Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman ve vücudun azaları
imanilmihali.com
İman ve vücudun azaları

İman ve vücudun azaları

İman ve vücudun azaları
Kul bedeniyle, aklı, ruhu ve şuuruyla bir bütündür. Yaratan insanı bu şekilde tasvir, teşkil ve tespit ederek hayatı yaşayabilmesine, idrak edebilmesine, hissedebilmesine ve iyi-kötü ayırımı yapabilmesine imkân sağlamıştır. İnsan; bir yaratış harikasıdır ve tüm imkan, uzuv ve azalar kulun yaratılış gayesine uygun kullanması için bahşedilmiştir.
Bu sayede kul iman eder, hisseder, iyi-kötü ayırır, ibadet eder, ahlaklı olur, temel ihtiyaçlarını karşılar.
Bu nedenle de her uzuv, organ, aza hayırlarda, salih amellerde kullanılmalı, günah, pis, haram işlerde kullanmamalıdır.
1- El: Haram olan şeyleri tutmamalı, gusül abdesti olmadan mesela Kur’an’a el sürmemeli, rüşvet, riba gibi kirli şeylere dokunmamalıdır. El temel uzuvlardan olduğu için dokunma, alma, çekme ve itme gibi pekçok fiilin müsebbibidir. kalp ve aklın emrettiği şeyleri icra eden çoğu zaman el olduğundan elin terbiye edilmesi aslında kalp ve beynin ıslahıdır. Yoksa el kendi başına zaten iş işleyemez.
2- Dil: Yalan söylememeli ve kötü şeyler konuşmamalıdır. Dil kalpten ve akıldan gelenin ses şekliyle ibraz edilmesidir ki güzel söz temiz kalbe, kötü söz kapkara hale gelmiş kalbe aittir. Bir söz nice yaraları sararken bir söz nice dağları devirir.
3- Göz: Haram olan şeylere bakmamalıdır. Çünkü görmek ve bakmak farklı şeyler olsa da göstermek davettir, bakmak ve görmek ise o kötü amele iştirak etmeyi istemektir. Oysa gözler hakikatin görülmesi ve Allah’ın ayetlerinin fark edilebilmesi içindir. Bu yüzden gözler harama değil helale bakmalı, kainattaki yataılışın harikuladeliğini görerek imanı besleyen kalbe yardım etmelidir.
4- Mide: Haram olan şeyleri mideye sokmamak lazım gelir ki temel ihtiyaçlardan olan yemek yeme ihtiyacı ve vücuttaki sindirim sistemi hayatı idame edebilmemiz için bahşedilmiştir. lakin bu olur olmazı yemek demek değildir. Helali, abartmadan yemek, haramı asla yememektir ki bunun istisnası zaruret halinde, ölmeyecek miktarda, son çare olarak yemektir.
5- Kalb: İmanın yeşerdiği, iyiliklerin ateşlendiği, fıtratın muhafaza edildiği kalp kapıları cennete açılan bir organdır. Kötülükle karalaştırılmamalı, iyiliğe odaklı hali muhafaza edilmeli ve vicdan, merhamet, sağduyu gibi hislerle yüceltilmelidir. Kötülüğü istemek, nefsin heveslerine esir olmak kalbe mal edilirse de bu kanmacalar aslen kalbin değil aklın oyunudur. Çünkü kalp Yaratan’ın insana bahşettiği bir mucizedir ve içinde sadece iyilik ve güzellikler vardır. Bu nedenle kötülüklerden uzak durmak, günah işleyince kalp kararmasın diye derhal iyilik yapmak ve tevbe etmek gerekir. Bu sayede kara leke ile lekelenen kalp tekrar tertemiz ve pırıl pırıl haline döner. Ama kötülük alışkanlık haline gelirse kalp kararır ve mühürlenir. Mühürlenince de onun mührünü Allah’tan başkası açamaz.
6- Kulak: Haram şeyleri dinlememeli, güzellikleri duymalı, işitmelidir. Kulaklar mümkünse kötülüklerin konuşulduğu ortamlardan uzaklaştırılmalı, salih amellere yönelik hayırlı şeylerin, takva ve veraya ait bahislerin konuşulduğu mevkilere taşınarak güzel şeyler dinlemesi sağlanmalıdır.
7- Ayak: Bedenin taşıyıcısı olan ayaklar eller gibi aklın ve kalbin emrini yerine getiren uzuvlardır. Bu uzuvları haram, kötü, çirkin ve karanlık mahallere değil, aydınlık, temiz, amber kokulu, helal ve bereket dolu mevkilere taşımak, kötü kokulu yerlerden bedenleri uzak tutmak gerekir. Ayaklar iyiliklere koşmalı, fenalıklardan bedeni fersah fersah uzağa kaçırmalıdır.
8- Ferc (Tenasül Uzvu): Zina ve Livatadan (erkeğe veya kadına arkadan yaklaşmak) uzak durulmalı, fuhuş ve her türlü edepsizliklerden sakınarak bu uzuv yaratılış gayesine uygun olarak helal yolla (nikah) ve hayırlı evlatlar hayat getirmek maksatlı kullanılmalıdır. Yüce Allah eşler arasına sevgi bağlarını koyan ve muhabbet tesis edendir. Sevgisiz, sabahsız, haram yolla ne şekilde olursa olsun uzuvların kirletilmesi, eşler arası sevginin idamesi için bahşedilen cinsel şehvet ve tatminin seks objesi olarak karanlık mekânlarda, ahlaksızca yaşanması engellenmelidir.
9- Burun: Haram şeyler koklamamalı, Yüce Allah’ın çiçeğin kokusundaki ayetlerine temas etmeye çalışmalıdır.
10- Setr-i avret: Kadın ve erkeklerin farz ve vacip olarak avret yerlerini örtmesi, harama davetiye çıkarmaması, karşı tarafında buralara bakarak gözleri ile haram işlemesine mani olunmalıdır. Unutulmamalıdır ki göstermek davettir ve davete uyanda davet eden de aynı şekilde sorumludur. Ve bu vebal sonrasında gelecek her türlü kötülükleri bu iki kişiye eşit olacak mal eder. Buralar kapalı, temiz, ahlaklı ve namuslu muhafaza edilmedir ki insan olmanın erdemi budur. Çünkü insan bir et parçası veya sadece bir şehvet köreltici seks objesi değil, kalbiyle, akıl, ruh ve şuuruyla olağanüstü bir varlıktır. Buraların gösterilmesi de, bakması helal olmayanların bakması da haramdır. (Mahrem konusunda giyinirken, gezerken, denize girerken eşler, yaşlılar ve aklı ermeyen çocuklar için şart ve istisnalar iyi öğrenilmelidir.)
Bu azaların kötüye yönelik kullanılması kalbe, akla haksızlık, imana hakaret ve yaşam felsefesine ihanettir. hepsinin komutanı akıl ve kalp olsa da uzuvların buralardan uzak tutulması isteği nihayetinde dini terbiye, kalpteki iman ve akıldaki bilgi eseridir.
Ve insan bu uzuvlarını kontrol ederek karanlıklardan sakınır. Burada mecazi olarak ayaklar haram yerlerden uzak durmalı dediğimiz zaman kast ettiğimiz bedenin yani insanın kendisini uzak tutmasıdır ki bu herkesçe malumdur.
Ve takva, vera ve iman bizi ve tüm azalarımızı yönlendirendir.
Bunların zaafiyeti veya terbiye noksanlığı, eğitimsizliği ve açlığı bizim kaybımız ve yenilgimizdir.
İman bu uzuv ve azalar terbiye edilerek muhafaza edilir ki bu talim nefse hâkimiyet ve imanı sık sık imtihan edip kuvvetlendirmekle mümkündür.

İman ve vücudun azaları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva) Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Değerli Müslümanlar, Allah Bir’dir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir