Anasayfa / İMAN ESASLARI / AKAİD / İmana karşı kusur işlemek
imanilmihali.com
İmana karşı kusur işlemek

İmana karşı kusur işlemek

İmana karşı kusur işlemek

İman, Yüce Allah’a, kitaplara, peygamberlere, meleklere, ahirete, kadere kalp il inanmak ve bu inancı hayata yansıtmaktır.

Birçok Müslümanın hafife aldığı iman olmadan, ibadette, ahlak ta, salih amel de hükümsüzdür. İmanı dil ile söylemek Müslüman olmak için yeter ancak mü’min olmak için dil ile söylenen bu inancı ve şahitliği kalp ile desteklemek gerekir. İşte ancak bu destekleyebilenlerdir ki onlar mü’minlerdir. Ve korku mü’minler üzerine olmayacaktır.

Müslüman olmakla yetinenler, mü’min olmaya gayret göstermeyenler, Müslüman olarak kalmayı seçerken şefaat ile kurtulacağını sananlar bir kere daha düşünmelidir.

Ey insanlar! Size ne oluyor da iman etmiyorsunuz? Size ne oluyor da öğütleri ve yasakları yok sayıp azıyla yetiniyor, azına uyuyor ve az imanla kurtulacağınızı sanıyorsunuz?

Size tavsiyem Kur’an’ı anlayarak bir kez okuyun. Zaten sonra bütün bu gaflet ve ihmallerinizden vaz geçeceksiniz. Yine de vaz geçmiyorsanız da zaten durumunuz vahim ve şeytan sizi esir almış demektir.

Lafı uzatmamak adına, imanın en azından ne demek olduğunu hatırlamak lazım gelir.

Yolda insanların yürüyüşüne engel olan hatta zorlaştıran bir taşı lütfedip yerden alıp, bir kenara koymak bile imanın en hafif şubesidir. Yalan söylememek, yalancıya yalan söylüyorsun demek, hırsıza hırsız muamelesi yapıp İslam’ın icap ettiği karşılığı vermek, adam öldürmemek, adam öldürenleri haklı bir sebepleri yoksa Kur’an’a göre yargılamak, gıybet, iftira, aşırı zan, haksızlık, zulüm, şarap, faiz, kumardan sakınmak, haksızlığa kalp ile gücü yetiyorsa dil ile gücü daha da yetiyorsa el ile karşı koymak imanın göstergeleridir.

Melekler ve tüm gayb alemi gibi imanda görünmez ve varlığı sadece Allah tarafından bilinen bir şey olduğundan imanın olup olmadığının göstergesi davranış ve sözlerdir. Lakin davranış ve sözlerin dezavantajı da riya ve yalana müsait olmasıdır. Bu nedenle toplumda bu kadar münafık ve kafir vardır. Hatta pek çok müşrik, en derin mü’min edasıyla aramızda dolaşmakta ve şeytani eylemleriyle zulmetmektedir.

Mü’min imanın kokusunu uzaktan alabilen, münafığa kanmayandır. Müslüman imana azıcık sahip olduğundan söz ve davranışlara kolaylıkla kanabilir ve Allah düşmanını pekâlâ Allah dostu sanabilir. Bunun faturası yazık ki o kanan kula çıkacaktır. Çünkü bilmemek dinde mazeret değildir. Kur’an sayısız emsal ve kıssa ile tüm insanlığa doğru yaşam şeklini anlatmış, örneklemiş ve kıyamete kadar baki kalacak dini örnekleriyle açıklamakla yetinmeyip bir de sevgili rahmet peygamberinin örnek yaşamıyla tüm insanlığa canlı olarak izletmiştir. Bu yüzden kimse bilmiyordum deme hakkına sahip değildir çünkü akıllı olmak sorgulamak demektir ve sorgulamayan cezasını elbet çekecektir.

Şimdilerde hobi seviyesine inmeye yüz tutmuş İslam’ın içteki sorumluları işte bu Müslüman olarak kalmakla yetinenlerdir. Dıştaki sorumlular ise başta siyon yılanına hizmet eden köpekler ile İslam’ı tanımadığı için sözde İslam’a ama aslen Allah’a hainlik edenlerdir.

İman insanı en derin çukurlardan çıkaran, dipsiz karanlıklardan aydınlıklara eriştiren en büyük nimettir. En büyük şefaatçi Kur’an bunu bildirmekte, Peygamber bunu söylemektedir. Namazın, kurbanın, orucun, haccın, zekâtın kazası, kefareti vardır. Ahlakın, salih amelin kazası vardır. Ama imanın kazası yoktur. Ve kabirde, ahirette, mizanda ilk sorulacak şey imandır.

İmana karşı kusur işlemek bu nedenle ahmaklık ve insafsızlıktır. En başta bu haksızlık Rabbimize karşıdır ki tüm kullar fıtratta söz vermiş, her rekatta da Fatiha ile bu sözü tekrarlamaktadır.

Bu müslüman olarak kalmayla yetinenler nedeniyle şeytan sokaklarda, ekranlarda, gazetelerde kol gezmekte, internette cirit atmakta, tüm bilimsel ve sanatsal ortamlarda baş göstermektedir. Yapılanlar ne halka, ne Hakk’a hizmettir. Yapılan şeytana hizmet, siyona hizmet, şirke hizmettir.

İman şeytanın en korkulu rüyasıdır ve imana sahip olanlar korunurlar.

İblis, insanlara sağdan yaklaşarak (dini kullanarak) iman yerine başkaca şeyleri koyar veya imanı sulandırır veya en azından tartışılır hale getirir ki iman kalbe tam yerleşemesin.

Oysa kim ne derse desin, kim ne yeminler etse de, müftüler fetva da verseler hakikat Kur’an’da ve kalplerdedir.

Kalbine, Kur’an’a kulak verenin günü de gecesi de bahtiyardır. Kanması, kandırılması mümkün olmayan bu grup esenliğe kavuşanlardan olacaktır inşallah.

İmanı sözde, azıcık, kıyısından yaşamaya çalışanlar ise yazık ki hesap verecek ve ibadet, ahlak ve amelleri onları kurtaramayacaktır.

Bazıları iman esaslarına ameli dahil etmeye çalışırken şuna dikkat etmelidir; iman ameli kapsamaz. Amel ayrı bir şeydir, gereklidir, önemlidir ama imanın parçası değildir. Dolayısıyla kişinin yaptıkları imanın göstergesi olamaz. İman kalplerdeki koyu karanlık ve pislikleri temizleyen ilaçtır, şifadır, çaredir.

Kimsenin imana karşı kusur işleme hak ve hukuku yoktur. Çünkü imanın sahibi Allah’tır. Allah, imanı kalplerde yaşamayı, imana göre yaşamayı, iblisle mücadele etmeyi emretmiştir.

Yüce Allah, kendisine, ahirete, kitaplarına, peygamberlerine, meleklerine, kader ve kazaya imanı emretmekle bütün ilahi sistemin muazzam ahengine saygılı ve boynu bükük olmayı emretmiştir. Büyüklenen, kibirlenen, bu emir ve yasakları hafife alanların sonu bu yüzden karanlıktır. Çünkü haksızlık yapılan bizatihi Rabbimizdir ve cezası elbet olacaktır.

Rabbim Müslüman kullarına, mü’min olmayı istemeyi nasip etsin.
Amin!

İmana karşı kusur işlemek

Bu yazıyı okudunuz mu?

İMAN YOLU

İman yolu

İman yolu Allah’a uzanan dosdoğru yoldur ki kıyılarında esenlik ve huzur çiçekleri, gönül pınarları, hasret ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir