Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İmanın anatomisi
imanilmihali.com
İmanın anatomisi

İmanın anatomisi

İmanın anatomisi

İmanın anatomisi ile maksadımız imanın gerekleri, yapı taşları ve omurgası hakkında mü’minlere bilgi vermek, imanın vazgeçilmezlerini hatırlatmak ve yanlış sevdalara kapılıp imanı zayıflatan, zedeleyen ve hatta terk eden kullara iman lezzetini yeniden sunabilmektir.

Burada yazılı olanlar acizane kendi görüşümüzdür ve doğrusunu elbet sadece Allah bilir. Kula düşen bu yazılanları kalp ve akıl süzgecinden geçirerek Kur’an’a müracat etmek ve imana sarılmak, kalbe danışmaktır.

  • Allah’tan başka ilah yoktur.

İmanın ilk şartı ve olmazsa olmazı sadece Allah diyebilmek ve O’ndan başkasına yaratış ve yönetimde paye vermemek, eş, ortak, evlat tanımamaktır. İlahi sisteme yakıştırılan herhangi bir hiyerarşi bile kudretin ve mülkün tek ve gerçek sahibi Yüce Allah’ın hakkına riayetsizliktir.

  • Mülk, kudret ve ilim sadece Allah’ındır

Olan ve olacak, başa gelen ve gelmeyen, gizli ve açık olan, akılla bulunabilen ve bulunamayan, keşfedilen ve hala sır olarak kalan her şeyin ilmi, kudreti sadece Allah’tadır ve O tüm mal ve mülkün tek ve gerçek sahibidir. Yaratılmışların tamamını tek başına yaratan O’dur. Gerçek veli, sahip ve Malik sadece O’dur. Bizlere nimet ve rızık olarak verilenler de, bileğimizin hakkıyla kazandığımızı düşündüğümüz mal ve servetler de, evlat ve saltanatlar da Yüce Allah’ın lutfu ve dilemesi iledir.

  • Allah hayatı ve ölümü kimin daha iyi iş göreceğini bilmek için yaratmıştır

Hayat ve ecel sınav gereğidir. Fıtrat yani yaratılış hangimizin daha iyi ve güzel işler yapacağını görmek için konmuş ilahi bir denemedir. Fani hayatın ardından yaşanacak baki hayattaki yerlerimiz de akibetimiz de bu dünyadaki hallerimize göre belirlenecektir. Yoksa tüm bu kainat, bedenler, güzellikler süs ve oyun olsun diye yaratılmamıştır.

  • İman Allaha güvenmek ve inanmaktır

İman, sadece Allah’a tam inanmak ve güvenmektir ki tam olmayan, başkalarına da pay ayıran, güvenmeyen imanlar gerçek iman değildir. İman, yaşamın ilk şartı, sınavın ilk ve tek doğru cevabıdır ki tevhidin, nurun, esenliğin kaynağı sadece imandır. Kul imanı tam olduktan sonra ameli noksan olsa da inşallah cennetlere vasıl olacaktır. Ancak ibadeti tamam fakat imanı noksanlar için akibet pek parlak değildir çünkü içinde iman olmayan ibadetin kime ve neden yapıldığı asla bilinemez, şaibelidir.

  • İnsan; iman, ibadet ve kulluk için yaratılmıştır

İnsan, iman etmekle, imanla yaşamakla ve imanla ölmekle mükelleftir. İbadet ve kulluk isteği ve ameli imanın gereğidir, olmak zorundadır. İnsan dünyaya zengin olmak, büyüklenmek, makamlarda saltanat sürmek için değil tevazu ile dürüst yaşamak, kendisine, etrafına ve Allah’a yardım etmek için yaratılmıştır.

  • Duası olmayan kul değeri olmayandır

Dua, ibadetin özü ve acizliği itirafın lisanıdır ki Allah katında en kıymetliler dua ile Rabbine yönelebilen, büyüklenmeyen, kibirden sıyrılan ve kazandıklarını kendisinden değil de Rabbinin cömertliğinden bilenlerdir.

  • İman fıtrattaki misaka sadakattir

Tüm insanlar fıtratta misak vermiş, sadece Allah’a sadık kalacağına dair yemin etmiştir. İman bu yemine bağlı kalabilme sınavının adıdır. Fatiha suresi ile her rekatta tekrarlanan bu ahid, yaşamın gayesi ve imanın nefes alışıdır.

  • Fatiha ahdimizdir

Fatiha suresi Kur’an’ın kapısı, insanın fıtri misak da verdiği ahdin tekrarlanışı, imanı hatırlayışı ve şeytana meydan okuyuşudur.

  • İmanı veren ve bilen sadece Allah’tır

İmanı veren, imanı bilen, imanın kimde ne kadar olduğunu bilen sadece Allah’tır ki ibadetin, dinin noksanı görülebilir, amelin noksanı teşhis edilebilir ama niyet ve iman bilinemez, görülemez. Kalplerde filizlenen bu güzellikleri gören sadece Allah’tır ki melekler dahi şahitliklerini sadece söz ve davranışlara dair yaparlar, niyetleri onlar bile bilemezler.

  • Takva sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir

İmanı bilen sadece Allah olduğu içindir ki takva yani Allah’ın sınırlarına uyma derecesi sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir bu dünyada değil. Bu dünyada dindarlık yarışına girenler dincidir, sahtekardır, Allah’ın hak ve nüfusuna riayetsizlik eden şarlatanlardır.

  • İki çeşit insan vardır iman eden ve etmeyen

Kur’an insanları iman eden ve etmeyen diye ikiye ayırır ki bunun istisnası yoktur. Millet, ümmet, sınır, bayrak, din ayrımları toplumsal tasniflerdir. Cennetlere sadece iman edenler girecektir. Bu tanzimde ise milliyet, servet, makam,  lisan ve cinsiyetlerin, dinlerin değil imanların kıymeti belirleyici olacaktır.

  • İman kardeşliği en yücedir

İman edenlerle iman etmeyenlerden müteşekkil dünyada imanlıların kardeşliğinin adı “iman kardeşliği”dir ki Kur’an bunu över ve emreder. Çünkü küfür tek bir cephe, iman tek bir cephedir. Sınav bunlardan hangisinde yer aldığımız ve doğru tarafta olup olmadığımızdır.

  • İçinde iman olmayan hiçbir amel, niyet ve söz değer taşımaz

İman bu denli kıymetli bir hazine ve dinde ilk adımdır ki tüm amel, niyet, ibadet ve sözler imana yaslanmak mecburiyetindedir. İçinde iman olmayan tüm ahlak, iyilik, secde ve tasarruflar hobi veya spordan ibarettir.

  • Allah iman edenlerin dostudur

Yüce Allah’ın rızası ve dostluğu mü’min için ilk rıza ve vazgeçilmezdir ki esenlik ancak bu sayede mümkündür. Bu nednele insanın ilk hedef ve gayesi iman etmek, imanı elde tutmaya gayret etmek olmalıdır.

  • Yüce Allah dışında her şey fanidir

Tüm dünya süs ve eğlenceleri fanidir, ölümlüdür, geçicidir. Baki olan ise sadece Allah’tır. Dünya, kainat, melekler dahi ölecek ancak ve sadece Yüce Allah kalacaktır. O halde bu değersiz ve fani şeyler için nefes ve ömür tüketmek yerine baki olanlara yönelmek ve sonsuz hayat yani ahiret için yaşamak doğru olandır.

  • Din, mülk ve kudret Allah’ındır

Din adına hüküm koyma yetkisi sadece Allah’tadır ki peygamberlerin bile böyle bir yetkisi yoktur, olamaz. Çünkü tüm peygamber ve kitaplar, tüm varlık ve oluşlar, tüm kural ve kaideler O’nundur, O’nun dilemesi iledir. Helal ve haram belirleme yetkisi de (tahrim) sadece Allah’ındır. Ruhu, gaybı bilen sadece O’dur.

  • Şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir

Şefaat sadece Allah’a aittir. Diğer tüm aracı, şefaatçi arayışları beyhudedir. Kur’an ve Hz. Peygamber inşallah bizler için şefaat dilenecektir lakin bu şefaate mazhar olabilmenin şartı Allah’a, Kur’an’a, Hz. Peygambere sadık kalmak, kalabilmektir.

  • Allah’ın razı olmadığı kula kimse şefaat edemez

Şefaatin ilk ve tek kuralı o kuldan Yüce Allah’ın razı olmasıdır ki bu şefaat eden için de edilen için de geçerlidir. Dolayısıyla buradan çıkarılacak sonuç imanlı ve dindar kulların bu lezzete varacağı, şirk ve şeytanlarla küfre yelken açanların asla o affa layık olamayacaklarıdır.

  • İman etmeden kimse cennete giremez

Cennetlere er ya da geç girebilmenin tek şartı imandır. İman olmadan cehennem cezası bitmeyecek, müşriklerle münafıklar oradan asla çıkamayacaktır. Kafirler bir süre sonra çıkacaksa da iman lezzeti tadılmadan cennetler imansızlara haramdır.

  • Ecel veya mucize halinde zorunlu iman kar etmez

Mucizeler görüldükten, ecel melekleri kendisini gösterdikten, can boğaza dayandıktan, kıyamet kopmaya başladıktan sonra edilen imanın kıymeti yoktur. Bunun adı firavun imanıdır ki peşinden amel ve ispat gelmeyeceği için kıymetsizdir. Doğrusunu Allah bilir lakin kula düşen vakit varken, gençken, çok geç değilken iman etmektir.

  • Esef halinde bile iman şarttır

En derin üzüntü, korku ve çaresizlik anlarında bile iman etmek, imana sarılmak gerekir ki bu hallerde muhafaza edilen imanın kıymeti ziyadesiyle büyüktür.

  • Kur’an son ilahi kitaptır.

Kur’an son ilahi kitap olup Allah kelamıdır, tartışılmaz tek dini kaynak ve İslam’ın tek kaynağıdır.

  • Kuranı anlayarak okumak her müslümana farzdır

En büyük nimetlerden olan Kur’an’ı anlamadan okumak sırtında kutsal kitap taşıyan eşeklere özenmektir. Kur’an manadan ibarettir, ilkeler kitabıdır. Anlaşılmadan okunan Kur’an ise bunları veremez ve bu şekilde sırf dua veya sevap için okumak Allah’a haksızlıktır. Buna tevessül edenler ise Kur’an’ın şefaatinden yararlanamayacak olanlardır.

  • Kuran manadan ibaret ilkeler bütünüdür

Kur’an ve getirdiği İslam kişiler veya zamanlar dini değil ilkeler dinidir, evrenseldir. İmanı ve tevhidi öneren, şer ve şeytanları yeren, doğruluk ve iyiliği öne çıkaran Kur’an anlaşılarak okunmalıdır ki iman tazelensin, köklensin, kalıcı ve güçlü olabilsin.

  • Hz. Peygamberden sonra peygamber gelmeyecektir

Hz. Peygamber, dinin elçisi, Kur’an’ın gönlüne indirilen kişisi ve örnek ahlak sahibidir. O son resul ve nebidir ki O’ndan sonra peygamber gelmeyecektir. Çünkü İslam tamam olmuştur, Allah dilemedikçe başka din, kitaop ve peygamber gelmeyecektir.

  • Tüm peygamberlerin ortak mesajı iman, namaz ve zekattır

Tüm peygamberlerin üç mesajı ortaktır ve bunların ilki iman, ikincisi namaz yani ibadet ve kulluk, üçüncüsü zekat yani infaktır. Ahlak, salih amel gibi hasletler bunların içinde saklıdır.

  • İslam insanlığın tek, baki evrensel dinidir

İslam, Kur’an dinidir, sondur, gerçek ve durudur, hak dindir. Evrenseldir, zaman ve coğrafyalar üstüdür.

  • İslam, huzur barış esenlik ve sadece Allaha teslimiyettir

İslam terör veya çatışma dini değil huzur ve esenlik dinidir. İslam hurafeler ve rivayetler dini değil hak dindir. İslam kişiler ve tarikatler dini değil mana ve ilkeler dinidir. İslam ona buna değil veya aynı anda ona buna değil sadece Allah’a teslimiyettir, barış ve huzur demektir.

  • Nasuh olmayan tevbe makbul değildir

Tevbe en büyük hikmet ve rahmetlerdendir ki bunun tek şartı gönülden pişmanlıkla, gözyaşlarıyla yapılması ve tekrarlanmamasına dair söz verilmesidir.

  • Nefis terbiye edilmezse kötülüğü emreder

nefis kötülüğü emreden güdü ve içsel istek ve arzulardır. Terbiye edilmediği sürece nefis kötülüğü emreder ki kulun duası nefsini temizlemesi için Yüce Allah’a yakarışıdır ve nefsini terbiyeye çalışmayan kul elbet bir zaman dünya, nefis veya şeytan putlarına teslim olur.

  • Ruh, beden, nefes ve akıl insana emanettir

Ruh ve beden, akıl ve şuur velhasıl nimet olarak bizlere bahşedilen her şey aslen bir emanettir, gerçek sahibine geri dönecektir. Onlara iyi bakmak, terbiye etmek, faydalı işlerde kullanmak boynumuzun borcudur.

  • Her nefis ölümü tadacaktır

Fani herşey yok olacak ve herkes elbet bir gün ölecektir. Herkesin kendi eceli kendi kıyametidir.

  • Ahiret, hesap ve helalleşme haktır, yaşanacaktır

Ahiret de, ahirette hesaplaşma da haktır, yaşanacaktır ki bunun ilk adımı helalleşmedir. Yani önce bu dünyada yenen haklar ödenecek, yapılan zulüm ve haksızlıkların bedeli ödenecek, tartıya sonra girilecektir. Durum vahim, azap fenadır.

  • Ameller niyetlere göredir

Ameliniz ne kadar şaşalı veya gösterişli olsa da içindeki niyet nuru parlamıyorsa sahtedir, nafiledir. İçinde Allah rızası aramak olmayan niyet beyhudedir, fanidir. Kağıt para gibi içinde iman silüeti olmayan inanç iman değildir, sahtedir. Şirk kokan bu hallerden elde edilecek hasıla da ancak yaranmak istenen kişi veya varlığın verebileceği kadardır ve sadece bu dünyaya aittir. Allah rızasına yönelen niyet ise bakidir, hem dünyada hem ahirette sahibine güzellikler sunar.

  • Nimetlerden mutlaka sorulacaksınız

Bahşedilen nimetlerin tamamından sorulacağız ki en büyük nimet nefes, iman, Kur’an ve müslüman olmaktır. Tüm rızıklar, sağlık ve esenlikler, mal ve servetler, evlat ve soylar ve dahi bilinen bilinmeyen tüm nimetlere şükür önemlidir, gereklidir.

  • Şeytan en büyük düşman , aldatan ve en kötü yol göstericidir

Şeytan ve soyu insanın da, dinin de imanın da en büyük düşmanıdır. O aldatır, kandırır, ona uyanlar hem bu dünyada hem ahirette rezil ve rüsva olur.

  • Tüm put ve sahte ilahların ardında şeytan vardır

Allah dışında tüm tapılanların ardında şeytan vardır. Çünkü hak tek batıl çoktur.

  • Şirk üzere ölenler affedilmeyecektir

Allah’a varlık ve yönetimde eş ve ortaklar atamak demek olan şirk bir dindir, tevhid düşmanıdır, şeytanın dinidir. Hak din İslama tabi olmayanlar, iman etmeyenler şirk dinine tabidir ve cehennem ehlidir.

  • Ancak kafirler Allah’tan umut keser

Ahir zaman yaşanırken kötü iden ne varsa sabretmek, kişisel ve toplumsal bazda sebatla direnmek, dua ve şükürle Allah’a el açmak lazım gelendir ki umut kesmek ve kötülüğün yeryüzüne egemen olacağını düşünmek yanlıştır.

  • Küfür tek bir millettir

Şirk, münafıklık, riya, şer, isyan, inkar ve küfür cephesi ortaktır, dayanışma içindedir ve imansızlar cephesini teşkil etmektedir. Bunlarla yemek içmek, oturup kalkmak insanı bir süre sonra onlara benzetir.

  • Cehennemde münafıkların yeri kafirlerden de aşağıdadır

Münafıklık yalandan yemin, riya ve sahtekarlıktır ki inanıyormuş gibi sokulup müminin kalbinde patlayan münafık hançeri karşılığını ebedi cehennem olarak alacak en hain saldırıdır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir