Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / İnsan ve cin şeytanları, şeytancıklar
imanilmihali.com
Cin ve şeytanlar

İnsan ve cin şeytanları, şeytancıklar

İnsan ve cin şeytanları, şeytancıklar

Melekler ve cinler insanın yaratılmasından çok önceleri yaratılmış varlıklardır.

Melekler nurdan hayata getirilmiş ve hatasız, Yüce Allah’a mutlak itaatli, hak yolun yolcusu, ilahi düzenin çarklarında görevli, yorulmayan, mü’min dostu varlıklardır. Melekler, biz sıradan insanlara gözle görünmeyen ama hep yanımızda yer alan salih varlıklardır. Görevleri, çeşitleri ayetlerden bilebildiğimiz kadarıyla sınırlıdır ama tamamının Yüce Allah’ın emirlerini tereddütsüz ve hatasız yerine getirdiğini biliriz. Nitekim meleklerin en üst seviyesindekilerin dahi insanın yaratılışı esnasındaki secde emrine riayet ettikleri ayetlerle malumdur.

Cinler ise muhtemel meleklerden sonra hayat bulmuş, dumansız ateşten üretilmiş varlıklardır. Cinler de melekler gibi gayba aittir ve itaatleri melekler gibi saf değildir. Anladığımız kadarıyla içlerinde Rahmani ve şeytani olanlar vardır ve insanın yaratılışındaki secde emrine isyanı sergileyen iblis’te bir cindir, dişidir.

İnsanın yaratılışından sonra İblisin secde emrine uymaması, lanetlenerek arş’tan bilahare insanı yasak meyve ile kandırarak cennetten kovulması bize gösterir ki cinler irade kullanabilen ama idrak yönüyle zayıf, boyut ve hatta şekil değiştirebilen varlıklardır. Cinlerin şekil, cins, kabiliyet ve mahiyetlerine dair bildiklerimiz de sadece ayetlerde bahsedilenler ve peygamberimizin bahsettikleri kadardır.

Buraya kadar yazılanlar hakkında Kur’an bizlere sınırlı ama defaten bilgi vermekle dünya sınavının da başını, maksadını, mahiyetini aktarmaktadır. Bizim kısaca İBLİSİN AHDİ dediğimiz mesele de işte bu yeryüzüne sürgün ediliş esnasında cin olan iblisin insanlığa düşman ve Yüce Allah’a isyan manifestosunun adıdır.

İnsanla birlikte yeryüzüne sürgün edilen cinlerin burada ama farklı boyutta yaşadığına inanırız. İçlerinde iyi ve kötülerin olduğunu, bazılarının Peygamberizden Kur’an dinlemeye geldiğini ve cin surasinde bahsedildiği gibi başlarındaki cinin (iblis) yanlış, yalan, bilgisiz halinin cinlerce de idrak edilidğini anlarız. Yine anlarız ki iblis denen şeytan Allah HAKKINDA YALAN SÖYLER. Çünkü cinlerin itirafı “biz kimsenin Allah hakkında yalan söyleyemeyeceğini sanıyorduk” şeklindedir.

Yine Kur’an ve peygamberimiz şeytanlar bahsinde insan ve cinlerden teşkil şeytanlardan bahseder. Yani şeytan yani iblis tek değil bir grubun lideri durumundadır. Mahiyetinde insanlar ve özellikle cinler vardır ama cinlerin de insanların da tamamı ona tutsak değildir. Sayısını ve gücünü bilemiyoruz.

İnsan ve cinlerden olup adı “şeytan” olarak konulanların kimler olduğunu anlayabilmek için ise şeytan ve iblis kelimelerinin tarifine bakmak lazım gelir ki bunlar; lanetlenen, Hakk’tan uzak olan, kovulan ve aldatandır.

Şeytanın vasıfları ise bize şeytanlık ve şerlik bahsinde ışık tutar ki şeytan; hayırlara düşman, Hakk’a karşı, hak ve adalete aykırı, fıtrat ve tevhide ters herşeyin taraftarıdır. Şeytanın silahları ise kibir, hırs, nefis, para, makam, şehvet, yalan ve sahte vaadlerdir.

Şeytan zorlamaz, süslü gösterir. Şeytan kibirlidir, cahildir. Şeytan nefisleri kışkırtır, dünya ile kandırır, yeise sevk eder. Şeytan vaad eder ama sonra vaadinden cayar. Şeytan Allah ile aldatır.

“Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı. Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum. Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.” (A’raf 7/11-25)

Kur’an’a göre şeytan:

– Haramın yenmesini, haksız kazanç elde edilmesini emreden ve öneren,

– Kötülük, hayâsızlık ve Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri söylememizi emreden,

– Bizi fakirlikle korkutan,

– Bizi kuruntulara düşüren,

– Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyi emreden,

– Bizleri kandırmak için bizlere yaldızlı sözler fısıldayan,

– Bize vesvese verip, kışkırtıp kafa bulandıran,

– Yaptığımız amellerimizle bizi şımartan,

– Bizi azdıran,

– Şarap (uyuşturucu) ve kumarla, aramıza düşmanlık ve kin sokmak isteyen,

– Allah’ı anmaktan ve O’na kulluk etmekten bizi geri durdurmak isteyen, kişiler ve güçlerdir.

Şimdi bu ayetler ışığında iblisin soyu, askerleri, evliyaları, taraftarları ve bizzat cin ve insanlardan olup şeytanlık edenler hakkındaki kanaatimize geçelim. Şeytanın tek başına insanlığı kandırmayacağı açık, emrinde çalışanlar olmadan dünyayı bu kadar kana bulayamacağı barizdir.

Cinlerle alakalı olarak arştan ve cennetlerden kovulan cinlerin miktarını bilemesek ve yeryüzünde ama farklı boyutta yaşamakta olan rahmani ve şeytani cinlerin sayılarından habersiz olsak ta var olduklarını bilir ve inanırız. Rahmani olan yani imanını muhafaza eden cinlerin bizlere zararları dokunmasa da şeytanın emrindeki cinlerin şeytani fikirler için ter döktüğü de açıktır. Bunların da çoğunun şeytanın kandırmacasıyla şeytanlaştığını ise bize ayet söylemektedir. Yani şeytana aldanan sadece insanlar değil aynı zamanda cinlerdir de. O kadar ki arş veya ahiret aleminde yaşamakta iken insanın yaratılışı ile isyan bulaşan cinlerin tamamı o ana kadar ahiret yurdundan ve hatta arş katından gayet haberdardır ve bizzat şeytanın kendisi hem Yüce Meclis’te görev almakta yani kainatta olup biteni yakinen izlemekte hem Yüce Allah ile bizzat kelam etme fırsatına ermiş haldedir. Bu haliyle şeytan inkardan ötedir, inkar etmez. Keza diğer cinlerin de inkarı söz konusu değildir.

O halde cinlerden şeytani olanlar nasıl oluşmuştur? Tabi ki şeytan denen iblisin kandırmacalarıyla, aldatmacalarıyla, yalanlarıyla. Rahmani kalabilen cinler ise nasıl kurtulmuştur dersek cevabımız elbet “iman” ile olacaktır.

İman bahsi Yüce Allah’ın yukarıdaki ayette de buyurduğu gibi şeytanlara karşı aciz insanoğlunun tek kurtuluş kalkanıdır ve Allah ahdetmiştir ki şeytanın imanlı kullar üzerinde sultası olmayacaktır. Ama Yüce Allah yine ahdetmiştir ki şeytana uyan insanların tamamını şeytanla birlikte cehennemde haşredecektir. Bu bize şirkin de adını ve akibetini anlatır.

Cin şeytanları dediğimiz işte bu kanmış ve aldanmış ama bu sayede iblise asker olmuş, kötülük ve yalan üretmede gayedaş olan cinlerdir. Şeytani cinler veya cin şeytanlarından anlayacağımız budur.

İnsan, Adem (as) ve eşi hariç yaşarken ahiret yurdunu görmemiş, yaşamını baştan sona yeryüzünde tamamlayan varlıklardır. Bu nedenle inkar ve isyanları bile cinlerden daha hafiftir. Ancak Yüce Allah hak ve adalet çizgisindeki rahmeti ile burada da Yüceliğini göstermiş ve fıtratta misak alarak insanlara tekrar ahiret yurduna geri döneceklerini hatırlatarak ve hatta söz alarak adaleti sağlamıştır.

İnsan, bedenine bahşedilen ruhun sahibi olan Yüce Allah’ın bir eseri ve parçasıdır ki ecel ile emanet sahibine geri dönecek ve hakikat orada bu gözlerle elbet görülecektir. Lakin o ana kadar gözlerle şehadet edilemeyecek şeyler anlamında insan cinlerden avantajlı haldedir. Ama bu asla inkarı gerektirmez.

Gerektirmez çünkü yüce Allah ilk günden itibaren insanlığa kitaplar, peygamberler ve mucizeler göndererek hakikati hatırlatmış, her doğan bebeğe evvela fıtratı ve misakı tekrarlatmış ve ilahi düzenin gereğinden sorumlu olduğumuzu bizlere tebliğ etmiştir. Yani insanın görmeden inanmam diye bir mazereti yoktur. İnsan daha doğmadan hakikati görmüştür, meleklerle muhatap olmuştur, Allah yolundan ayrılmayacağına yemin vermiştir.

İnsanın şeytanlaşması hep doğuştan sonradır ve melekler gibi temiz halde doğan her bebek insan olmak veya şeytanlaşmak arasında bir tercih yapacaktır.

İnsan şeytanları işte bu hak ve adil yoldan, yeminden ayrılan, şeytanın vasıf ve sıfatlarını düstur edinenlerin ortak sıfatıdır ki yukarıda yazılı şeytani eylem ve amellerin, fikir ve niyetlerin izlerini sürenler şeytana asker veya taraftardır.

Cin şeytanları kendilerinden sihir ve büyü yoluyla medet uman sadece küçük bir kısım insanı etkileyebilmekteyken insan şeytanları, mü’minler arasına karışan münafıklar misali insan görünerek şeytani zehirlerini insanlığa akıtan asıl tehlikeli gruptur.

İnsan şeytanları, rahmani görünüp, Rahman’ın tüm nimet ve lütuflarından yararlanıp Rahman aleyhine hainlik ve inkar peşinde olan kandırılmışlardır.

İnsan şeytanları; kötülük üreten, güzellikleri kirleten, imanı zedeleyen, ahireti ve Allah’ı unutturma gayretindeki, yalan ve tereddütler hayata getiren, kibir ve hırsın tutsağı, sorgusuz yaşamayı felsefe edinmiş, ölüm sonrası muhasebeye itibar etmeyen, dünyayı tek varlık alanı kabul eden, zulüm ve şiddette sınır tanımayan gafiller sürüsüdür.

İnsanlık tarihindeki tüm acı ve gözyaşları, katliam ve salgınlar hep bu densiz şeytanların eseridir. Yüce Allah’ın helak ve belaları hariç, insan eliyle üreyen tüm bu belalar hak yoldan uzaklaşmış insan ve cinlerin ortak çabası sonucudur. Çünkü Allah zulmetmez ama zulmeden insandır.

İnsan şeytanları ehliyet ve liyakate, hak ve adalete, sevgi ve merhamete paye vermeyen, haksızlık ve adaletsizlik emelindeki, dini bir sömürü vasıtası yapan, eşitlik ve özgürlüğü ortadan kaldıran, hür ve egemen insanı bir kesim ve bir anlayışa köle yapmaya gayret eden gruptur.

Başka bir deyişle yukarıdaki emeller peşinde koşanların tamamı şeytandır, şeytanın köpeğidir.

Şeytanın soyu ve askerleri kavramı ise bize fikir vermesi açısından önemlidir. Soyu ile anlatılmak istenen elbette cinlerden gelme kavramıdır. Lakin asker olmak için o soydan bulunmaya gerek yoktur. başkaca cins, ırk ve soylardan da pekala asker olunabilir ve insan şeytanları işte bu bahsedilenlerdir.

Şeytanın oyun ve hileleri güçlü olduğundan imanı zayıf kalplerin teslimiyeti kolaydır. İnsan, imanı yeterince kuvvetli değilse bir miktar yiyeceğe, azıcık ama haram bir servete, hak etmediği ama altın tepside sunulan bir makama hemen atlayıverir. Atlar ama şeytan önce ahit alır, kendisine sadakatle bağlı kalacağına dair o kişiden yemin alır. Makam, servet veya kazanca sahip olan insanın ise artık o yeminden çıkması mümkün değildir. Yüce Allah dilemedikçe de orada tutsak kalır.

Öte yandan şeytani kazanımlar artarak devam ettikçe insan daha bir köleleşir ve şeytanlaşır. Zulüm ve şiddette sınır tanımaz hale gelir ve nefsinin de kışkırtmasıyla ilahlaşır ve geri dönülmez noktaya gelir.

Şeytanlaşan insanların ecelden önce iman ve tevbe etmeleri her zaman mümkündür lakin imansız olarak vefat edenler için kurtuluş umudu yoktur.

Şeytan asla zorlamaz çünkü bu durumda mesuliyeti üstlenmiş olur ki o bunun yerine süslü gösterir, fısıldar ve vaad eder. İnsan ise kolayına gelen bu haksız ve haram kazanımlar uğruna kanar, kanmayı ister ve kanmış vaziyette kendisini kandırmaya devame der.

Dinen, iman bahsinde bilmemek mazeret değil, ibadet faslında unutmak mazerettir.

Kimse Kur’an’ı okumamamzlık hakkına sahip değildir. Okumasa da Kur’an hükmü dışında kalacak bir tek varlık bile yoktur. Çünkü Allah tüm kainat ve insanlık için İslam’ı seçmiş, tevhidi emretmiş, son kitap ve peygamberi ile sınırları belirlemiş, mahşerde sorgunun bu esaslarla yapılacağını adil olarak emretmiştir.

Bu emir ve yasaklardan okumamak suretiyle habersiz kalmanın mazeret teşkil edemeyeceği açıktır. Okuyan ve anlayanın şeytana uymayacağı da açıktır. O halde çözüm ve kurtuluş Kur’an’ın ilk emri olan “Oku!” kelimesinde kilitlenmektedir. Bu mucizevi kelime bize asıl saadet ve kurtuluşun da anahtarının Kur’an’da olduğunu hatırlatır, müjdeler.

Kur’an okunursa da şeytanın en büyük düşman olduğu, batılın çok hak’kın tek olduğu, Allah’ın ipi (Kur’an)’ın tek doğru yol olduğu zaten görülecek ve iman nuru yavaş yavaş kalplere dolmaya başlayacaktır.

Kurtuluş bu haldeyken kurtuluşa mani olma gayretindeki şeytan, nihai hedefi olan tüm insanlığı inakara zorlamak hedefi gereği kulları Kur’an okumaktan ve anlamaktan men etmeyi ilk hedef seçmiştir ki kutsal olan Arapçadır yalanı ile insanlık ile ayetler arasına duvar örmek azmindedir.

Maalesef insan şeytanları bu emellerinde gayet başarılıdır ve insanların büyük bölümü Kur’an’ı okumak yerine dinlemeyi tercih etmekle şeytanın ağlarına hergün biraz daha yaklaşmakta ve asla kaçamamaktadır.

Dinin özü ve Yüce Allah’ın insana ilk emri şeytana kanmamak ve doğru yoldan ayrılmamaktır. Kur’an’a mesafeli duranlar için ise bu mümkün değildir.

İnsan şeytanlarının ismi, kimliği, milliyeti hiç önemli değildir ve zaten bunlar uluslararası çalışır. hedef tüm insanlık olduğu içindir ki insan şeytanları her dine, her milete, her cins ve yaşa, her gelir grubuna ayrı ayrı ama hepsine birden ve istikrarla saldırır.

Bazen para, bazen mevki ve makam, bazen kadın ve kumar, bazen şarap ve silah ama daima birşeylerle şeytanlar taarruz halindedir ve bu şirk sağanağından kurtuluş şemsiyesi sadece imandır.

Çünkü iman sahibi bu dünyaya haddinden fazla ehemmiyet vermeyen, hakikati bilen ve gayba itimat edendir. Şefaat ve rahmetin, rızık ve nimetin kim tarafından verildiğini çok iyi bilen iman sahipleri başkaca varlıklardan medet ummayanlardır. Bu yüzden de teslim olmayanlar, avuç açmayanlar, dilenmeyenler, dik duranlar sadece bunlardır.

Bu iman gurubu için Kur’an’ın her hirfi bir müjde mahiyetindedir ve şeytanların tüm beşeri teklif ve kandırmacalarını elinin tersiyle iten bu mü’minler grubu inşallah cennetlere mazhar olacak olanlardır.

İnsan ve cin şeytanlarına ve bizatihi iblise inanan ve yolunda gidenlerin ayetlerden anlaşılacağı üzere kandırıldım demeye hakkı ve hukuku olmayacaktır. Çünkü ayette belirtildiği şekilde insanlar Allah’a “Bizi bunlar kandırdı, onlara iki misli ceza ver” diye yakardıklarında Yüce Allah’ın cevabı “Hepinize iki kat ceza verilecek” şeklinde olacaktır. Buradaki en mühim nokta ise şudur;

“Ben farkında olmadan kandırıldım, ben bilmiyordum, anlayamadım” demek mazeret değildir. kandıran ve kandırılan aynı akibete mahkumdur ve affı yoktur.

Kanmamak, aldanmamak, şeytanlarla ortak kadere razı olmamak için ilaç ve şifa Kur’an’dadır.

İblisin, cin ve insan şeytanlarının kaderi çoktan yazılmıştır ve Yüce Allah ‘Cehennemi ağzına kadar dolduracağına’ dair and içmiştir. Oysa O’nun cennetleri dolduracağım diye bir ahdi yoktur.

Şeytanın yeryüzüne egemen hale getirmek istediği yeni dünya düzenine dair ilgili yazılar okunursa ahirete yakın zamanda küfür cephesinin maksatları çok daha iyi anlaşılacaktır.

Rabbim bizleri mükafata erecek azınlıktan eylesin.

Rabbim amel ve niyetlerimizi salih kulları ile birlikte hesap ve sorgu eylesin.

Rabbim hata ve günahlarımızı affetsin.

Rabbim şeytanı, cin ve insan şeytanlarını hem bu dünyada hem cehennemlerde helak eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir