Anasayfa / İMAN ESASLARI / İmanın kırmızı çizgileri
imanilmihali.com
imanın kırmızı çizgileri

İmanın kırmızı çizgileri

İmanın kırmızı çizgileri

İmanın kırmızı çizgileri sadece Allah demekle başlar ve Kur’an’a aykırı olanı reddetmekle devam eder. İmanın vazgeçilmezi sınavı, hesap gününü hatırlamak ve ona göre yaşamaktır. Günahlarının farkında ve kul olmanın acizliğinde olan kalp imana hazır ve isteklidir.

İmanın olmazsa olmazları

İman etmek dil ile söyleyerek kalpten inanmak, gönülden teslim olmak, koşulsuz şartsız itimat ve itaat etmek demektir. İman gönüllere bir kere girdi mi sonsuz saadet ve rahmet karşılar insanı. Bu muazzam âlemi gördükten sonra da bir daha geri dönmek istemez.

Kul bir kez iman ettikten sonra ilahi aşkın nuruyla yanar kavrulur, en serin sular söndüremez yüreğindeki yangını, gözü başka şey görmez olur, duyguları sel olup taşar, en geniş vadilere sığmaz olur özlemi. Ne “ben” kalır ortada, ne yaren, ne de dünyanın binlerce süsü. En güzel çiçeklerde, kelebeklerin kanatlarında, en tatlı namelerde, en sıcak esintilerde, yağmurun misk kokusunda o sevdalıya özlem hep şahlanır durur. En güzel nimetler, bereketli sofralar doyuramaz açlığını. Özlemi yakar kavurur.

Gece gündüz O’na yönelir. Düşündükçe derinleşir, derinleştikçe dünyayı görmez olur gözü. İman kapılarını Allah açtı mı bir kere kul ışığa koşan kelebekler gibi Yaratan’ına yönelir saygısıyla, sevgisiyle, özlemiyle, korkuyla karışık aşkıyla. Varıncaya kadar da geçmez susuzluğu. Çöllerde kalmış yolcu misali kana kana içse de, geçmez susuzluğu. Daha fazla daha fazla ister. Bu aşk, bu sevgi bu kadar gönülden, bu kadar gerçek ve bu kadar güçlüdür.

İman bir kez sardı mı bedeni ne akıl karşı koyabilir ve gönül, ne kul çevirebilir onu yolundan ne nefsi, ne şeytan azdırabilir çıkmaz sokaklara ne münafıklar sürüsü, ne dünya malı satın alabilir sevgisini, ne mevki, ne makam ve ne şehvet. Kul iman dolu gönlüyle aşığına yönelir, teslim olur. İstese de dönemez başka yöne, istese de incitemez karıncayı, istese de kalkmaz elleri zalimler gibi mazluma, istese de sevmekten, merhametten, muhabbetten gayri bir şey gelmez elinden. Çalamaz, kıskanamaz, esir olamaz dünya malına, kötü söz edemez, yaratılanı sever yaratandan ötürü. Tüm mahlûkatı sever, varlıkları sever, beşeri, tabiatı, kâinatı sever, kendisi gibi sever tüm iman edenleri.

Sevmekten gayri, güzel söz etmekten gayrisi yoktur. Saf, tertemiz, masum, yürekten hisleriyle şefkat saçar, ışık saçar etrafına. Adalet nuru, yardım nuru, şefkat nuru, ahlak nuru oluverir. Aydınlatır etrafını günler ve geceler boyu. Karanlıklara düşman, cahilliğe düşman, haksızlığa düşman, zulme düşman olur.

İman eden gönül teslim olmaz kötülüğe, günaha, harama, haksız olana, Hak’sız olana.

İman eden gönül terbiyelerin en güzeliyle yoğrulur, yoğurur. Tatlı dili, gözündeki yaşı emsal olur, affetmesiyle yücelir, büyüdükçe tevazu kaplar gönlünü. Tamah etmez paraya, pula. Kul hakkında, kamu hakkında, yetim hakkında gözü olmaz. İman eden gönül namazında miraçta, sadece beş vakit değil adeta tüm gün namazındadır. Cömerttir, infak ettikçe bereketlenir yuvası, veren elini diğer eli bile görmez. Sözü güzeldir, değilse söylemez, iyilik ister, hoşluk ister, muhabbet ister, edep ister, güzellik ister sohbetinde. İstişare eder, ilim eyler, saygı duyar bilene.

İmanlı gönül; zulme karşı koyar, zalime karşı koyar, zulmetmeye karşı koyar. Mazlumun, Müslüman kardeşinin, haklının yanındadır. Kavgası rüşvetle, namussuzlukla, zinayladır. El uzatmaz harama, namahreme, yetime, çirkine, kötüye, ahlaksıza. İmanına ibadetini, ibadetine yüksek ahlakını katar. Kendisinde, ailesinde, ümmetinde, cemaatinde, milletinde iyilikler ister. Komşusu açken kendisi tok gezmez, yolcunun, hastanın, muhtacın yanındadır.

İmanlı gönül bir kaşık azığını paylaşır kardeşiyle. Bir kuru zeytinle azık eder, şatafatlı sofraları iter elinin tersiyle. Gösteriş, aldatma, kanma, kandırma yoktur kitabında. Dürüst, samimi, içtendir.

Nuru Kur’an, rehberi Hz. Peygamber, yolu Allah yoludur.

Müslüman gibi yaşar, Müslüman gibi ölür. Her saniye ziyanda olduğunu bilir, beş vakte sığmaz ibadeti. Dudağından dua, elinden sadaka, sözünden adalet, gönlünden bağışlanma dileği düşmez. Günahkâr olduğunu bilir, Allah’a layık kul olamadığını bilir, huzura çıkmaya yüzü olmadığını bilir. Yinede sonsuz merhametin affına mazhar olabilmeyi umar. Çünkü O, iman eden için Veli’dir, Mevla’dır, Malik’dir, Sahip’tir. O’ndan başka sığınılacak liman, saklanacak gölge, merhamet ve rahmet umulacak yoktur. İmanlı gönül; O’nun rahmetinin sadece azının bu dünyada çoğunun ahirette olduğunu bilir.

Her gün bitiminde, şefaat diler, af diler, mağfiret diler. Her günün sabahında o gün işleyeceği günahları için af diler. Her kötülüğünü hemen bir iyilikle örter, küçük günahlarının namazıyla, büyük günahlarının tövbelerle affedileceğini umar. Allah’ın rahmet ve merhametine sığınır.

Kadere, meleklere, kitaplara, ahirete, peygamberlere gönülden inanır. İlk adımı hep besmeledir. Yediği her lokmadan, atacağı her adımdan önce besmele ile Rahman ve Rahim olan Allah’ın adını anar, lokmasını, işini, sözünü hayırlı kılar, helal kılar.

Düşmanı insan ve cin şeytanlarıdır, vesvese veren, kötülük emredenlerdir. Kışkırtan, kandıran, dünya malına meylettiren, zulmeden, görmezden getirten, boş verdiren, ertelettiren, üşendirten her şeye karşıdır. Yalana, dolana, ümitsizliğe karşı dik durur.

Ne yardımcı edinir Allah’tan başka, ne şefaatçi, ne aşk arar başka ne bir sahip. Gözü namazda, kulağı ezandadır. Veren elin, alan elden üstün olduğunu bilir. Namusunu, haysiyetini, gururunu ezdirmez üç kuruş için. Kadere razıdır, bereketin, rahmetin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu bilir. İlahi iradeye rıza gösterir, ümidini kesmez.

En zor anında yardım diler, en keyifli, bereketli, huzurlu, refahlı anında şükreder. Bu canı, kulağı, gözü, kalbi, ruhu, aklı, şuuru kendisine bahşeden Yaratan’ına her saniye hamd eder. Kötülükten, şerden, vesveseden Yaratan’ına sığınır. Gününde gecesinde tüm kâinatın tesbihine kendisi de eşlik eder.

Dedikodu, gıybet, kötü düşünme, iftira, ayıp aramak, fitne, fesat, vesvese yoktur kitabında.

Kulu, mahlûkatı olduğu gibi kabul eder, sever, saygı duyar. Dalgaların sesinde, rüzgârın heybetinde, kuşların kanat çırpışında, suyun rahmetinde, toprağın, tohumun çatlamasında, çiçeğin kokusunda, güneşin şefkatinde Yaratan’ını görür, duyar. Zerre kadar iyiliğin, zerre kadar kötülüğün karşılıksız kalmayacağını bilir, hesaba, mizana inanır. Omuz başlarındaki nurdan dostlarımız olan meleklerin, o şerefli ve dürüst varlıkların her hareketimizi kaydettiğini, gece öldüğümüzü, sabah yeniden canlandırıldığımızı bilir.

İman eden kul Allah’ın ona şah damarından, kalbinden bile yakın olduğunu bilir. O’nun herşeyi işiten, gören ve bilen olduğunu damarlarında, kalbinde hisseder. İradesiyle yaptığı en ufak şeylere bile Yaratan’ın verdiği güce şükreder. İlahi irade olmaksızın hiç bir şey yapamayacağının farkında olarak kaderine yön verir yaptığı tercihlerle. Nefsini temizleyenin, kalpleri eğriltenin, imanı verenin, kalpleri mühürleyenin Yüce Allah olduğunu bilir.

Kâfire, münafıka, müşrike meydan vermez, kanmaz, uymaz, onları dost edinmez. Şeytanın en kötü yol gösterici olduğunu bilir.

Mezhebi ne olursa olsun tüm müminlerin kardeş olduğunu bilir. Rengin, dilin, bedeni farklılıkların Allah vergisi olduğunu, bazılarının bazılarıyla sınandığını bilir. Cennetten gelip cennete gideceğimize, cennete varis olduğumuza, kıyametin ve gaybın bilgisinin Allah’ta olduğuna inanır. Fal oklarının, içkinin, kumarın şeytan işi pislikler olduğunu, şeytanın en kötü arkadaş olduğunu bilir. Puta tapmanın, dünya malını, parayı ve ihtirasları putlaştırmanın şirk olduğunu bilir.

Yetimin başının okşamanın bile sevap olduğu bilinciyle, yetim mallarına, kadın haklarına, devlet malına el uzatmaz. Hak etmedikçe, kâfir olmadıkça, zulmetmedikçe bir başkası için kötülük düşünmez, düşünse de zulme uğramadıkça seslendirmez. Şehvani arzularına, hırsına, nefsine, şeytana teslim olmaz. İmanını sağlam tutar, sağlamlaştırır. Müslüman olabilmek, Müslüman kalabilmek için dua eder Allah’a. Doğru yolu gösterenin, iman ve hidayet verenin Allah olduğunu bilir. Allah’ın iman isteyene iman, sapmak isteyene sapıklık nasip edeceğini bilir.

O’nun cömert olduğunu, sınırsız rahmet, nimet ve bereketi olduğunu ancak rızkı bir ölçüye göre indirdiğini, herkesi elindeki ile imtihan ettiğini bilir. Açgözlülük etmez, hırsına yenilmez, yalana dolana sapmaz.

İmanlı gönül kuşların, ağaçların, rüzgârın dili ve aklı olduğunu, söz dinleyip amel işlediğini, bulutların ve dağların gezdiğini, gök gürültüsünün tesbih, şimşeğin bir emsal, rüzgarın yağmurun önünden haberci, yıldırımın bir ceza aracı olduğunu bilir. Ahirette yeryüzünün, organlarının kendisi hakkında şahitlik edeceğini bilir. İman eden gönül ahirette kullarla, hayvanlarla bile helalleşileceğini bilir. Bu yüzden kul hakkı, kamu hakkı yemekten korkar.

İmanlı gönül; fıtratına uygun olarak sadece Allah’a kulluk ve ibadet eder. İmanının kırmızıçizgilerine sadıktır. Sadıktır, sadakatini hiçbir şeye değişmez.

Az imanın, bazı şeylere imanın, ara sıra imanın, sözde imanın, gösteriş için imanın imansızlık olduğunu bilir.

Dünya malına meyletmenin ahiretin terki olduğunu bilir. Tereddüte, şüpheye, ertelemeye, hafife almaya mahal vermeden kalbini iman ve itaatte sabit kılması için Allah’a dua eder. İman eden kötüden, kötülükten, günah, haram ve yasaktan sakınır. Sakınmıyorsa imanı zayıftır, iman etmiyordur, ikiyüzlülük veya gösteriş yapıyordur ya da ne yaptığını bilmez halde boğazına kadar şirke batmıştır. Hele bunda ısrar eden, büyüklenen, azap ve hesaptan korkmayan iman konusunda tehlikeler, karanlıklar içindedir.

İmanın bu kırmızıçizgilerine uyan gönüllerse ilahi ve ebedi huzur ve saadete aday dostluk, muhabbet, umut ve şefkat timsalleridir. Günleri de, geceleri de, dünleri de yarınları da Allah’ın izniyle parlak, pas parlaktır. İman edenlerin özü, sözü birdir.

Özetle;

bizim ve yaptıklarımızın sahibi Yüce Allah’a sığınmak dışındaki tüm yollar kapalı ve çıkmazdır. Allah kâfirler istemese de nurunu tamamlayacaktır. Dünya fani, ahiret bakidir. Başka bir hüküm, başkaca çözüm yoktur.

Bu nedenle yol yakınken dönmek en makul olandır. Unutulmamalıdır ki; imansıza minnet eden de kâfirdendir. Doğru olan imanın ışığında, kırmızıçizgilere uyarak yaşamak ve aldığımız can emanetini sahibine şeref ve namusumuzla selametle teslim etmektir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kaderin Türk Milletine yüklediği ilahi görev

Kaderin Türk Milletine yüklediği mesuliyet

Kaderin Türk Milletine yüklediği mesuliyet Kader, kâinattaki ahenk ve ölçü, olan ve olacak her şey, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir