Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / İmanın zıddı küfür değil şirktir
imanilmihali.com
İmanın zıddı küfür değil şirktir

İmanın zıddı küfür değil şirktir

İmanın zıddı küfür değil şirktir

İman; kalp ve dil ile, sonrasında amel ile SADECE Yüce Allah’a fıtrattaki misakta verilen söze sadık kalmak, yaşamın sonraki anlarında bu misaka sadakatle bağlı kalınacağına dair söz vermek, bunun için mücadele etmek ve samimi olunduğunu ispat ederek zorluklardan yılmadan, dünyaya, şeytana ve nefse yenik düşmeden, tereddüt ve korkuya yenilmeden, eğlenceli dünya hallerine aldanmadan bu sadakati hayata yansıtmak ve güvenilir, namuslu, doğru ve güzel olanı yapmaya gayret ederken, kötü ve çirkin olanlardan kaçmak, bunu yaparken de Allah’ın sınırlarını esas almak, Kur’an istikametinde yürümek, inancı bulandırmamak, riya ve gösterişe kapılmamaktır.

Küfür, inkar ve isyandır, reddetme, boyunduruğa karşı çıkma, teslimiyete razı olmama halidir. Bu haliyle küfür yapanı kafir ederken din dışına çıkarır ama bu hal kişinin imanı hakkında topluma fikir vermeye yeterli değildir. Bu grubun günahkarlığı tespit olunsa da affı her zaman mümkündür ve Yüce Allah’ın huzuruna cennetlerden emin olarak çıkmaktansa, günahkar olduğunu kabullenerek çıkmak en azından yarattığı tevazu ve sığınma hissi nedeniyle yeğdir.

Şirk ise inkar ve küfrün ötesinde, bilinen ve anlaşılan hakikati yalanlarcasına, kalpten gelen sese kulak tıkayarak, Alemlerin Rabbi Yüce Allah’ın irade, kudret, mülk, idare ve ilmine ortaklar atamak, bu kudreti kişiler veya varlıklar arası paylaştırmak, tevhidi yaralamak ve şeytani heveslerle şeytani bir din yaratmak gayesine hizmet etmektir.

Anlaşılacağı üzere şirk küfürden beter bir beladır ve kendisine uyanı müşrik kılar. Bu ihaneti ve riyakarlığı nedeniyle şirk mensupları affedilmeyecek ve şeytanla birlikte aynı kadere tabi olacaktır. Bunların halleri hem bu dünyada hem ahiret yurdunda acınasıdır ve afsızlığın getirdiği azabın sahibi ve sorumlusu hem kendileri hem onları bu yola sevk eden saptırıcılar olacaktır.

Buraya kadar şunu anlamak lazım gelir ki iman bahsi cennetlere uzanan doğru yolun vazgeçilmezidir ve affı yoktur. Yüce Allah imanın ve takvanın kimlerde olduğunu tek başına bilendir. Takva ise yaşadığımız boyutta asla insanlar arası bir üstünlük aracı değildir. Takvanın derecelendirilmesini sadece Yüce Allah yapacaktır ki omuz başlarımızdaki melekler bile sadece söyleyip işlediğimiz söz ve fiillere şahitlik ederken, sadece Yüce Allah niyetimizi, hislerimizi, düşüncelerimizi bilen olduğundan amel defterlerimizin ağırlığı ne olursa olsun o affedecek veya affetmeyecektir.

Riya burada amansız bir katsayı olarak ortaya çıkar ki niyeti istikametinde yaşayan ama başarılı amellere imza atamayanlar bile inşallah muzaffer ve bahtiyar olacakken, ibadette önde gelenler hatta aşırılığa kaçanlar niyetleri bozuk ise nasipsiz kalacaklardır. Bu yüzden riya şirkin gizlisi, affedilmeyecek suçların önde geleni ve imanı bozan en büyük tehlikedir.

Demek ki imansızlığın affı olmayacak ve kimse iman etmeden cennetlere giremeyecektir. Yani mü’min olmayı beceremeyen ve istemeyen müslümanlar için bile cennetler hayaldir en azından şefaate, rahmete veya azabın terbiyesine muhtaçtır. Bu şu demektir ki has niyetlerle, samimi hislerle teslim olabilenler için Yüce Allah’ın rahmet ve merhameti inşallah bu kullar üzerine nur olup yağacaktır.

Küfrün bu manada mahiyeti şudur ki imanlı olsun veya olmasın o kul isyan ve inkardadır ve günahkardır. Lakin böyle yapmasının iç detayını bilen sadece Allah’tır ve o günahkar kulun akibeti sadece Allah’a bilinir olduğu gibi o kulun her an düzelme şansı da bakidir. Yani cehalet ve zulümle inkara dalan bir kul her an bir ayet ile hakikati görür hale gelebilir ve inşallah tevbe ile temizlenebilir. Çünkü cehalet ve zulmüne rağmen kulun riyası, kibri, hırs ve aldatması yoktur. Riyadan uzak bu kul her an içtenliğinin verdiği his ve anlayışlarla doğru yolda bulabilir kendisini, tabi ki Allah’ın yardım ve lutfuyla.

Müşrikler ise aklı erdiği, bildiği, inandığı, şahit olduğu halde Allah’a iftira atarak, dine yalan söyleterek, Peygamberin bile kemiklerini sızlatarak Allah ile aldatan, şeytana kul olmuş varlıklardır ki Kur’an’a rağmen bu diklenişleri haklı olamayacağı gibi gerçek te olmadığından yalandan ibarettir. Yalan ise riyanın ve gerçeği saklayarak haksızlık yapmanın adıdır ve bu hal kainatın dengesi olan adalet ve hak’ka en büyük darbedir. Şirk’in bu nedenle de affı yoktur.

Öyleyse afsızlık bahsinden hareketle şunu söyleyebiliriz ki imansızlığın afsızlığının öteki burcu şirk afsızlığıdır, küfür aflılığı değil. Küfür affedilir, imansızlık affedilmez, şirk affedilmez.

İmanın şirke karşı ezik, yenik, unutulmuş kılınmasına gayret edenler dünya hevesindeki bedbahtlardır ve bunlar küfürle değil yalanları ile imanı zedelemeye çalışırlar ki şirk cephesi asla inkarcı kafirlerle uğraşmaz.

Dahası küfür üzere olan diğer din mensuplarının da hali imanları ölçüsünde ve şirke mesafe koydukları ölçüde yukarıdaki gibidir. Yani kafir olsalar bile imansız olmayabilirler. Böylelerine dair hükmü Yüce Allah ahiret yurdunda kendisi verecektir ama umarız ve düşünürüz ki bu kafirlerin cezası müşriklerden daha az olacaktır.

Önemli husus şudur ki; bizlerin nüfus cüzdanında her ne kadar müslüman yazsa da bu cennet için asla yeterli değildir. Önemli olan ispat veya en azından niyet ve gayrettir. Başkaca dinlere mensup insanlar sadece Allah’a iman edip dururken bu imanı kirletmiş, zayıflatmış olabilir ama öğrenegeldikleri din içinde hayırlı ameller üretmeye gayretli de olabilirler. Bunlar küfürleri nedeniyle elbet cezalandırılacak ve terbiye edileceklerdir. Lakin bunu kasıtlı yapmayanlar için tevbe ve İslam’a geçiş her zaman mümkündür ki İslam huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyettir. Demek ki tüm hristiyan, yahudi ve diğer din mensuplarının kurtuluşu bizler için Yüce Allah’ın işaret ettiği son din olan İslam’a yani tevhide geçiş ve boyun eğiştir.

Kafir için bu geçiş çok sıkıntılı olmayacaktır ama müşrik için bu bir hayli zordur. Çünkü halen içinde olduğu dinde bile samimiyetsiz, dönek, çıkar odaklı, aracı-şeffatçi ruhuyla ilahi kudreti bölüştürenler için din değiştirmek ve tevhid dinine geçmek te çözüm olmayacaktır. Tabi ki onların da tevbesi arzu edilen bir şeydir ve yapmaları gerekir lakin bu zordur. Çünkü onların şeytanları, liderleri, nefisleri ve kibirleri buna engeldir. Dahası onların kurdukları siyasi-bol gelirli statünün diretmesi de zorludur ve ayrılmaları da ilave bir gayret gerektirir. Dahası menfaat kaybına tahammülsüzlükleri kafirlerden çok ötedir ve bu dünya onlar için asıl gaye ve emeldir.

Bu nedenle, günahkar olmak hatta küfre bulaşmak insanlara mahsustur ve bilerek veya bilmeden bu kötülüğe düşmek olasıdır. Ama asıl nokta iman meselesidir ki bunun zıddı küfür değil şirktir.

Yani bilerek ve isteyerek inanmanın zıddı, bilerek ve isteyerek inanmamak değil inanır görünüp münafıklık etmektir. Çıkar, dünya sevgisi, şeytan kulları hep bu istikamete yönlendirir ki iblisin ahdi zaten bu yöndedir.

Müslüman dünya kafirlerle arasına mesafe koymalı ama müşriklerden köşe bucak kaçmalıdır.

Çünkü riya gibi şirk te bulaşıcı ve aldatıcıdır. Oysa iman etmiş bir kulun inkarı kolay kolay söz konusu değildir. Ama en imanlının bile gaflet ve delaletle şirke ve riyaya kayıvermesi kolay ve kahredicidir.

Allah ile aldatmanın riya ve gösteriş öncülerinin tuzakları çetin, hileleri zalim ve aldatmaları çetindir. Lakin tuzak kuranların en çetini ilim ve kudretin, mülk ve Yaratışın tek maliki Yüce Allah’tır.

Kul, kalbinin sesiyle iman çizgisinde tutunmaya mahkum ve mecburdur.

Bu yolda tek yol gösterici ve tartışmasız tek kaynak Kur’an, tartışma üstü tek kişi Hz. Peygamber’dir. Bunların dışındaki eserler, kişiler, varlık ve olaylar bu ikisine uygunlukları ölçüsünde muteberdir. Bu muteberliğe riayet edenler içinse tehlike yoktur.

Ama bunlardan habersiz yaşayan kullar en derin inanca ve en uzun süreli ibadetlere imza da atıyor olsalar şirkin tuzağına elbet bir gün düşmekten asla kurtulamazlar ve şirk affedilmeyecek tek suçtur.

Rabbim imanlı kullarını korusun.

Rabbim müşrikleri helak ve rezil eylesin.

Rabbim kafirlere nurlu ışığından tatmayı nasip eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri

Dinci tayfanın din dışı söylem ve eylemleri (YAZIMIZI Sadece ve daima Allah diyebilen, Kur’an dışı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir