Anasayfa / İMAN ESASLARI / AKAİD / İmanın şartları nelerdir
imanilmihali.com
iman

İmanın şartları nelerdir

İmanın şartları nelerdir

İmanın şartları nelerdir sorusundan önce iman nedir bahsinin çok iyi bilinmesi gerekir ki iman dille geçiştirilecek bir şey değil, kalple desteklenmesi gereken en büyük nimetlerdendir.

Ayet ve hadislerde îmân esasları bildirilmektedir. Hz. Ömer (r.a.) anlatıyor: “Bir gün Hz. Peygamberin yanında idik. Yanımıza beyaz elbiseli, siyah saçlı bir adam geldi. Üzerinde yolculuk alâmeti yoktu, kendisini kimse tanımıyordu. Peygamberin dizinin dibine diz çöküp oturdu, dizlerini onun dizlerine dayadı ve ellerini Peygamberin dizlerinin üstüne koydu:

– Ey Muhammed İslam nedir bana bildir dedi. Hz. Peygamber (a.s.);

” İslam, Allah`tan başka ilah olmadığına ve Muhammed`in Allah`ın elçisi olduğuna tanıklık etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen Ka`be`yi ziyaret etmen (hac yapman) dır” diye cevap verdi. O adam, doğru söyledin dedi. Onun hem sorup hem de verilen cevabı doğrulaması tuhafımıza gitti. Adam Hz. Peygamber (a.s.)`a tekrar. Şimdi de bana îmânı anlat dedi. Hz. Peygamber (a.s.) da; ” Allah`a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe îmân etmendir, yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” diye cevap verdi. Adam tekrar doğru söyledin dedi ve Peki ihsan nedir, onu da anlat dedi. Bunu üzerine Hz. Peygamber (a.s.);

“İhsan, Allah`a O`nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” diye cevap verdi. O adam, doğru söyledin dedi.

Hz. Ömer, bu adamın Peygamberimize kıyametin ne zaman kopacağını sorduğunu, Peygamberimizin kendisine cevap vermesinden sonra sessizce çekip ettiğini, Hz. Peygamberin kendisine bu soruları soran kişinin kim olduğunu bilip bilmediğini sorduğunu, kendisinin de bilmediğini söylediğini, bunun üzerine Peygamberimizin ” O, Cebrail idi, size dininizi öğretmek için geldi” dediğini anlatmıştır. [3]

Peygamber efendimiz bu hadiste îmân esaslarını alt olarak saymıştır.

Bunlar; Allah`a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere îman etmektir.

AMENTÜ DUASI  ise imanın kapsam ve manasını en iyi anlatan ve tanıtandır.

“Âmentü billahi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve’l-yevmi’l-âhiri ve bi’l kaderi hayrihî ve şerrihî mine’llâhi teâlâ; ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakk, Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh”

“Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman ettim. Ölümden sonra diriliş gerçektir. Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim.”

Bu hadiste sayılan iman esasları Kur`an-ı Kerimde muhtelif ayetlerde geçmektedir. Mesela Bakara suresinin 177 ve 285 ile Nisa suresinin 136. ayetlerinde ” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe” iman geçmektedir. Kur`an`da ” kadere iman edin” şeklinde bir ayet yok ise de bir çok ayet, “kadere imanı” ifade etmektedir. Kur`an’a iman kadere de iman etmeyi gerektirmektedir. Çünkü Kur’an’a iman eden, onda bildirilen esaslara da iman eder.

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisa 4/136)

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” (Bakara 2/177)

ALLAH`A İMAN

Yüce Allah (cc) tek olan, eşi benzeri olmayan, ortağı bulunmayan, bilinen ve bilinmeyeni yaratan, herşeyin sahibi, gücü ve ilmi sınırsız olan, herşeyi gören, işiten ve bilen, bize şah damarından yakın olandır. Yüce Allah (cc) azabı çetin ve rahmeti bol olandır. Yüce Allah (cc) mü’minlerin dostu, kafir, münafık, mürai ve müşriklerin hesap soranıdır. Yüce Allah (cc) Rahman ve Rahim olandır. Yüce Allah (cc) herşeye gücü yetendir.

Allah’a iman; tüm kalbimizle, aklımızla, bedenimizle, tereddütsüz bir şekilde, sadece ve sadece Yüce Allah’ı tek yaratan kabul etmek, sadece O’na kulluk ve ibadet etmek, medeti, rızkı, şifayı sadece O’ndan beklemek, sadece O’na güvenmek, O’na layık bir kul ve mü’min olmaya çalışmak, O’nun dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak, ilahi kudret ve ilimde O’ndan başka ilah edinmemektir.

Allah’a iman, insanın en büyük düşmanı, Yüce Allah’ın lanetlediği şeytana ve tüm şer güçlere karşı imana sarılmak, ölmek pahasına şerre yenilmemektir.

Allah`a îman; Allah’ın varlığına, birliğine, yaratan, yaşatan, rızık veren ve besleyip büyütenin yalnız Allah olduğuna, O’ndan başka ibadete layık ilah ve mabut bulunmadığına, bütün kemal sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan münezzeh bulunduğuna îman etmeyi gerektirir. Allah`ı îman edebilmek için Allah`ın tanımamız gerekir. Biz Allah`ı isim ve sıfatlarıyla tanıyabiliriz. Allah`ın beş çeşit sıfatı vardır:

a) Zâtî sıfatları; vücut (vardır), kıdem (varlığının evveli yoktur), beka (varlığının sonu yoktur), vahdâniyet (tektir, eşi ve benzeri yoktur) muhalefetün lihavadis (yaratıklarından hiç birine benzemez), kıyam binefsihî (varlığı kendindendir, yaratılmış değildir).

b) Sübûtî sıfatları; hayat (diridir, yaşamaktadır), ilim (her şeyi bilir), semi` (her konuşulanı işitir, gizli âşikâr bütün sesleri ve duaları duyar), basar (küçük büyük her şeyi görürü), irade (dilediği olur, dilemediği olmaz), kudret (her şeye gücü yeter ), kelam (peygamberlerle vahiy yoluyla konuşmuştur), tekvin (yaratıcıdır, her şeyi O yaratmıştır).

c) Selbî sıfatları; Allah hakkında düşünülmesi mümkün olmayan sıfatlardır. Mesela “Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O`na muhtaçtır . O`ndan çocuk olmamıştır (kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir). Hiçbir şey O`na denk ve benzer değildir” (İhlas,112/2-4),

“Onun hiçbir ortağı yoktur…”(En`am, 6/163),

“Onun mülkte hiçbir ortağı yoktur” (İsrâ, 17/111).

“O’nu ne uyuklama tutabilir ne de uyku ” (Bakara, 2/253).

” O (yaratıkları) besleyendir ve (kendisi) beslenmeye ihtiyacı olmayandır” (En`am, 6/14).

“Allah, kullarına asla zulmedici değildir ” (Al-i İmrân, 3/182) anlamındaki âyetlerde geçen sıfatlar selbî sıfatlardır.

d) Haberî sıfatlar; Âyet ve hadislerde bildirilen ancak mahiyetini insanların tam kavrayamadığı sıfatlardır. Allah`ın yüzü, gözü, eli, gelmesi, dünya semasına inmesi, arşı istiva etmesi gibi nitelikler bu tür sıfatlardır.

e) Fiilî sıfatlar; Rızık vermesi, canlıların hayatlarına son vermesi gibi sıfatlar bu türü sıfatlardır. Kelam âlimleri Allah`ın fiilî sıfatlarını “tekvîn” sıfatı ile ifade etmişlerdir.

MELEKLERE ÎMAN

Meleklere iman etmek, nurdan yaratılmış bu varlıkların var olduğuna, dürüst ve güçlü olduğuna, mü’min dostu kafir düşmanı olduğuna, inanan kalplerin dünya ve ahirette yardımcısı ve duacısı olduğuna inanmaktır.

Meleklere iman, Yüce Allah katında ve yeryüzünde, gökte ve yerde, kendilerine verilen vazifeleri aksatmadan yerine getiren, nurdan yaratılmış, ruhani, müminlere dost meleklerin varlığına, kanat sayılarının ve cinsiyetlerinin malum olmadığına, aralarında hiyerarşik bir sıralama bulunduğuna (Baş melekler ve diğerleri gibi), meleklerin bazen insan suretinde bazen (Peygamberimize olduğu gibi) kendi suretlerinde göründüklerine, bazı meleklerin peygamberlere vahiy getirdiklerine, bazılarının hareketlerimizi kaydettiklerine, bazılarının Yüce Allah’ın verdiği diğer işleri (insanları koruma, kabir sorgusu vs.) ve tabiat olaylarını yaptığına, hepsinin sürekli Yüce Allah’ı tesbih ettiğine inanmaktır.

Meleklere îmân, âyet ve hadislerle sabittir. Melekler şu özelliklere sahip varlıklardır:

a) Nurdan yaratılmış, latif ve ruhanî varlıklardır. Onlarda; yemek, içmek, erkeklik, dişilik, evlenmek, uyumak, gençlik ve ihtiyarlık gibi insanlara ait özelliklerden hiç biri yoktur. (Enbiya, 21/19-20)

b) Allah`a isyân etmezler. Hangi iş için yaratılmış iseler o işi yaparlar. Daimî olarak Allah`a ibadet ve itaat ederler (Nahl, 16/50), “Kuşkusuz Rabbin katındakiler O`na kulluk etmekten asla kibirlenmezler. O`nu tesbih eder ve yalnız O`na secde ederler” (A’raf, 7/206).

c) Melekler bir anda Allah`ın emrettiği bir mekândan diğer bir mekâna intikal edecek, hatta yerleri ve gökleri dolaşacak bir kabiliyette yaratılmışlardır. Onların kanatları vardır (Fâtır,35/1) Melekler çok az bir zamanda çok uzak yerlere gidebilirler (Meâric, 70/4).

d) Allah`ın emirleriyle farklı şekillere girebilirler.

e) Gözle görülmezler. Gözle görülmeyişleri onların yok olduklarından değil, gözlerimizin o kabiliyette yaratılmamış olmasındandır.

Melekler görevleri yönünden bir kaç gruba ayrılır. Melekler yerde, arşta veya semada bulunurlar. Yerde bulunanlara arzî, gökte bulunanlara semavî, arşta bulunanlara ise arşî denir.Melekler yüklendikleri görevler itibariyle farklı isimlerle anılmışlardır. Bunlardan dördü, büyük melek olarak bilinmektedir:

Cebrâîl, Mikâîl, İsrâfîl ve Azrail.

Bilinen diğer melekler de şunlardır: Münker-Nekir, Kirâmen Kâtibin (Hafaza), Hamele-i Arş, Hazin, Zebânî, Mâlik, Rıdvân.

KİTAPLARA ÎMAN

Kutsal kitaplara iman; Yüce Allah’ın resülleri aracılığıyla insanlara gönderdiği ilahi emirleri içeren kitap ve sayfalara inanmak, semavi dinlere ait kitaplardan İncil, Tevrat, Zebur’un ilgili kavme fakat Kur’an-ı Kerim’in tüm insanlığa gönderildiğini idrak etmek, bu kitapların tamamının hak olarak Allah’ın Peygamberleri aracılığıyla Allah katından gönderildiğine inanmak, ama diğer tüm kitapların insanlarca tahrif edildiğini ve sadece Kur’an’ın Yüce Allah’ın korumasıyla bozulmadan korunduğunu bilmek, din ve tevhid adına tek tartışmasız kaynağın Kur’an olduğunu kabul etmektir.

Kutsal kitaplara iman, Yüce Allah’ın rahmet ve merhameti ile tüm insanlığa şefkat elini her zaman uzattığına, tüm toplumlara birer peygamber gönderdiğine, emir ve yasaklarını basit, kolay ve anlaşılır olarak sözlü ve yazılı olarak ifade ettiğine, insanlar dinden her uzaklaştığında Yüce Allah’ın rahmetinin eseri olarak birer peygamber yolladığına, Yüce Rabbin hak ve adaletten yana olduğuna inanmaktır.

Allah ilk insan Adem (a.s.)`dan itibaren her topluma bir peygamber göndermiş ve onlara kitaplar vermiştir.

“Andolsun biz elçilerimi açık mucizelerle gönderdik ve onlarla beraber kitap indirdik…” (Hadîd, 57/25) anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir. Ayet ve hadislerde kitap verildiği bildirilen peygamberler şunlardır. Adem (a.s.)`a 10 sayfa Şît (a.s.)`a 50 sayfa İdris (a.s.)`a 30 sayfa İbrahim (a.s.)`a 10 sayfa, Musa (a.s.)`a Tevrat, Davud, (a.s.)`a Zebur, İsa (a.s.)`a İncil, Hz. Muhammed (a.s.)`a Kur`ân verilmiştir. Kur`ân`ın dışındaki diğer kitapların asılları korunamamıştır. Kur`ân Allah`tan geldiği gibi aynen korunmuştur. Kur`ân`ın korunmasını bizzat Allah kendi uhdesine almıştır.

“Şüphesiz ki Zikri (Kur`ân`ı) biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette biziz” (Hıcr, 15/9) ânlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir.

PEYGAMBERLERE ÎMAN

Peygamberlere iman, Yüce Allah’ın biz kullarına emir ve yasaklarını iletmek üzere, insanlardan (erkeklerden) elçiler seçtiğini, peygamberlere melekleri aracılığıyla, peygamberler aracılığıyla da bizlere ilahi mesajlarını ilettiğini, peygamberlerin temiz ve örnek kullar olduğunu, her peygamberin ayrı bir şeriatı olduğunu, diğer peygamberlerin kendi kavmine ama Hz. Muhammed’in tüm insanlığa gönderildiğini, peygamberlerin ortak davetinin iman, takva ve tevhid olduğunu, peygamberlerin ancak birer kul ve elçi olduğunu kabul etmektir.

Yüce Allah Adem (a.s.)`dan Hz Muhammed (a.s.)`a kadar her topluma bir peygamber göndermiştir. “Hiçbir ümmet / toplum yoktur ki aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın” (Fâtır, 35/24) anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir. Peygamberlerin görevleri Allah`ın emir ve yasaklarını, helal ve haramların, hüküm ve tavsiyelerini insanlara ulaştırmak (tebliğ), dİn kurallarını sözlü ve uygulamalı olarak insanlara öğretmek ve onlara örnek olmaktır. Peygamber; özü, sözü ve davranışları dosdoğru (sâdık), güvenilir (emin), akıllı ve günahsız insanlardır. Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e (a.s.) kadar insanlara gönderilen peygamber sayısında ihtilaf olmakla beraber bazı kaynaklarda 224 bin olduğu bildirilmiştir.

Bunlardan 25 tanesinin ismi Kur’ân’da geçmektedir. Bunlar; Adem, İdris, Nuh, Hud, Sâlih, Lut, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyyub, Şuayb, Musa, Harun, Davut, Süleyman, İlyas, El-Yesa`, Zülkifl, Yunus, Zekeriya, Yahya, İsa ve Hz. Muhammed’dir. Ayrıca Kur’ân’da haklarında bilgi verilen Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn adlarında üç kişinin peygamber mi veli mi olduğu konusunda ihtilaf edilmiştir.

ÂHİRET GÜNÜNE ÎMAN

Ahirete iman; kendi ecelimiz veya kıyamet ile birlikte dünya yaşamı sonunda sonsuz yaşama geçileceğine, insanı ve tüm kainatı yaratan Yüce Allah’ın huzuruna çıkılacağına, hesap verileceğine, dünyada iken yaptığımız veya kaçındığımız amel ve niyetlerden zerre haksızlık olmadan sorumlu tutulacağımıza, işlediğimiz günah ve yediğimiz haramlara ceza verileceğine, güzel huy, davranış, söz ve ibadetlerimiz için ödüllendirileceğimize inanmaktır.

Ahirete iman, dünya hayatının kıyametle, kul hayatının ecelle biteceğine inanmak, bu yaşamdan sonra asıl yaşamın yaşanacağına inanmaktır.

Îmân esaslarının en önemli esaslarından biri âhirete îmandır. Pek çok âyet ve hadiste âhirete îmân detaylı olarak anlatılmaktadır. Kur`ân ve hadislere göre, insanlar ölünce ruhları âlem-i berzah`ta yaşarlar. Birinci defa sûra üfürülünce bütün canlılar ölür, kıyamet kopar. İkinci defa sûra üfürülünce bütün insanlar Allah`ın emriyle dirilirler. Mahşer yerinde toplanırlar. Dünyada yaptıklarından hesaba çekilirler. Netice her insan îmân ve ameline göre ya cennet ya da cehenneme gider. Kafir, müşrik ve münafıklar cehennemde ebedî olarak kalacaklardır. Günahkâr müminler Allah affetmez ise cezalarını cehennemde çekecekler, sonra îmânlarının mükafatını görmek üzere cennete gireceklerdir.

KAZA VE KADERE ÎMAN

Kadere iman; hayır ve şerrin Allah’tan geldiğini bilmek, Yüce Allah’ın zaman öncesi ve sonrasını gördüğünü ve bildiğini kabul etmek, kaderin alın yazısı, kazanın kaderin hayata geçtiği andaki adı olduğunu bilmek, kader hakkında bildiklerimizin ayetlerle sınırlı olduğunu kabullenmek, ilahi iradenin yanısıra kullanmakta olduğumuz cüzi irade sebebiyle yaptığımız şeylerin sorumluluğunun bizde olduğunu kabullenmek, Yüce Allah’ın bize istemek ve yapmakla ilgili isteklerimize rıza gösterip güç vermesinin sorumluluğumuzu azaltmayacağını bilmek, Allah’ın sonucu biliyor olmasının (bizler bilmediğimiz için) bizi ve olayları o şekilde yarattı anlamına gelmediğini bilmek, Yüce Allah’ın kaderinin aslen ölçü ve nizam olduğunu anlamak, gücümüz ve imkanımız dışındaki olayların sınavın bir parçası olduğunu anlamaktır.

Allah`ın ezelden ebede kadar olacak şeylerin zaman ve mekanını, nitelik ve özelliklerini, kısaca ne şekil ve ne zamanda olacaklarsa onların hepsini ezelde daha bunlar yok iken bilip o suretle tahdit ve takdir etmesine “kader”; ezelde takdir ve irade buyurduğu şeylerin zamanı gelince her birisinin ezeldeki ilim, irade ve takdirine uygun bir şekilde icat etmesine ve yaratmasına ise “kaza” denir. Kader, Allah`ın ilim sıfatına, kaza ise tekvin sıfatına râcidir. Kaza ve kadere îmana Hadîd sûresinin 22-23. âyet-i kerîmelerinde açıkça işaret etmektedir:

“Ne yerde ne de kendi canlarınızda meydana gelen hiç bir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış (ezelî bilgimizde tespit edilmiş) olmasın. Şüphesiz bu, Allah`a göre kolaydır. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah`ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık)…”

 

İmanın şartları

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler

Dinen nankörlük ve nankörler Dinen Nankörlük; nimet verene itikatsızlık veya saygısızlık, şükretmemek, hayatı bahşedene riayetsizlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir