Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / İmanın üç alameti
imanilmihali.com
İmanın üç alameti

İmanın üç alameti

İmanın üç alameti

İman etmek, fıtratın ve tevhidin üç ayağından (iman, İslam ve ihsan) birisi olarak İslam ve ihsanın da öncesi, esası ve doğuranıdır. Bu haliyle iman tevhidin, dinin mayası ve merkezi durumundadır.

İmanın üç alameti ise muhakkak imanın kalpte doğurduğu ve kulu öyle davranmaya mecbur bıraktığı amelleri ve sonuçlarıdır ki bunlar; iyiliğe hizmet, şerden sakınma ve zulümle mücadeledir.

İyiliğe hizmet, kişinin kendisine iyilik olarak sayılabilecek halleridir ki ibadetler, hayratlar, zekatlar, sadakalar, namazlar hep bu cümledendir. Yeryüzünde iyiliğin kazanması ve egemen olması için yapılan ve düşünülen herşey bu kapsamdadır ve hayır ve hasenatlar, yardımlar ve paylaşımlar kısaca ahlak, salih amel ve ibadetler bu madde içerisindedir. Velhasıl güzel, faydalı, haklı, gerçek, temiz, iyi, helal ve sevap olanlar bu daire içindedir.

Şerden sakınma, kötülüğe bulaşmama, harama uzanmama, şeytanlarla bir olmama ve şeytanlık yapmama olarak izah edilebilir ve detayında çirkin, kötü, yalan, batıl, haksız, haram ve günah olan her şey vardır. Şerden sakınma kulun topluma karşı görevlerinin de, gelecek nesillere örnek olma gereğinin de bir sonucudur ve iyiliğe hizmet ile birlikte şerden sakınma kulu iyi insanlar arasına sokmaya çoğu zaman yeter.

Lakin iman, her iki maddeden de ibaret değildir ve ameller imandan olmayacağı için sadece imanın meyveleri mahiyetindedirler. İmanın zirvesi ise aynı zamanda imanın amelle tek bağı olan zulme karşı gelme bahsidir ki bu konu atıl ve pasif bir direnç değil elle, dille veya sözle direnmektir.

Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Nisa 4/148)

Zulümle mücadele bu anlamda haksızlık, adaletsizlik, hakikatsizlik, yalan ve iftira karşısında sessiz kalmamak, hakkını yedirmemek, gücü oranında karşı durmaktır ki karşı duranların hakkı baki, duramayanların hakkı yitiktir. Öyle ki haksızlık karşısında feryat eden hakkını alamasa da alacağı bakidir ve elbet ahirette o hakka kavuşacaktır. Lakin sessiz kalıp adeta rıza göstermek alacağından vazgeçmek demektir. Ayrıca iyiliğe meyil ve kötülükten sakınma pasif ve ferdi iken bu madde adeta bir isyan anlamı taşıyarak cihat mahiyetindedir ve sevabı ve sonucu diğerlerinden çok daha yüksektir.

Sonucu belki acımasız olacak bu hamle Allah’a yardım etmenin, diğerlerine faydalı olabilmenin adıdır ve ilk iki maddeden bu anlamda da ayrılır ve imanın asıl belirleyicisi olur.

Mü’min inancı istikametinde yaşayan, inancı ona iyi olmasını ve kötülükten sakınmasını ve aynı zamanda kötülere karşı dik durması gerektiğini söylenendir.

İmanın üç alameti dediğimiz bu hususlar, iman ve İslam’ın hayata yansıması, huyların ve mizaçların belirlenmesi ve münafıklıkların ortaya çıkması için ayraçtır.

Hattı zatında bir farkındalık olan iman, kainattaki tüm ihsana ve ahenge riayet etmeyi, nizama, düzene ve ölçüye aykırı olan zıtlıklara meyletmemeyi ve karanlık güçlere, kirli odaklara dünyevi heves ve arzular için teslim olmamayı gerekli kılar.

Mü’min, ağaç diken, ağaç kesmeyen, gereksiz kesene karşı durandır. Mü’min, yardım eden, yardım etmeyenlere yardımı öğütleyen, yardım yapacağına lüks ve israfta gezinenlerin karşısına dikilip gerçeği haykırandır. Mü’min, zekat veren, vermeyenleri özendirip örnek olan, zekatı inkar eden ve kazançlardaki muhtaçların hakkını lükse israf edenlere cephe olandır.

Netice olarak iman, iyi olmanın, kötü olmamanın ve kötülere karşı durmanın adıdır ki bu hem imanın hem fıtrat dinini emridir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tevekkül Allah’ı sonuca vekil etmektir

Tevekkül Allah’ı sonuca vekil etmektir

Tevekkül Allah’ı sonuca vekil etmektir Tevekkül; en dar manada imanın gereği olarak sadece Yüce Allah’a ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir