Anasayfa / BAŞ YAZILAR / İman kardeşliği
imanilmihali.com
İslamiyet

İman kardeşliği

İman kardeşliği

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al-i İmran 3/103)

Yüce Allah, iman edenlerin dostu ve malikidir.

O, batıla karşı fıtratı yani Hak’kı emreden, insanları doğru yola öğütlemeyi isteyen rahmet ve merhamet sahibidir ve O insanları şirk ve şirkin baş mimarı İblis ve nefse karşı kâinatın en değerli varlığı insanı ikaz ve tembih edendir.

O iman eden kalplere sevgi ve kardeşlik duygusunu bahşeden, hayatı da ölümü de Allah’tan bilen inanmış gönüllere huzur ve sekinet indirendir.

O soy, ırk, cinsiyet, coğrafya, ten, akraba, millet ayrımı yapmaksızın tüm insanları eşit kılan, köle ile sahibini, fakir ile meliki huzurunda eşit sayandır.

Tek bir ayrımı vardır Yüce Rabbin ve o da imanlı olmak veya olmamak ayrımıdır.

Bu o kadar önemli bir husustur ki dünyadaki insanları Müslüman (Allah’a teslim olmuş) ve kafir (yani hakikate inanmayan ve isyanını sürdüren) olarak ikiye ayırmıştır.

Yüce ilmi, kudreti gereği iman edenleri de kâfirleri de sınıflara ayırmış ve insanları daha yüksek mertebelere ulaşmak için gayrete davet etmiştir. Cennet veya cehennem yolcusu kullar kalplerindeki iman derecesine göre mükafata veya cezaya maruz kalacaktır.

Müslüman olmak, İslam’a girmek ile iman etmek bu yüzden farklıdır. Kelime oyunu yapanlara aldırış etmeden dinin özüne indiğimizde Kur’an’ın arzu ettiği kul yapısının en az Müslüman veya İslam olmak kadar iman etmek yani mü’min olmak olduğunu görürüz.

İslam’ın şartı ve imanın ilk adımı olan kelime-i tevhid veya kelime-i şehadet kulu Müslüman yapsa da mü’min yapmaya yetmez. Mü’min olabilmek kalpten inanmayı ve Yüce Rabbin sınırları dâhilinde yaşayabilmek, imanına ibadet ve güzel ahlakı da katarak ve etrafını da bu ilahi eksene çekmeye çalışmaktır. Bu yüzden mü’minler, Müslümanlar ve İslam’a girmiş olanlar Kur’an da farklı tasvir ve kategorize edilmiştir.

Benzer şekilde Hak yolcusu olmayanlar da şeytan, kâfir, müşrik, münafık, mürai gibi ceza ve evsaf bakımından değişik sınıflara ayrılmış ve değişik akıbetlere mazhar olmuşlardır.

Allah’a, Kur’an’a ve Peygamberine gönül vermiş, ahirete, kadere, meleklere ve kutsal kitapların tamamına iman etmiş kulların hedefi ve yaşam gayesi; işte bu ayrımların en güzeline ulaşmak, o mertebeye yakışır erdemlerle yaşamak ve imanlı olarak ölmeyi istemek, kötülerden ve kötülüklerden uzaklaşmayı arzu etmektir.

Mü’min güzel imana, güzel ibadete ve güzel ahlaka sahip, Allah yolunda cihat ve hicret eden, maddi veya manevi hayatını Kur’an dışı yollara sürüklemeyendir.

Ve bütün mü’minler kardeştir.

Bu kardeşlik iman kardeşliğidir ve tüm soy, ırk, akraba ilişkileri ötesinde Allah’tan korkan ve Allah’ı seven kulların gönül bağıdır.

Risalet’in başlangıç dönemlerinde bir avuç Müslümanı ayakta ve selamet içerisinde tutan bu kardeşliktir. Peygamberimizin sancağı altında gerçekleşen savaşlarda kalplere şehit olma arzusunu dolduran bu kardeşliktir. Mü’min ile kafiri ayırt eden, Allah yolunda olanla olmayan ayrımı yapan bu kardeşliktir.

Bu kardeşlik, kendisi tokken komşusunun aç yatmasına razı olmayan, komşusunun, yetimin çocuğunu kendi evladı gibi sevip okşayan, sokak hayvanlarına, tabiata Allah’ın ayetlerini görerek sevgi ile yaklaşan, haramdan sakınan, Kur’an ve sünnet dışına çıkmayanların kardeşliğidir.

İslam’ı dünya dini yapan, kalplere yerleşmesi için canını seve seve feda eden insanların kardeşliği işte bu iman kardeşliğidir.

Bu kardeşlik, çöl yollarında yorgun arkadaşına bineğini veren, bir damla suyu paylaşan, yaralı kardeşini sırtında taşıyan, kopuk kolu ve bacağına rağmen İslam sancağını yere düşürmeyenlerin kardeşliğidir.

Mü’min kardeşlik gereği kardeşlerini canından aziz bilir, paylaşır, güvenir, sevgi ve saygı besler, şüphe etmez, haset ve kin göstermez, aralarındaki meseleleri Kur’an ve sünnet ışığında öfkelenmeden çözer, hayırlarda yarışır ve ibadet ve ahlakını bu güzel imanla besler ve inşallah cennete de mazhar olur.

İman kardeşliği dışındaki tüm kardeşlik ve anlaşmalar batıl kalmaya, ilahi adalet huzurunda çökmeye mahkûmdur. Çünkü iman kardeşliği Allah’ın Hududullah’ının (emir ve yasaklarının) emridir ve baki olandır. Mü’minler ve aynı duyguları paylaşanlardan oluşan toplumlar bu kardeşlik için yaşar ve ölürler. İman kardeşliği sınırlar ötesi, kalpler arası bir yaşam şeklidir. Kullar aynı coğrafya da yaşayamasalar bile gönülleri ile aynı haneyi, aynı hedefi paylaşır dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar aynı noktaya bakmayı başarırlar.

Yüce Allah Hz. Adem (as)’den başlayıp Hz. Muhammed (sav)’e kadar gelen biricik dinini Kur’an ile mükemmelleştirmiş ve kıyamete kadar bu dinin geçerli olacağını, tevhidin şirke mutlaka galip geleceğini, bu mükemmel dinin sevgili Peygamberini Arap coğrafyasına ama tüm insanlık için bahşetmiştir.

İslam bir kavim dini değil insanlık dinidir, bir Arap dini değil, evrensel dindir. İslam ne Arap coğrafyasına bağlıdır ne eski zamana, ne kendisine Kur’an indirilen yarımadaya ne dünyanın son çeyreğinde yaşayan bizlere tabidir. İslam fıtrattan bu yana var edilmiş tüm insanlar ve kıyamete kadar sürecek hayatta vuku bulacak herkes ve herşey içindir. İslam Yüce Rabbin tek dini ve ilahi kurgusudur. İslam Allah dininin son şekli verilmiş halidir ve Kur’an’a iman eden etmeyen herkes adil bir şekilde mizan edilecek, herkes hak ettiği akibete mutlaka uğrayacaktır.

Esas olan kâinatın en değerli varlığı insanın Allah huzurunda ilahi adalete ve kudrete boyun eğmesidir. Bunu başarabilenler için gurbetler yakın, zulümler pekmez olur. İşte iman kardeşliği bu denli yüce ve kalıcıdır.

Taguta teslim olan diğer kardeşlikler kişiyi ateşe sürükler. Bir araya gelemez, başarılı ve kalıcı olamaz, kurtulamaz ve cezadan uzaklaşamazlar. Geçici zaferleri dünyalık fani şeylerdir ama ahirette ebediyyen kaybedecek olanlar işte bunlardır.

Bunlar İslam’ın yürekten gelen sesine kulak tıkayan herkestir. Bunlar kâfirler, münafıklar, Hristiyan ve Yahudiler ile İslaam’a tabi olmamış batılı savunan, şirk batmış herkes ve herşeydir. Bunlar puta, paraya, şehvete, nefse, şeytana yenik düşmüş kalpleri mühürlü kimselerdir. Ve bunların kardeşlikleri iman kardeşleri karşısında elbet yenik düşecektir. Çünkü kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır ve akıbet muttakilerindir.

“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.” (Tevbe 9/32)

Mü’min kula düşen bu iman kardeşliğinin gereğini yapmak, kâfirlere meyletmeden, onlarla aynı ortamda bile bulunmadan, bulunmak zorunda kalırsa Allah’ın emirlerini tebliğ edip isyan ve alay durumunda münakaşaya girmeden o ortamdan ayrılmaktır.

Mü’mine düşen; bilim, zaman, teknoloji ve medeniyet aldatmacalarına kanmadan, aldatmadan ve aldanmadan dik durabilmek, iman kardeşliğinin hakkını verebilmektir. Beşeri ve sosyal tüm meselelerde başkaca kural tanımadan Yüce Rabbin niyet ve maksadını, emir ve yasaklarını sınır tanımaktır.

Bu yolda mü’mini bekleyen en büyük tehlike; sinsi düşmanlara, gizli imansızlara, şeytani hilelere, süslü menfaat tutkularına aldanmaktır. Çünkü bu düşmanlar gizlice sokulup yürekte patlayanlardır ve onlar ahirette sırtlarını dönüp gidecek, kula yardımı dokunmadığı gibi kendi dertlerine düşeceklerdir.

Mü’minleri ise bekleyen Rabbimizin % 99’nu ahirete ayırdığı rahmeti ve inşallah Peygamberimizin şefaatidir.

Bugün dünyada tesisi mümkün olmayan din kardeşlerinden müteşekkil toplum ahirette zuhur bulacak ve cennet mekânı fıtrata uygun insani yaşam biçiminin kalıcı mekânı haline gelecektir. Bu cennet ahalisi içinde yer almak içinse yapılması gereken belli ve basittir.

Bu basit yol dışındaki hiçbir yol ve mazeret mübah değildir.

İman kardeşliği kulun kendisini, ailesini ve kardeşini kurtaran yegâne başarıdır. Çünkü hesap günü kimse kimsenin günahını üstlenemeyecek, baba oğluna, anne kocasına yardım edemeyecektir.

“Benim durumum, bir ateşin yanındaki kişinin durumuna benzer. Ateş yanıp etrafını aydınlattığı zaman, pervaneler ve diğer bazı böcekler kendilerini ateşe atmaya başlarlar. Adam yanmamaları için onları ateşten uzaklaştırmaya çalışır, fakat onlar buna rağmen kendilerini ateşe atarlar. Aynı şekilde ben de sizleri eteklerinizden tutup cehennem çukuruna düşmekten alıkoymaya çalışıyorum; ‘Buraya gelin, ateşten uzaklasın, buraya gelin, ateşten uzaklaşın’ diye bağırıyorum. Ama ne var ki, sizler elimden kurtulup doğruca cehennem çukuruna koşmaya devam ediyorsunuz.” (Hz. Muhammed (s))

İman kardeşliği mü’mini kardeş kabul etmeyi, diğerlerini aşağılamadan imana davet etmeyi ama Hak’ka uymaya direnenleri kendisinden uzaklaştırmayı gerektirir.

Bu kardeşlik, batıl kardeşliklerin aksine, insanları ateşten uzaklaştırıp cennetin gül bahçelerine ulaştırmayı gaye edinir ve hem fani dünyada hem baki dünyada sürecek olandır.

Allah hepimize yürekten iman etmeyi, imanı sabit kılmayı, imanı güçlendirip muhafaza etmeyi, imanlı gönüllerle kardeş olabilmeyi, komşusu açken tok yatamamayı, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun, Peygamber sünnetine uygun, Kur’an nuruna yakışır yaşamayı, İblise aldanmadan batıla kanmadan iman kardeşliği içinde yer alabilmeyi, bu kardeşliğe son nefesimize kadar bağlı kalabilmeyi nasip etsin inşallah! Amin.

İman kardeşliği

“Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla. (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz. Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.” (Mearic 70/8-14)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır

Dünyada kaç milyon Müslüman vardır Başlık bu olunca akıllara hemen Müslüman devletlerdeki milyarlarca insan gelir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir