Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İmanın şubeleri
imanilmihali.com
İmanın şubeleri

İmanın şubeleri

İmanın şubeleri ; kalpten gelen iman ve imanın delili amel şeklinde sayısız ayette ve Peygamberimizin hadisinde yer bulmuş, altı ana başlıkta yer alan iman edilecek konuların hayata yansıması resmedilmiştir.

İmanın şubeleri denilince

İman, bütün, tam ve sağlam, imanı veren Allah’a sadakat sarsılmaz olmalı, kalpteki iman kulun ibadet, ahlak ve salih ameline de yansımalıdır. Amel imandan olmasa da ameller kulun imanının insanlara DELİLLERİDİR. İmanın aslını, kimde ne kadar olduğunu ise bilen sadece Allah’tır.

Kur’an, imanı çok güzel ifade etmiş, tüm peygamberlerin ilk ve temel mesajı olarak tanıtmış, neye, nasıl ve neden iman edilmesi gerektiğini kıssalarla, soru ve cevaplarla göstermiştir ki Yüce Allah iman edilecek tek Malik’tir.

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” (Bakara 2/285)

Peygamberimiz de değişik hadislerinde imandan bahsetmiş, en yüce iman göstergesini Kelime-i Şehadet (veya kelime-i Tevhid) en alt göstergesini ise insanlara eziyeti engelleyen şeyleri imkan dahilinde ortadan kaldırmayı işaret etmiştir. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;

“İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ sözünü kabul etmek ve en altta ‘insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak’ bulunmaktadır, haya da imanın bir parçasıdır.” (Buharı, îmân, 3)

İmanın şubeleri ile maksat imanı parçalara ayırmak veya bazılarına iman etmenin yeterli olacağını iddia etmek değil, imanlı kalbin neye ve nasıl iman etmesi gerektiğini, en küçük eziyetlerin bile imanı zedeleyeceğini vurgulamak içindir.

Kalbi iman ve delilleri

İmanın bölümlerini açıklayan müstakil kitaplar telif edilmiştir. Beyhakî’nin (v.458/1066) “Şuabu’l-îman”ı bunlardan birisidir. Beyhakî bu çalışmasında imanı iki kısımda inceler; hafi (mücerred) iman ve celî (müşahhas) iman:

a. Hafi iman, Allah ve Rasûlünden gelenlere zihnen ve kalben inanmak, doğru olduğunu kabullenmektir.

b. Celi iman, beden ve uzuvlarla yerine getirilen ibâdet (kulluk) kısmıdır ki bu, mücerret imanın delili ve DIŞA YANSIMASIDIR. Temizlik, namaz, oruç, cihad vd…

Kur’ân ve Sünnet incelendiğinde bazı ibareler görülür, bunlardan yola çıkarak imanın bölümlerini tespit etmek mümkündür. Ana başlıklar hâlinde imanın şubeleri şunlardır:

İman İle İlgili Olarak:

1. Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmek,
2. Her yerde hazır ve her mekânda nazır olup bizzat her işi yaptığına iman,
3. Hayat,
4. İlim,
5. İrade,
6. Kudret,
7. Semi’,
8. Basar,
9. Kelam sıfatlarına kemaliyle iman.
10. Meleklere,
11. Kitaplara,
12. Peygamberlere,
13. Öldükten sonra cesedin dirilip hesaba çekilmesine,
14. Âlemin sonradan yoktan Allah’ın kudreti ile yaratıldığına,
15. Tüm mahlûkatın dirilip “Mahkeme-i Kübra” da hesaba çekilmesine,
16. Mizanda amellerin tartılmasına,
17. Sırattan geçilmesine,
18. Peygamberimiz (sav) in ahirette Şefaat-i Kübra ile tüm insanlığa şefaatine,
19. Cennetin ehl-i imana verilmesine,
20. Cehenneme ehl-i Küfür ve İsyanın hak ederek girmesine inanmak.

Amel İle İlgili Olarak:

21. Nikâh akdi ile evlenmek,
22. Kadının kocaya itaat etmesi,
23. Erkek ve kadının zinadan kaçınması,
24. Anne- babaya itaat etmek,
25. Çocuklarının terbiyesini güzel yapmak,
26. Akrabayı ziyaret etmek ve yardımcı olmak,
27. Büyüklere saygılı olmak ve itaatkâr davranmak,
28. Kendi maiyetinde olanlara iyilik ve ikramda bulunmak,
29. Emanete riayet etmek,
30. Camiye ve cemaate devam etmek,
31. İdarecilere itaat etmek, meşru emirlerine uymak,
32. Daima insanlara iyilik etmek ve yardımsever olmak,
33. Şeair-i İslamiye olan selamı yaymak,
34. Emr-i Bi’l-Ma’ruf ve Nehy-i Ani’l- Münkeri yapmak,
35. Dinini her nevi tehlikeden ve şüphelerden korumak,
36. Nefsini kötü alışkanlıklardan korumak,
37. Aklını sarhoş edici maddelerden ve yanlış fikirlerden korumak,
38. Malını haramdan, israftan ve telef olmaktan korumak,
39. Namusunu haramdan ve haramiden korumak,
40. Müslümana gelen zararı gidermeye çalışmak,
41. Nesebi ve nesli korumak,
42. Taharete ve temizliğe önem vermek,
43. Setr-i Avret ile tesettüre uyarak, bedenini nâ-mahramden korumak,
44. Beş vakit namazı eksiksiz kılmak,
45. Oruç tutmak,
46. Zekât vermek,
47. Cenazeye iştirak etmek,
48. Hacca gitmek,
49. Adaklarını yerine getirmek,
50. Yemine tazim etmek ve olur olmaz yemin etmemek,
51. Kefaretlerini ifa etmek,
52. Gönlünden dünya ve mal sevgisini gidermek,
53. Makam ve şöhret sevgisini gidermek,
54. Kalbinde düşmanlık, kin ve nefrete yer vermemek,
55. Kalbinden haset ve fesadı izale etmek,
56. Gönlünde riya ve süm’aya yer vermemek, ihlâsı esas almak,
57. Amelini beğenmemek, gurura kapılmamak,
58. Başkalarını hor ve hakir görerek kibre kapılmamak,
59. Kalbinde nifak ve ikiyüzlülüğe yer vermemek,
60. Daima kendini noksan ve kusurlu görerek tövbeye devam etmek,
61. Allah’tan korkmak, başkalarından korkmamak,
62. Günah işlemekten korkmak, ölümden korkmamak,
63. Allah’tan daima ümit var olmak, ümitsizliğe düşmemek,
64. Daima hayâ ve iffet üzere olmak,
65. Allah’ın nimetlerine şükretmek,
66. Sana karşı iyilik yapan her kese iyilik derecesine göre vefalı olmak,
67. Her işinde ihlâslı olmak, sadece Allah rızasını gözetmek,
68. Her işinde sabırlı olmak ve hayırlı ilerinde sebat etmek,
69. Helal kazanç peşinde koşmak, harama asla iltifat etmemek,
70. Herkese sevgi ve muhabbet beslemek,
71. Kötülükten ve kötü arkadaştan kaçmak,
72. Her işinde Allah’a dayanıp güvenmek, mütevekkil olmak,
73. Allah’ın sana takdir ettiği şeye razı olmak.
74. İlim öğrenmek,
75. Öğrendiğin ilmi hayırlı işlerde kullanmak,
76. İnsanlara faydalı olmak için çalışmak,
77. Kur’an-ı Kerimi amal etmek için okumak ve peygamberin sünnetine uymak.

(Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Şuabu’l İman)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Meşru olan her şey caiz demek değildir

Meşru olan her şey caiz demek değildir

Meşru olan her şey caiz demek değildir Meşruluk; insanoğlunun kendi elleriyle yazdığı yazılı ve sözlü ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir