Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman Müslüman ve müminin ayracıdır
imanilmihali.com
İman, Müslüman ve mü’minin ayracıdır

İman Müslüman ve müminin ayracıdır

İman Müslüman ve müminin ayracıdır . Çünkü kul imanı varsa mü’min olur yoksa Müslüman olarak kalır. Cennetlere ise sadece iman edenler girecektir.

İman Müslüman ve müminin ayracıdır

Ortadoğu ve dünyada aklını kullanamayan bu kadar Müslüman varken Siyonizm daha çok mesafe kat eder ve akan gözyaşı ve kanlar hep Müslümanlara ait olur.

Açlık, işsizlik, kredi ve borç batağı, enflasyon gibi en temel nimetlerle boğuşur hale getirilen toplumların ilk önceliğinin can ve boğaz derdi olması kaçınılmazdır. Böyle olmalıdır ki insanlar başkaca ulvi meseleleri düşünemesin ve olup biteni idrak edemesin.

İşte Ortadoğu’nun hali tam olarak budur. Buna birde en klasik beyin kontrol mekanizması olan dini suistimal etmeyi eklerseniz halk afyonlanmış halde iki metreden öteyi göremez hale gelir ve sizde o toplumu dilediğiniz şekilde yöneltirsiniz. Ara sıra baş kaldıran, ilaç almayı reddeden hastalar olursa da şiddeti giderek artan tarzda zor kullanır ve bastırırsınız. Sonuç kuzu gibi sessiz, odun kadar bilgisiz, öngörüden uzak, nereye gittiğinden habersiz biri olur çıkarsınız ve kaderinizi hem de kendi ellerinizle aslında en büyük düşmanınıza şeytana teslim edersiniz.

Müslüman camiası Yüce Allah’ın en büyük nimeti Kur’an’ı nasip ettiği bir toplumdur. Bundaki hikmetlerden birisi de ezeli ve ahiri bilen Allah’ın bu topraklarda yaşanacak isyan ve cehaleti bilmesi ve bu topraklarda yaşayan ümmeti ikaz etmek istemesidir. O kadar ki ayetler olan biteni mazisi, nedeni, ahdi, kıssası ile alenen anlatır ve açıklar. Her türlü tehlike, riya ve kurtuluş umudunu içinde barındıran ayetler Müslüman camiaya nasıl korunacağını, nasıl huzura ve barışa yelken açacağını apaçık gösterir.

Lakin Arapçaya gömülmüş, Arapçaya mahkum edilmiş Kur’an’ı okuyan olmadığı için, okuyanın da anlamadan okuduğu için o güzelim ayetler dualara ve ölülere has kılınmış, gazel ve ayin havasında anlaşılmadan okunan-dinlenen ayetler hayata rehber olamamıştır. Bunun vebali elbet çok büyük olacaktır.

Çünkü burada söz konusu sadece kişi veya toplumun değil insanlığın ve dünya hayatının kaderidir.

İblis ahdi gereği insanlara düşman olduğunu ve olacağını alenen ve isyan havasında Rabbimize ifade ederken, Yüce Allah ona müsaade etmiş ve kendisine uyanları cehenneme, uymayanları ise cennetlerine konuk edeceğini bildirmiştir. Mesele işte bu inanma veya inanmama meselesidir. Yani kul ya kendisini Yaratan Rabbinin, ya kendisine düşman olan iblisin istikametine girecek ve ona tabi olacaktır.

Yüce Allah Kur’an ile bizlere hakikati anlatmış, örneklemiş, yasak ve tembihleri sıralamış, haram ve helalleri, günah ve sevapları defaten bildirmiş ve sözlerini yani dini tamam ettiğini ifadeyle kıyamete kadar sürecek hak din İslam’ı hem de tüm insanlık için emretmiştir.

Mesele inanmak ve ibadet etmekten bu yüzden çok ötedir.

Kulun kurtuluş ümidi sadece kendisi için değil, ailesinden başlamak üzere, akrabalarına, dost ve yakınlarına, oradan topluma ve nihayetinde diğer Müslüman coğrafyalar ve en son tüm dünya için olmak zorundadır.

İblis yandaşlarının da gayesi bu güzel temennilerin bırakın hayata geçmesini daha başlarken bitmesini ve inanan, Allah’a iman eden kimsenin kalmamasıdır.

Kutsal arenada süregelen bu mücadele iman mücadelesidir ve iman etmek teslimiyetle gerçekleşen inançtır. Kul Rabbine ve dostlarına veya şeytana teslim olmak üzere iki seçeneğe sahiptir. Bunun kıyısı, köşesi, mazereti, azıcığı, alternatifi olmaz. Kul ya tevhide ya şirke tabidir.

Ortadoğu’daki kara bulutların nedeni Yahudiliği, Hristiyanlığı ve batıl dinlerin tamamını ele geçirmiş siyonizmin İslam’ı ve bunun için de en büyük engel gördüğü Türklüğü ortadan kaldırma girişimidir.

En başta kendisi % 82 oranında Türk iken (Avrupa ve dünyadaki beyaz ırkların tamamına yakını Türk iken) Türklüğe olan korku ve düşmanlığı, tarih sahnesine ilk çıktığı günden beri esir olmamış, devletsiz kalmamış, esir düşmektense Hak yolunda şehit olmayı can-ı gönülden dilemiş Türklerin Allah yolundan asla vazgeçmemesi ve batılla her daim savaş halinde olmasındandır. Türkler o kadar yüce bir millettir ki siyonizmi doğuran Yahudilere bile şefkatle kucak açmış, insanlık ve merhametin, mertlik ve cesaretin abidesi olmuştur. Çünkü her akıllı beyin bilir ki Siyonizm ve Yahudilik farklıdır ve asıl düşman kabalayı büyü kitabı yapan, Musa Peygamberin (as) vahiylerini saptıran, şeytana tapmayı dinleştiren Siyonizm, Yahudiliği tanınmaz hale getirerek tüm Yahudilere en büyük kötülüğü etmiştir.

Yazık ki Yahudiler bugün bu kandırılmışlıklardan kurtulamamaktadır. Cinlerden ve sihirlerden aldıkları biri doğruysa bini yanlış duyumlarla gücü temin yolunda hayal kuran bu güruh Kabala ile uyuşturulmuş haldedir. Çünkü onlara vadedilen havuç dünya egemenliği gibi sahte bir ödüldür ve sanılır ki bu bir ilahi emirdir, barış ve huzur, efendilik, sınırsız güç ve belki ölümsüz hayat bu havuçla gerçekleşecektir. Biz imanımız gereği Tevrat’ın Allah kelamı olduğuna inanır ama o kitabın tahrif edildiği için hükmünü büyük oranda yitirdiğine ve Kur’an geldikten sonra geçerli olmadığına inanırız.

Perdenin arkasındaki hakikat ise farklı ve çok acıdır.

Siyonizmin gayesi kuru toprak elde etmek, paraya sahip olmak değildir. Bugün dünyanın neredeyse tamamını egemen olmuş 15 milyonluk nüfusun yaklaşık beşte biri Siyonizm etiketlidir ve bu kesim dünyanın yeraltı ve yer üstü tüm kaynaklarına, yönetimlere, spordan sanata her alana sahip ve egemen haldedir. O halde istek nedir?

İstek; şeytanın yeryüzüne egemen olacağı, insanların tamamının öldürüldüğü veya esir – köle edildiği, hak olan her şeyin yok edilerek batılın egemen kılındığı, şehvet-seks-adaletsizlik-zulüm-şiddet içerikli bir yer yaratmak ve bunu tüm dünyaya yaymaktır.

Bu sayede onlar azınlık olarak efendiler (ki paraya tapanlar, kişileri ilah edinenler, dünya için yaşayanlar hep bu gruptadır) ve tüm insanlık onlara köle olacak, dinler, ahlak ve ibadetler hasıraltı edilecek, gelenekler yıkılacak, benlikler esir edilecek, şeytanın dini ki tamamı insan eliyle yazılmıştır dünyada geçerli tek din olacaktır. Bu dinin adı da zaten şirk dinidir ve Kur’an’ın tek savaşı işte bu dine mensup olanlarladır.

Konu kısaca özetlediğimiz kadarıyla böyledir. Bu maksada hizmet etmek için gerek kendisi ve gerekse satın aldıkları kişiler adeta asker zihniyetiyle ve toleranssız bir halde savaşırlar ve gizlidirler. Güvensizlik ve Allah korkusu içlerine kadar işlemiştir ama buna rağmen caymazlar. Kendilerine yakın ve tabi olmak isteyen geri zekalıları da asker ederek savaştırır ve maksatlarına uygun kullanırlar.

O kullanılanlarda asla şunu düşünmez ki Yahudiler; başka dine mensupları, sonradan Yahudiliğe geçseler bile Yahudilerden saymazlar ve Yahudi olmayanların hepsi kabalaya göre hayvandır ve köle olmak için yaratılmıştır. Vadedilmiş topraklarda hüküm sürecek Siyonist şeytanların ancak hizmetkarı olabilecek bu sonradan olma askerler dünyanın her yerinde fitne ve fesat uğruna emek harcarken asıl Siyonistler gözlerden uzak, rahat ve kısıtlamasız bir hayat sürerler. Yahudi olmayan ve siyonizme teslim olmayan diğer dünya nüfüsu ise ya ölecek ya toprak altında yaşamaya mahkum işçiler, ırgatlar, esirler olacaktır.

Yahudilerin siyonizmi tanımamış ve gönülden hal Allah’a iman edenlerini de bekleyen sonuç kölelikten bir karış öte değildir. özetle dünyada ki 7 milyar nüfusun en fazla beşyüz bini için diğerleri köpekler gibi çalışacak ve kuralı, dini bu Siyonistler koyacaktır.

Siyonizmin gayesi bu maddi ve manevi hedefle iblisi yeryüzüne rab etmek, şeytanı, abisini ve varsa oğlunu (deccal) yeryüzüne ilah etmektir ki sözüm ona din kökten değişecek ve haşa Allah kaybedecek ve şeytan kazanacaktır.

Kur’an buraya kadar olacakları satır satır anlatır ve açıklarken hikayenin sadece sonuç bölümü farklıdır. Sonuç siyonizmin gayesi gibi esarete ve kötülüğe teslim bir dünya değil, iyiliğin egemen olduğu huzur ve barış ortamıdır. Ve Allah kafirler istemese de nurunu tamamlayacak olandır.

Lakin herkesi bekleyen muazzam bir sınav vardır ki bu zaten anladığımız kadarıyla son savaş olacak ve sonrasında kısa bir müddet daha dünya devam edecek ve Rabbimizin dilediği bir saatte de kıyamet kopacaktır. Bu son savaş Siyonistler ile diğerlerinin, cin destekli iblis ordusu ile Allah sevdalılarının savaşı olacaktır ki bu savaşta din değil iman mevzu bahis olacaktır. Yani Hristiyan ve batıl dinlerin bir kısmı bile Müslümanlar safında savaşa girecek ve batıl ordusu tüm teknolojik gücüne rağmen yenilecektir. Çünkü Hak dostlarına ağaçlar, taşlar, tabiat, yağmur, kuşlar, bulut ve yıldırımlar yardım edecek cündullah dediğimiz Allah’ın askerlerinin devreye girmesiyle yeryüzünde iblis dahil bir tek kötü ve kötülük kalmayacaktır.

Bu son savaş öncesi kıyamet alametlerine bakılacak olursa yerden çıkacak dabbetül arz’ın insanlara inanmadıklarını söyleyecek olması işte bu iman mücadelesinin kilit noktasının Allah’a iman veya imansızlık olduğunun da ispatıdır.
Bu son savaş Allah’ın yardımıyla elbet kazanılacaktır ama sınav bu savaşın sonu değil başıdır.

İnsanlar savaşmak dahil, bilim, iman, güzellik, teknoloji dahil her alanda şeytanla savaşmak için her daim taraf tutmak zorundadır. Orta yol, azıcık yol yoktur. Kul ya Allah tarafında ya şeytan tarafında olacaktır. Son savaşın hemen öncesine kadar iman edenler ki bunlar sadece mü’minlerdir her alanda iblisle mücadeleye devam edecek ve savaş zamanı geldiğinde o mü’minler Allah adına ölmek için zerre tereddüt etmeyecektir. İşte zafer kulun bu ölmeyi isteme iradesidir ki mü’minlerin belki yarısı şehadete eriştikten sonra Allah’ın yardımı gelecektir.

Yoksa Allah bu sınavı dilemese, kötülüğü bir kelimesi ile yok eder. Ama o diler ki kulları kendisi için ölmeye istekli olduklarını göstersin ve canlarını, iblise rağmen, kendisi için feda etmeye istekli olduklarını göstersinler. Sınav da, zafer de budur.

Son savaşı iman edenlerin kazanacağı muhakkak iken, iman edenlerin şeytana karşı cihad etme gereği yazık ki gizli ve korkulan bir şey haline gelmiştir. Durum bu kadar vahim ve sınav bu kadar adil iken kandırmacalar, tahriflerle tüm dinler anlaşılmadan okumaya ve manaları değiştirilmeye mahkum edilmiş ve insanlık ayetlerdeki manaya temas etmekten yoksun bırakılmıştır.

İşte ayetlerin anlaşılır dille, yavaş yavaş, düşünerek, öğüt alınarak okunması bu yüzden önemlidir. Anlamadan okumayı teşvik edenlerin gayesini iyi anlamak, tuttukları tarafı iyi analiz etmek lazımdır. Alimler en iyi niyetleriyle bile olsa dini Arapçaya mahkum etmek yerine, Arapçayı öne çıkaran ama anlayarak ta okumayı farz kılan bir yol izlemelidir. Bunun aksine anlayarak okumayı zinhar reddeden bir kimsenin dini şaibelidir.

Armageddon denilen bu son savaşa kadar kimlerin yaşayacağı ve kimlerin rahmete kavuşacağını Allah bilir ama kul hiç ölmeyecekmiş gibi o savaş için, hemen ölecekmiş gibi şu an için şeytanla, Allah düşmanlarıyla savaşmak mecburiyetindedir ve bu savaş sadece askeri manada değildir.

Ahiret azığı denilen hazırlık budur, iblisin ahdine karşılık Rabbimizin ona verdiği sürenin hikmeti budur.

Ve cennetlere sadece iman eden mü’minler girecektir.

Son söz; siyonizmin en yakın üç gayesi vadedilmiş toprakları ele geçirmek, Mescid_i Aksa’ya şeytanı oturtmak ve deccalı yeryüzüne hükümdar kılmaktır. Ortadoğu ve Filistin meselelerine, Kudüs’te olup bitenlere bir de bu gözle bakmak gerekir.

Bir not daha; siyonizm ilk roketi müslümanların atmasını sağlayarak sözde Rabbimize karşı müdafa hakkını kullandığını iddia edecektir. Yönetimlerin başındakilere bu pencereden bir kez daha bakın ve nükleeer teknolojilere sahip olma gayretlerini yeniden değerlendirin. Yoksa İran ve Irak’ın kimyasal ve nükleer teknolojilerinin kuru bir heves olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Mezhep-iman-kardeş kavgalarına, yalancı arap baharlarına sürüklenen cahiller, Müslüman kimlikli Kur’an’a itaatsizler güruhu mu bu son savaşı kazanacak? Terörün bu coğrafyalarda tesadüfen mi hayata geçtiğini sanıyorsunuz? İsrail’in Selahattin Eyyübi’den bu yana Türklerle arasına tampon devletler kurma arzusunun ardındaki gerçeği hala anlayamadınız mı? Türkiye’nin komşuları ile başı belada olmalı ki İsrail ile uğraşamasın, bunu hala idrak edemediniz mi? İsrail’in kapalı kapılar ve yüksek duvarlar ile hem kendisini tehlikelerden kurtarmak istediğinin, hem de İsrail gençliğini hak din İslamdan uzak tutabilmek ve yalancı siyonist dinlerine körü körüne tabi bir hale getirmek olduğunu anlayabildiniz mi?

Anlamadınızsa hala Kur’an’ı bir kez ve anlayarak hatim edin. Bakın o zaman Rabbimizi ve öğütlerini gayet net anlayacaksınız.

O coğrafyada her gün yaşanan katliam ve zulmün manasını şimdi daha iyi anlayabildiniz mi?

Bunu anlarsanız mü’min olur, anlamazsanız Müslüman kalırsınız.

İman, Müslüman ve mü’minin ayracıdır

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kaderin Türk Milletine yüklediği ilahi görev

Kaderin Türk Milletine yüklediği mesuliyet

Kaderin Türk Milletine yüklediği mesuliyet Kader, kâinattaki ahenk ve ölçü, olan ve olacak her şey, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir