Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / İmansızın imanı yatsıya kadardır
imanilmihali.com
münafık

İmansızın imanı yatsıya kadardır

İmansızın imanı yatsıya kadardır
İmanı kalbinde yeşerip büyümeyen, kalbi haset, kin ve nefretten dolayı kapkara ama imanı dilinden düşürmeyen, imanlı gibi davranıp imanının gereğini yapmayan ve imanına göre yaşamayı reddeden, zulmedip hak ve haram yiyen, Kur’an’ı rehber edinmekten kaçınan insanlar için imansız terimini kullanmak gerekir.
İmanın kimde, ne kadar olduğunu şüphesiz Rabbimiz bilir. Bu yüzden ne isim verebilir ne de bir kimseyi imansız diye niteleyebiliriz. Ama bu bizim genel olarak imansızlar üzerinde konuşmamızı engellemez.
Kâfir veya müşrik olsun kalbi kara insanlar, hedefledikleri imanlı gruplara giremez ve menfaat kaybına uğrarlar. Bu zaafı gidermek için maske takar ve o gurubun üyesiymiş, o grubun temel inanç ve değerlerine sahipmiş gibi görünürler. Hatta hareketlerinin, kıyafet ve sözlerinin büyük bölümü inandırıcıdır.
Asıl maksat ve inançları nadiren ve büyük olaylarda ortaya çıkar ve genellikle bu sinsice olur. Mü’min başkasında kusur aramadığından, karşısındakine güvendiğinden, ağzından Allah adını düşürmeyen, elinden tesbih ve Kur’an’ı bırakmayan bir insandan şüphe etmeyeceğinden maske ile dolaşan bu münafıklara çoğu zaman kanar.
Bu mü’minde kalıcı hasara sebep veremez çünkü imanı güçlü mü’min kırmızıçizgilerine yaklaşıldığı anda uyanır ve o sahte dostu terk eder. Nadiren kanarsa da hatasını tevbe ve istiğfar ile derhal düzeltir.
Lakin imanı zayıf olanlar ve kırmızıçizgilere sahip olmayan veya bu çizgilere yeterince sahip çıkamayanlar, bünyelerindeki açlıkların, nefislerinin körüklemesinin tutsağı olur ve aldanırlar.
Münafık menfaati devam ettiği sürece o grupta rol kesmeye devam eder. İfşa olursa derhal uzaklaşır ve yeni bir oyunla başkaca avlar peşine düşer. Vazgeçmez, ıslah olmaz çünkü tabiatı aldatma ve hak yeme üzerine kuruludur.
Münafık gün boyu maskeyle dolaşır, karanlıklarda, tek başına veya yandaşları ile birlikte olduğu zamanlar hariç gerçek yüzünü göstermez. Kendi yandaşları arasındayken mutlu, sevinçlidir. Mü’minleri daha çok ziyana sokmak ve daha fazla sömürmek için planlar kurar ve mü’minlere yaşattıklarını ifade edip alay ederler.
Ama kul bilmese de bilen vardır ve O, Allah’tır. Allah münafıkların tuzaklarını boşa çıkaran, hesaplarını bozan, en güzel tuzak kurandır. Onların kötülük etmelerine müsaade eden de Allah’tır. Bu onların daha çok azması ve ona kanacaklar belli olsun içindir. Dilediği anda onları yok edebilecek veya ıslah edebilecek Allah, münafıkların tevbe ile düzelmesini, mü’minlerin imtihan edilmesini, mü’minlerin şaş kaza kandırıldıktan sonra akıl, ruh, şuur ve vicdanlarıyla uyanıp doğru yola dönmesini, iyiliğin yaşama egemen olmasını diler.
Münafıklar bu dünyada ifşa olmadıkça rahat ve konforlu yaşar ama ahiretleri karanlıktır. Bunlar hiçbir zaman iç huzur bulamaz, sahte kahkahalar ve kazanımlarla oyalanır dururlar. Ne kadar çok mü’min kanı emerse emsin doymazlar ve onlar için refah ve huzur asla nasip değildir.
Başlığımızdaki gibi onların tüm imanları imanlılar arasındayken ifade ettikleri sahte imanlarıdır. Etraflarında inanan kimse kalmayınca çıkardıkları maskeden geri kalan ise onların gerçek hüviyetidir. Melek yüzlü bu şeytanların keyif ve dokunulmazlıkları Allah’ın dilediği kadar ve sadece bu dünya içindir.
Mü’minler arasında zehir saçarken onlara uyma şansını bile kullanamayan bu gafiller yalnız kaldıklarında maske takmaktan kurtulma rahatlığına rağmen etraflarındaki diğer inançsız ve boş insanlar ile birlikte yeise ve anlamsızlığa gark olurlar. Kalplerini kaplayan korku, ne kadar paraları olsa da duydukları fakirlik hissi, genel olarak huzursuzluk, tatminsizlik ve şüpheleri bakidir. Ahiretlerinin kapkaranlık olduğunu çok iyi bilirler. Velhasıl güç ve iktidarlarının geçici ve izne tabi olduğunu, foyalarının elbet meydana çıkacağını, daima bir bilenin olduğunu ve hesaba çekileceklerini çok iyi bilirler.
Hileye kurnazlık, dolandırmaya ticaret, hortumlamaya pay alma, rüşvete hediye, faize iştirak payı vb. akıllarınca tanım ve mazeret üretseler de ahiret mizanında mazerete yer olmadığını ve zerre kadar şeyin bile hesabının sorulacağını mutlaka göreceklerdir. Sonları karanlıktır. Bu dünya da olmazsa ahirette mutlaka ifşa olacak ve cehenneme odun olacaklar, bu dünyada yaşadıkları sefa ve çektirdikleri eziyet karşılığını mutlaka göreceklerdir.
Sahte imanın adamları, imanlı gözler ve eller ortalıktan çekilince nasıl gerçek imansızlığına geri dönüyorsa, ertesi sabah tekrar iman maskesini takar ve mü’minler arasına karışır.
Mü’minlerin Velisi Yüce Allah bilen ve duyandır. O elbet hesabını soracaktır ama mü’mine düşen kanmamak ve aldanmamaktır.
Münafığın maskesini düşürecek olan mü’min olmalıdır. Mü’min kırmızıçizgilerine sataşan hatta aşan münafığa mü’min yaftası yapıştırmak yerine eleştirmek, kanmamak, sorgulamak, dostluğunu kesmek ve kalbi, dili, hareketleri ile ona karşı cephe aldığını duyurmak zorundadır.
İmanlı bir kimse için geçerli olan açık ve ayıp aramamak ilkesi bu durumda geçerli olamaz çünkü münafığın verdiği ve vereceği zarar fazladır, küllidir, kalıcıdır ve haksızdır. Bilakis haksızlığı dile getirmemek zalimi desteklemek ve onaylamak demektir ki münafığın vereceği müteakip zararlara ortak olmak, o vebalin altına girmek demektir.
Kötü söz istenmeyen bir şey olsa da Yüce Allah mazlumun kötü söz etmesine ve kötülüğü dile getirmesine müsaade etmiştir. Münafığın yaptığı kandırmaca her türlü zulmün üstündedir ve zulüm öldürmekten beterdir. O halde münafığı tespit ve ifşa etmek, imanlı guruba vermekte olduğu zararı engellemek her mü’mine bir görevdir. O zaman kötü sanılan o söz yemyeşil ağaç dalları gibi mis kokular yayan bir iman seli oluverir. Kaldı ki mü’min Allah yoluna baş koymuş, mütevazı, içten ve fedakâr kuldur. Münafıkları tespit ve ifşa ettiği için münafıklar ve fasıklar güruhundan azami zararı görse, menfaat kaybı yaşasa, canından olsa ne yazar?
Yüce Allah mükâfat verenlerin en yücesidir! Münafıklardan gelecek menfaat yerin dibine batsın.
Yüce Rabbim yetim hakkına el uzatan, aşağılayan, büyüklenen, hile yapan, haksız kazanç sağlayan, zulmeden, helal haram demeden kusasıya yiyen, beyhude çirkinlikleri peşinde kuduruncaya kadar kibirlenen münafıkları, kâfir ve müşrikleri layıkıyla cezalandırsın! Amin.

 

İmansızın imanı yatsıya kadardır

Bu yazıyı okudunuz mu?

Atatürk’ün Dini Yönü ve Din Eğitimine Bakışı

Atatürkçülüğün dini yönden analizi

Atatürkçülüğün dini yönden analizi İslam dini, ahiret yaşamı dahil kıyamete dek ve kıyamet sonrası tüm ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir