Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İmanı paraya değişmek
imanilmihali.com
İmanı paraya değişmek

İmanı paraya değişmek

İmanı paraya değişmek

İman, sadece Yüce Allah’a inanmak, teslim olmak ve güvenmek, sadece O’na ibadet ve kulluk etmektir. Bu haliyle iman, din adına olan her şeyin anası ve atasıdır. yani iman yoksa tüm ibadet, amel, söz ve ahlaklar beyhudedir, değersizdir, erdirici değildir.

İman sahiplerinin adı mü’min, dine girmiş ama iman kalplerine yerleşmemiş olanların adı müslümandır. Cennetlerse sadece iman edenler içindir ve Allah sadece iman edenelrin dostudur.

İman, ahir zamanda çok daha kıymetli ve mühimdir ki şeytan ve soyu amansız vzaiyette kandırmaya devam etmekte, münafık ve müşrikler akıllara durgunluk veren ihanetlere akıl almaz hilelerle müracat etmektedir.

Para, şeytanın modern zaman silahıdır ve önce paraya esir edilenler, şimdilerde para için Allah’tan dahi (haşa) vazgeçmektedir. Ahireti çoktan unutan bu gafiller, dünya hayatını da para hevesleri ile çöplüğe çevirmeye azimlidir.

Şeytana, kişilere, varlıklara, makamlara, lükse, mala, endüstriye tapmanın ardında hep para vardır ve parayı ilahlaştırmak becerisi şeytanın işini gayet kolaylaştırmıştır.

Kullar, parasız hayat düşünememekle tevekkülden uzaklaşmış, rızkı ve hakkı savunmak yerine zulümleri sessiz kalmayı tercih etmiş, dilenmeyi sanata çevirmiş, çalışmak yerine birilerinden beklemeye alışmış, alıştırılmıştır.

Bunlar ise Kur’an’ın, çalışmak, güvenmek, harama uzanmamak, haksız ve ehliyetsiz olana el atmamak, niyet ve gayretten sonra sonucu Allah’a bırakmak emirlerine zinhar karşıdır. Yine bunlar, ahiret hesabının korkusunu ecel veya parasızlıkla eşitleyen batıl hallerdir ki halen milyonlarca insan ölümden korkmakta, ecelin hikmetini ve servüneni anlamaktan uzak yaşamaktadır.

Allah’a imanı zedeleyen, ahiret bilincini sekteye uğratan bu para saplantısı fenomen halinde kalplere konuk olurken şeytanlar o para sevdalılarını lüks ve israfa dolayısıyla harama, alın terinin karşılığını vermemeye, zehkatta cimriliğe, yardım ve paylaşmada boş vericiliğe sevk ederek tüm dengeleri de alt üst etmektedir. İş bununla da kalmaz bu para tutkusu kula hırsızlıktan kamu talanına kadar pek çok şeyi yaptırır ve bahane hazırdır; ölsem daha mı iyi? Ama bu sorunun cevabı maalesef onlarınkinden farklıdır ve evet o kul ölse daha iyidir!

Devletten haksız yere alınan ihale ve maaşları sırf meşru diye hak sayanlar, adaleti mahkemelerin verdiği kararlarla eş tutanlar anlamalıdır ki mutlak hak ve adalet Kur’an’dadır ve örflerin, geleneklerin adalet ve ahlakı Kur’an ile bir değilse ki öyledir nefiledir, boştur.

Kamu malına el atan sahabeleri (bir tek yelek aldığı için) hem de cihat erlerini cehennemlik olarak tanıtan Peygamberin neslinin geldiği bu şeytani vaziyet İslam’ın göz yaşıdır, kahrıdır.

Bugünse hırsızlık normal, hile kurnazlık, adaletten kaçmak beceri, zenginlik bileklerin hakkı olarak görülmekte ve şeytanlar sokaklarda, ekranlarda cirit atmaktadır.

Oysa servet biriktirmek zaten haram, servete haram katmak zinhar haramdır. Dahası o servetteki muhtaçların hakkını muhtaçlara teslim etmemek de haramdır. O paraya erişmek adına yaşanan rezilliklerin hepsi haram, o servetle sahnelenen şaşalı yaşamlar haram, tesettür için verilen milyarlarca lira dahil altın kaplamalı kadehlerin tümü haramdır. O serveti sağlayan işçinin alın terinin karşılığını vermemek de haram, vergiden düşerek şirket adına ailesine pahalı arabalar satın almak da haramdır. Yani para tutkusu başlı başına haramdır, şeytanidir.

Ama şeytanlar buna da bir bidat geliştirmişlerdir; “Dinde zenginleşmek yasak değildir”. Doğrudur helal ve hakolmak üzere, doğru şekilde harcanmak şartıyla, hak yememek ve adil olmak şartıyla, ehliyetli ve liyakatli olunmak şartıyla servetler haram değildir ama biriktirmek haramdır.

Peygamberimizin nedense yoksullarla oturup kalktığını, eceli esnasında bir tek kuruşunun olmadığını ısrarla saklayan bu zebaniler, kendi ecelleri ile geriye dağlar kadar servetler bırakırken, evlerinin etrafına yoksulları görmemek için kalın duvarlar örürler.

Sırf deniz kıyısındaki milyon dolarlık yalılarının bahçesindeki köpeklerine yoksulların bir hayat boyu alacağı maaş kadar servet ödeyenler bu zenginliğin aynısını ahirette de bulacakları umuduyla nafile bir hayat yaşarlar. Hatta bunlar milyon dolarlık yatlarına benzin alırken vergi dahi vermezler.

Acıdır ki yoksullar kendi hallerine sabrederken hak aramayı ve zulme feryadı asla düşünmezler.

Bunun yerine el açmayı, dilenmeyi tercih ederler.

Ve bunun bir karşılığı elbet olacaktır.

Çünkü Allah, helali emreden, hakkın sahibine dönmesini arzulayan, zulümle savaşmayı emreden, adaletin ilk kaide yapandır. Merhameti emreden Allah, sınırı zulme çarpana kadar diye belirlemiş ve o andan itibaren cihadı emretmiştir. Oysa İslama lemi petrol krallarının saraylardaki altın kadehli düğünlerini ağzı açık izlemekten başka bir şey yapmamaktadır.

Estetik ameliyatlara dört kişilik bir ailenin bir ömür yiyeceğinden fazla servet harcayanlar, genç kalmak umuduyla, ihityarlayıp olgunlaşmayı değil, şaşalı hayatı dilemekle de isyandadır.

Teberrucun anlamını dahi bilmeyen İslam alemi, bakımlı olmayı temiz olmakla karıştırmakta, yamalı ama temiz giyinmenin o pahalı kıyafetlerden çok daha fazla takvaya yakın olduğunu unutmaktadır.

Bir ekmek çalmaktan sakınanların sayısız hırsızı alkışlaması ise anlaşılır değildir ki tecavüzcüler, hortumcular, mafyalar, karaborsacılar, tefeciler ortalıkta cirit atarken diyanetin bunlara ait bir tek fetvası dahi yoktur. Bu bile halkı uyandırmaya maalesef yetmemektedir.

Para geçici dünya hayatının geçimliğidir. Hepsi bu kadardır. Cimrilik de, aşırı cömertlik de yasaktır. Ama bu biriktirmeye sebep değildir. Mazeret yoktur, istisna yoktur.

Paraya tapan şeytanlara tabi olanların durumu aynen onlar gibidir ve hakkını aramaktan imtina edenelrin hak alacağı asla olmayacaktır. Hak alacağı sadece hakkının yendiğini feryad edenler ve hakkını helal etmeyenler içindir.

Kaldı ki haksızlıkla paraya kavuşanlar o parada hakkı olan tüm kamunun hakkını yemekle büyük bir günaha da imza atmaktadır.

Servetle şımarmak ise Kur’an’ın en büyük yasaklarındandır ve büyüklenmeye, aşağılamaya, kibirlenmeye ve nihayet işi ezmeye-zulmetmeye vardırır.

Paraya tapmak modern zamanın şirk manzumesidir ve şirk afsızlığa mahkum tek suçtur.

Mü’min parayı geçinme zasıtasından ibaret gören, helal lokma ğpeşinde olan, az ile yetinen, tevazu ile yaşayan, bolca sabreden ve şükredendir.

Paraya ilah diye tapanlar ise cehennemin en dibinde şeytana komşudur ve orada ilelebet kalacaklardır.

Kulları paraya mahkum edenler içinse ceza iki mislidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir