Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İmanın delilleri
imanilmihali.com
İmanın delilleri

İmanın delilleri

İmanın delilleri olarak burada yazılanlar sadece fikir verecek cılızlıktadır ki asıl cevap Yüce Allah’da ve kulun kalbindedir. Bu nedenle kul kendisini hesaba çekebilmeli ve imana yakışır haller sergilemeye gayret etmelidir.

İmanın delilleri

İmanın yokluğuna veya varlığına hükmetmek kulun yetkisinde değildir. Çünkü imanı veren ve bilen sadece Allah’tır. Lakin imanlı olmaya hükmetmeye dair deliller de yok değildir ki kulun niyet, söz ve davranışları bizlere bir fikir verebilir.

Asıl cevap ve doğruyu sadece kulun kendisi ve Yüce Allah bilir ki kulun kendisi bile çoğu zaman tevhid peşinde imanla koşuyorum zannederken şirk bataklığında boğulduğunun farkında bile değildir.

Çünkü iman nefsin, malın, makamın, dünya süsünün, ibadetin, ahlakın oyuncağı veya eseri değil aksine kalpte doğan ve yeşillenen bir Allah sevgi ve korkusudur. Bu sevgi ve korkunun yanına birilerine yaranmak hissi, riya ve gösteriş, yalan ve büyüklenme yanaştığı anda veya aracı, şefaatçi arandığı anda, nihayet Allah rızası dışında bir şey arzu edildiği anda imandan uzaklaşılmış ve şirke yelken açılmış olur.

  • Sadece Allah diyebilmek

Kulun ağzıyla değil tüm kalbiyle Allah demesi, yüzündeki nurdan, elinden çıkan hayır ve infaktan, tevazu ve hoşgörüsünden kendisini belli eder ki bu kul başkalarına yaranmak için veya başkalarından medet ummak için çaba ve uğraşlara girmez, sadece Allah’a yönelir ve sadece O’ndan bekler.

  • Yalnız Allah’tan korkmak

Tüm fani korkular küfür cephesinin tuzağı, algısı ve aldatmacasıdır ki gerçek korku mahşerde huzurda mahçup olmak, endişe ile şefaat beklemek ve azaplara atılmak korkusudur. Bunun dışındaki tüm korkular fanidir, geçicidir, devası olandır. Lakin Allah rızasını kaybetmenin ve hesap verememenin korkusu kalıcı olandır, vebali olandır.

  • Yalnız Allah’ı sevmek

Güzeli sevmek, eşi, evladı sevmek haktır, mübahtır hatta istenendir. Lakin aşkların gerçeği, nihayeti ve kalıcı olanı Allah’a duyulan gönülde filizlenen aşktır ki bu ilahi aşk sabır ve gücü, bereket ve teslimiyeti beraberinde getirir.

  • Allah rızasını esas almak

Tüm fani telaş ve meşgaleler oyundur, aldatıcıdır, tüm heves ve arzular fani, tüm hedef ve gayeler beşeridir. Fani olan, akibeti belirleyecek olan sadece Allah rızasıdır ki imanın da, ibadetin  de, salih amel ve ahlakın da gayesi bu rızaya mazhar olabilmektir. Bu rızaya erişenler içinse korku ve tasa, azap ve endişe yoktur. O halde beşeri galibiyetler yerine bu rıza için yaşamak insanlık erdemidir.

  • Allah’a güvenmek

İman, sadece inanmak ve sevmek değil aynı zamanda ve daha fazlasıyla Allah’a güvenmek demektir. Tevekkül denen bu lezzet kulu müsibet ve belalarda sabra ulaştıran, bolluk ve berekette şükürle buluşturan nefasettir ki yarını, akibeti sağlamlaştıran kenara konan üç kuruş değil Allah’tır.

  • İmanı tanımak ve anlamak

İmanı Allah’a duyulan sevgi ve saygı, tam teslimiyet ve güvenmek olarak telaffuz etmeyen tüm tanımlar yanlış veya noksandır ki imanı tanımak, tevhide yürümek müslümanın sadece lehine olan bir şey değil aynı zamanda boyun borcudur. İmanı tam tanımamak ise kulu farkında olmadan şirke sürükler ki emevi zihniyetinin asırlardır yaptığı da budur yani tevhidi tanıtmak ama şirki saklamak ve insanları şirk silahı ile vurmak.

  • İman dilemek

İmanı dilediğine, dilediği kadar veren Allah’tır. Kula düşen aman dilemek, dua etmek ve imana sahip olmak için göz yaşıyla yakarmaktır ki imanın bahşedilmesinden sonra değişen idrak ile birlikte kul bu imana sahip çıkmak ve kuvvetlendirmek için de yine ve sadece Allah’a muhtaçtır. Velhasıl imana ait dualar asla bitmez, bitemez.

  • Nefsi temizlemesi için Allah’a yalvarmak

Hz. Yusuf (as) peygamberin dediği gibi kul nefsini temize çıkaramaz ve nefisleri temizleyen sadece Allah’tır. Kamil imanın, has kulluğun ve duru ibadetin özü temiz nefse sahip olmak ancak Allah’ın dilemesiyledir ki kula en başta düşen Allah’a yakarmak ve nefsi terbiyeye çalışmaktır.

  • İmanla yaşayıp imanla ölmeyi dilemek

İmanın muhafazası o denli önemlidir ki ecele kadar elde tutulması gereken bu nimetin en büyük düşmanı şeytanlardır ve onlar hiç olmazsa ecele yakın zamanlarda kullar imansızlığa imza atsın dilerler.

  • İman edilecek konuların tümüne iman etmek

İman etmek kuru kuruya inanmak veya sadece Allah’a iman değildir. Aksine iman, iman edilecek altı esasın tamamına, tahkiki ve tafsili olarak inanmak, ikna olmak, bu imana kalpte yer vermektir. Dahası her bir iman edilecek konu içinde yer alan söz gelimi peygamberlerin tamamına, kitapların tamamına da iman etmek gerekir. Burada dikkat edilecek husus tüm kitap ve peygamberlere iman etmek ancak Kur’an ve Hz. Peygamber hariç diğerlerinin din adına getirdiklerinin ve içinde yazılanların insan aliyle tahrif edildiğini bilerek, tamamının Allah katından olduğuna inanmak lakin ahir zaman için (Kur’an’ın nuzulünden sonra) sadece İslam’a hizmet eden son kitap ve peygamberin muteber olduğunu bilmektir.

  • İbadet, ahlak ve ameli imana yaslamak

İçinde iman olmayan ibadet, ahlak, amel kime ve neden yapıldığından emin olunamayan iyiliklerdir ki bunlar bu durumda spor veya hobiden ibaret olur.

  • Allah’ın sınırlarına uymak

Hududullah denilen bu sınırlar emir ve yasaklara riayetten ibarettir ve tamamı Kur’an’da yazılıdır. İyiye hizmet ve kötülükten sakınarak kötülerle mücadele diye kısaca tanımlanan bu sınırlar iman ve imansızlık arasındaki kırmızı çizgilerdir. Burada en mühim husus kulun işlediği günahların imanla alakası olmadığını bilmek, imansızlıkla hükmedilmeye gerekçe olmadıklarını anlamaktır. Yani günah işleyen de imanlı olabilir, keza günahtan kaçınan birisi de pekala imansız olabilir. Burada bahsedilen Allah’ın Kur’an ile bildirdiği kaide ve nasihatlere uymak arzusudur.

  • Hz. Peygamberin örnek ahlakına özenmek

Yüce Allah’ın da, Kur’an’ın da, Peygamberimizin de ahlakı aynıdır, doğru ve güzel olan İslam ahlakıdır. Allah kullarını da bu ahlaka çağırır.

  • Kur’an’ı anlayarak okumak

İmanın ilk şartı nelere, neden, nasıl iman edileceğini bilmektir ki bunun yazılı olduğu kaynak Allah kelamı Kur’an’dır. Kur’an anlaşılarak okunmadan kimseler (Allah dilemedikçe) iman edemez. Allah kelamını anlayarak okumak bu nedenle her müslümana farzdır. Bunu inkar ise küfrü doğurur ki tevbe ile temizlenmek lazım gelir.

  • Hayır ve hasenatta yarışmak

İmanın en büyük göstergelerinden birisi yeryüzünde bozgunculuktan ziyade barışa, esenlik ve huzura, hayır ve hasenata uğraşmak, kötülük ve şer ile, boş işler ile meşgul olmamaktır. İyilik önce Allah’a, sonra etrafımıza ve nihayet kendimize yaptığımızdır. 

  • Şer ve şirrete karşı koymak

Sadece şerden kaçınmak iman için delil değildir olamaz aksine şer ile mücadele etmek de lazım gelir ki kul Allah dostları safında olduğunu ispat edebilsin.

  • Zulme, haksızlığa bulaşmamak

Zulüm en büyük karanlıktır ve Kur’an’ın savaşı sadece zulümledir. Şirk dahi zulüm olduğu için afsızlığa mahkumdur. Haksızlık ve eziyetler, tevazu ve iman sahiplerini ezip horlamalar, terör ve şiddet belaları, anarşiler, adaletsizlikler hep zulümdür ve hak olana hizmet etmeyen her şey zulüm, hakka hizmet eden her şey rahmanidir.

  • Allah adına adaleti dimdik ayakta tutmak

Adaleti ana baba aleyhine bile olsa dimdik ayakta tutma emrini veren Yüce Allah’tır. O halde kendimiz aleyhine dahi olsa itiraftan, doğru şahitlikten, doğruları söylemekten, gerçeği ortaya çıkarmaktan korkmamak, bilakis buna uğraşmak lazım gelir.

  • Allah yolunda cihad etmek

Allah kendisine yardım edene yardım eder ki kulun bu acizane yardımı Allah katında büyük mükafata adaydır. Çünkü Yüce Allah dilese tüm şer ve pisliği tek bir kelimesiyle ortadan kaldırabilecekken diler ki kulları güçleri nispetinde onlarla mücadele etsin, canını ortaya koyarak kalemle, kılıçla, parayla, sözle, elle Allah’a yardım etsinler, mücadele ve cihad etsinler. Bu halde olanların ise Allah dostu olduğuna şüphe yoktur. Niyet Allah rızası oldukça tüm cihadlar kutsal ve kurtarıcıdır. İçine bir deve üzengisi elde etmek kadar menfaat giren cihad ise nafile ve beyhudedir.

  • Hak ve adaleti egemen kılmak

Yeryüzüne Rahman’ın sistemini, hak ve hukuku, adalet ve barışı, huzur ve esenliği egemen kılmaya gayret etmek imanın en büyük delillerindendir ki açık aramamak, kötü zanda bulunmamakla başlayan bu tarif Allah emri olduğu için şirke sapan ana baba aleyhine şahitlik yapmaya kadar gider. Mü’minin tüm gayesi işte bu Kur’an nizamını dünyaya egemen kılmaktır. Yani kul sadece kendisini değil etrafını, ailesini, toplumunu ve dünyayı da kurtarmak için gayretli olmakla mükelleftir.

  • İman kardeşliğini zedelememek

İmanın büyük ispatlarından birisi de iman edenlerle dost, imanı reddedenlerle mesafeli olmaktır. İmana sataşanlar ile ise düşman olmak lazım gelir.

  • Günahkar ve aciz olduğunu bilmek, büyüklenmemek

Kul acizdir, ufaktır, tevazu ve imanla yaşaması lazım gelendir. Kibir ve hırs ile büyüklenenler ise imanlı olduklarını söylese de ortada büyük bir yanlışlık var demektir. Oysa Allah ezilenleri ezenlerin üzerine çıkarmayı diler. İman edilenler ise çoğu zaman ezilenlerdir.

  • Servet ve makamla şımarmamak

Serveti ve makamları veren Allah’tır ki O diler ki adalet ve Kur’an nizamını kulları kendi elleriyle tesise çalışsın. Kullar bunun hilafına bu servetle şımarıp kendilerini vazgeçilmez görürse, hak yoldan saparsa, büyüklenir ve aşağılamaya başlarsa, en kutsal değerlerle alay etmeye koyulursa imanı da kendisini belli eder.

  • Müslümanlıkla yetinmeyip mümin olmaya çalışmak

İslama girene müslüman, iman edene mümin denilir ki her mümin müslüman ama her müslüman mümin değildir. Kulun vazifesi İslama girmekle yetinmeyip mümin olabilmeye gayret etmektir.

  • İbadeti huşu ile yapmak

İbadet imanlı kalbin vazgeçilmezidir. Amel imandan olmasa da imanın tek amel şartı zulme karşı mücadeledir. Bunun gibi ibadet de imanı gösterir şu nüans ile ki huşu varsa ve riya/gösteriş/başkalarına yaranma hissi yoksa.

  • Riya ve gösterişi düşman bilmek

Riya ve gösteriş imandan olmadığı gibi şirktendir ki münafıklık alameti bu haller sadece imandan mahrumiyeti değil, cehennem ateşlerini gerektirir.

  • Şeytan ve soyundan uzaklaşmak

Şeytana hizmet eden kişi ve kuruluşları hemen herkes az ya da çok bilir ve tanır. Şeytanlara hizmetle görevli hırsızlar, mafya ve katiller, dinsizliği adet edinenler, Allah’tan korkmayanlar, terör ve gasplara imza atanlar, kamu malına el uzatanlar gibi halleri olan bu şeytan soyları ile aynı ortamda bulunmak dahi risklidir. Şeytanın dini olan şirki tanımak ve şirkle savaşmak ise mü’minin ilk görevlerindendir.

  • Nefse tabi olmamak

Nefis en büyük düşmanlardandır ve kandırır, aldatır, vazgeçirir. terbiye edilmedikçe nefis kötülüğü emreder.

  • Doğruluk ve dürüstlükten taviz vermemek

Ne pahasına olursa olsun doğruluktan vazgeçmemek lazım gelir ki bunun tek nüansı ölüm ile tehdit altında kalbe dokunmamak şartıyla yalandan inkardır.

  • Küfür cephesi ile oturup kalkmamak

Şeytan soyundan uzaklaşmak gibi bu bahis de küfre hizmetle görevli olanlarla oturup konuşmamayı, ortaklık veya akrabalık kurmamayı gerektirir ki kazançlar ne denli büyük olsa da zaruri haller dışında bu tür birlikteliklerden zararlı çıkan hep iman cephesidir.

  • İmanı ispata çalışmak

İmanı saklamak değil ortaya koymak, imanı kuvvetlendirmeye imkan aramak, imana yakışır örnek haller sergilemek esas olandır.

  • Örnek olmak

İman sahibine bakıp birileri imana özenmiyorsa o imanda bir noksanlık var demektir.

Özetle;

Kul imanı tanımak, iman için Allah’a dua etmek ve imanı elde tutmak için yaşamalıdır. hayatın tek gayesi budur. Bu imanın delili olabilecek pek çok şey vardır ve tamamı Kur’an’da yazılıdır. İmanın delilleri listesi her zaman noksandır çünkü imanı bilen sadece Allah’tır ve niyetleri bilen de sadece O’dur.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir