Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / İmanı bozan şeyler
imanilmihali.com
İmanı bozan şeyler

İmanı bozan şeyler

İmanı bozan şeyler

İmanı veren ve bilen sadece Allah’tır ve iman kulun ecele dek muhafaza etmesi gereken en değerli hazinesidir. İman bu nedenle tafsili ve tahkiki olmalı, ibadet, salih amel ve ahlakla takviye edilmeli, Kur’an ve tefekkür ile beslenmelidir.

İman; sadece Allah’a inanmak, güvenmek, sevmek, yönelmek, teslim olmak, sığınmak, sadece Allah’ı kafi bulmak, tanımak, anlamak, sınavı idrak etmek, ayetleri görebilmek, berzahı aralamaktır.

İman kalbidir, kalpten akla, uzuvlara, organlara uzanan içsel ve manevi hazdır. Yaşamı güzel kılan, hayata anlam katan, fıtratı unutturmayan, sınavı canlı tutan hep imandır.

Bu kıymetli ve vazgeçilmez armağan, Yüce Allah’ın ruhundan üflediği insana lutfudur ve iman, Allah’ın ahdi gereği, şeytanın hamlelerine karşı kulu koruyandır.

Bu nedenle iman ecele dek bozulmadan, eksilmeden korunması gerekendir.

Lakin bu kolay değildir. Şeytan ısrarcı ve aldatıcı, insan zalim ve nankör, dünya süsleri cezbedici, para, makam ve şehvetler yoldan çıkarıcı, şehvetler davet edicidir.

İman bireysel olsa da, iman ile tesis edilen kardeşlikler, tüm toplumu ayakta tutan, iyiliği egemen kılan, yaşamı güzelleştiren, ilahi nizamı güçlü kılan en kudretli bağdır. Yani bir kulun imanı muhafaza için göstereceği gayret aynı zamanda topluma olan katkısıdır, Kur’an ile bildirilen ilahi hedefe giden yolda atılan bir adımdır.

İblislerin gayesi de işte her bir kulu tek tek kandırarak, kalplerdeki imanı şeytanlık ve heveslerle değiştirmek, imansız bir toplum yaratmak, imanı sözde bırakmak, iman kardeşliğini yerle bir ederek Allah’ın dinini parçalamaktır.

Kulun imanını muhafazaya gayreti ise iman kardeşliğinin ve dolayısıyla ihsan ve fıtrat üzere yaşamın, kötülüğün hapsedilmesinin teminatıdır.

İman bu nedenle şeytanların en büyük hedefidir ve adeta imanlı kulların kalplerinden çalınan imanlar, şeytanların beslenmek ve güçlenmek için yemek zorunda oldukları çiçek özü gibidir. Çünkü kötülük cephesinin güçlenmesi ancak iyilik cephesinin çökmesi ile mümkündür ve imanı çökertmek şeytanların tek gayesidir.

Tüm aldatışlar, kışkırtmalar, cezbetmeler, yasak ve pis yollara sevk edişler, tüm vesveseler hep bu imanı çökertmek içindir. Çünkü şer cephesi cehennemliktir, lanetlenmiştir ve akibeti sonsuz azap olarak bellidir. İman cephesinin de kendileri gibi imansızlaşmasındaki gayeleri, Allah’ın o çok sevdiği ve güvendiği insana duyduğu itimadı boşa çıkarmak ve verdiği emaneti yanlış ellere teslim ettiğini ispat etmek, bu sayede de kendilerini de ateşten kurtarmak ve kurulu ilahi düzeni şeytani bakaca düzenlerle değiştirmektir.

Bu derin idrak, daha besmelenin manasını bilmeyen bir topluma elbette çok bir şey ifade etmeyecektir ama hakikat budur ve sayıları her geçen gün artan imansızlar cephesi, ahir zamanda şeytanın elini güçlendiren ve umutlandıran hallerdir.

Oysa Allah’ın vaadi haktır ve O, kendisinin ve Peygamberinin galip geleceğini, kafirler istemese de nurunu tamamlayacağını bildirendir. Bu da demektir ki iman kazanacak ve şer kaybedecektir.

Bu vaad insanlara çok değerli bir gaybi ipucudur ki imanı elde tutan azınlığın bahtiyar olacağını, şer cephesine katılanların helak olacağını anlatır. Fakat insan idrakten yoksundur ve akıl nimetini kullanmaktan da imtina etmektedir.

Ayetler, cehennemin ağzına dek dolacağını, iblisin çoğu insan hakkında haklı çıkacağını, insanların çoğunun azacağını ve çoğusunun da imanlarına şirk karıştıracaklarını duyurduğu halde insan amansız ve anlamsız bir vaziyette imansızlık uçurumlarına sürüklenmektedir.

Şefaat ile, Rahmet eseri olarak, kılınan namazlarla saadete ereceğini sanan gafil insan cehaletini sürdürürken, Kur’an ile uyanmayı dahi istememekte, düşünmemektedir.

İman hedeftedir, muhafaza edilmelidir ama şeytanın gayreti ve modern zamanların etkisiyle bozulmaktadır. Sonuç ise imansız, ruhsuz, makineleşen, paraya tapan, kişilere kulluk eden, dünyevi zevklerle yetinen bir insanlıktır ve kan ve gözyaşı tüm dünyaya hakimdir.

İman kardeşliği sadece İslam alemi için değil tüm dünya için şarttır ve İslam’ı tanımak ve dine girmek isteyenlere de kötü örnek olanlar sadece kendilerine değil tüm fıtrata ve insanlığa zulmetmektedir. Kur’an’dan habersiz dünya ise müslümanlara bakarak karar vermekte ve İslam’ı Kur’an’da aramamakla sonsuz bir nimetten mahrum kalmaktadır.

İmanı elde tutmak şarttır ve bunun için bozan milyonlarca hal, tuzak ve hileleri öğrenmek ve korunmak lazım gelir ki imanı bozan şeylere şunlar örnektir;

1. Kur’an ile olan irtibatı kesmek, zayıflatmak.

2. Zikir ve tefekkürü unutmak, maneviyatı maddiyata ezdirmek,

3. Dua, sabır ve şükrü terk etmek.

4. İyilikleri terk etmek, servet biriktirmeyi ve bencilliği tercih etmek.

5. Hz. Peygamberin örnek ahlakını değil de kıyafet ve sakalını örnek almak.

6. Paraya, kişilere mahkum ve mecbur hissetmek.

7. Aracı ve şefaatçiler edinmek, rızkı, nimeti ve medeti kişilerden beklemek.

8. Huşu ve samimiyeti kaybetmek, yalan ve iftirayı silah olarak kullanmak.

9. Ahlakı, mutlak olan yerine, kabul gören beşeri ahlakla değiştirmek.

10. İyilik yapmayı yeterli bularak, kötülükten sakınmayı ve şerle mücadeleyi terk etmek.

11. Allah’tan umut kesmek, iman kardeşliğinden yana olmamak.

12. Dünya mal ve süslerine aşırı düşkünlük etmek.

Bu yazılanları sayısız kez çoğaltmak mümkündür ve şeytan dört yandan yaklaşan, kandıran ve aldatandır. Yani mesele namazı veya orucu bozan şeyler değil, imanı bozan şeylerdir ve içinde iman olmayan hiçbir şeyin din adına kıymeti yoktur.

Bu husus çok iyi anlaşılmalıdır ki iman kula kime ve neden ibadet ve kulluk edilmesi gerektiğini anlatandır. İman yoksa ibadet ve kulluk hedeften kayar ve erdirici olmaktan uzaklaşır, beyhude ve şeytani istikametlere, şekilciliğe kayar.

Bugünün İslam’ı, hala on dört asır sonra orucu bozan şeylerle uğraşmakta, tesettürü takva ve namus için yeterli görmekte, ibadetle yetinerek cennetlere gideceğini sanmaktadır. Bugünkü İslam imandan çok ama çok uzaktır.

İman olmadan tüm amel, ibadet ve ahlaklar güdüktür, İslam sunidir, inançlar sahte ve batıldır.

İmanı bozan şeyleri çok iyi bilmek ve imana düşman olanlardan, imansızlık mekanlarından uzaklaşmak lazım gelendir.

Yoksa akibet kararacak, şeytan kandıracak ve nihayet kaybedenlerden olunacaktır.

İman bu yüzden Allah’tan dilenmesi, kalpte yaşatılması ve ecele dek muhafaza edilmesi gerekendir.

İslam ve iman aynı şey değildir ve iman yoksa İslam’da yoktur. Çünkü iman İslam’ın abdestidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir