Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İmanın müjdesi cennetler
imanilmihali.com
İmanın müjdesi cennetler

İmanın müjdesi cennetler

İmanın müjdesi cennetler

Yüce Allah kutsal kitapları ve peygamberleriyle her devirde ve her topluma seslenmiş, hidayeti hatırlatmış ve cennetleri ödül, cehennemleri ceza olarak adil bir şekilde buyurmuştur. Sınav, fıtrata sadakat, imana ve Allah’a bağlılık ve niyet – amel bağlamında hakkaniyete riayet olunca da ceza veya müjdeye götüren yollar hep Kur’an’a çıkmıştır. Çünkü dinin tek sahibi Allah’tır ve O aynı zamanda din gününün de Maliki’dir.

“Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Al-i İmran 3/14,15)

Cennetlere mazhar olabilmek ancak Allah rızasına mazhar olabilmekle ve bu da sadece ve önce iman etmekle mümkündür. Salih amel ile kast edilen ise sadece iş ve haller değil ama aynı zamanda ibadet dahil kalbi olmayan tüm meselelerdir.

İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele.” (Bakara 2/25)

İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara 2/82)

Salih ameller, ibadetler, hayır ve hasenatlar, yardım ve nafakalar hep iman şartına bağlıdır ve iman yoksa tamamı spordan veya hobiden ibarettir. Çünkü iman kalpten gelen teslimiyettir ve sadece Allah’adır.

İman, imtihan edilecek, sınav zor soruları da kapsayacaktır. Başaranlar ise sabır ve sebatla doğruluktan ayrılmayanlar, hakka teslimiyetten başka yol aramayanlar olacaktır.

“Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran 3/142)

“İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.” (Furkan 25/75)

Her can ölümü tadacağına göre ve kıyamette zerrece haksızlık yapılmayacağına göre bu dünya ahiretin tarlasıdır ve herkes kendi akibetini hazırlayacaktır. Kurtuluş ise cennetlerdedir ve buna mazhar olabilmek hem iyi olmayı hem kötülükle mücadele etmeyi gerektirir. Sadece iyi olmak yetmez!

Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir.” (Al-i İmran 3/185)

Cennetler zalimlere, kafir ve müşriklere haramdır. Bu inkarcı, alaycı, yalancı kulların yapageldiği inkar ve isyanlar nedeniyledir ve imana ters, tevhide düşman, Allah’a mesafeli bu insanlar için kurtuluş diye bir şey yoktur.

“Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (Maide 5/72)

Şeytan şirk dinini sahibi ve kötülüğün aldatanı olarak kendisine uyanları cehenneme sürüklerken cennetlerden mahrum eder. İblis, ahdi gereği imanı olmayan veya imanı zayıf olanlar üzerinde etkilidir ve iman etmeyenlerin dostu şeytan sadece karanlık akibetlere sürükler.

“Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.” (A’raf 7/27)

Korku ve endişenin olmayacağı, yüzlerin güleceği, sayısız nimet ve güzelliğin bir arada bulunacağı cennetlere sadece iman edenler girecektir. Bu anlamda iman kalpten gelen teslimiyet ve sadece Allah’a kul olma bilincinin adıdır. Yani ne tür ve miktarda olursa olsun Allah’a ortak koşmak, dini inkar etmek, ayetleri yalanlamak imanın yokluğuna delalettir ve netice bellidir.

Mü’minler canlarıyla, mallarıyla, servetleriyle iman yolunda yürümeye gayret eden, Allah yolunda vesair suretle mücadele edenlerdir. Kazanacak ve kurtuluşa erecek olanlar da onlardır. Mü’minler, Allah’a karşı gelmekten sakınan takva sahipleridir. Takva ise sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir ve sakınanları, imanı, niyetleri ve kalbi bilen sadece Allah’tır.

“Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır..” (Tevbe 9/111)

“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.” Hicr 15/45)

Cennetleri yeryüzünde aramak, fani dünyanın süslü sınav malzemelerine bakilik yakıştırmak ve aldanmak cennetleri haram eder.

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Hadid 57/20,21)

Cennet ve cehennemle sonlanacak fani dünya hayatının şartı ve hasadı sınavı geçmek veya geçememek üzere kuruludur ve fani dünyanın aldatıcı süslerine, mevki ve nüfuslara, mal ve servetlere, evlat ve güçlere, zulüm ve şiddetlere sığınarak hayatı kahredenler için sınavı geçmek hayal dahi değildir.

“Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır. Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.” (Naziat 79/37-41)

Yüce Allah’ı sevmek ve Yüce Allah’tan korkmak dengesi lazım gelen, unutulmaması şart olandır. Allah için seven, Allah için buğzeden Rahmanın mü’min kulları, Kur’an vicdanlıdır ve Kur’an mü’minidir. Allah ile aldatanlara kanmayan, şeytanlara aldanmayan, hak yoldan ayrılmayan bu kullar için inşallah cennet sabahları çok uzak değildir.

Çünkü hesap günü ağaracak yüzler, nurla aydınlanacak simalar sadece mü’minlerindir.

“Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedî kalmak üzere buraya girin.” Onlar şöyle derler: “Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükâfatı ne güzelmiş!” Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış hâlde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir.” (Zümer 39/73-75)

Son söz; mü’min için aslolan cennetlere varabilmek değil, Allah rızasına mazhar olabilmektir. Bu rızaya erenler içinse altından ırmaklar akan cennetlerden daha da yüce nimetler vardır ki bu Rabbimizin cemalini inşallah görebilmektir.

Rabbim bizleri salih kullarından, imanlı kullarından eylesin.

Rabbim bizleri rızasına mazhar olanlardan eylesin.

Rabbim bizleri cehennem ateşlerine mahkum etmesin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslam’ın abdesti iman

Bir çekirdekten dev çınarı çıkartan Allah bizler için iman nüvesini kalplere koymuştur. O iman büyüyecek, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir