Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İmanın kısımları
imanilmihali.com
İmanın kısımları

İmanın kısımları

İmanın kısımları

İmanın kısımları diye bir ayrım yapmak bütününe zarar vermek adına tehlikelidir. Olması gereken araştırıp ikna olarak, tahkiki ve tafsili imana sahip olmaktır. Burada anılanlar sadece kazanılma ve kuvvet durumuna göre alimlerce yapılmış tasnifi ifade eder.

Sahip olunma bakımından iman

İman tamamı lazım olan, nüansı, istisnası, mazereti, yorumu, bahanesi olmayan, bütün ve tam olması gereken teslimiyet ve ikna olmanın adıdır. Sahip olunan imanın sahip olunma şekli ise imanın kısımları diye tanımlanmıştır ki îman-ı taklidi, iman-ı istidlâlî, iman-ı hakikî olarak anılır.

Bu yönüyle iman:

1- Dinin hükümlerini bilmeyen, ana-babasından gördüğü gibi ibadet eden, inanan kimsenin imanına taklidi iman denir. İman-ı taklidi; farzı, vacibi, sünneti, müstehapları bilmez, anasından babasından gördüğü gibi yatar kalkar, onun imanından da korkulur. Böyle kimsenin imanının gitmesinden korkulur.

2- Dinin hükümlerini yani farz, vacip, sünnet, müstehap, mubah, haram, mekruh ve müfsidi ilmihalden öğrenip amel eden kimselerin imanına, istidlâli iman yani delil ile anlayarak bilmek denir. Böyle kimselerin imanı kuvvetlidir. İman-ı istidlali; farzı, vacibi, sünneti, müstehabı hem bilir hem amel eder ve hem bildirir, kaynağından öğrenmiş, onun imanı kuvvetlidir.

3- Ariflerin imanıdır. Herkes dinsiz olsa, onun kalbine asla şüphe gelmez. Onun imanı peygamber imanı gibidir. Buna hakiki iman denir. İman-ı hakikî; cümle âlem bir yere gelse Rabbisini inkâr etseler ol etmez, asla kalbine şek ve şüphe gelmez, onun imanı enbiya (peygamberler) imanı gibidir, (diğer iman nevilerinin) cümlesinden güzel ve makbuldür.

Kazanılma durumuna göre iman

İman kazanılma türüne göre iki çeşittir: iman-ı hılkî (yaratılıştan gelen) ve iman-ı kesbî (sonradan kazanılan).

İman-ı hılkî; ahd-i mîsak vaktinde kulların belî (evet) demesidir.{îman-ı hılkî: Yaratılıştan gelen iman. Kur’an’da ifade edildiğine göre Yüce Allah ruhları yarattığı zaman onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuş, onlar da “belâ” (evet) demişlerdir. Bu konuşmaya “elest bezmi” denir (bk. A’raf 7/172).

İman-ı kesbî; Kazanılan, elde edilen, farkına varılan iman.} İman-ı kesbî ba’de’l-bülûğ (bulûğa erdikten sonra) cemî-i müminlerin (bütün müminlerin) imanı birdir, amelleri bir değildir.

Kuvvet durumuna göre iman

Vasfı ve mahiyeti itibarıyla iman sekiz çeşittir.

İman-ı metbû: Melekler imanıdır; îman-ı ma’sûm: Enbiya imanıdır; İman-ı makbul: Müminler imanıdır; İman-ı mevkuf: Ehl-i bidat imanıdır; İman-ı merdut: Münafıklar imanıdır; İman-ı taklit: Anasından babasından görmüş, üstattan ögrenmeyenin imanıdır, onun imanından korkulur; İman-ı istidlali: Mevlâ-yı müteâli delil ile bilendir, onun imanı kuvvetlidir; İman-ı hakikî: Cümle âlem bir yere gelseler, Rabbisini inkâr etseler ol inkâr etmez ve asla kalbine şek ve şüphe gelmez, bu cümleden a’lâdır.

İmanın kısımları diye anılan bu tasnif bize bir kez daha anlatır ki Yüce Allah insana, daha ruhlar alemindeyken imanı tanıtmış, imandan hesaba çekileceğini hatırlatmış ve kullarına yaşam sınavında imana başlı kalarak yaşamayı emretmiştir. Bu haliyle tüm insanlar imanlı ve adeta melek mahiyetinde doğar. Akabinde gerek aile gerek çevre ve gerekse eğitimin etkisiyle insan başkalaşır ve iman bundan etkilenir.

İmanın Kur’an istikametinde yeşermesi ve filizler atması veya şeytanlıklar ve nefis oyunları neticesi kararması mümkündür. İmanı veren Allah, kulun imana verdiği saygı ve ehemmiyeti de bilendir. Kulun amel ve niyetleri, Kur’an’a mesafesi, Kur’an, kainat ve bedendeki ayetlere bakış tarzı onun imanını güçlendirir veya zayıflatır.

Bu Allah’ın dilemesiyledir lakin kulun iradesi kenara atılamaz ve kul Hak’ka ve hakka saygılı yaşamaya özen gösterdikçe eren, haksızlık ve hazımsızlıklara yöneldikçe kararan iman sahibidir. İmanın ecele dek muhafazası bu nedenle önemlidir.

Kısaca kul, mü’min olabilmek ve cennetlere girebilmek için sahte değil gerçek imana, taklidi değil tahkiki imana, icmali değil tafsili imana sahip olmak ve bunu muhafaza etmekle mükelleftir.

Yanar döner bir iman, birilerini taklit eden iman, başka şeylere yönelen iman makbul olmadığı gibi o kulun amel ve niyetlerinden kendisine de toplumuna da fayda gelmez ve ahirette o yüz aydınlıklara hasret kalır.

Rabbim bizleri Kur’an’dan ve imandan mahrum etmesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir