Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İman ve İslam mukayesesi
imanilmihali.com
iman ve islam mukayesesi

İman ve İslam mukayesesi

İman ve İslam mukayesesi

İman ve İslam’ın şartları arasında bir husus vardır ki çok mühimdir. Bu husus imanın ta kendisidir.
İmanın şartları şunlardır:
1- Allah’a, (Bir’liği’ne, tek yaratan olduğuna, isim ve sıfatlarına, sonsuz güç ve kudretine, ilmine, rahmet ve gazabına…) inanmak
2- Meleklere (Melekler, hayat sahibi, diri, nurani yaratıklar olup, akıl sahibidir. Allahü tâlânın sevgili ve kıymetli kullarıdır, ortakları ve kızları değildir.) inanmak
3- Kitaplara (Tüm kutsal kitapların Allah katından olduğuna ama sadece değişmeden muhafaza edilen ve son kitap olan Kur’an’ın muteber olduğuna) inanmak
4- Peygamberlere inanmak (aralarında hiçbir fark görmeyerek, hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş sadık, doğru sözlü olduklarına, hepsinin aynı imanı emrettiğine inanmak)
5- Ahiret gününe ( öldükten sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme, hesap ve mizana) inanmak
6- Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna (Kader, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi ve dilemesidir. Bunun yaratılmasına kaza, ikisine birden kaza ve kader denir.)inanmak
İslam’ın Şartları ise;
1- Kelime-i şehadet getirmek
“Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” demek. (Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.)
2- Namaz kılmak
Akıl baliğ olmuş yani ergenliğe girmiş akıllı her Müslümana günde beş vakit namaz kılmak çok önemli bir farzdır. Namaz dinin direğidir. Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir.
3- Zekât vermek
Nisap miktarı yani borçlarını düştükten sonra alacaklarıyla beraber elinde 96 gram değerde, para veya ticaret malı olanın kırkta birini zekât vermesi farzdır. Meyve ve tarla mahsulünün de onda birini fakire vermek farzdır. Bu onda bir zekâta da uşur denir.
4- Oruç tutmak
Ramazan ayında dinen mazereti bulunmayanlara, bir ay oruç tutmak farzdır.
5- Hac etmek
Mekke-i mükerreme şehrine gidip gelinceye kadar, geride bıraktığı çoluk-çocuğunu geçindirmeye yetişecek maldan fazla kalan para ile oraya gidip gelebilecek kimsenin, ömründe bir kere, Kâbe-i şerifi tavaf etmesi ve Arafat’ta durması farzdır.

Buraya kadar yaptığımız hatırlatmadan sonra dinin en temel anahtarı olan iman konusuna geri dönersek İslam’ın ilk şartının kelime-i şehadet getirmekle sınırlı kalamayacağını da anlamış oluruz ki bahsimiz aslen budur.

Fıkıhta Kelime-i şehadeti getiren Müslüman olur diye bir kaide vardır. Ancak bir kimse, inanmadan kelime-i şehadet söylese veya inansa ama Amentü’deki esasların bir kısmına inanmasa yine Müslüman mıdır?
İman, kalb ile tasdik ve dil ile ikrardır. Kalb ile tasdik etmedikçe o kişi Kelime-i şehadet getirse de gerçek manada Müslüman olamaz.
Kelime-i şehadet, mealinden de anlaşılacağı üzere; Allahü teâlânın var ve bir olduğuna, Ondan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın Allah Resulü ve son Peygamberi olduğuna ve bildirdiklerinin hepsine inanmak, hepsini beğenmek, “Ben Peygambere ve bildirdiklerinin hepsine iman ettim, hepsini beğendim, hepsi doğrudur” diye kesin inanmak demektir.
Dolayısıyla iman, Amentü’deki bütün esaslara inanmak demektir. Tamamına ve kesin olarak inanmazsa Müslüman olamaz. Kelime-i şehadet ise imanın telaffuzu olduğundan bir cümleye indirgenmiş te olsa imanın tamamına teslim olmak demektir.
İman ile İslam birbirini tamamlayan iki önemli varlık sebebidir ama iman Kur’an’ın oku emrinden sonraki ikinci emir ve İslam’ın da ilk şartıdır.
Kalple tasdik şartı arayan iman olmadan kalpten gelecek İslam’da, hakiki mü’minlik te, Müslümanlık ta olmaz. Dolayısıyla Müslüman olmak için Kelime-i şehadet getirmek belki kağıt üzerinde yeterlidir ancak mü’min olmak için imanın tam olması gerekir.
Bu nedenle iman, din bahçesinin dış demir kapısının anahtarıdır. Onsuz ne İslam, ne ibadet ve ne de ahlak olur. Ve iman sadece ve sadece Allah’a teslimiyettir. Allah ve dostları tarafında olup, Hz. Peygamberimize, diğer peygamberlere, kutsal kitaplara, meleklere, ahirete, kadere tam ve katışıksız iman etmeden İslam deryasına girilemez.
Bu husus sadece Kelime-i şehadet getirip yüzeysel imanıyla gerçek Müslüman olacağını ve cennetin kapılarından rahatlıkla girebileceğini sananlar için önemlidir. Doğrudur Yüce Allah rahmet ve şefaatiyle belki o kullarına da cehennemi haram edecektir ama Allah’ın sadık dostları imanı tam olan ve kalpten inananlardır ve aralarında mutlaka fark olacaktır.
Bu cihetle yeniden hatırlamakta fayda vardır ki İslam’ın ilk şartı aslında Kelime-i şehadet’ten ziyade “iman etmektir”.
Sağlam bir imana sahip olup muhafaza edince zaten dinin ve ahlakın tüm gerekleri kendiliğinden ve tatlı bir eda ile peşpeşe gelecektir. İman, vicdan ve kalp sesi ile hayatımıza doğru istikamet verecek ve bizi kulluğa ve ibadete sevk edecektir.
Yüce Allah Kur’an’da imanı emretmiş ama kazasını, kefaretini emretmemiştir. Bu iman zafiyetinin telafisi yok ve “% 99 iman iman demek değildir” manasınadır.
Öte yandan namazın, haccın, orucun vb. kazası ve kefareti vardır. Demek ki İslam kapısının ilk adımı imandır.

Kelime-i şehadet ise imanın kısa tasviri olmakla beraber imanın tamamı değildir. Ve İslam olmanın ilk şartı Kelime-i şehadeti kuru lafla geçiştirmek değil Allah ve dostlarına yürekten gelen inançla iman etmektir.

 

İman ve İslam mukayesesi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir