Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / İnkârcıların ruh hali
imanilmihali.com
İnkârcıların ruh hali

İnkârcıların ruh hali

İnkârcıların ruh hali

İnkar etmek; hakikate sırt dönmek, ilahi kudreti ve eserlerini tesadüfe bağlamak, mülkü birileri arasında paylaştırmak, hayatı kontrolsüz ve güdümsüz yaşama serbestisi ile yaşamayı istemek, batıla ve haksıza tabi olmak kısaca Yüce Rabbimizin Tek’liğine ve sadece’ler sistemine karşı çıkmak, sırt dönmektir.

İnkarcı da bu işi bilerek veya bilmeyerek, kötüleyerek veya aşırı yücelterek, tevbe edip vazgeçene kadar, yapan ve yapmayı özendiren, inkarcılığa ortam hazırlayan, inkar edene destek olup sessiz kalandır.

Kur’an ve bütün kitaplar, Hz. Peygamber ve tüm peygamberler insanları tek bir noktaya davet eder; sadece ve sadece Allah’a iman.

Mekke döneminin neredeyse tamamı iman ve iman kardeşliği tesisine aittir. Tüm peygamberler kavimlerini putlardan kurtarıp doğru yola kılavuzlamaya çağırmıştır. Tüm kutsal kitaplar, iblisin gayretlerini tanıtmaya, insanları adalet ve güzelliğe yönlendirmeye gayret etmiştir. Kur’an kıssalarının ortak paydası da doğal olarak iman bahsidir.

İman, tüm yolların başı, tevhidin olmazsa olmazıdır.

Ve inkar ateşlere yürümek, uçurumlara koşmak, cehenneme müstehak olmaktır.

Bunun böyle olduğunu bilmeyen bir tek insan, bir tek canlı yoktur. Lakin iman etmek zor, inkar kolaydır. Çünkü ceza ve mükafatın başka alemde yaşanacak olması insanı önce tereddüte, sonra sorgulamaya, sonra tembelliğe ve nihayet inkara sürükler. Bu tereddüt önce imanı, sonra ibadeti ve nihayet ahlakı zayıflatır ve kişi kendisini inkarcı olarak bulur.

Bu safhada mazeretler, bahaneler devreye girer ve fitne ve fesatların da etkisiyle insan imanın leziz lezzetlerinden uzaklaşır. Nedir bu bahaneler? Kimdir kulaklara fısıldayanlar? Çiçek bahçelerinden karanlık dehlizlere sürükleyecek kuvvetli kandırmaca kimin eseridir? İnkarcı ne düşünür ve ruh hali nasıldır?

İnkârcıların ruh hali öncelikle dünyevi maddi kazanç ve kaybetme durumuna göre şekillenir. Yani inkar yollarında yürürken kazanımları arttıkça doğru yolda olduğunu sanır ve daha çok aldanır. Bilmez ki azgınlık halinde kendisine bahşedilenler azgınlığı daha çok artsın diyedir. Bu kazançlara gücü, parayı, mevkiyi, itibarı dahil etmek mümkündür.

imanilmihali.com
İnkarcılar en şiddetli hakikat delillerini bile reddeder ve hatta dinlemezler. Allah’ın ayetlerini bile kendilerince yorumlayan bu zalimler, hayatı tesadüfe, fıtratı masala, tabiat ve zamanı yaratıcı mevkine oturturlar.

İnkarcılar için yarın yoktur. Onlar sadece bugün için yaşar ve ölürler. Bu hayatlarında da kimse ve hiçbir değer önemli değildir. Bencillik ve ego ile kavrulmuş bedenleri onları yalnızlığa, sahte dostluklara, menfaat ilişkilerine saptırır.

İnkarcılar, kendilerinden daha alt seviyedekilere köpek muamelesi yaparak onları yükselmek için basamak yapmaya meyillidir. Bu sayede hak yediklerinin, aşağıladıklarının farkında olarak veya olmayarak gayelerine ulaşmak için her yolu mübah sayarlar.

Kur’an, inkarcıların en büyük düşmanıdır. Çünkü Kur’an hukuku değil adaleti, sahteyi değil gerçeği, anlığı değil daimi olanı emreder, örnekler, ispat eder. Oysa inkârcılar ayetlerden fersah fersah kaçarak uydurma hadislere sığınır, Kur’an üstü kitaplar atayarak onlara dört elle sarılır ve münafıklaşan karakterleri ile Müslümanların kanlarını emerken, Müslümanmış gibi davranırlar.

İnkarcılar, İslam’ı yumuşatmaya, değiştirmeye, ayetleri farklı yorumlamaya, dini hobi haline çevirmeye çok isteklidir. Onlar isterler ki tüm insanlar da öyle yapsın. Onlarca, din bir kişinin (!) ahlaki felsefe ifadesi, İslam fakir ve ezilen halkların avunma gerekçesi ve kurtuluş reçetesi, cennet umut pınarlarının başıdır, hakikat değildir.

İnkar edenler gelenek ve atalarına çok bağlıdır. Lakin bu sadakat ahlak ve terbiye manasına değil, alışkanlık, ibadet, beklenti, inanç bağlamındadır. Onlar doğrunun ispatı olarak öğrenegeldiklerini ortaya sürerler. O ataları hiçbir şey bilmiyor, yanlış yolda yürüyor olsalar bile inkarcılar onlara dört elle sarılır ve gerçeği görmeden gelirler.

İnkarcılar, riya ve gösterişe çok meraklıdır. İbadetten ahlaka, imandan amele kadar dinin her safhasında niyetleri Allah’a ibadet etmek değil, ibadet eder görünüp Mü’minleri kandırmak ve kanlarını emmektir.

İnkar edenler, Peygamberleri öldürmede, kitapları saklayıp, ayetleri değiştirmede, ayetleri para ile satmakta, ayet yazıp bu Allah katındandır demekte sakınca görmezler.

İnkar edenler, dindarlar yerine dinci sınıflar yaratmakta, dini bu sahte imamlar vasıtasıyla kirletmeye heveslidir. Heveslidir çünkü kurdukları çıkar düzeni ve güç parlamentosu bu sayede devamlılığını sürdürebilir.

İnkarcıların en kuvvetli silahı doğal olarak paradır. Paranın, haram, kara, haksız olması onlar için önemli değildir. Onlar parayı hem amaç, hem araç olarak başarılı bir şekilde kullanır ve silah gibi mü’minlerin bağrına sokmaya çalışırlar.

Şeytan, inkârcıların bir numaralı arkadaşıdır. Diğer arkadaşları ise doymak bilmez nefisleridir ki şeytan zaten bu nefse süslü ve haklı gösterip aldatır. Şeytan kibir, inkar, hasis, haset ve kin tutsağı bu bedenleri nerede olursa olsun bulur ve onları kendisine yakınlaştırır, kulaklarına fısıldar ve süslü gösterir. Kanmaya meyilli, güçlü olmaya aç nefisler de hemen teslim olur ve bir anda rahmanilikten şeytaniliğe terfi ederler.

İnkar edenlerin ahde vefası yoktur. Ne Rablerine, ne peygambere, ne insanlara, ne nimetlere …şükretmez ve saygı duymazlar. Onlar için bu nimetler bahşedilmiş güzellikler değil bileklerinin hakkıyla kazanılmış payelerdir. Bu şükretmeme onları haddi aşmaya, azmaya, nankörlüğe götürür ve balçıklara batırır.

İnkarcılar birbirlerine çok bağlı ve sadıktır. O kadar ki hiçbir inkarcı tek başına yaşayamaz. Yaşamları için kendileri gibi düşünen, kendileri gibi haramdan çekinmeyen, kendileri gibi şeytan dostu insanlarla birlikte yaşar, gruplar kurar, toplumlar yaratırlar. İnkârcıların tek başına yaşayacak cesareti ve gücü asla yoktur.

imanilmihali.com
İnkar edenler sinsi gayeleri uğruna cemaatler, dernekler, cemiyetler kurarak mevcudiyetlerini garantiye almak zorundadır ve öyle yaparlar. Aksi halde modası geçen inanç rüzgarları ile elbet kazanımlarını kaybederler. Lakin kurdukları bu cemiyetler sinsi ve gizli yapıları itibarıyla onlara yasal güvence ve koruma sağlar aynı zamanda da kirli maksatlarına kalkan olur. İnkar edenlerin kurdukları cemiyetlerin gizli hedefleri vardır ki çoğu alt tabaka inkarcı bu hedeflerden habersizdir. Yani inkarcıların büyük bölümü kullanıldığının farkında bile değildir.

İnkarcılar, fitne ve fesada çok meraklı ve isteklidir. Yalan, iftira, gıybet onlar için birer silah ve güçlerine katkı sağlayacak, masumları dize getirtecek haklı eylemlerdir ve onlar için zafere giden her yol mubahtır.

İnkarcılar, ayrı bir topluluk yerine inananlar arasında sinsice yaşamayı yeğlerler. Bu sayede daha büyük zararlara ve kandırmalara imza atabilir, zanlarınca daha iyi korunmuş olurlar. Bunların sahip oldukları güç ve mevkiler onları çoğu zaman yönetici, lider durumuna soktuğu içinde birlikte nefes aldıkları toplumun içinde yöneticilerince sağlanan koruma kalkanı gölgesinde refah içinde yaşarlar.

Paylaşmak, fedakârlık, yardımlaşmak gibi huylar inkar edenlere çok yabancıdır. Onlara göre Yüce Allah dilese herkese vermesi gerekendir, cimridir. Onlar inanır ki, inanmadıkları ahiret yaşanacaksa da onlar yine bolluk ve bereket içinde yaşayacaktır.

Kibir, aşağılama, büyüklenme inkâr edenlerin en tipik karakter özelliğidir.

Özetle inkarcılar bu denli gafil, batıl, mantıksız ama inatçı bir ruh hali ile sorumsuz ve kaygısız yaşamayı dilerler.

Ama hakikat öyle değildir ve en katı inkarcının kalp kapakçıklarında Yüce Rabbin adı ve imzası vardır.

En derin inkarcıya ay ve yıldızları yaratan kimdir diye sorsalar muhakkak ‘Allah’ diyecektir.

İnkarcılar bu nedenle, Allah’ı inkar etmezler. Bunun yerine ve işlerine daha çok geldiği için Allah’ın yanına berisine ortaklar, eşler, şefaatçiler yerleştirerek sözde ilahi torpil aramaya gayret ederler.

İnkar edenler, hükmü ve mülkü paylaştırmak için sahabeleri peygamber, peygamberi ilah durumuna yükseltmekte sakınca görmezler.

İnkar edenler, Kur’an üstü kitaplar icat edip müridlerini de şeyhe ve mezhep/tarikatin o kitabına mutlak surette uymaya zorlarlar.

Böylece din, iman Allah’ın, Kur’an’ın, Peygamberin öğrettiği şekilde değil onların icat ettiği sahte ve batıl şekilde şekillenir. Yazık ki teba bu oyunun çoğu zaman farkında olmadan şirke öylesine derin batar. Yani inkar sistemi önce yalanı inşa eder ve sonra bu yalana sadakatle bağlanır.

İnkarcıların küfür ve şirk içinde bocalamaları doğal ve normaldir. Çünkü inanç, duygu, davranış ve sözleri hakka karşı açılmış adeta bir cephe gibidir.

Şeytanın oyuncağı, zalim ve şeytani liderlerin güdümündeki koyun sürüsü inkârcılar ellerine geçen ufak kazanımlarla sevinen fino köpekleri gibidir.

İnkarcı başlarının hedefi çok daha büyük ve imkansız iken, hatta alt seviyedeki cahil inkarcıların yem edilmesini bile öngörürken inkar sistemi boş bir hayal, ayakları yere asla basmayan bir ekoldür.

İnkar edenlerin kurtuluşu gayet kolay ve inşallah mümkündür.

Yapılması gereken yürekten Allah’a yönelip, pişman olmak ve tevbe etmektir. Çünkü Allah tevbeleri en çok kabul edendir.

Yok, inkârda direnme hali devam ederse de inkarcıların kına gecesi de, nişanı da, düğünü de cehennemde yapılacaktır.

İnkârcıların ruh hali

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bir Müslüman bunu nasıl yapar

Bir Müslüman bunu nasıl yapar

Bir Müslüman bunu nasıl yapar Bazen ekranlarda veya hayatın içinde öyle haller görürüz ki aklımıza ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir