Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / İnsan zalim, cahil ve nankördür
imanilmihali.com
İnsan zalim, cahil ve nankördür

İnsan zalim, cahil ve nankördür

İnsan zalim, cahil ve nankördür

Çünkü;

Rabbinin kendisine lutfettiği hayatı ve bu hayatı yaşaması için var edilen kainatı yeterince tanımaz, anlamaz, sevmez.
Allah’ın bahşettiği nefesi hayırlarda değil şerlerde harcar.
Yüce Allah’a şükran ve minnettarlık ile yönelmez.
İlahi irade ve kudretin yanına, yerine yedek ilahlar, şeytanlar koyar.
Tevhid yolunun dikenlerindense, şirk yolunun kolaylığını seçer.
Dünya için, ahiretini feda eder.
İnanıyorum deyip, kafirliklerde yarışır.
Rızkı ve nimeti verenin Allah olduğunu unutup, kişilerden ve varlıklardan medet umar.
Hayır ve şerri yaratan Allah iken, müsibet ve belalardan ders çıkarmasını bilmez.
Dünya hayatının pis ve fani olduğunu, bu hayatın imtihan olduğunu unutur da dünyevi hevesler uğruna ömrüne heber eder.
Allah’ın zulmetmeyeceğini, kulun zalim olduğunu unutur da Rabbi cimrilikle suçlar.
Bolluk ve nimetlerle azar, haddi aşar, sınır tanımaz hale gelir.
Kafirlerle bir olup, Müslüman kardeşine kurşun atmaya kalkar.
Yetime, yolcuya, muhtaca vermekten, yardım etmekten, paylaşmaktan imtina eder.
Aklını iyiliklere kullanmak yerine, fitne ve fesatlara emek ve zamanını sarf eder.
Eşitlik, özgürlük ve kardeşliği içine sindiremez.
Kibir ve büyüklenmeden kurtulamaz.
Biz yerine ben demekten vaz geçemez.
Merhamet ve vicdanını, akıl, maaş ve tahsiline teslim eder.
Kur’an’ı okumaz, anlayarak okumaz, hayata yansıtamaz.
En değerli cevher İMAN’ı tanımaz, aramaz, gereğini yapmaz.
Fıtratta verdiği söze sadık kalmaz.
Yalan, iftira ve gıybetten vaz geçemez.
Dedikodu, açık arama, haset ve kinle ördüğü duvarlarını samimiyet ve güler yüzün yıkmasına müsaade etmez.
Malın, paranın, evladın bir gün ansızın yok olabileceğini aklına bile getirmez.
Deniz üstünde dalgalara yakalandığında Allah’a yalvarır, karaya çıkınca sözünü unutur.
Kur’an’dan ders almaz.
Kendisini düzeltmek yerine, hep başkalarını eleştirir.
Sorgusuz sualsiz sevmeyi, karşılıksız yardım etmeyi, iyilikleri gizlemeyi beceremez.
Anne babaya, akrabaya itaat ve ziyareti zül sayar.
Anne babasını kaderine terk edip, evlatları için didinir.
Tabiata, denize, toprağa, havaya, göklere sayısız zararlar verir.
Bilgi ve ilimi, medeniyet ve teknolojiden ibaret zanneder.
Ata kabullerinden vaz geçemez.
Aklını kullanamaz.
Allah rızası için değil, cennetlere ermek veya cehennemlerden kurtulmak için ibadet eder.
Kız çocuklarını evlattan saymaz.
Göz haramından, zinasından kaçınmaz.
Süslenmeye, estetik ameliyatlara, kıyafet ve arabalara, evcil hayvanlara milyarlar harcar da fakire on lira yardım ederken yüreği kanar.
Örtünerek sadece kendisinin saf mü’min olduğunu, örtünmeyenlerin kafir ve müşrik olduğunu zannederek dinden çıkar.
Hac ibadetini eda ederek artık ölene kadar günah defterinin kapandığını far eder.
Farz ve sünnetin farkını bilmez, farzlar yerine sünnet ve nafilelere yönelir.
Kurbanı keserken komşuların maşallah demesini bekler, sadece eti için kurban kesmeye yeltenir.
İbadetine gizli şirk karıştırır, riya ve gösterişten uzaklaşamaz.
Fatiha ile verdiği söze uygun yaşamaz.
Mü’minler dururken, kafirlerle yer, içer, ortaklıklar kurur.
Dini tanınmaz hale getirenlere, haksız, batıl ve münafık olanlara kolayca kanar.
Kur’an’ı Peygamberin ifadesiyle hayatın dışına iter.
Hayvanlara, tabiata, insanlara zulmeder.
Sahip olduğu güç ve serveti bileğinin hakkı sanır.
Servetinde, bahçedeki ağacında, nafakasında yetimin ve yoksulun da hakkı olduğunu unutur.
Huşu ve has ibadete, dünyevi işlerden sıyrılıp ta dalamaz.
Kaderinden ziyade, o kaderin kazalarına verdiği reaksiyonların sınav olduğunu idrak edemez.
Cinlerden, şeytanlardan, fallardan medet umar, gaybı araştırır.
Hiç ölmeyecek sanır, ölümden nasihat çıkaramaz.
Her baharın kışı, her kışın baharı olduğunu unutur.
Sadece kâfirlerin Allah’tan umut kestiğini unutur, isyankar olur.
Bolluk ve fakirliğin birer sınav olduğunu unutur.
Bu dünyanın ahiret tarlası olduğunu aklından çıkarır.
Harama, namahreme, mazlumun hakkına el atar, gasp eder, zulmeder.
Adaletten, masumiyetten, şeffaflıktan kopar…gider.
Dünya için ahiretini, yarınlar için bugününü feda eder.
Gözü haramda, zinada, kumarda, ribada, şarapta, eli fukaranın cebindedir.
Şeytan işi pislikler lafından hiç mi hiç dersler çıkarmaz.
Allah dostu olmaya gayret etmez, Allah düşmanlarını düşman bellemez.
İyi olmanın bir ömür, kötü olmanın on dakikada gerçekleştiğini hatırlamaz.
Tevhid yolunda yürümeye çalışır da, şirk yolundan uzak durmaya hiç gayret etmez.
Hak yemenin, helallik alamamanın ne denli büyük kusur olduğunu idrak edemez.
Zulmetmenin öldürmekten beter olduğunu hesap etmez.
Hırsızlık ve yalan şahitlik yapanın lanetlere mahkum olacağını düşünmez.
Ölçü ve tartıda hile yaparken, helak edilen kavimlere ait kıssaları aklına getirmez.
Eşcinsel ve hayat kadınlarına, iffetsiz kadın ve adamlara sempati duyar.
Medyanın, sosyal toplumun dine verdiği zararları, iman penceresinden tespit edip ayıklayamaz.
Din üzerindeki kirli elleri, İslam üzerindeki oyunları ayırt edemez.
Dünyada tüm savaş, açlık ve dertlerin neden Müslüman ülkelerde olduğuna hiç kafa yormaz.
Dindar ile dinci ayrımını yapamadığından her sakallıyı imam zanneder.
İmanın kalpte yeşeren, dil ile hayat bulan, salih amel ile ışıklar saçan bir nimet olduğunu idrak edemeden, kuru bir tevhid kelimesi ile mü’min olacağını sanır.
Müslüman ve mü’min arasındaki farkı bilmeden yaşar, büyür ve ölür.
Rabbinin rahmet ve merhametini, sevgi ve güvenini fütursuzca suistimal eder.
İblisin kıyamete kadar sürecek insan düşmanlığı ahdinden habersiz yaşar.
Tüm Peygamber ve kitapların insanları hak yola ve tevhide çağırdığından habersiz nefes alır, verir.
Her işe, her lokmaya, her söze Allah’ın adıyla başlamaktan imtina eder.
Şükretmeyi çoğu zaman unutur ve nimetlerden hesaba çekileceğinden gaflet içindedir.
Bir ağacın gölgesinden, bir bardak soğuk sudan, bir yarım hurma tanesinden hesaba çekileceğini unutur.
İnsan sevgisinin tabiat ve hayvan sevgisiyle başladığını anlayamaz.
Veren elin, alan elden hayırlı olduğunu sezemez.
Peygamberimizin örnek ahlakı yerine, kıyafeti ile ilgilenir.
Cennet nimetine kavuşmak umudu, inancı ve gayreti yerine, hurilerin yaşı ve göz rengiyle alakadar olur.
Tevekkülden, tefekkürden, zikirden uzak yaşar.
Beden, kainat ve Kur’an ayetlerini fark etmekten, okumaktan, ibret çıkarmaktan uzaktır.
Bir hücre neyse, kâinatın da o olduğunu göremez.
Tüm kainatı en küçük zerresine kadar tek bir yaratan olduğu ve o yaratanın “Allah” olduğunu yüreğinde hissedemez.

Daha saymaya gerek var mı?

İşte bu yüzden insan zalim, cahil ve nankördür, zavallıdır.

İnsan zalim, cahil ve nankördür

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira Yüce Allah’ın, mübarek kelamı Kur’an’da lanetlediği şeylerden birisi elbette “yalan ve iftira”dır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir