Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / İmanın esasları ve çeşitleri
imanilmihali.com
İmanın esasları ve çeşitleri nelerdir

İmanın esasları ve çeşitleri

İmanın esasları ve çeşitleri

İmanın esasları ve çeşitleri nelerdir sorusuna geçmeden imanın ne demek olduğunu çok iyi anlamak gerekir ki iman dinin başı, kurtuluşun garantisi ve varoluş maksadıdır.

İman nedir?

İman, sadece Yüce Allah’a kul olmanın, sadece O’ndan beklemenin ve sadece O’na ibadet etmenin adıdır. İman sıradan inanmak değil sadece Allah’a kalpten ve samimiyetle güvenmek ve teslim olmaktır.

İmanı veren kimdir?

İmanı dilediğine veren Yüce Allah’tır. Bunun böyle olması insanlara sorumsuz yaşama mazereti değildir. Çünkü her şey sınav gereğidir, Allah bu nedenle insanları değişik ümmetler halinde yaratmıştır. Kul dua ve salih amel ile Kur’an rehberliğinde Rabbine yaklaşmayı diledikçe inancı da artar. İnanç (maneviyat) tam olunca da adı iman olur. Yoksa % 99 iman, iman değildir.

Amel imanın ayrılmaz bir parçası mıdır?

Değildir. Kul iman etse ancak amellerinde noksan olsa da mü’minlikten uzaklaşmaz. Bunun tek istisnası zulme karşı amel etme ve bu amelle imanı ispat etmedir. Yani haksızlık karşısında sessiz kalan mü’minin imanı yara almış demektir.

İmanın geçerli olma şartları nelerdir?

1. İmanın hür iradeye dayalı bir tercih olması, baskı, tehdit veya dünya hayatından ümit kesme (yeis) durumunda gerçekleşmemiş bulunması gerekir.

2. Mümin, iman esaslarından birini inkâr anlamına gelen tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır.

3. Mümin Allah’ın rahmetinden ne ümitsiz ne de emin olmalıdır.

İmanın çeşitleri nelerdir?

İman; iman edilecek şeylere detaylı veya detaysız olarak inanma durumuna göre icmali veya tafsili olarak ikiye, şeklen yüzeysel veya araştırıp kalben ikna olma durumuna göre taklidi veya tahkiki olarak da ikiye ayrılır. İmanın esasları ve çeşitleri içinde bu ayrım bir hayli önemli yer tutar ki kalıcı ve güçlü imana sahip olmanın ilk adımı önce onu tanıyabilmektir.

İcmali iman nedir?

İCMALİ İMAN; inanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın en özlü ve en kısa şekli olan icmâlî iman, tevhid ve şehadet kelimelerinde özetlenmiştir. İmanın ilk derecesi ve İslâm’ın ilk temel direği budur.

Tafsili iman nedir?

TAFSİLİ İMAN; inanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya denir.

Taklidi iman nedir?

TAKLİDİ İMAN; delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve âdeta kişinin İslâm toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana denilir. Ehl-i sünnet bilginlerinin çoğuna göre bu tür iman geçerli olmakla beraber, kişi imanı aklî ve dinî delillerle güçlendirmediğinden dolayı sorumludur.

Tahkiki iman nedir?

TAHKİKİ İMAN ise; iman edilecek esaslara, bilerek, araştırıp ikna olarak, aklı ve kalbi ortak ederek inanmak ve gereğini yapmaya hazır olmaktır.
İmanın esasları nelerdir?

Kamil iman (İmanın tekamül etmişi, güzeli) nedir?

İmanın güzeli inanılacak şeylere tafsili yani detaylı ve tahkiki yani tahkik edip ikna olarak iman etmektir.

İman ile ibadet, ahlak ve salih amel ilişkisi nasıldır?

İman din adına her şeyin ilk adımı ve niyetidir. İman olmadan din adına yapılan hiçbir şey muteber değildir. Çünkü iman o ibadetin kime, neden, nasıl ve ne içtenlikle yapılacağının izahıdır. Huşu ve temiz kalp ile iman dolu ibadet ve ameller muteber, imansız ibadetler spordan ibarettir.

İman ile arzulanan gaye nedir?

İmanın tek gayesi kulu “Allah rızasına mazhar olan kullardan yapabilmektir.” Yani hayatta her şeyin başı Allah rızasına erebilmektir. Bu rıza ibadetin tüm alanlarında da niyetimizin başını ve aslını teşkil eder.

İman edilecek konular nelerdir?

İman edilecek konular Amentü duasında da andığımız gibi; Yüce Allah’ın Tek’liğine ve sonsuz kudretine, ahiretine, hesap ve mizana, tüm kutsal kitaplarına, tüm Peygamberlerine, meleklerine ve kadere imandır.

İman esasları nelerdir?

İman esasları iman edilecek konuların tamamına Kur’an ışığında kalpten ve samimiyetle inanmak, bu inancı dil ile ifade etmek, hareket ve sözlerle ispat etmektir. İman esasları altı tanedir.

Allah’ın Tek’liğine ve kudretine iman
Ahirete, hesap ve mizana iman
Kutsal kitaplara iman
Peygamberlere iman
Meleklere iman
Kadere ve kazaya iman

Allah’a iman nedir?

Yüce Allah’a iman, sadece O’na kulluk ve ibadet etmeyi kalpten dilemek, sadece O’na güvenerek sığınmaktır. Tek Yaratan Yüce Allah’ın yanına eş ve ortaklar koymamak, O’nun ilim ve kudretini birilerine veya bir şeylere pay etmemek Allah’a imanın özünü teşkil eder. Allah’a iman; Allah’ın varlığına ve Bir’liğine, isim ve sıfatlarında geçen şeylerin tamamına, tek Yaratan olduğuna, rızkı, medeti, nimeti verenin sadece O olduğuna iman etmektir.

Ahirete iman nedir?

Ahirete iman, Yüce Allah’ın bu hayatı ve dünyayı boşuna yaratmadığına, her niyet, amel ve sözün muhakkak bir karşılığı olacağına, bu fani yaşam sonrası gerçekleşecek baki yaşamda günah ve sevapların tartılacağına, sonsuz hayattaki yerlerimizin bu hayatta yapıp ettiklerimize göre belirleneceğine inanmak ve ahireti unutmadan yaşamaktır.

Kutsal kitaplara iman nedir?

Yüce Allah’ın tüm insanlara peygamberleri aracılığı ile göndermiş olduğu bilinen veya bilinmeyen tüm kitaplarının O’nun katından olduğuna, tamamının vahye dayalı ve hak’kı emrettiğine, tahrif edilmemiş halleriyle tümünün kutsal ve mübarek olduğuna ancak diğerleri insanlar eliyle tahrif edildiğinden sadece Kur’an’ın muteber olduğuna inanmak, Kur’an’ı okumak ve anlamak, Kur’an’a göre yaşamaktır. Suhuf, Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim bilinen semavi kitaplardır.

Peygamberlere iman nedir?

Yüce Allah’ın bilinen ve bilinmeyen, Kur’an’da anılan veya ismi zikredilmeyen tüm Peygamberlerinin, O’nun emriyle görevlendirildiğini, O’nun vahiy yoluyla verdiği emirlerini insanlara ilettiğini, tamamının seçkin ve muteber insanlar olduğunu, onların ilah değil bir beşer olduğunu, getirdikleri vahiyleri tebliğde görevlerini layıkıyla yaptıklarını idrak ve kabul etmektir.

Kur’an’da adı geçen peygamberler şunlardır: Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya’kub, Yûsuf, Şuayb, Hârûn, Mûsâ, Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zülkifl, Yûnus, İlyâs, Elyesa’, Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ, Muhammed. Bunlardan başka Kur’an’da üç isim daha zikredilmiştir. Fakat onların peygamber mi, velî mi oldukları konusunda fikir ayrılığı vardır. Bunlar Üzeyir, Lokmân ve Zülkarneyn’dir.

Meleklere iman nedir?

Meleklerin Yüce Allah’ın nurdan yapılmış, Allah dilemedikçe gözle görünmeyen, görevlerini muntazam yapan, kötülük ve isyan nedir bilmeyen, kılık değiştirebilen, gaybı bilemeyen, güçlü, günahsız varlıklar olduğuna, mü’minlerin dostu olduklarına, Yüce Allah tarafından verilen değişik görevleri yürüttüklerine inanmak, onları sevmek ve saygı göstermektir.

Kadere ve kazaya iman nedir?

Kadere iman Yüce Allah’ın her şeyi bir ölçü ile yarattığına, nizama uygun ahengi kurup işlettiğine, zaman öncesi ve sonrasını bilen Yüce Allah’ın olan ve olacak her şeyi bilir olduğuna, ilahi iradesiyle emrettiği şeylerin hayata geçmesinin kaza demek olduğuna, insanın sınavının ilahi iradenin izniyle ama kendi cüzi iradesiyle aldığı kararlara bağlı olduğuna ve bu nedenle hareket ve sözlerinden sorumlu olduğuna, tevekkülün yani Allah’a güvenmenin başa gelenleri sabır ve sebatla karşılamada esas olduğuna kalpten inanmak ve sınav gereği hayır ve şerri sadece Allah’tan bilmektir.

İnanç yönünden insanlar kaça ayrılır?

İnsanlar inanç yönüyle mü’min, kafir, münafık, mürai ve müşrik olarak beşe ayrılır.

Mü’min kimdir?

Mü’min iman edilecek konuların tamamına kalben ve tam teslimiyetle inanan, buna göre yaşayan, riya ve gösterişten uzak Kur’an insanıdır.

Kafir kimdir?

Kafir, Yüce Allah’ı, ilahi sistemini, iman edilecek konuların tamamını veya bir kaçını inkar edenlere denir.

Münafık kimdir?

İman etmediği halde iman eder görünen, riya ve gösterişle nemalanan sahtekar iki yüzlü insanlardır.

Mürai kimdir?

Münafıkların bir çeşidi olan mürailer imanlarını paraya ve dünya heveslerine göre sıkça değiştiren, bir iman edip bir etmeyenlerdir.

Müşrik kimdir?

Müşrik, Yüce Allah’ı inkar etmeyen ama tevhidin düşmanı şirk dinine mensup, şeytanın yolunu izleyen, Yüce Allah’ın ilahi ilim ve kudretine eş, ortak, evlat, hissedar atayanların adıdır.

Ahiret hayatının devreleri nelerdir?

İnsanın ölümüyle âhiret hayatı başlar. Bu durumda âhiret, kabir (berzah) hayatı, kıyamet, ba’s (yeniden dirilme), haşir ve mahşer, defterlerin dağıtılması, hesap, mîzan, sırat, şefaat, cennet ve cehennem gibi devreleri kapsamaktadır.

Kıyamet nedir?

Kıyamet; dünya yaşamının sonu, fani olan herşeyin yok olması, her nefsin ölümü tatması, yeniden dirilmek ve hesaba çekilmek öncesi tüm yaşamın ve ilahi düzenin Allah’ın dilemesiyle şeklini ve zamanını bilemeyeceğimiz bir mahiyette yok olmasıdır.

Kıyamet alametleri nelerdir?

Kıyamet alametleri küçük ve büyük alametler olmak üzere ikiye ayrılır.

Kıyametin küçük alametleri nelerdir?

Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak büyük alâmetlerden çok önce meydana gelecek olan olaylardır. Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi, ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması, şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması, ehliyetsiz insanların söz sahibi olması, adam öldürme olaylarının artması, dünya malının bollaşması, zekât verecek fakirin bulunmaması gibi olaylar kıyametin küçük alâmetlerinin bazılarıdır (Buhârî, “Tefsîr”, 79, “Hudûd”, 20, “Fiten”, 25; Tirmizî, “Fiten”, 34; İbn Mâce, “Fiten”, 25; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 15).

Kıyametin büyük alametleri nelerdir?

Kıyametin kopmasının hemen öncesinde meydana gelecek ve birbirini izleyecek olan olaylardır. Büyük alâmetler, tabiat kanunlarını aşan ve insan iradesinin dışında gerçekleşen olaylardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, “Kıyametten önce on alâmet görmediğiniz sürece dünyanın sonu gelmez” buyurmuş ve bu alâmetleri şu şekilde sıralamıştır (Müslim, “Fiten”, 39; Ebû Dâvûd, “Melâhim”, 11; İbn Mâce, “Fiten”, 28):

a) Duman. Müminleri nezleye tutulmuş gibi bir duruma getiren ve kâfirleri sarhoş eden bir dumanın çıkışı ve bütün yeryüzünü kaplaması.

b) Deccâl. Bu isimde bir şahıs çıkacak ve Tanrılık iddiasında bulunacak, istidrâc denilen bazı olağan üstülükler gösterecek ve Hz. Îsâ tarafından öldürülecektir.

c) Dâbbetü’l-arz. Bu isimde bir canlı çıkacak, yanında Hz. Mûsâ’nın asâsı ve Hz. Süleyman’ın mührü bulunacak, asâ ile müminin yüzünü aydınlatacak, mühür ile kâfirin burnunu kıracak, böylelikle müminlerin ve kâfirlerin tanınmaları sağlanacaktır.

d) Güneşin Batıdan Doğması. Evrenin tek hâkimi Allah’ın emriyle güneş batıdan doğacak, bu olaydan sonra iman edenlerin imanı, kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir.

e) Ye’cûc ve Me’cûc’ün Çıkması. Bu isimde iki topluluğun yeryüzüne dağılarak bir süre bozgunculuk yapmaları da kıyametin bir başka büyük alâmetidir.

f) Hz. Îsâ’nın Gökten İnmesi. Hz. Îsâ kıyametin kopmasına yakın gökten inecek, insanlar arasında adaletle hükmedecek, Hz. Peygamber’in dini üzere amel edecek, deccâli öldürecek, sonra da ölecektir. (Bu madde tartışmalıdır, israiliyat etkisinde olması muhtemeldir.) 

g) Yer Çöküntüsü. Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsü meydana gelecektir.

h) Ateş Çıkması. Hicaz taraflarında büyük bir ateş çıkacak ve her tarafı aydınlatacaktır. Kıyamet alâmetleriyle ilgili olarak hadis kitaplarımızda pek çok rivayet ve bilgi bulunmaktadır. Âhiretle ilgili diğer konularda olduğu gibi kıyamet alâmetlerinin mahiyeti konusunda da gerçek bilgi sahibi yüce Allah’tır. Onların gerçek yüzü bilinemez. Ancak bazı yorumlar yapılabilir, mahiyeti ise Allah’a havale edilir.

Cennet nedir?

Cennet, bilinen veya bilinmeyen sayısız ve çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ve müminlerin içinde ebedî olarak kalacakları âhiret yurduna denir. Cennetlerin sayı, yer, çesit ve mahiyetini, oradaki ikram ve lezzetleri, verilecek başkaca müjdeleri sadece Allah bilir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Cennet; genişliği göklerle yer kadar olan (Âl-i İmrân 3/133), yakıcı sıcağın da dondurucu soğuğun da görülmeyeceği bir yerdir (el-İnsân 76/13). Temiz su, tadı bozulmayan süt ve süzme bal ırmaklarının yer aldığı cennette (Muhammed 47/15), suyu zencefille kokulandırılmış tatlı su pınarı (selsebîl) (el-İnsân 76/18) ve sonunda misk kokusu bırakan bir içecek de vardır (el-Mutaffifîn 83/25-26). Cennet içeceği baş ağrıtmayan, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden ve bembeyaz bir kaynaktan çıkan (es-Sâffât 37/45-47) bir içecektir. İçildiği zaman sarhoş etmediği gibi ne baş dönmesi yapar (el-Vâkıa 56/19), ne günah işlemeye iter, ne de saçmalatır (et-Tûr 52/23). Cennette türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları (er-Rahmân 55/68), bağlar (en-Nebe’ 78/32), dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları (el-Vâkıa 56/28-29), çeşit çeşit kuş etleri (el-Vâkıa 56/21) bulunur.

Cennetliklerin elbiseleri ince ve kalın halis ipektendir (el-Kehf 18/31; el-İnsân 76/21), süsleri altındandır (el-Kehf 18/21; el-Hac 22/23; el-Fâtır 35/33), evleri güzeldir (et-Tevbe 9/72). Cennettekilere hizmet etmek için ölümsüz gençler (vildan) dolaşır, onlar –güzelliklerinden dolayı– saçılmış birer inci sanılırlar (elİnsân 76/19). Bunlar altın kadeh ve tepsiler dolaştırırlar, cennetliklerin canlarının istediği ve gözlerinin gördüğü her şey orada hazır bulunur (ez-Zuhruf 43/71). Cennettekilere altlarından ırmaklar akan, üst üste bina edilmiş köşkler vardır (ez- Zümer 39/20), cennetlikler için pek çok güzelliklerle nitelenmiş tertemiz eşler bulunacaktır (el-Bakara 2/25; el-Vâkıa 56/35-38; es-Sâffât 37/48-49; en-Nebe’ 78/33). Cennetliklerin hem kendileri hem de eşleri cennetin gölgelerinde tahtları üzerine kurulup yaslanırlar (Yâsîn 36/56). Allah tarafından kalplerinden kin sökülüp atılmış olan cennetlikler, kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerinde otururlar. Orada bunlara hiçbir yorgunluk ve zahmet yoktur (el-Hicr 15/47- 48). Cennette boş ve yalan söz de işitilmez (en-Nebe’ 78/35).

Cehennem nedir?

Cehennem, âhirette müşrik, münafık, mürai ve kâfirlerin sürekli olarak, günahkâr müminlerin de günahları ölçüsünde cezalandırılmak üzere kalacakları azap yeridir. Kur’an’da cehennem için yedi isim kullanılmıştır: Cehennem (derin kuyu), nâr (ateş), cahîm (son derece büyük, alevleri kat kat yükselen ateş), hâviye (düşenlerin çoğunun geri dönmediği uçurum), saîr (çılgın ateş ve alev), lezâ (dumansız ve katıksız alev), sakar (ateş), hutame (obur ve kızgın ateş). Cehennem azabını ruh, beden ile birlikte çekecektir.

Günahkâr müslümanlar ise cehennemde ebedî kalmayacaklar, Peygamberimiz’in hadislerinde de bildirildiği gibi, cezalarını çektikten sonra inşallah cennete konulacaklardır (Buhârî, “Rikak”, 51; “Tevhîd”, 19; Tirmizî, “Birr”, 61; İbn Mâce, “Mukaddime”, 9). Cehennemlerin sayı ve mahiyetini sadece Allah bilir.

Şefaat

Şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullara nasip olacak başkalarınca adımıza yapılacak bir bağışlanma duasının adıdır. Şefaatin, kimler tarafından, ne kadar ölçüde, ne zaman yapılacağını sadece Allah bilir. Şefaatin tümü ve hükmü sadece Allah’a aittir. Bizler Hz. Peygamberimizin inşallah şefaat makamına ereceğini ve bizlere şefaat edeceğini umarız.

Hak yemek nedir?

Hak, sahibinin hür ve rahatça kullanması maksadıyla Yüce Allah tarafından bahşedilen imkan, servet, mahremiyet, yetenek ve iradedir. Hakkın yenmesi ise bu anılanların sahibinden alınması veya alınmasına yardımcı olunması veya bunların sahibine iadesine mani olunmasıdır.

Helalleşmek nedir?

Hesap ve mizan anında kullar önce helalleşecek sonra tartıya gideceklerdir. Helalleşme hak yiyenlerin hakkı yenilenlere önce sevaplarından vermesi, sevapları yetmez ise hakkı yenenlerin günahlarından üzerine alması şeklinde olacaktır. Yani hak yemek çok büyük vebaldir. Dünyada helalleşilen hakların kul hesabı ahirette sorulmayacaktır. Allah hakkı ise bakidir.

Gaybın bilgisi kimdedir?

Gaybın bilgisi sadece Allah’tadır. Bu kapsamda ruhun, kaderin, kıyametin, berzah ötesinin, zaman öncesi ve sonrasının bilgisi sadece Allah’tadır. Kula düşen Kur’an ile bildirilen kadarıyla yetinmek, haddi aşmamak, asılsız yorum yapmamaktır.

Tevhid nedir?

Tevhid kısaca Yüce Allah’ın Bir’liğine olan temel inancın adıdır. Bu inanca sahip olanlara hanif denir.

Takva nedir?

Takva sadece Allah katında insanlar arası bir üstünlük derecesi olup, takvası en yüksek olanlar Allah’ın Kur’an’la bildirilmiş sınırlarına ve emirlerine en çok önem verenlerdir.

İman ile küfür arasındaki sınır nedir?

İman, Hz. Peygamber’in Kur’an ile vahiy yoluyla getirdiklerinin ve ibadet adına göstererek öğrettiklerinin hepsini tasdik, küfür de bunları inkâr etmektir.

İslama girmek ve iman etmek aynı şey midir?

Değildir. Bir kul diliyle Kelime-i Şehadet getirip ibadetlerini yapar ise İslam’a girmiş olur. Lakin o kulun iman etmiş olması için diliyle inandığını söylediği inanılacak şeylere kalbiyle de inanması ve bunu yaşayarak ispat etmesi gerekir. İslam’a giren herkes iman etmemiştir ama iman eden herkes İslam içindedir. Yani her mü’min bir müslüman ama her müslüman bir mü’min değildir.

İman ve İslam ilişkisi nasıldır?

İman kalpten inanmanın adıdır ve tüm semavi dinlerin ilk adımıdır. İman aynı zamanda din içindeki tüm söz ve davranışlarında niyeti ve maksadıdır. İslam ise semavi dinlerin sonuncusu, Müslümanlık dinidir yani hepimizin tabi olduğu dinin adıdır. İman, İslam’ın ilk adımı ve kelimesidir.

İslam’ın şartları nelerdir?

İslam’ın şartları veya esasları denilenler dil ile Kelime-i Şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek ve zekat vermektir. Bu maddeler arasında olmamakla birlikte Kur’an’ı okumak ve anlamak da şartlar arasındadır. Bunlara ibadetin şartları da denir.

Müslüman ve mü’min arasındaki fark nedir?

Müslüman İslam dinine girdiğini ifade eden, İslam’ın şartlarına tabi insanların adıdır. Mü’min ise kalpten iman eden Müslümanların adıdır.

Dinde ve imanda zorlama (ikrah) var mıdır?

Yoktur. Çünkü iman etmenin de, İslam’a girmenin de ilk şartı hür iradeyle bunu istemek, akıl ve kalp yoluyla özgürce tercihte bulunmaktır. Zorlama ile bir kişi iman etse veya dine girse bu makbul olmaz.

Bir kişi dinden nasıl çıkar?

Bir kişi kendi ağzıyla dinden çıktığını ifade etmediği sürece dinden çıkmış olmaz. İrtidad müslümanın dinden çıkması anlamına gelir. Dinden çıkana mürted denilir.

Tekfir nedir?

Tekfir, müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından ötürü kâfir saymak demektir. Tekfir bir şahsın başkaları tarafından küfrüne hükmedilmesidir.

Cinler ve şeytanlar nedir?

Cinler insandan önce dumansız ateşten yaratılmış varlıklardır. Cin, duyu organlarıyla algılanamayan, çeşitli şekillere girebilen, mânevî, ruhanî ve gizli varlıklara verilen bir addır. İblis yani şeytan cinlerdendir. Şeytan, insanın yaratılması esnasında Yüce Allah’a isyan eden lanete mahkum, cahil ve kibirli varlıktır.

Şeytanın (İblisin) ahdi nedir?

İblisin ahdi, insanın yaratılması esnasında isyan eden şeytanın ilahi huzurdan ve daha sonra Arş katından kovularak lanetlenmesi ve cehenneme mahkum edilmesi sonrası Yüce Allah’tan belirli süreye kadar istediği izinle insanları Allah aleyhine ayartacağına dair ettiği yemindir.

Yüce Allah’ın vaadi nedir?

Yüce Allah şeytana, akibetini ve cezasını değiştirmeden, belirli süreye kadar yaşama ve insanları etkileme şansı ve fırsatı vermiş ama şeytanların imanlı kullara dokunamayacağına ahdetmiştir.

Nefis nedir?

Nefis insanın terbiye edilmedikçe kötüyü, kolayı, haksızı, şehveti emreden yönüdür.

Küfür ve şirk aynı şey midir?

Değildir. Küfür; ilahi nizam ve emirleri, vahiyleri ve Kur’an hükümlerini, peygamber öğretilerini inkar etmek, şirk ise Yüce Allah’ı inkar etmemekle birlikte O’nun ilim ve kudretini bilinçli ve maksatlı olarak parçalara ayırarak değişik kişi ve varlıklar arasında pay etmektir.

Şirk dini nedir?

Şirk kasıtlı ve isteyerek yapılan Yüce Allah’a ortak koşmanın adıdır. Allah’ı inkar etmeyen ama yanına eş ve ortaklar atayan bu anlayış masum ve rastgele değil planlıdır. Bu yönüyle şirk kişisel bir hata veya gaflet değil sistemli bir şeytan dinidir. Şirk bu nedenle Rabbimizin affetmeyeceği tek suçtur.

Şirkin çeşitleri nelerdir?

Şirk, açık ve gizli olmak üzere ikiye ayrılır ki alenen kişi (övmek maksadıyla aşırıya giderek) veya varlıkları (şeytan, dünya malı, makam, nefis, ibadet vb.) ilahi iradeye ortak etmek açık şirk, Allah rızasını değil de birilerinin rızasını/hoşnutluğunu gözetmek, ya da Kur’an’ın değil de birilerinin haram ve helallerine uymak gizli şirktir. Gizli şirkin, Peygamberimizce yapılan tanımı da “Riya ve gizli şehvet” şeklindedir. Büyük ve küçük şirk ayrımı da yapılmakla birlikte kanaatimizce şirkin tamamı büyüktür.

Mü’min ve Kur’an

Kur’an, İslam’ın kılavuzu, dinin tamamı, imanın rehberi ve vahyin tümüdür. Bu nedenle anlaşılarak okunmak, anlaşılmak ve hayata yansıtılmak mecburiyeti vardır. Çünkü Kur’an olmaksızın din ve iman olamaz. Hz. Peygamberimiz de dini Kur’an’dan öğrenmiş ve daima Kur’an ile ahlaklanarak Kur’an ile konuşmuştur. Bu nedenle din adına tartışma üstü kitap sadece Kur’an, tartışma üstü kişi sadece Hz. Peygamberdir. (Kur’an’a uygun olmayan hadis ve sünnetler rivayet ve hurafeden ibarettir. Din adına mana taşımaz.)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira Yüce Allah’ın, mübarek kelamı Kur’an’da lanetlediği şeylerden birisi elbette “yalan ve iftira”dır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− 1 = 3