Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / İmanın rükünleri
imanilmihali.com
İmanın mahiyeti ve hükmü nedir

İmanın rükünleri

İmanın rükünleri nelerdir? İslam’a giren kulun gayesi; imana sahip olabilmek ve nefsini temizleyebilmek için Allah’a yalvarması ve yardım istemesidir.

İmanın rükünleri

Rükün esas, temel ve asıl olan demektir ki imanın esasları veya şartları denilen altı madde ile özetlenir. Bunlar;

Allah’ın Bir’liğine ve sonsuz kudretine,
Allah’ın kitaplarına,
Allah’ın peygamberlerine,
Allah’ın meleklerine,
Ahirete, hesap ve mizana,
Kaza ve kadere imandır.

İman, kalp ile desteklenmesi gereken ve sadece Allah’a teslimiyet şeklinde özetlenen varoluş gerçeğidir. Samimi, acizliğini bilerek, Allah’a kul olabilme gayretinin adı olan iman, başkaca ilahların toptan reddini, tevekkülü, tefekkürü gerektirir. İman, Kur’an ile gösterilen istikametten başka yol ve yordam aramamaktır.

Rükünler (esaslar) imanın alt başlıkları olarak görünselerde aslında tamamı Allah’a iman ile bağlantılıdır ki Yüce Allah’ın kendisini ve sistemini ifade eder. Dolayısıyla bunların tamamına, aklederek, kalpten destek vererek iman etmedikçe iman tamam olmaz.

Bunların kabulünün dil ile ifadesi müslüman olmaya yeterken, mümin olabilmek için bunları kalp ile desteklemek ve gaye edinmek gerekir. Bu halde müslümanın adı da mü’min olur. Yani müslüman ve mü’min aynı kimse değildir.

Kalpleri bilen Allah, imanın da kimde olduğunu en iyi bilendir ve O inancını sözde veya esasta yaşayanları da en iyi bilendir.

Kul, bir başkasının imanı üzerine laf edemez, onu kendisi ifade etmedikçe din dışı ilan (tekfir) edemez. Lakin imansız veya İslam’sız olduğunu iddia edenlerle de ne müslümanların ne de mü’minlerin işi olmaz.

İman, yaşamın gayesi ve en değerli varlığıdır ki takva ile yaşamak esas olandır. Tevhid, Allah’ı Bir’lemek inancının adıdır ve haniflik doğru yolda sadece Allah’a doğru yürümektir.

Küfür, imanın reddi, şirk imana yalan ortaklar katmanın adıdır.

Fıtrat ve misak kula, imanlı kalp nasip eder, Yüce Allah kuluna iman zırhını bahşeder ve şeytanlar imanlı kalplere dokunamaz, başka deyişle şeytanlarla işbirliği içinde olanlar imandan yoksun kimselerdir. Bu halde de kurtuluş umudu yok olmuş ve nurlar kaybolmuş demektir.

Müslümanların mü’minlere gıpta etmesi normal, birilerine haset etmesi yasaktır. Mü’min önce kendisini düzelten, sonra da etrafına nasihat edebilendir.

Cennetlere sadece iman edenler, yani mü’minler girecek, kalplerine iman giremeyenlere cennet kapıları Allah dilemedikçe kapalı kalacaktır.

Amentü duasında telaffuz edilen bu ahid, imanın rükünleri olarak İslam’ın şartlarından çok daha farklı ve önemlidir. İslam’a girmek için gerekli olan kelam ve ibadetler, kalplerdeki imanın ispatı olamaz ve asıl teslimiyet kalpte olandır.

Müslümanın manası “Allah’a teslim olan” olsa da bu kelime münafıklıkları, samimiyetsizlikleri, riya ve gösterişi gizlemeye müsaittir. Aksine, mü’min kelimesi ardında başkaca inançsızlıkları yaşatmaz.

İslam’a giren her kulun ilk gayesi işte bu imana sahip olabilmek ve nefsini temizleyebilmek için Allah’a yalvarması ve yardım istemesidir. Çünkü iman varsa kurtuluş, iman yoksa karanlık akibetler vardır.

Uluorta söylenenlerin aksine müslüman olmak yeterli değildir. Çünkü İslam’a girmiş olmak teslimiyetin sadece başlangıcı ve hevesidir. Tamamıyet ise azınlığa nasip olan bir cevher ve müjdedir ki anahtar Kur’an’da, hikmet ve kudret sadece Yüce Allah’tadır.

Kur’an’a ısınan kalplerin bu rükünlere ısınması da kolaydır.

Kur’an’a mesafeli kalpler ise asla karanlık dehlizlerden çıkamayan, derin ve pis sularda kaybolan habis ruhlardır. Fıtrata aykırı yaşamlara kurban olanlar, şeytanların vaadlerine kananlar için umut az, kurtuluş zordur.

Allah’a sığınıp güvenenler için ise en derin acılar bile müjdedir ve boyun büküklüğü ile gelen sevgi, cennetin hoş kokulu bahçelerinin de habercisidir.

İbadet, ahlak ve salih amel gibi dini tüm akideler, nirengileri “iman” olduğu sürece muteberdir. Nirengi başka istikametlere kaymış ve niyetler “Allah rızası”ndan uzaklaşmışsa ibadetlerin değeri de o denli düşmüş demektir. Bu haliyle tüm amel ve niyetler beyhudelikten ibarettir ve mana taşımayacaktır.

Allah’tan korkmanın ve Allah’ı sevmenin adı olan iman, Hz. Yusuf, Hz. İbrahim olabilmeyi dilemektir.

İman, rükünlerinde gizli kainat sırlarının, gaybın, görmeden inanmanın adıdır ve Allah dostlarını dost, Allah düşmanlarını düşman belleyerek sadece iyiliklerde koşmayı değil aynı zamanda ve belki daha da çok kötülüklere karşı gelebilmeyi gerektirir.

Ahiret inancı, beraberinde hesap ve mizanı getirir ki sorumluluk, nimetlerden hesaba çekilme, tartı, akibeti ifade ederken berzah ötesi olan herşeyi mana eder. Akılların erişemeyeceği bu ufuklara bizleri götüren kalbimizdir ve iman burada konuşluysa o kalp çok uzakları da görebilir.

Herşey emanetin sahibine, Yüce Allah’a ve ebedi yurduna geri dönecektir. Bu dünya hayatı geçici bir eğlence ve oyundan ibarettir. Aslolan hayat ve düzen, temizlik ve güzellik, celal ve cemal oradadır. Ahireti unutan yürek, dünyaya kanmaya müsaittir ve dünyaya kananlar ahiretten nasibi olmayanlardır.

Sınavı anlamak ve buna göre yaşamak, iman etmektir.

Sıradan, aradan çıksız diye, dil ucuyla yapılan ve söylenenlerin manası ve ehemmiyeti olmayacağı gibi kulu riya ve gösterişe de sevk ederek şirke bulaştırır ki şirk affedilmeyecek tek suçtur.

Umut hep vardır ve sadece kafirler Allah’tan umut keser. O halde en inançsız ve amelsiz kullar için bile cennet kapıları aralıktır. Yeter ki kalpler o aralıktan geçmeye niyetli olsun ve şeytanla işbirliğine yanaşmasın.

İmanın rükünleri istikametinde düşünerek, ikna olarak, anlayarak, hazmederek hoş semalara kanat açan kalpler için huzur ve refah, esenlik ve saadet inşallah nasip olacak, müjdeler cennetlerle de sınırlı kalmayacaktır.

Rabbim, imanlı kullarını muhafaza eylesin, bahtiyar eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Mavi kelebekler, Srebrenitsa ve 11 temmuz 1995

Mavi kelebekler, Srebrenitsa ve 11 temmuz 1995

Mavi kelebekler, Srebrenitsa ve 11 temmuz 1995 BOSNA’DA TOPLU MEZARLARI ORTAYA ÇIKARAN MAVİ KELEBEKLERİN HİKAYESİ ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir