönelmek, rızasını kazanmak için çabalar durur.

Bu nedenle iman gerçekleri sadece iman edecekler için değil iman etmiş ama imanı geliştirilmeye muhtaç olanlar için de zorunludur. İman eden yürek, derin derin tefekkür ederek her gün Rabbine biraz daha yakınlaşabilmeyi umut eder. Bu umut sevgiyi, sadakati, ilhamı, gücü ve sabrı beraberinde getirir. Gayretin sonu ise Allah’ın izniyle imanda derinleşmek ve sağlam iman sahibi olmaktır.

Görünür, inanılır, kesinliği kabul edilir iman, kalplerde sarsılmaz bir yer edinir ve kul Rabbinin rıza göstereceği gibi hatasız yaşamaya gayret eder, hata yapınca Rabbinin tevbe ve duasını kabul edeceğini bilir. Bu güvenle de şerleri bırakıp hayırlara koşar, çevresine ışık, güzellik ve bilgi saçar.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 5/35)

Kulun kendisini Allah’a yaklaştıracak vesile araması, kurtuluşa ermeyi umması için bir yoldur. İşte iman gerçekleri mümine, Allah’ın varlığı ve sıfatları hakkında daha derin bir kavrayış ve anlayış, Allah’a daha fazla bir yakınlaşma sağlayan vesilelerdir.

İman gerçekleri taklidi ve yüzeysel imandan tahkiki ve tafsili imana geçişi gerçek ve tek anahtarıdır.

3. İman Gerçekleri Batıl ve Cahil Telkinleri Yok Eder

İman hakikatlerine temas edildiği vakit geri kalan batıl, köhne, örfi, cahil, karanlık tüm telkin ve öğretiler boşa çıkar, hakikat nur gibi parlarken diğerleri kapkara kesilir, soluk ve cansız hal alır.

İman etmeyenlerin tüm çaba ve gayretlerine rağmen iman gerçekleri, gören gözler için gün gibi ortadadır.

Yaşamın baştan sona bir tesadüf, rastgelelik üzerine kurulu olduğu ateizm safsatası iman gerçekleri karşısında cahil ve batıl kalır. Bu aksini ispata gayret eden bilimi bizzat kullanarak imanın inceliğini, yaratılışın muazzam dengesini, ilimdeki sanatı gözler önüne sermekle, çalışmakla, azimle ısrarcı olmakla olur. Batıl elbet yok olacaktır lakin insanlar modern bilimden de istifade ile iman gerçekleri ile tanışmak, tanıştırılmak mecburiyetindedir.

Öte yandan, iman gerçeklerinden mahrum birisi, şirk ve küfür telkinlerine karşı son derece savunmasızdır. Akıl ve bilimin, dinin önüne geçmeye çalıştığı her alanda yaşanan tereddüt ve belirsizlik insanları her defasında şüpheye sürüklemiştir.

Çünkü bilim görünen ve sayısal olarak ispatlanan şeylerin ardı sıra gider ve inkâr edemese de ilahi gücün eserlerini tabiata, kainatın ahengini kanunlara, yağmuru neme, rüzgarı hava akımlarına bağlamaya çalışır. Bu yapılan olanın açıklaması olduğu halde bilim her defasında dinin tabiata, fiziğe ve bilime mahkûm olduğunu ispata çalışır.

Bu nedenle, öğrenmek ve paylaşmak cehaletin ve batılın yok edilebilmesi için önemli ve gereklidir.

imanilmihali.com
İman gerçekleri bilinirse, kafir ve müşriklerin yalan, yanlış ve değiştirilmiş hakikatlerine karşı daha sağlam durulur ve onların riya, gösteriş, yalan ve tuzakları daha iyi anlaşılır. İman gerçeklerinden bihaber olmak kulu dinsiz saldırılara karşı savunmasız bırakırken, iman gerçeklerini biliyor olmak ve anlatmak her türlü zararlı akıma karşı koymak, kulluk görevini yapmak ve imanı yaymaktır ki asıl hedef budur. Bu bilgi ve gerçek kişiyi inkarcı ve reddedici tüm akım ve fikirlere karşı güçlü kılar, sabır, güç ve destek verir.

4. İman Gerçekleri Allah’ı Gereği Gibi Takdir Edebilmeyi Sağlar

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır.” (Fatır, 35/15)

İman gerçekleri üzerinde derin düşünmek ve Allah’ın bunlarda yansıyan sıfatlarını görmek Allah’ı çok daha iyi ve yakından tanımayı sağlayacaktır. Allah’ı daha iyi tanımaya, her an her yerde O’nun tecellilerini görmeye başlayan insan da kazandığı bu meziyet sayesinde Allah’ın kudretini hakkıyla takdir eder duruma gelecektir.

İman gerçekleri üzerinde edinilen derin bilgi ve tefekkür sonucunda kişi can taşıyan ve taşımayan her şeyin, her saniye ve her yerde Allah’ın bilgisi ve kontrolünde olduğunu anlar. Hücreden en uzak yıldızların yapı maddesine kadar her şey Rabbimizin emri ile hareket etmekte, mutlak itaat ile verilen görevi yapmakta ve emir dinlemektedir.

Rabbimizin bu muazzam düzeni kurmak, devam ettirmek veya sonlardırmak için sarf edeceği tek kelime ise “Ol!” demesidir.

Varlıkların her hareketi Allah’ın dilemesiyle ve Allah’ın kontrolü altında gerçekleşir. Bunun için sonsuz bir güç, sınırsız bir bilgi, muazzam bir akıl ve en ileri türeden zekâ gerektiği açıktır. İşte yalnızca bu gerçek üzerinde tefekkür etmek dahi Allah’ın sonsuz sıfatlarına daha yakından şahit olmayı ve Allah’ın sonsuz gücünü gereği gibi takdir edebilmeyi sağlar.

“Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac, 22/73-74)

İman gerçeklerini araştırmak ve öğrenmek, üzerinde hakkıyla düşünmek, Allah’ın canlı cansız tüm varlıklar üzerinde her an süregelen mutlak kontrol ve hâkimiyetini kesin bir bilgiyle anlamaya vesile olmalıdır. Ve bu anlayış, Allah’a karşı tam bir teslimiyeti beraberinde getirecektir. Vücudundaki karmaşık sistemleri ve bunlardaki hassas dengeleri bilen ve üzerinde düşünen bir mümin, kusursuz biçimde çalışan bu sistemleri oluşturan aklın, vücudun kendisine ait olmadığını anlar.

Bilir ki vücut dediği şey, bilinci, duyu organları, düşünme yeteneği olmayan atomların meydana getirdiği bir hücreler topluluğudur. Bu tefekkürün sonucunda kişi vücudundaki her bir hücreye, hatta her bir atoma kadar her şeyin Allah’ın emriyle ve isteğiyle hareket ettiğine kesin kanaat getirir. Hiçbir olayın hiçbir aşamasında şansa ya da tesadüfe yer olmadığını anlar.

İman hakikatine temas eden kişi bilir ki daha insan bebek olarak şekillenirken bir irade milyarlarca hücrenin her birine bir görev vermiş, hücreleri yerlerine sevk etmiş, hücrelerin birleşmesini organize etmiş, hücrelerden oluşan organ ve dokulara koordine, uyum, ahenk ve ritim katmış, ilk kalp atışını nasip etmiştir.

5. Ancak İlim Sahipleri Allah’tan Gereği Gibi Korkar

“…Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Fatır Suresi, 28)

İman gerçeklerini görebilmek bir süre sonra bilgi birikimi sağlar. Kuran’ın tarifiyle “ilimde derinleşen” veya “ilim sahibi” olan bu kişiler, Allah’ın kendi üzerlerindeki ve etraflarındaki tecellilerini her an gözlemlerler. İlim sahipleri, kuşların kanatlarının uçmaya uygun yaratıldığını, daha az enerji harcamak için “V” şeklinde uçtuklarını, tüylerindeki kompleks dizaynı bilirler.

Kısacası bir kuşun, uçmasından üremesine, tüylerinin şeklinden rengine kadar herşeyi Allah’ın üstün bir düzen ve tasarım içinde yarattığının bilincindedirler. Bu yaratma sanatının örnekleri üzerinde düşündüklerinde, Allah’ın üstün gücü ve ilmi karşısında imanları artar. Allah’ın her tecellisinde Allah’ın sıfatlarını güçlü bir şekilde hisseden ilim sahiplerinin Allah’tan duydukları korku da aynı oranda artar ve güçlenir.

İlim sahipleri Kuran’da övülmüştür. Bütün müminler de Kuran’da övülen bu ilim sahiplerinin mertebesine yükselmeye çalışmalıdırlar. Bu ilim, bilim dediğimiz sayısal ispat sanatı olduğu kadar aynı zamanda ve aslen maneviyata hitabeden dini kavrayış ve seziştir.

6. İman Gerçekleri, İnsanın Ufkunu Açar

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara, 2/164)

İman gerçeklerini öğrenmek, üzerinde düşünmek, hikmetini kavramak, insanın düşünce ufkunu açması bakımından da önemlidir. Çünkü bu olgu insanı hayata başka gözle bakmaya, alışkanlıkları değiştirmeye zorlar.

İman gerçeklerinden uzak insanlar bile iman gerçeklerinin bir delilidir çünkü Rabbimiz bunun böyle olacağını bilmiş ve bildirmiştir. İmansızların kaybı bu noktada iman edenlere kazançtır.

İman gerçeklerini görenler yalnızca ağaçları, çiçekleri ya da hayvanların şaşırtıcı özelliklerini düşünmez. Onlar, aynı zamanda Allah’ın yarattığı teknoloji ve bilim ürünlerinin de var edilip ilham ile bildirildiğini, icat değil keşfolunduklarını bilir ve şükreder.

Kaza, bela, müsibet ve bolluk anlarında insanların gösterdiği davranış şekli onların inançlarının da aynı zamanda aynasıdır. Çünkü iman gerçeklerine temas edebilmiş kişi her türlü halin Allah’tan olduğunu bilir ve sabrederek dua eder. Belalarda, sabır, namaz ve dua, bolluklarda namaz, şükür ve paylaşma bu insanların doğru davranış şeklidir.

Haksızlık, zulüm, çirkinlik ve kötülük peşinde koşanlar ise bu güzellikleri kavramaktan uzak, zayıf imanlılar veya kafirlerdir ki müşrikler de bu gruptandır. “Bedevi karakteri”, cehaleti, düşüncesizliği, kabalığı temsil etmektedir. Bu karakteri tedavi etmek için insanların, kültürlü, derin düşünen, Allah’ın yaratmasındaki üstün sanatı ve hikmetleri kavrayabilen bir hale gelmek için çalışmaları gerekir. İman gerçeklerini araştırmak, öğrenmek, düşünmek ve yorumlamak ise Allah’ın bizden istediği bu kültürün temelidir.

7. İman gerçekleri kulun hayatını doğruya oturtan kalıcı bir değişimdir.

Çoğunlukla ileri yaşlarda, kısmen erken yaşlarda tanışılan tahkiki iman, kulun o andan önceki ve sonraki hayatı arasındaki kalın çizgidir. Kulun hayata bakışı, kazanım ve harcamaları, ibadet ve davranışları, söz ve mimikleri, duygu ve umutları o kalın çizgiden itibaren daha farklı şekillenir ve kul bildiği her şeyi toptan değiştirmek heves ve arzusuna sahip olur.

Kul o kalın çizgiden önceki hayatının beyhude olduğunun farkına varır, hayatına mana katan iman gerçekleri ile sonraki ömrüne daha başka bakar ve yaşadıkça iyilik ve güzelliklerin savunucusu olur. İman gerçekleri, kulun o ana kadar ki önceliklerini değiştirmesine sebep olan vesiledir. İman gerçekleri, kulun boş heves ve arzularının dizginlenmiş, rayına oturtulmuş halidir.

Nefis ve şeytani muhasebelerin geride kaldığı bu kalın çizgi, kalpten Rabbe yönelişin ilk adımıdır ve artık gözler ve dudaklar başkaca bir sevgili aramadan Rabbini anar.

Kul, kendisindeki değişim ile, etrafını da değiştirmek için gayret eder, umut eder. Bu manada iyilik kendisine ve topluma yaptığı olmak üzere iki türlüdür. Kendisini terbiye edenin Allah olduğunu bilen kul, başkalarını da aydınlatarak, anlatarak Allah yoluna davet etmekle onlarında terbiye olmasına aracı olmaya gayret eder ve bu sayede inşallah onların terbiyelerinden de üzerine düşen sevabı kazanır.

Terbiye olmak istemeyenler için de iman gerçeklerini gören kimse tebliği yapmış, davet etmiş, hakikati göstermiş olmakla onların bilmiyorduk demelerinin de önünü keserek onları kaderleri ile baş başa bırakmış olur.

8. İman Gerçekleri Allah’ın Rıza ve Rahmetine Kavuşmaya Vesile Olur

“(Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.” (Şura, 42/36-39)

imanilmihali.com
Allah’ın rızasını kazanmak kul için ilk görev ve hedeftir. Çünkü cennet ve cehennem bir amaç değil bir neticedir. İbadetin, iman ve ahlakın gayesi Rabbimize layık kul olabilmektir ki Allah’ın rızasına sahip olabilmek ulaşılabilecek en üst derecedir. Şeffatin bile sadece Allah’ın razı olduğu kullara bahşedilecek olması bu manada iman etmeyi çok daha fazla gerekli kılar ki iman etmek tüm inanç sisteminin omurgasıdır. İman olmadan ne ibadet, ne ahlak, ne salih amel olur. Olsa da yetersizdir, riyadır, gösteriştir. Tam tersine kalbe yerleşen iman peşinden ibadet, ahlak ve salih ameli de getiren bir güzellikler manzumesidir.

İman hakikatlerinin öğrenilmesi ve tefekkür edilmesi sonucunda kazanılan tüm vasıflar müminin Allah korkusunun artmasını, Allah’ın emir ve yasaklarını çok daha şevkli ve bilinçli bir şekilde yerine getirmesini sağlar. Dolayısıyla, Allah’ın rahmetine, rızasına kavuşmasına vesile olurlar.

Allah’ın rahmeti bu dünyada hayır, bereket, güzellik, aklın artması, ilim ve hikmet verilmesi, huzur, neşe ve mutluluk verilmesi, nimet verilmesi gibi ihsanlardır. Ahirette ise ebedi Cehennem azabından kurtuluş, sonsuz Cennet nimetlerine ve Allah’ın sürekli rızasına kavuşmadır.

İmanın derecesine göre Cennette kavuşulan dereceler de farklı farklıdır. Bu nedenle -doğrusunu Allah bilir- iman gerçeklerinde derinleşerek, Allah’ın sonsuz sıfatlarına daha yakından şahit olan ve bunun sonucunda kesin bilgiye dayalı (tahkiki), katıksız ve üstün bir imana sahip olan müminlerin Cennetteki makamları da Allah’ın izniyle aynı oranda üstün olur.

Müminler, sahip oldukları derin tefekkürleri ve içleri titreyerek Allah’tan duydukları korku nedeniyle, Allah’ın izni ve dilemesiyle, inşallah cennetlerde yüksek derecelerle ödüllendirileceklerdir.

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. (Enfal, 5/2-4)

SONUÇ OLARAK;

İman gerçekleri her zaman ve her yerdedir. Bunlar bize; Allah’ın tek Yaratan, tek Sahip, tek Kudret ve tek İlim sahibi olduğunu anlatır. Bu mana bir kez sezilince, akan sular durur, eski yanlışlar üzerine sünger çekilir, tevbe ve dua ile Rabbimize yönelinerek geçmiş günahların bağışlanması dilenir, kul müteakip hayatına daha başka bir vicdan ve terbiye ile kılavuzlanır.

imanilmihali.com
Kalp gözü açık bu insanlar için hayatın manası; iman, ibadet, ahlak ve salih amel ile yaşamaktan, Allah rızasını kazanmaya çalışmak umudundan öte gitmez.

İman gerçekleri bir kez görünür hale gelince; mazluma kalkan eller kalkmaz, hak yiyen yiyemez, kötülük eden edemez olur.

Rabbim hepimize, imanı, temiz nefsi, arınmış kalbi, iman gerçeklerini görebilmeyi nasip etsin.
Rabbim, Allah rızasına kavuşabilmek umudumuzu yok etmesin.
Rabbim, bizi esirgesin ve bağışlasın.
Rabbim, bizleri hoşnut olduğu kullarından eylesin.
Amin!

İman gerçeklerinin önemi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler Dinen Nankörlük; nimet verene itikatsızlık veya saygısızlık, şükretmemek, hayatı bahşedene riayetsizlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir