Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / İman güvenmektir
imanilmihali.com
Allah (cc)

İman güvenmektir

İman güvenmektir . Allah’a güvenmek, hayır ve şerri Allah’tan bilmek, O’nun Tek’liğine ve kudretine teslim olmak, O’ndan başka ilah tanımamaktır.

İman Allah’a güvenmektir

İmanın kelime kökü güvenmektir. Allah’a iman, Yüce Allah’a ve emirlerine güvenmektir. Bir güven ki O’nun hak ve hukuka, eşitlik ve özgürlüğe mutlak riayet edeceğine, dünya ve ahirette zerrece haksızlık yapmayacağına, rızkı, medeti, nimeti ve şifayı herkese ve her daim vereceğine güvenmek demektir. Bu manasıyla sanılanın aksine iman etmek sadece inanmak demek değildir. İnanmayı da kapsayan bir güvendir.

Sadece inanmak değil ama güvenmek fikri ve alışkanlığı ise kulu çok daha derinlere götürür ve her iş ve düşüncede bu güven etkili ve yol gösterici olur.

İnsan her şeye inanabilir. Dini manada konuşursak varlıklara, tabiata, sayısız ilahlaştırılmış şeye de inanır, para ve dünya eğlenceleri gibi dipsiz şehvetlere de. Şeytan işte burada devreye girer ve kime neden iman edilmesi yani güvenilmesi gerektiğini unutturup, beşeri inancı ön plana çıkarır ki zihin aldanmaya ve o an için hoşuna giden veya kuvvetle muhtemel olduğuna inandığı şeylere inanmaya başlar.

Emin olma hali ise dostun ve düşmanın bizlerden korkmaması, hak yemeyeceğimize ve kötülük yapmayacağımıza güvenmesidir ki en emin olan Yüce Allah’tır. Peygamberimizin bir adının da “El-emin” olduğu unutulmamalıdır.

Güvenmek kelimesinin telaffuz edilmeyerek sadece inanmak olarak lügatlara geçirilmesi tabiki kasıtlı bir olaydır ve şeytani maksatlara hizmet eder. İş o hale gelir ki insanlar güven hissini bankaya koydukları üç kuruşa, aldıkları diplomaya eş anlamlı kılarlar. Tevekkül ise yok olur gider.

Allah’a sığınmak ve güvenmek

Allah’a sığınmak, medeti sadece O’ndan beklemek güvenmeyi ve teslim olmayı gerektirir ki güven kelimesi saklanıp sadece inanmak ön plana çıkartıldığında teslimiyette gerçekleşmez, inanmak keyfi ve mesnetsiz hal alır.

Güvenmek ise çok daha izzetli, kalıcı ve samimidir. Çünkü insanlar arası ilişkilerde nasıl güvenilir dostlar arıyorsak ve o dostu kırmamak için uğraşıyor, onun yalan söylemeyeceğine ve haksızlık etmeyeceğine inanıyorsak, iman kelimesinin anlamını da güvenle eşitleyebilirsek Allah’a ve emirlerine daha fazla ehemmiyet vermek durumunda kalır, öte yandan şeytani ve nefsani aldatmacalardan korunmuş oluruz.

Çünkü bu iki düşman, kötü arkadaşlar gibidir ve doğru bildiğimiz şeylerin aksini bile yaptırmaya muktedirdir. Süslü gösteren ama zorlamayan bu iki düşman güven hissini unutturmaya, boşa çıkarmaya, tartışılır hale getirmeye gayret eder ki akıl ve kalp tezata düşsün ve inanç yarım kalsın, derinleşemesin. Güven kelimesi de telaffuz edilmeyince kalp ıssız ve sığ kalarak hassas hale gelir ve kötülüklere mağlup olmaya yatkınlaşır.

Güven, kula amel üretmeden, gayret etmeden ve niyet etmeden ummayı emretmez. Çalışmadan kazanmak gibi bir şey yoktur. Yüce Allah dilerse tüm mahlukata sınırsız yiyecek vermeye muktedirdir lakin kula düşen hayatta kalmaya, kendisini geliştirmeye, ailesine ve topluma faydalı olabilmek için çalışmaya gayret etmek, tüm gayret ve emeği sarf ettikten sonra sonucu Allah’a bırakmaktır.

Kulun kazandıkları, yaşadıkları, anlayabildikleri, izah edebildikleri ve kalbinde hissettikleri dahil herşey bir nimet ve kabiliyettir ki bunları bedene ve ruha bahşeden Yüce Allah’tır. Kulun kendisi kazandı gibi görünen ama aslında sınav gereği evrilen bu nimetlerin sorgusu muhakkak olacak ve Allah’ın emir ve yasaklarına riayetten Peygamberler dahil herkes muhakkak hesaba çekilecektir.

Özetle

İman tabiki Yüce Allah’a kalben ve tüm benlikle inanmak ama aynı zamanda güvenmek ve sığınmaktır. Allah’ın Kur’an’daki emir ve yasakları bu güvenin şekilleşmiş halidir ve bu ayetlerin emrine uymak Allah’a güvenmenin adıdır.

Kur’an’dan uzak, imanı sade ve basit bir inanç olarak yaşamak, en fazla, derinleşmemiş, kalıcı hale gelememiş, kulaktan duyma, zayıf ve sarsılabilir imanı verebilir ki bu kurtuluşun ve saadetin anahtarı değildir.

Allah’a güvenmek yani iman etmek, hayır ve şerri Allah’tan bilmek, O’nun Tek’liğine ve kudretine teslim olmak, O’ndan başka ilah tanımadan dünya ve ahireti sadece O’na endekslemektir.

Tevekkül bahsinde olduğu gibi bu güven önce niyet etmeyi ve sonra çalışmayı emreder ki sonucu Allah’a bırakmak kulun irade ve gayretinden sonradır.

Rabbim tüm imanlı kalpleri bu güven ve teslimiyet hissiyle donatsın. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir